Binek Oto Alımı Sırasında Ödenen Kdv İndirim Konusu Yapılabilir mi?

Vesilkalık-2

 

Binek oto olarak değerlendirilen araçların alımı sırasında ödenen Kdv’nin indirimi hususunda bazen tereddütler yaşanabilmektedir. Öncelikle alınan araç binek oto mudur? Değil midir? Sorusunun cevabını bulmamız gerekecektir. Ancak bu soruya cevap alabileceğiniz birden fazla kanun vardır. Zaten bu durum işi karışık hale getirmektedir. Peki biz bu kanunlardan Motorlu taşıtlar vergisi kanunu, Ötv Kanunu, Kdv Kanunu’ndan hangisini dikkate almalıyız? Motorlu taşıtlar vergisi kanununa göre kamyonet olarak nitelendirilen bir araç kdv kanununa göre binek oto olabilmektedir.

Aracın türünü tespit edildikten sonra ise ödenen kdv’yi indirim konusu yapıp yapamayacağımızı tespit etmek gerekmektedir.

Katma Değer Vergisi Kanunun 29/1 inci maddesinde mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den Kanununda aksine hüküm bulunmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler nedeniyle ödenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’den indirebilecekleri, 30/b maddesinde ise faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen KDV’nin vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin ”III/C-2. İndirilemeyecek KDV” başlıklı bölümünde yapılan açıklamalara göre; Kanunun 30/b maddesine göre, faaliyetleri; kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması, taksicilik işletmeciliği yapılması veya binek otomobillerinin çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları binek otomobillerinin alışlarında ödenen ve faturalarda ayrıca gösterilen KDV indirim konusu yapılabilir. Buna göre, binek otomobillerini yukarıda belirtildiği şekillerde işleten mükellefler bu amaçla kullanılan binek otomobilleri ile ilgili olarak indirim hakkından yararlanabilir.

Mükelleflerin işletme amacı dışında iktisap ettikleri (alıp-sattıkları, ticari mal olarak değerlendirdikleri) binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen KDV’nin indirimi mümkün değildir. İndirim konusu yapılamayan bu vergi, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları çerçevesinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilir. Bu uygulama binek otomobili işletmeciliği ile uğraşan mükelleflerin işletme amacı dışında satın aldıkları binek otomobilleri için de geçerlidir.

SMMM – Denetçi

Menderes Çetin

 

Reklamlar

Muhtasar Beyannameyi Hazırlarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?(3)

Muhtasar Beyannameyi Hazırlarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?(3)

17.04.2015 ve 21.04.2015 tarihli yazıların devamıdır.

Aşağıda yapılan açıklamalar e-beyanname düzenleme sisteminde yapılan son değişikliklere istinaden büyük önem taşımaktadır.

İŞYERİ /İŞÇİ BİLGİLERİ

Vergi Bildirimi Kulakçığında Ödeme Türü Kodu Olarak 011,012, 013, 014, 015, 016, 017, 018, 019, 020) ödeme türü kodları varsa bu İşyeri/İşçi Bilgilerine ait Ek doldurulmalıdır. Bu ödeme türlerine ait bilgi yoksa İŞYERİ / İŞÇİ BİLGİLERİ bildiriminin doldurulmasına gerek yoktur.

Bu tablo doldurulmadığı sürece Vergi Bildirimi Tablosunda bulunan (Asgari Ücretli/Diğer Ücretli (Gelir Vergisi Muaf / İstisna – SGK Muaf / İstisna ) satırlarında bilgi olmayacaktır. Bu ekte bulunan tablolar birbiri ile bağlantılıdır.

İşyeri Türü : Merkez / Mükellefiyetsiz Şube :Vergi Dairesine Muhtasar Beyanname vermek zorunda isek işyeri türü olarak Merkez seçilmelidir. Eğer Muhtasar yönünden bağlı olduğumuz vergi dairesine dilekçe vererek mükellefiyetsiz şube açılmış ise, hem merkeze ait bilgileri hem de mükellefiyetsiz şube ayrı ayrı satır olarak yazılacaktır. Birden fazla mükellefiyetsiz şube olabilir. Her Mükellefiyetsiz şube ayrı ayrı yazılmalıdır.

İşyeri Kodu (Şube No) : Tablonun bu alanına, mükellefin açmış bulunduğu işyerleri için ( Merkez, Mükellefiyetli Şube; Mükellefiyetsiz Şubeye) Gelir İdaresinin vermiş olduğu sayısal numaraları ifade etmektedir. Mükelleflerin bu kodu bulmaları için İnternet Vergi Dairesine Şifre ile girerek mükellefin vergi kimlik numarası yazılması durumunda, girilen sicil numarasına ait Merkez, Mükellefiyetli Şube; Mükellefiyetsiz Şubelerin Vergi Dairesi itibariyle bilgileri görülecektir. Mükellef tarafından kapatılmasına rağmen bu listede faal olarak görülen şubelere ait bilgiler ilgili vergi dairesine müracaat ettirilerek kapatılır.

Ancak listede olması gerektiği halde olmayan şubeler için ise yine ilgili vergi dairesine müracaat edilerek kayıtın kısa sure de yapılması sağlanmalıdır.

İşyeri Adı: Firmanın adı yazılacaktır.

İşyeri Adres No :Bu işyerine ait Adres Numarası yazılacaktır.

İşyeri Mülkiyet Durumu: İşyerinin mülkiyet durumu yazılacaktır. İşyeri alanı Şantiye, Konteynır vb ise Diğer işaretlenmelidir.

İŞÇİ BİLGİLERİ

İşyeri Kodu (Şube No) : Bu alana giriş yapılamaz işyeri bilgilerinde yazılı bilgiler bu alana taşınır.

SGK İşyeri Numarası: 506 sayılı kanun ve 5510 sayılı kanun işyeri numarasının nasıl alınacağını açıklamaktadır. İlgili kanun ve yönetmelikler gereği alınan bu numara/numaralar Sosyal Güvenlik Kurumu İşyeri numarası alanına yazılacaktır. Merkez veya Mükellefiyetsiz Şubede birden fazla (Gerekçeleri farklı olabilir) alınan Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri Numarasının bulunması mümkündür. 4a / 4c kapsamında çalışmalarda ayrı ayrı Sosyal Güvenlik Numarası verilmektedir. Örnek : Bir Mermer Fabrikasında İşyeri türü sadece Merkez olmasına rağmen birden fazla İşyeri Sosyal Güvenlik Numarası bulunabilir. (Büro için ayrı Nakliye işi için ayrı, Mermer kesimi için ayrı ) Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri numarası verilmiş olabilir. Bu durumda her Sosyal Güvenlik Kurumu İşyeri numarasında çalışan kişiler ayrı ayrı bildirilmelidir.

Asgari Ücretli Kadın: Bu alana belirtilen Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri numarasında, Asgari Ücretle çalışan kadın personelin sayısı yazılacaktır.

Asgari Ücretli Erkek: Bu alana belirtilen Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri numarasında, Asgari Ücretle çalışan erkek personelin sayısı yazılacaktır.

Asgari Ücretli Engelli: Bu alana belirtilen Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri numarasında, Asgari Ücretle çalışan kadın ve erkek personelden kaç tanesinin engelli olduğu yazılacaktır.

AÇIKLAMA: Engelli personelin Gelir Vergisi veya Sosyal Güvenlik kurumundan engel derecesine göre muafiyet veya istisnadan faydalanması önemli değildir. Burada sadece 4857 Sayılı Kanunun 30 Maddesi gereği çalıştırılan engelli sayısı yazılacaktır.

Diğer Ücretli Kadın: Bu alana belirtilen Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri numarasında, Diğer Ücretle çalışan kadın personelin sayısı yazılacaktır.

Diğer Ücretli Erkek: Bu alana belirtilen Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri numarasında, Diğer Ücretle çalışan erkek personelin sayısı yazılacaktır.

Diğer Ücretli Engelli: Bu alana belirtilen Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri numarasında, Diğer Ücretle çalışan kadın ve erkek personelden kaç tanesinin engelli olduğu yazılacaktır.

AÇIKLAMA: Engelli personelin Gelir Vergisi veya Sosyal Güvenlik kurumundan engel derecesine göre muafiyet veya istisnadan faydalanması önemli değildir. Burada sadece 4857 Sayılı Kanunun 30 Maddesi gereği çalıştırılan engelli sayısı yazılacaktır.

Gelir Vergisinden Muaf / istisna Ücretli Kadın: Bu alana Gelir Vergisi Kanunu gereği, ücretlerinden gelir Vergisi kesilmeyen kadın personelin sayısı yazılacaktır. Ancak Ödeme türü kodu 016 (Yeraltı Maden işyerlerinde çalışanlar) ve 017 4691 sayılı Teknoloji Bölgelerinde çalışan personele ait bilgiler yazılabilir. Bu kodların dışında çalışan kişilere ait bilgiler yazılamaz.

Gelir Vergisinden Muaf / istisna Ücretli Erkek: Bu alana Gelir Vergisi Kanunu gereği, ücretlerinden gelir Vergisi kesilmeyen erkek personelin sayısı yazılacaktır. Ancak Ödeme türü kodu 0016 (Yeraltı Maden işyerlerinde çalışanlar) ve 0017 4691 sayılı Teknoloji Bölgelerinde çalışan personele ait bilgiler ; 0019: Gemi Çalışanları / Dar Mükellef Kurumların İrtibat Buroları/ Apartman kapıcıları/GVK 23.Madde kapsamında yapılan ödemelere, ait bilgiler yazılır. Bu kodların dışında çalışan kişilere ait bilgiler yazılamaz.

Gelir Vergisinden Muaf / istisna Engelli: Bu alana Gelir Vergisi Kanunu gereği, ücretlerinden gelir Vergisi kesilmeyen kadın, erkek personelden kaç tanesinin engelli olduğu yazılacaktır.

AÇIKLAMA : Bazı ödeme türü kodları belirli oranda Gelir Vergisinden muaf/istisna olmasına rağmen beyannamenin Gelir Vergisi Muaf kısmına 0016; 0017 ve 0019 kodlarının dışında kullanılması mümkün değildir.

Örnek :Ödeme türü kodu 013 Kıdem tazminatı üst limiti aşmadığı sürece Gelir Vergisinden Muaf olduğu bilinmektedir. Ancak buraya yazılamaz. Nedeni 013 ÖDEME TÜRÜ KODUNDA yukarıda (ilgili kodda(013)) açıklandığı gibi işveren üst limitin üzerinde kıdem tazminatı verebilir. Herhangi bir cezası yoktur.

SGK Muaf / istisna Ücretli Kadın: Bu alana çalışan veya hizmet veren kişiye bir ücret ödenmesine rağmen ödenen ücret SGK kesintisine tabi olmaması durumunda doldurulacaktır. SGK kesintisi yapılmayan kadın sayısı yazılacaktır.

SGK Muaf / istisna Ücretli Erkek: Bu alana çalışan veya hizmet veren kişiye bir ücret ödenmesine rağmen ödenen ücret SGK kesintisine tabi olmaması durumunda doldurulacaktır. SGK kesintisi yapılmayan erkek sayısı yazılacaktır.

SGK Muaf / istisna Engelli: Bu alana Sosyal Güvenlik primi kesilmeyen kadın, erkek personelden kaç tanesinin engelli olduğu yazılacaktır.

AÇIKLAMA : Sosyal Güvenlik Kurumuna ait prim kesilmeyen ödeme türü kodları şunlardır.

013,014,015,016,017,018, ödeme türü kodları içerisinde sadece bu kodların bulunması durumunda SGK primi kesilmeyen kişilerin sayısı yazılacaktır. Bu kodların dışındaki ücret grubunda bulunan kodlar yazılamaz.

Genel açıklama: sgk muaf / istisna veya gelir vergisi muaf/istisna ’ya yazılan sayı asgari ücretli personel sayısına veya diğer ücretli sayısına toplanması gerekmektedir.

Nedeni ise toplam personel içinden sgk muaf veya gelir vergisi muaf sayısını bulmaktır. Eger beyannamede hiç asgarı ücretli (0011 ödeme türü kodu) veya diğer ücretli (0012 ödeme türü kodu) yoksa bu kodlardan herhangi bir tanesi vergiye tabi işlemler kulakçığına eklenecek (ödemenin gayri safi tutarına ve vergiye tabi tutara 0 (sıfır) yazılarak) kayıt yapılacaktır. Aksi halde kayıt yapılamaz.

SMMM – Denetçi

Menderes Çetin

Yönetim Kuruluna Tüzel Kişiyi Temsilen Katılanlara Yapılan Ödemelerde Vergilendirme Nasıl Olmalı?

Vesikalık-Olcay

 

Yeni Türk Ticaret Kanunu, anonim şirket yönetim kurulunun yapısına ve işlevlerine yönelik birçok değişiklik ve yenilik getirmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmaları zorunluluğunun ortadan kaldırılması, tek kişilik yönetim kuruluna imkan sağlanması, tüzel kişilerin tüzel kişilik olarak yönetim kuruluna seçilmesi bunlara örnek olarak gösterilebilir.

Kanunun 359/2 bendi ile gerçek kişiler yanında, tüzel kişilerin de, tüzel kişilik olarak yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine olanak sağlanmıştır. Ayrıca aynı maddenin devamında, böyle bir durumda, tüzel kişiyle birlikte, -bu tüzel kişi tarafından belirlenen ve tüzel kişi adına yönetim kurulunda bulunacak olan- bir gerçek kişinin de tescil ve ilân olunmasını, bu tescil ve ilânın yapılmış olduğunun ayrıca şirketin internet sitesinde hemen açıklanmasını zorunlu tutmuştur. Tüzel kişi yönetim kuruluna bizzat gelemeyeceği için toplantıya katılacak olan gerçek kişi onun tarafından belirlenecek ve onun adına tescil ve ilân olunacaktır. Toplantılara ise anılan gerçek kişi katılıp oy kullanacaktır. Ancak, kullanılan oy tüzel kişinin olacaktır. Tescil, bu yönüyle, tüzel kişinin üyeliğini söz konusu gerçek kişinin kişiliğinde somutlaştırıp belirgin konuma getirmekte ve bu yönden kurucu bir etkiye sahip bulunmaktadır.

Peki yönetim kurulu üyeleri arasında bir tüzel kişiliği temsilen gerçek kişi olması durumunda; yapılacak olan huzur hakkı bu kişiye yapılan bir ödememi olacaktır? Yoksa onun temsil ettiği kuruma yapılan bir ödememi olacaktır?  

Sorunun cevabını aşağıda yer alan Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 11.04.2014 tarih 64597866-125[6-2015]-49 sayılı özelgede bulabiliriz.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

Tarih: 11/04/2014
Sayı: 64597866-125[6-2015]-49
Kapsam

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şirketinizin iştiraki bulunduğu bazı tüzel kişiler nezdinde yönetim kurulu üyesi seçildiği ve bu yönetim kurullarında şirketinizi temsilen gerçek kişilerin görevlendirildiği belirtilerek, tüzel kişi yönetim kurulu üyesi sıfatıyla elde edilecek huzur hakkının şirket tüzel kişiliği veya şirket temsilcisine ödenmesi halinde kurumlar vergisine, gelir vergisine ve katma değer vergisine tabi olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

I-KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında, kurum kazancının gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluştuğu hükmüne yer verilmiş olup; 6 ncı maddesinde de, kurumlar vergisinin, mükellefin bir hesap dönemi içinde elde ettiği safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, bu kazancın tespitinde de Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde,”Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tâbidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.” hükmüne yer verilmiş olup, 2 nci maddesinde de gelire giren kazanç ve iratlar yedi bent halinde sayılmıştır.

Aynı Kanunun “Ücretin tarifi” başlıklı 61 inci maddesinde; ücretin, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu; ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği hükmüne yer verilmiş olup, 94 üncü maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ise hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104 üncü maddelere göre tevkifat yapılacağı hükme bağlanmıştır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 359 uncu maddesinin birinci fıkrasında, anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulunun bulunacağı; ikinci fıkrasında, bir tüzel kişinin yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişinin de tescil ve ilan olunacağı; ayrıca, tescil ve ilanın yapılmış olduğunun, şirketin internet sitesinde hemen açıklanacağı; tüzel kişi adına sadece, bu tescil edilmiş kişinin toplantılara katılıp oy kullanabileceği hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun 394 üncü maddesinde ise yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceği hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre; iştirak ettiğiniz bazı tüzel kişiler nezdindeki yönetim kurulu üyeliğiniz nedeniyle bu iştirakleriniz tarafından ödenen huzur hakkı bedelleri şirketinizin geliri sayılacağından, bu bedellerin kurum kazancınıza dahil edilerek vergilendirilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, yönetim kurulu üyeliğiniz dolayısıyla iştiraklerinizden alınan huzur hakkı bedellerinden, şirketinizi söz konusu yönetim kurullarında temsil eden personelinize tarafınızca yapılacak ödemeler ücret olarak kabul edileceğinden, bu ödemeler üzerinden şirketiniz tarafından Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre gelir vergisi kesintisi yapılması gerekmekle birlikte söz konusu ücretin kurum kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

II-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;

1/1 inci maddesinde; ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’nin konusunu oluşturduğu,

4/1 maddesinde; hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemlerin; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi, şekillerde gerçekleşebileceği,

20/1 inci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu,

hükümlerine yer verilmiştir.

Diğer taraftan, KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile Kararname eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8, listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için %18 olarak tespit edilmiştir.

Bu hükümler çerçevesinde; Şirketinizin, iştiraki olduğu firmaların yönetim kurulu üyeliğinden elde ettiği bedeller,  bu firmaların yönetim ve idaresine yönelik hizmetin karşılığı olduğundan; bu bedellerin, genel oranda (%18) KDV’ye tabi tutulması gerekmektedir.

Geç Gelen Faturaların Kayıtlara Alınması

Vesikalık-Olcay

 

2014 yılı kurum kazançlarına ait beyannamenin verileme süresinin sonuna yaklaşılmakta olan şu günlerde hala geçmiş yıl (2014) tarihini taşıyan faturaların kayda alınması için muhasebe departmanlarına iletildiği görülebilmektedir. İşte böyle bir durumda, yani geçmiş yıl tarihini taşıyan bir faturanın ertesi yıl içinde elimize ulaşması halinde muhasebe kayıtlarında ve beyannamede yapılabilecekleri aşağıda maddeler halinde kısaca açıklamaya çalıştım.

Konuyu gider (tüketilmiş değer) faturaları ve (tüketilmemiş varlıklarla) stokla ilgili faturalar olmak üzere iki ayrı açıdan değerlendirmek doğru olacaktır.

STOK FATURALARINDA

Geç gelen fatura bir varlığa ilişkin olup geçmiş yıl gideri niteliğinde değilse (gelir-gider etkisi yaratmadığı için) sonraki yılda kdv dâhil tutarı ile kayda alınabilmelidir. Esasen bu fatura geçmiş yılda kdv dâhil kayda alınsaydı, mal bedeli olduğu ve stokta durduğu için aynen sonraki yıla devir edecekti dolayısıyla kdv tutarının vergi dairesinin görüşüne paralellik arz eder şekilde maliyetle ilişkilendirilmiş ve dönemine kaydedilmiş olacaktır.

 

GİDER FATURALARINDA

1-    Belgenin Aralık ayı Kdv beyannamesi verildikten sonra, Kurumlar Vergisi Beyannamesi verilmeden önce gelmesi (ve işlemin bu tarihte yapılması) halinde;

1.1          Düzeltme Kdv beyannamesi verilirse;

Süresinde verilmiş olan Aralık ayına ait kdv beyannamesine düzeltme verilip geçmiş (fatura tarihini içeren) yıla kayıt yapılarak kdv indirim hakkından yararlanılabilir. Ancak bu durumda kdv beyannamesinde indirimin artışı (ödemenin azalması) nedeniyle mükellefin incelemeye sevk edileceği unutulmamalıdır.  (Yine de mükelleflerin bir YMM ile tam tasdik sözleşmesi bulunması ve düzeltmenin tam tasdik yapan YMM tarafından 20 seri no.lu SM, SMM ve YMM Kanunu Genel Tebliği’nin (D) bölümünde yapılan açıklamalara istinaden bir rapora bağlanması halinde, düzeltme işlemi incelemeye sevk edilmeyebilecektir. Çünkü YMM raporları inceleme raporu olarak kabul edilmektedir.) Ayrıca düzeltmenin fiilen yapıldığı/yapılacağı gün ile yasal defterlere kayıt yapılabilecek olan son gününde kıyaslaması gereklidir. Yasal defterlere kayıt yapma süresi (45 gün) sonrasında düzeltme beyannamesi verilmesi halinde yasal süresi içinde ilgili yıla kayıt yapıldığını ispat etmek zorlaşacaktır. Böyle bir durumda 45 günlük süre geçtikten sonra kayıt nizamı hükümlerine uyulmadığı için VUK 352’nci maddesinin (I) bendinin 6 fıkrası gereği 1’inci derece usulsüzlük cezası kesilecektir.

1.2          Düzeltme Kdv beyannamesi verilmezse

1.2.1. Geç gelen belgede yer alan KDV için indirim hakkından, gelir veya kurumlar vergisi için gider yazabilme hakkından yararlanamama hali;

Takvim yılı veya hesap dönemi kapandıktan sonra gelen faturada yer alan KDV miktarı küçük olup, pratik bir çözüm aranıyorsa ve kapanan yıla ilave kayıt yapılmak istenmiyorsa, KDV dâhil tutar, yeni yılda kanunen kabul edilmeyen gider yazılabilir. Bu çözüm pratik olmakla beraber, mükellefe, geç gelen belgede yer alan KDV miktarı için indirim hakkından yararlanamaması ve geç gelen belge herhangi bir gidere ilişkin ise, gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alamaması gibi, gelir veya kurumlar vergisi ile KDV yönünden mali hak kaybettiren bir yöntemdir.

1.2.2. Geç gelen belgede yer alan KDV’nin gelir veya kurumlar vergisi açısından gider yazabilmesi hali; (Faturanın 24.01. – 25.04 arasında gelmesi)

193 sayılı GVK’ya göre, bir takvim yılına ilişkin gelir vergisi beyannamesi izleyen yılın Mart ayı içinde, 5520 sayılı KVK’na göre, bir hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın içinde verileceği belirtilmiştir. Bu şekilde vergi kanunları, geçmiş yıl hesaplarını kesinleştirmeleri için gelir vergisi mükelleflerine 3 ay kurumlar vergisi mükelleflerine 4 ay süre tanımaktadır. Bu zaman zarfında geçmiş yıl tarihini taşıyan belgelerine ilişkin kayıtlarını kapanan yıl defterlerine yapılması mümkündür. İlgili gider veya maliyet hesabının karşılığında cari hesabının/tahakkuk hesaplarının kullanılması ile kayıt yapılabilir. Ancak bu işlemin yapılmasın da (en fazla 45 gün olan) yasal kayıt süresinin gözetilmesi gerekmektedir. Eğer bu süre geçilmişse geçmiş yıl defterine kayıt yapmadan sadece beyanname üzerinde (diğer indirimlerde) belirtmek suretiyle geç gelen belgedeki kdv dâhil tutar ilgili olduğu yıl ile ilişkilendirilebilir. Eğer beyanname üzerinde (diğer indirimlerde) belirtilirse sonraki yıl kayıtlarında kdv dâhil tutar ile 681-Önceki yıl giderlerinde (kkeg olarak) kayda alınmalıdır. Sonraki yılda 681 hesap yerine 570 ya da 580 hesabın kullanılmasını da tercih edenler olabilir. (681 hesap kaydı ticari karı ve dolaylı olarak dağıtılacak karı etkilemektedir.)  Eğer (45 günlük) yasal kayıt süresi geçilmemişse geç gelen faturayı geçmiş yıl yasal defterlerine ilgili gider veya maliyet hesabı karşılığında tahakkuk kaydı yapmak suretiyle dönem hesaplarıyla ilişkilendirebiliriz.

Ayrıca eğer 45 günlük süre geçtikten sonra Kayıt nizamı hükümlerine uyulmaması halinde ise VUK 352’nci maddesinin (I) bendinin 6 fıkrası gereği 1’inci derece usulsüzlük cezası kesileceği hüküm altına alınmıştır.

Konu Hakkında Verilen Özelgelerden;

  • İstanbul Defterdarlığı, Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 24.12.2003 tarih ve 8141 sayılı özelgesi

Vergi İdaresince verilen bir görüşte; 2003/Aralık dönemine ilişkin olarak 2004/Ocak ayında gelen satıcı faturalarının 2004 yılı kayıtlarına kaydedilmiş olması durumunda faturada yer alan KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün olmadığından 2003 yılı kurumlar vergisinin tespiti yönünden mahiyetine göre gider ya da maliyet olarak dikkate alınabilecektir.açıklamalarına yer verilmiştir.

  • İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nca verilen 08.05.2006 tarih ve 4.35.17.01/KDV.02.401/3981 sayılı özelgesi

 “…3065 sayılı Katma Değer Vergi Kanunu’nun 29/1, 30/d, 34/1 ve 58. Maddeler hükümleri ile 23 Seri No’lu KDV Genel Tebliği’nde yapılan açıklamalar uyarınca, ilgili takvim yılından sonraki dönemde gelen ve geldiği dönemdeki kayıtlara intikal ettirilen ancak, vergi dahil toplam bedel üzerinden düzenlenen faturalarda yer alan tutarların Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indiriminin mümkün bulunması halinde, toplam tutar içinde yer alan katma değer vergisinin de Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahının tespitinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmaktadır.”

  • 13/08/2012 tarih B.07.1.GİB.4.06.18.02-105-[219- -8749]-827 sayılı özelge

2011 tarihi itibariyle mutabakat sağlandığı anlaşılmış olup, bu nedenle …/2010 tarihli faturanın 2010 yılı defterinize kaydedilmesi mümkün bulunmamakta olup, genel muhasebe ilkelerine uymak ve ilgili yıl gelir hesaplarıyla bağlantı kurulmak suretiyle söz konusu faturanın içinde bulunan yılın defterlerine kaydedilmesi gerekmektedir.)

2-    Belgenin Aralık ayı Kdv Beyannamesi ve Kurumlar Vergisi Beyannamesi verildikten sonra yasal defter kapanış tasdiki yapılmadan önce gelmesi halinde;

Belgenin ait olduğu yıla kdv dâhil tutarı üzerinden kayıt edilmesi ya da kdv dâhil tutarı ile sadece kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden (diğer indirimler) işlem yapılması mümkündür. Ancak kurumlar vergisi beyannamesine düzeltme verileceği için incelemeye sevk edilmesi muhtemeldir. Ayrıca belgedeki kdv’nin indirim hakkından da yararlanmak istenilmesi halinde aralık ayı kdv beyannamesine düzeltme verilmesi gerekecektir. Bunun içinde ayrıca incelemeye sevk olunacaktır.  Kayıt nizamı hükümlerine uyulmadığı için VUK 352’nci maddesinin (I) bendinin 6 fıkrası gereği 1’inci derece usulsüzlük cezası kesileceğini unutmamak gerekecektir.

SMMM – Denetçi

Menderes Çetin

 

Muhtasar Beyannameyi Hazırlarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?(2)

Vesikalık-Olcay

17.04.2015 tarihli yazının devamıdır.

Ödeme Türü Kodu 21: Bu ödeme türü ile yapılacak kesintiler 3.2.2009 tarih ve 2009/14592 sayılı B.K.K ile açıklanmıştır. Kanun maddesine göre; “Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç); denilmektedir. Aynı kanunun 2-a bendi ise tevkifatın oranını belirtmektedir.

Ödeme Türü Kodu 22: GVK nu 18. Maddesindeki serbest meslek ödemelerini içermektedir.

Ödeme Türü Kodu 31: Birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işlerine ilişkin olarak yapılan hakediş ödemeleri üzerinden yapılan vergi kesintileri bu koda yazılması gerekmektedir.

Ödeme Türü Kodu 32: Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara, bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemelerinden vergi kesintisi yapılacaktır. GVK 42.Maddesi uyarınca inşaat ve onarım işlerinin yıllara sari olarak değerlendirilmesi ve hakkediş kesilebilmesi için;

İşin birden fazla takvim yılında yapılmış (sirayet etmiş) olması gerekir.

Bir Taahhüde (sözleşmeye) bağlanmış olması gerekmektedir.

Ödeme Türü Kodu 41: Kira Ödemesi : GVK 70.Madde kapsamında kiralanan işyerlerine ait bilgiler bu kodla beyan edilecektir.

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi uyarınca, vakıflara (mazbut vakıflar hariç) ve derneklere ait taşınmazların kiralanması karşılığında, bunlara yapılan kira ödemelerinden gelir vergisi kesintisi yapılacaktır.

Bu kesintinin yapılmasında, kendisine kira ödemesinde bulunulan derneğin, kamuya yararlı dernek ya da vakfın Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıf olması önem arz etmemektedir.

Sendikalar, ticaret odaları, sanayi odaları, ticaret borsaları, esnaf odaları ve bunların birlikleri ile diğer mesleki kuruluşlara ait oda ve birlikler, siyasi partiler, emekli ve yardım sandıklarına yapılan kira ödemelerinden de gelir vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Ödeme Türü Kodu 42: Kira Ödemesi: Kooperatiflere ait taşınmazların kiralanması durumunda bu kod kullanılmaktadır. Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, kooperatiflere ait taşınmazların kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemeleri üzerinden vergi kesintisi yapılacaktır.

Söz konusu kira ödemeleri üzerinden yapılacak vergi kesintisinde, kooperatifin türü, mükellef veya muaf olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Ödeme Türü Kodu 61: Tam Mükellef Kurumlar Tarafından; Tam Mükellef Kurumlara, Tam Mükellef Gerçek Kişilere, Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükellefi Olmayanlara ve Gelir Vergisinden Muaf Olanlara Dağıtılan Kar Payları:

Gelir İdaresi Başkanlığı Kar dağıtımı ile ilgili olarak MUH30 diye ek bir beyanname Mayıs döneminde almakta idi. Ancak Daha sonradan muhtasar beyanname ile 061 ödeme türü kodundan alınmasına karar verildi. 3 aylık dönem itibariyle beyanname veren bir mükellef dönemin ilk ayında kar dağıtımı yaparsa ek beyanname mi verecek? Hayır, dönem beyannamesi ile kar dağıtımını yazarak beyanname verecektir. Ancak Kimlere kar dağıtımı yapıldığı yazılması gerekir. Aksi halde kar dağıtımı alan kişi vergi indiriminden faydalanamaz.

Ödeme Türü Kodu 62: Tam Mükellef Kurumlar Tarafından; Dar Mükellef Gerçek Kişilere, Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükellefi Olmayanlara ve Gelir Vergisinden Muaf Olanlara Dağıtılan Kar Payları

Üst maddedeki açıklamalar burada da geçerlidir.

Ödeme Türü Kodu 91,93,95 : Zirai Mahsuller ve Hizmetler :

80 sayılı Belediyelerce kurulan Toptancı Hallerin Sureti İdaresi Hakkındaki Kanuna göre sebze ve meyve komisyoncuları Ticaret Borsalarında Tescil ettirilerek Satın Alınan Diğer Zirai Mahsullere ait bilgiler bu koda yazılacaktır. Alınan Zirai Mahsulle ilgili olarak Ticaret Borsalarına tescil yaptırılması ve beyanname verilmesi sonrası bu kod kullanılmalıdır. Ticaret Borsasına beyanname verilmeden bu kodun kullanılması durumunda, inceleme anında mükellefler zor duruma düşmektedir. Ticaret Borsasına verilen beyannamenin detayı vergi dairelerine bir dilekçe ekinde verilmektedir. Bu belgenin elektronik ortamda vergi dairesine verilmemesi ilerde çıkacak aksaklıklara neden olabilir.

Teknolojinin çok hızlı ilerlediği günümüzde Gelir İdaresinin “Ticaret Borsasına Verilen Beyannamenin detayını elden vergi dairesine bir dilekçe ile istemesinin mantığı anlaşılamamaktadır. Mükellef/Meslek Mensubu dilekçe ile eki (Ticaret Borsasına Verilen Beyannamenin detayını vermeyi ) veya dilekçeyi süresi içinde yetiştirememesi durumun VUK kanunu gereği ek cezalar kesilmektedir.

Halbuki beyannamenin ekinde konulması durumunda Mükellef/Meslek mensubu Vergi Dairesine gitmeyecek hem ekonomik kaybı olmayacak hem de bu eki vermeyi unutmayacaktır.

Ödeme Türü Kodu 92,94,96: Zirai Mahsuller ve Hizmetler : 80 sayılı Belediyelerce kurulan Toptancı Hallerin Sureti İdaresi Hakkındaki Kanuna göre sebze ve meyve komisyoncuları Ticaret Borsalarında Tescil ettirilmeksizin Satın Alınan Diğer Zirai Mahsullere ait bilgiler bu koda yazılacaktır. Alınan Zirai Mahsulle ilgili olarak Ticaret Borsalarına tescil yaptırılması durumunda bu kod kullanılmalıdır. Ticaret Borsasına beyanname verilmediği için vergi dairesine bu konuda bilgi verilmez. Ancak her ilk ödeme türü kodunun veri oranları birbirinden farklıdır.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

 

Muhtasar Beyannameyi Hazırlarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?(1)

Vesikalık-Olcay

 

Son dönemde muhtasar beyannamede yapılan değişikliklere istinaden kullanıcıların beyannameyi tanzim ederken bazı sorunlarla karşılaştığı, beyannamedeki veri girişi istenen alanlara ne yazılması gerekeceği konusunda tereddütlerin olduğu görünmektedir. Muhtasar beyannamenin doğru bir şekilde girilebilmesi için aşağıdaki (Ücret adı altında listelenen 11. ila 20. kodların) açıklamaların kullanıcılara faydalı olacağı kanısındayım.

Ödeme türü kodları hakkında açıklamaya geçmeden önce Gelir Vergisi Kanunu 94.Maddesine bakılmalıdır.

Gelir Vergisi Kanunu 94.Maddesi:

Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar. Demektedir.

Bu maddenin 1. Fıkrası: Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerin muhtasar beyannamede nasıl gösterileceği hakkında açıklama:

Ödeme Türü 011: Asgari Ücretli: Gelir Vergisi Kanunu 61.Maddesi gereği İşyerinde asgari ücretle çalışan personele yapılan ( iş kanunu gereği bankaya yatırılan veya elden ödemelerde makbuz kesilen) ödemenin Gelir vergisine tabii toplam tutarı ÖDEMELERİN Gayrisafi Tutarına kesilen toplam vergi ise Vergi Kesinti tutarına yazılacaktır.

Ödeme Türü 012: Diğer Ücretli: Gelir Vergisi Kanunu 61.Maddesi gereği İşyerinde diğer ücretle çalışan personele yapılan( iş kanunu gereği bankaya yatırılan veya elden ödemelerde makbuz kesilen) ödemenin Gelir vergisine tabii toplam tutarı ÖDEMELERİN Gayrisafi Tutarına kesilen toplam vergi ise Vergi Kesinti tutarına yazılacaktır.

Ödeme Türü 013: Kıdem Tazminatı Tutarı: 1475 sayılı İş Kanunu’nun kıdem tazminatını düzenleyen 14. maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun geçici 6. maddesi uyarınca halen yürürlüktedir.1475 Sayılı kanunun 14.maddesi Her tam yıl için işçiye ödenecek kıdem tazminatı tutarı, en yüksek devlet memuruna “bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini” aşamayacaktır demektedir.

Ayrıca aynı kanun kıdem tazminatı miktarına ilişkin 30 günlük süreyi, sözleşmeyle işçi lehine değiştirilebilir (1475 s. İş K.m.14/XII). Açıklaması ile sözleşmeyle, işçiye, 30 günlük ücreti yerine, bunu aşan bir süreye ilişkin ücreti üzerinden kıdem tazminatının ödenmesi kararlaştırılmasına imkan vermiştir.

Ancak, bu durumda dahi üst sınırın aşılması hukuken mümkün değildir. Bununla birlikte işveren, gerekli gördüğü takdirde tavanı aşar biçimde ödemeyi göze alabilir. Çünkü tavanı aşan ödemelere karşı, 1475 sayılı Kanun m.98/bent D hükmünün yürürlükten kalkmış olması (İş K.m.120) nedeniyle, uygulanacak bir cezai yaptırım kalmamıştır. ÜST SINIRI AŞAN MİKTAR GELİR VERGİSİNE TABİİDİR. BU NEDENLE bu ödeme türü kodunda Vergi Kesintisi tutarı alanına istenilen bilgi girilmesine müsaade edilmiştir.

İşyerinden ayrılan personele ödenen kıdem tazminatı bu ödeme türüne yazılacaktır. Birden fazla kişiye kıdem tazminatı ödenmiş olabilir. ÖDEMELERİN Gayrisafi Tutarı kısmına: Ödenen Kıdem tazminatının tutarı yazılacaktır. Vergi Kesinti tutarı alanına ise Yukarıda açıklanan nedenden dolayı Kıdem tazminatından Gelir Vergisi kesintisi yapılmış ise, Kesinti yapılan miktar yazılır. Üst sınırı geçmeyen miktar ise Gelir Vergisi kesintisi yapılmaması nedeniyle 0 yazılacaktır.

Ödeme Türü 014: Huzur Hakkı: Bu ödeme türünü Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu ve Sosyal Güvenlik Kanunu açılarından incelemek gerekmektedir.

GELİR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN BAKARSAK:

Huzur Hakkı Stopaj tabiidir. İşçi ücreti gibi kabul edilemez.

2361 Sayılı Kanunun 43.Maddesiyle değişen madde Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayinler ile sağlanan ve para ile temsil edilen menfaatlerdir. Ücrettin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun şeklini değiştirmez.

4.Bend: Yönetim ve Denetim kurulları başkanı veya üyeleriyle tasfiye memurlarına bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler demektir.

VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN BAKARSAK:

Huzur hakkını gelir vergisi kanunu ücret olarak kabul etmeyip stopaja tabii tutmasına rağmen, Vergi Usul Kanunu 128.Maddesi Yapılan bu ödeme için bordro yapılmasını istemektedir. Uygulamada Huzur hakkı ödenen bu kişiler için işyerleri ayrı bordro düzenlemektedirler.

TÜRK TİCARET KANUNUNA GÖRE:

Türk Ticaret Kanunu 394.Maddesi

Yönetim Kurulu Üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararı ile belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim veya yıllık kardan pay ödenebilir demektedir.

Kanunun özüne baktığımızda Kimlere verileceği ve nasıl verileceği ve miktarı da belirlenmiştir.

Kimlere verilecek: Anonim Şirketlerde Yönetim kurulu üyelerine, Limited şirketlerde ise Şirket Müdürüne verileceğini ifade etmektedir.

Nasıl Verilecek: Esas sözleşmede yazmak veya bu konuda yapılan Genel Kurulda karar almak şartını getirmiştir.

Miktarı Nedir: Bilindiği gibi yapılan Huzur Hakkı ödemeleri Kurum kazancından indirim konusu yapılmaktadır. Bu nedenle yapılan ödeme şirketin mali yapısına uygun ve makul olmalıdır. Emsal gözetilmelidir. Aksi takdirde Kurumlar Vergisi açısından örtülü kazanç sayılabilir.

SOSYAL GÜVENLİK KANUNU AÇISINDAN:

Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu üyeleri 5510 sayılı Kanunun 4-1 maddesi gereği Bağ-kurlu ise veya Limited şirket müdürü Bağ-kurlu ise Sigorta primi kesintisi yapılmaz demektedir.

Tüm bu açıklamalar sonrası Muhtasar Beyannamede Ödeme Türü Kodu 14 seçilmesi durumunda ait ÖDEMELERİN Gayrisafi Tutarı ve Vergi Kesinti tutarı alanlarına bilgi yazılacaktır. Ancak ekler kısmında SGK MUAF KISMINA HUZUR HAKKI ÖDENEN KİŞİLERİN SAYISI YAZILACAKTIR.

Ödeme Türü 015: İhbar Tazminatı: 4857 sayılı İş Kanununun 17.Maddesi İş aktinin nasıl fesih edileceğini ifade etmektedir. İşveren bildirim şartlarına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek akti tek taraflı olarak fesh edebilir. Bu durumda işçiye ihbar tazminatı ödenmektedir. Ödenen ihbar tazminatı Gelir Vergisine tabii olup 5510 Sayılı Kanunun 80.Maddesi gereği SGK primine tabii değildir.

Ödeme Türü 016: Yeraltı Maden İşçileri: Gelir Vergisi Kanunu 23 Madde gereği yeraltında çalışan personelin ücreti Gelir Vergisinden Muaftır. Ancak yer altında çalışan kişiler kendilerine belirlenen çalışma süresinin bir kısmını yer üstünde yaparlar ise bu süre için ödenen ücret Gelir Vergisine tabiidir. Yeraltında çalışılan süre için ödenen ücret Gelir Vergisinden Muaf olmasına rağmen Sosyal Güvenlik Priminden Muaf değildir.

Diğer bir konuda Çalışan kişi yerüstünde çalıştığı süreye ait kesilen Gelir Vergisi Muhtasar Beyannamede 012 Ödeme türü koduna yazılacaktır. Ekler Kısmında İşyeri /İşçi Bildirimi kısmında yeraltında çalışan personel sayısı Gelir Vergisi Muaf kısmına yazılacaktır.

Ödeme Türü 017: 4691 SAYILI KANUN KAPSAMINDA YAPILAN ÖDEMELER:

Teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin bölgedeki yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar 31.12.2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisnadır.

Yönetici şirket, bu Kanunun uygulanması ile ilgili işlemlerde her türlü VERGI, resim ve harçtan muaftır.

Bölgede çalışan; AR-GE ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri, 31.12.2023 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnadır.

– Teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketlerinin 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar da 31.12.2023 tarihine kadar gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

Bu istisnalar, TÜBİTAK- Marmara Araştırma Merkezi Teknoloji Serbest Bölgesi yönetici şirketi, bu bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ile bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve Ar-Ge personeli ücretleri bakımından da uygulanır. (TGBK Geçici md 2, KVGT 1)

Teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir veya kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde, sadece bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden de istisnadır. (KDVK geçici md 20)

Organize sanayi, endüstri veya teknoloji geliştirme bölgelerinde yer alan gayrimenkullerin ifraz veya taksim veya birleştirme işlemleri harçtan müstesnadır. (HK. md. 59/n)

Yukarıdaki açıklamada da görüldüğü gibi Teşvik kapsamında olan teknoloji bölgelerinde yapılan işlemler karşılığında ödenen ücretler Gelir Vergisinden istisnadır. Ancak belirtilen yerde çalışmak koşuluyla istisnadır. Teknoloji Bölgelerinde çalışmalar yüz okuma/parmak izi okuma sistemi ile yapılması nedeniyle çalışan personel iş kanunu gereği belirlenen sürenin ne kadar süresini teknoloji bölgelerinde yaptığı elektronik ortamda bilinmektedir.

Çalışan kişinin teknoloji bölgeleri dışında çalıştığı süreye ait kesilen Gelir Vergisi Muhtasar Beyannamede 012 Ödeme türü koduna yazılacaktır.

Ödeme Türü 018: Döner Sermaye/ Performans / Ek Ders Ödemesi / Ek Ödeme / Ek Ödeme /Diğer: Bu Ödeme türü birden fazla unsuru içermektedir.

Döner Sermaye Ödemesi: Gelir Vergisinden Muaf değildir.

Performans Ödemesi: Gelir Vergisine Tabiidir.

Ek Ders Ödemesi: Gelir Vergisine Tabiidir.

Ek Ödeme: Gelir Vergisine tabiidir. Diğer Gelir Vergisine tabii kazanç çeşitleri yazılacaktır.

Ödeme Türü Kodu 19: Gemi Çalışanları / Dar Mükellef Kurumların İrtibat Büroları/ Apartman kapıcıları/ GVK 23.Maddesi kapsamında çalışanlar: Bilindiği gibi 4490 Sayılı Kanun Kapsamında Uluslararası sularda çalışan gemi personeline ödenen ücretler Gelir Vergisinden istisnadır. Damga Vergisine ve SGK primine tabiidir.

Dar Mükellef Kurumların İrtibat Büroları: Gelir Vergisi Kanunu’nun 23/14’ncü maddesi hükmü gereği, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan, dar mükellefiyete tabi işverenlerin, yanında çalışan hizmet erbabına, işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden DÖVİZ olarak ödediği ücretler, gelir vergisinden istisnadır. İstisna hükmünün uygulanmasında dikkat edilecek hususlar 147 seri numaralı Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.

“— İşveren sıfatıyla ücret ödemesinde bulunan kurumların, Türkiye’de herhangi bir kanuni merkezinin veya iş merkezinin bulunmaması gerekir. Türkiye’de kanuni ve iş merkezi olmayan kurumların ise tam mükellef oldukları devlette hangi statüyü taşıdıkları, tüzel kişiliklerinin bulunup bulunmadığı, herhangi bir iktisadi işletmelerinin varlığı ya da yokluğu önem taşımayacaktır.

— Türkiye’de hizmet arz eden gerçek kişinin işveren sıfatıyla bağlı olduğu dar mükellef kurum, söz konusu kişiye döviz olarak ödediği ücretleri, doğrudan doğruya yurt dışında elde ettiği gelirinden ayırıp vermeli, hiç bir zaman için Türkiye’de elde ettiği kazanç ile ilgilendirmemelidir. Bu çerçevede ücret erbabının Türkiye’de tam mükellef veya dar mükellef statüsünü taşıması hiç bir önem taşımayacaktır. Ödeme, yurt dışında elde edilen gelir üzerinden yapılacağı için, Türkiye’deki faaliyetler nedeniyle bu ücretler Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi hükmüne göre gider olarak dikkate alınmayacaktır.

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının B.07.1.GİB.4.06.16.01/08-GVK-23-3 sayılı özelgesinde Türkiye’deki irtibat bürolarında çalışan işçilere ödenen bu nitelikteki ücretlerinde istisna kapsamında olduğu belirtilmiştir.

Genel olarak, ücret ödemeleri Türkiye’de işveren tarafından gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerektiği esasına bağlanmıştır. Ancak, 193 sayılı gelir vergisi kanunun 23/14 maddesinde düzenlenen istisna hükmü gereğince, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellef işverenlere tabi personele yapılan ücret ödemeleri, bu ödemelerin işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden DÖVIZ olarak yapıldığı şartıyla, gelir vergisinden istisna tutulmuştur.

Bu bağlamda, irtibat bürolarında çalışan personele yapılacak ücret ödemeleri belirli şartlar dâhilinde gelir vergisi kanunun 94. Maddesi kapsamında işveren tarafından yapılması gereken gelir vergisi tevkifatda bulunma zorunluluğundan istisna tutulacaktır. Sağlanması gereken şartlar aşağıda sırayla belirtilmiştir:

İrtibat Bürosunda çalışan personele yapılan ücret ödemelerinin döviz cinsinden olması gerekmektedir

  • Türkiye’de hizmet arz eden gerçek kişinin bağlı olduğu işverenin dar mükellef kurum olması, bu kurumun da Türkiye’de hiçbir şekilde kazanç elde edecek şekilde faaliyette bulunmaması
  • İrtibat bürosunda çalışan personelin hizmet erbabı ve yapılan ödemenin de ücret niteliğinde olması
  • Çalışan Personele Türkiye’de irtibat bürosu tarafından veya irtibat bürosu adına bordronun hazırlanması

İrtibat bürolarında çalışan personelin ücret gelirleri her ne kadar gelir vergisi ve damga vergisinden istisna edilse de; 5510 sayılı kanunun 4 (a) Maddesi gereğince, bir hizmet akdi ile işveren tarafından çalıştırıldıklarından, sigortalı sayılıp yine aynı kanunun hükümleri çerçevesinde uzun ve kısa vadeli sigorta kollarına ve işsizlik sigortasına tabi tutulacaklardır. Kısaca Sigortadan muaf değillerdir.

Bu ödeme türü kodunda özellik arz eden Gelir Vergisi Kanununun 23.Maddesi ile ilgili açıklamalar

Kanunun ilgili maddeleri aynen alınmıştır.

6.bendi: Hizmetçilerin ücretleri (Hizmetçiler özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde orta hizmetçiliği, sütninelik, dadılık, bahçıvanlık, kapıcılık gibi özel hizmetlerde çalıştırılanlardır.) (Mürebbiyelere ödenen ücretler istisna kapsamına dâhil değildir);

  1. bendine göre Apartman kapıcılarının çalışmaları Gelir Vergisinden Muaf /istisna olduğu belirtilmektedir.

Ayrıca 01.Nisan 2015 tarih ve 293113 sayılı resmi gazetede yayınlanan Sosyal Güvenlik Kurumu “Ev Hizmetlerinde 5510 Sayılı Kanunun Ek 9 Uncu Maddesi Kapsamında Sigortalı Çalıştırılması Hakkında Tebliğ” e göre, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun ek 9 uncu maddesine göre ev hizmetlerinde ay içinde 10 gün,10 günden az veya 10 günden fazla süre ile çalışanlara ödenen ücret 98 nolu Gelir Vergisi Sirküleri gereğince Gelir Vergisinden istisnadır.

Ödeme Türü Kodu 20: 4691 sayılı kanun kapsamında çalışan işverenler/ Muhtarlar/Elçiliklerde Çalışan Personel: Bunlar hem Gelir vergisinden hem de SGK dan muaftır.

Elçiliklerde Çalışan Personel ile İlgili açıklamalar:  GVK 95 Maddesi: Ücretlerini yabancı bir memleketteki işverenden doğrudan doğruya alan hizmet erbabı; Yabancı elçilik ve konsolosluklarda memur ve hizmetli olarak çalışanların ücretleri; tevkifata tabi değildir demektedir.

Muhtarlar: Köy ve Mahalle Muhtarlarının ücretleri Gelir Vergisinden muaftır. Muhtarlar Bağ-kur kapsamına alınması nedeniyle bunlar SGK primi de kesilmemektedir.

4691 Sayılı Kanun kapsamında çalışan işverenler fiili olarak işyerinde çalışmaları durumunda veya TUBITAK destekli proje bazında iş yapmaları durumunda Maliye Bakanlığı vermiş olduğu özelge ile bunlarında almış oldukları ücretin Gelir Vergisinden istisna olduğunu kabul etmiştir. İşveren olarak çalışan kişilerin Bağ-kur kapsamında olması nedeniyle de SGK dan muaftır.

GVK Kanunun 23 Maddesinin ilgili bendi aynen alınmıştır.

11.bendi (4697 sayılı Kanunun 2 inci maddesiyle değişen bent Yürürlük; 07.10.2001) Kanunla kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesinde belirtilen sandıklar tarafından ödenen emekli, malûliyet, dul ve yetim aylıkları (506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesinde belirtilen sandıklar tarafından ödenen aylıkların toplamı, en yüksek Devlet memuruna ödenen en yüksek ödeme tutarından fazla ise aradaki fark ücret olarak vergiye tabi tutulur.) (Genel, katma ve özel bütçelerden ödenen bu nevi aylıklar dahil)

11.bendi incelendiğinde Yardım sandıklarından emekli maaşı alan kişilerin almış oldukları maaş SGK priminden Muaf/İstisna olduğu gibi ödenen emekli aylığı, en yüksek Devlet memuruna ödenen en yüksek ödeme tutarından fazla ise aradaki fark ücret olarak vergiye tabi tutulur.) Fazla değilse Gelir Vergisi kesintisi de yapılmaz.

GVK 23/11 Madde kapsamında maaş alan kişiler buraya yazılacaktır. Örnek Merkez Bankasından emekli olduktan sonra maaş alan kişilerin maaşları bu koda yazılacaktır.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

Baba Olan İşçiler Artık Sizin de Doğum İzniniz Var

Vesikalık-OlcayBaba Olan İşçiler Artık Sizin de Doğum İzniniz Var

 

4857 sayılı İş Kanununda açıkça ifade edilmese de eşi doğum yapan işçiye işverenleri tarafından doğum izni verildiği görülmekteydi. Ancak kanunda böyle bir izin hakkının açıkça ifade edilmemesi gerekçesiyle talepte bulunan işçiye doğum izni hakkının olmadığı cevabını veren, işinin başında bulunması talep eden, hatta işçinin eşinin doğumu nedeniyle birkaç gün arka arkaya işe gelmemesi sebebiyle bu durumu tutanağa geçirerek, haklı sebeple iş akdinin tazminatsız feshini yapan işverenlerde mevcuttur.

Hal böyle olmakla birlikte Devlet memurlarını kapsayan 14.07.1965 tarih 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 104’üncü maddesinin (b) bendinde; “Memura, eşinin doğum yapması hâlinde, isteği üzerine on gün babalık izni; kendisinin veya çocuğunun evlenmesi ya da eşinin, çocuğunun, kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşinin ölümü hâllerinde isteği üzerine yedi gün izin verilir” hükmü yer almaktadır.

Sonuçta; işçinin eşi doğum yaparsa izin hakkı işverenin inisiyatifine kalmış, hatta işsiz kalma ihtimali bile varken memurun eşi doğum yaparsa 10 gün izin hakkı 657 sayılı kanunla korunmaktaydı. Memur ve işçi olan iki arkadaşın iş hayatlarında farklı kanunlara tabi olmaları nedeniyle aynı durum (eşlerinin doğumu) için farklı muameleye tabi tutulmalarının pekte hakkaniyetli bir yaklaşım olduğu söylenemez. Doğum olayının gerçekleştiği ilk günlerde eşlerin birbirlerine olan ihtiyaçlarının her zamankinden fazla olduğu ortadayken bu durumu görmezden gelen bir yasa koyucunun salt faklı kanunlara tabi olmaktan ötürü kişiler arasında oluşan bu negatif ayrımcılığa bir düzeltme yapması bekleniyordu.

İşte (en azından) bu konuda mecliste kabul edilen 6645 sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 35. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’na Ek-Madde 2 eklenmiştir.

Bu maddeye göre;  İşçiye; evlenmesi veya evlat edinmesi ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü hâlinde üç gün, eşinin doğum yapması hâlinde ise beş gün ücretli izin verilir. İşçilerin en az yüzde yetmiş oranında engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğunun tedavisinde, hastalık raporuna dayalı olarak ve çalışan ebeveynden sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla, bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar ücretli izin verilir.

Böylece İş Kanunu kapsamında çalışanlarda kullanılması işverenin inisiyatifine kalmış olan babalık izni, devlet memurlarına tanınan 10 günlük süreye kıyasen daha az olsa da kanunla güvence altına alınarak mağduriyet bir nebze giderilmiştir.

Yasa mecliste kabul edilmesine rağmen şuan itibariyle Cumhurbaşkanı tarafından onaylamadığı için bugüne kadar resmi gazetede yayınlanmamıştır. Kanun resmi gazetede yayınlandığı tarihten itibaren yürürlükte olacaktır.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN