Çeşitli Kanunlardaki Dava Açma Süreleri

Davalık olmak hali istenmeyen bir duruma çağrışım yapsa da bazen hakkımızın korunması için mahkemeye başvurmak ve davada taraf olmak zorunda kalabiliriz. Böyle bir durumda dava konusu olaya göre başvuruda bulunulacak mahkeme ve başvuru süresi değişiklik göstermektedir. Bu süreler hakkın kullanılmasında büyük önem taşımakta olup sürenin geçmesi halinde (iddiada haklı olunsa dahi) bu haktan yararlanmak mümkün değildir. işte bu açıdan aşağıda topluca belirtilen dava açma sürelerini bir kenara not etmekte büyük yarar olacaktır.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

 

Dava konusu Dava açılacak mahkeme Dava açma süresi Dayanağı
Vergi/ceza ihbarnamesine Vergi mahkemesi Tebliğden itibaren 30 gün içinde Vergi usul kanunu
2577 sayılı kanun
İşlem yönergesi
İtirazı kayıtla verilen beyannameye ait tahakkuk fişine Vergi mahkemesine Tahakkuk tarihinden itibaren 30 gün içinde 2577 sayılı kanun
İşlem yönergesi
Ödeme emrine Vergi mahkemesine Tebliğden itibaren 7 gün içinde 6183 sayılı kanun
2577 sayılı kanun
İşlem yönergesi
Haciz varakasına Vergi mahkemesine Haciz tarihinden itibaren 30 gün içinde 6183 sayılı kanun
2577 sayılı kanun
İşlem yönergesi
İhtiyati tahakkuka Vergi mahkemesine İhtiyati tahakkukun bildirim tarihinden itibaren 7 gün içinde 6183 sayılı kanun
2577 sayılı kanun
İşlem yönergesi
İhtiyati hacze Vergi mahkemesine Haciz tarihinden itibaren 7 gün içinde 6183 sayılı kanun
2577 sayılı kanun
İşlem yönergesi
İşyeri kapama kararına İdare mahkemesine Yazının tebliğinden itibaren 30 gün 2577 sayılı kanun
İşlem yönergesi
Temyiz davası açma Danıştay’a Kararın tebliğinden itibaren 30 gün
Reklamlar

Çalışanlar Sağlık Raporlarını Nereden Alacaklar

Vesilkalık-2

 

Bildiğiniz üzere 6552 sayılı Torba Yasayla 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun “Sağlık gözetimi” başlıklı 15 inci maddesinin (3) numaralı fıkrasında “Bu Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları işyeri hekiminden alınır. 10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ise kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden de alınabilir.” şeklinde değişiklik yapılmıştır.

Söz konusu düzenleme uyarınca çalışanlar;

– İşe girişlerinde,

– İş değişikliğinde,

– İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde,

– İşin devamı süresince, çalışanın ve işin niteliği ile işyerinin tehlike sınıfına göre Bakanlıkça belirlenen düzenli aralıklarla,

almaları gereken sağlık raporlarını işyeri hekiminden almaları gerekmektedir.

Ancak, işyeri hekimi çalıştırma / görevlendirme yükümlülüğü tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan tüm işyeri ile az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinden 50 ve üzeri çalışanı olan işyerleri için geçerlidir. Dolayısıyla yukarıda belirtilen sağlık raporlarını işyeri hekiminden alma zorunluluğu bu işyerleri çalışanları için geçerlidir.

Az tehlikeli sınıfta yer alan ve 50’den az çalışanı bulunan işyerlerinde ise işyeri hekimi çalıştırma / görevlendirme yükümlülüğü henüz başlamamış olduğundan, bu işyerlerinde çalışanlar eskiden olduğu gibi işe giriş, periyodik kontrol gibi sağlık raporlarını kamu sağlık hizmet sunucularından veya aile hekimlerinden alabilirler.

Öte yandan yukarıda belirtilen hususlar istirahat raporları için geçerli değildir, yani istirahat raporunu işyeri hekiminden alma zorunluluğu yoktur. Zaten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yetki tanınan işyeri hekimi bir kerede en fazla 2 gün istirahat verebilir.

 

SMMM – Denetçi

Menderes Çetin

 

Doğum Yardımı Yönetmeliği Yayınlandı

 

07.04.2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6637 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 16. Maddesi ile 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Ek-4 maddeye göre kısaca;

“Türk vatandaşlarına, canlı doğan birinci çocuğu için 300 TL, ikinci çocuğu için 400 TL, üçüncü ve sonraki çocukları için 600 TL doğum yardımı yapılır. Bu yardım Türk vatandaşı olan anne veya babaya, her ikisi de Türk vatandaşı ise anneye yapılır. Doğum yardımı, Bakanlıkça belirlenen zorunlu hâllerde babaya ödenebilir. Doğum yardımı ödenmesinde Kimlik Paylaşımı Sisteminde yer alan nüfus kayıtları esas alınır. Bu kapsamda yapılan ödemeler, Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten karşılanır. Bu fıkrada belirtilen tutarları artırmaya Bakanlık ile Maliye Bakanlığı müştereken yetkilidir.” denilmiştir.

Ayrıca aynı madde de doğum yardımının ödenme esasları ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların, altı ay içinde İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı görüşleri alınarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirleneceği belirtilmiştir.

Bakanlar Kurulu da doğum yardımının ödenme usul ve esaslarına dair hazırladığı yönetmeliği 23.05.2015 tarih 29364 sayılı resmi gazetede yayınlanan kararı ile duyurmuştur.

Uygulamanın detayına dair bilgilerin verildiği yönetmeliğe buradan ulaşabilirsiniz.

Menderes ÇETİN

Hisse Senedi Alımı Sırasında Yapılan Ödemelerin Kayda Alınması

Vesikalık-Olcay

 

 

Pay (hisse) senedi anonim ortaklıklar ile sermayesi paylara bölünmüş komandit ortaklıklarda payları temsil ve ifade eden bir finansal varlıktır.

Pay senedi ortaklığa sahipliğin belgesidir. Pay senedi bir anonim ortaklık tarafından, kuruluşu sırasında ilk çıkarılan ve ortaklığın tasfiyesi halinde en son geri ödenen bir finansal varlıktır. Ortaklığa ait kar veya zarardan, ortaklığı temsil etmesi nedeniyle etkilenir ve ortaklığın tasfiyesi söz konusu olduğunda aktiflerin satışından sağlanan fonlar ile borçların ödenememesi halinde pay için konulan sermaye tamamen ya da kısmen kaybolmuş olur.

Günümüz de birçok şirketin başka bir şirketin hisselerini (kuruluş anında ortak olarak yada sonradan) satın alarak diğer bir şirkete iştirak ettiğini görmekteyiz.

Genellikle holding şirketler ya da bir grup bünyesinde bulunan şirketlerin birbirlerine iştirak ederek bu uygulamayı yaptıklarını görmekteyiz.

Böyle bir durumda satın alınan hisse senetleri için yapılan ödemelerde; hisse senedinin nominal değeri ile piyasa değeri arasında ki pozitif farklın hisse senedinin maliyetine mi ekleneceği yoksa tek düzen hesap planında belirtilen şerefiye hesabında mı takip edileceği zaman zaman karşılaşılan sorulardadır.

Sorunun çözümü için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili maddelerine bakmak gerekecektir. Kanunun;

-265 inci maddesinde mukayyet değerin bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeri olduğu,

-279 uncu maddesinde, hisse senetlerinin alış bedeliyle değerleneceği,

-282 nci maddesinin son fıkrasında gerçek ve tüzel kişilerde peştamallıkların mukayyet değeri ile değerleneceği,

-313 üncü maddesinde, işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle, 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesinin amortisman mevzuunu teşkil edeceği,

-326 ncı maddesinde, kurumların aktifleştirdikleri peştamallıkların mukayyet değeri üzerinden eşit miktarlarda ve beş yıl içinde itfa olunacağı,

hükümleri yer almaktadır.

Peştamallık uygulamada, şerefiye veya hava parası olarak da adlandırılmakta olup, bir ticari işletmenin bir başkasına devir ve temliki sırasında aktifinde bulunan iktisadi kıymetlerin gerçek değerinden başka; işletmenin bulunduğu yerin önemi, piyasada tutmuş olduğu şöhret ve itibar, müşteri kitlesinin genişliği, faaliyet gösterdiği sektörde monopol olması gibi nedenlerden dolayı bilanço değerlerine ilave olarak sahip olunan değeri ifade etmektedir. Diğer bir ifade ile peştamallık, bir işletme devralınırken katlanılan maliyet ile söz konusu işletmenin rayiç bedelle hesaplanan net varlıklarının değeri arasındaki olumlu farktır.

Bu açıklamalara göre iştirak etmek amacıyla edinilen hisse senetlerinin nominal değeri ile satın alma fiyatının arasındaki pozitif farkın şerefiye (peştamallık) olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Alım değeri, hisse senedinin maliyet değeri olup bu tutarın ilgili hesapta kaydedilmesi gerekmektedir. Ayrıca hisse senedinin alımına ilişkin taahhüdün dövizle yada banka kredisi ile karşılanması halinde de ilk kayıt sonrasında ortaya çıkan olumlu-olumsuz kur farkı yada faiz tutarlarının da maliyete eklenmeden ortaya çıktıkları dönemde sonuç hesaplarına kaydedilmesi gerekmektedir.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

 

 

Kdv Uygulama Tebliğinde Credit Note Uygulaması

Vesilkalık-205.Mayıs 2015 tarihli “Credit Note ile Uygulamada Görüş Değişikliği Yapıldı” yazımda kısaca;

Yurt dışından ithal edilen mallarla ilgili olarak, sonradan alıcı firma lehine ortaya çıkan fiyat farklarının matrahta değişiklik olarak değerlendirildiği, bu matrah farkının tevsiki için yurtdışı firmadan alınan credit note ile birlikte bu müşteri adına kdv’siz fatura düzenlenmesi gerektiği, matrahta meydana gelen azalma nedeniyle hesaplanan kdv’nin beyanname üzerinde ilave edilecek kdv satırında gösterileceği, ayrıca aynı tutarda kdv’nin iade alınmasının söz konusu olmadığı için tekrar indirim hesaplarına alınması gerektiğinden bahsetmiştim.

13.05.2015 tarihinde yayınlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Taslağı (Seri No: 3) ile işin açıklayıcı kaynağı olan Kdv Uygulama Tebliği’nin yukarıda açıkladığım (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 19.02.2015 Tarih 39044742-KDV.1-293 sayılı) muktezadaki görüşe paralel hale getirilmesinin amaçlandığı görülmektedir.

Tebliğ taslağında yer alan ifade aşağıdaki gibidir.

“İndirim hakkına sahip mükelleflerin ithalat matrahında, ithalat işleminden sonra meydana gelen azalmalar nedeniyle fazla veya yersiz ödenen vergiler, bu mükellefler tarafından indirim hesaplarına alındığından iade edilmez. İthalat sırasında fazla veya yersiz olarak ödenen bu vergiler ile ilgili olarak mükellefler tarafından indirim hesaplarında herhangi bir düzeltme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Bu uygulama yurtdışından temin edilen hizmetlere ilişkin sorumlu sıfatıyla beyan edilerek ödenen KDV için de geçerlidir.”

 

Yapılması düşünülen değişiklikte sadece gümrükten geçen fiziki mal teslimlerinin değil hizmet ithali içinde aynı uygulamanın yapılacağı ifade edilmiştir.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

DAHİLDE İŞLEMEDEN SERBEST DOLAŞIMA GEÇİŞ

1. Giriş
Şartlı muafiyet sistemi çerçevesindeki dahilde işleme rejimi kapsamında ithal edilen eşyanın, belge/izin süresi içindeki herhangi bir aşamada, ithal edildiği şekliyle, serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması  ve mevzuatın öngördüğü bütün gereklerin yerine getirilmesi suretiyle serbest dolaşıma girmesi mümkündür.  Mevzuat bu konuya ilişkin bazı özel düzenlemeler içermektedir.  Bu sirküler söz konusu özel düzenlemeleri konu almaktadır.

2. Gümrük Yükümlülüğü Bağlamında Dahilde İşleme 
İthal eşyanın şartlı muafiyet sistemi kapsamında dahilde işleme rejimine tabi tutulması gümrük yükümlülüğü doğuran bir işlem değildir.

122.1. Gümrük Yükümlülüğü Tabiri Kapsamına Giren Vergiler
“Gümrük yükümlülüğü” yükümlünün “gümrük vergileri”ni ödemesi zorunluluğunu ifade etmektedir.  «Gümrük vergileri”  deyimi ise, ilgili mevzuat uyarınca eşyaya uygulanan,
• ithalat vergilerini,
• ihracat vergilerini, kapsar.
İthalat vergileri”  deyimi de,
• gümrük vergisini,
• gümrük vergisine eş etkili vergiler ve mali yükleri,
• tarım politikası veya tarım ürünlerinin işlenmesi sonucu elde edilen bazı ürünlere uygulanan özel düzenlemeler çerçevesinde ithalatta alınacak vergileri ve diğer mali yükleri,  ifade eder. Bu açıklamalar uyarınca, aşağıda örneklerine yer verilen vergi ve mali yükler ithalat vergileri tabiri kapsamındadır:
• Gümrük vergisi
• Ek gümrük vergisi
• Dampinge karşı vergi  İthalatta alınan katma değer vergisi ile ithalatta alınan özel tüketim vergisi ise ithalat vergileri tabiri içinde yer almaz.

3. KDV Yükümlülüğü Bağlamında Dahilde İşleme

Her türlü mal ithalatını katma değer vergisinin (KDV’nin) konusuna dahil etmiş olan Katma Değer Vergisi Kanunu (KDVK), dahilde işleme rejimine tabi tutulan ithal mallar için istisna öngörmemiştir.   Ayrıca, daha önce de belirtildiği üzere, ithalatta alınan KDV ithalat vergileri tabiri kapsamında da değildir.      Bu açıklamalar uyarınca, dahilde işleme rejimine tabi tutulan mallar için  dahilde işleme rejimine ilişkin gümrük beyannamesinin tescil tarihi itibarıyla,  katma değer vergisi ödeme yükümlülüğü doğmaktadır.  Bununla birlikte, doğan KDV ödeme yükümlülüğünün hemen yerine getirilmesi gerekmemektedir. Bunun nedeni, KDVK’nın 49’uncu maddesinde “Gümrük Kanunu ile diğer kanunlar gereğince gümrük vergisi teminata bağlanarak işlem gören her türlü madde ve kıymetlere ait katma değer vergisi de aynı usule tabi tutulur” şeklinde yer alan hükümdür. Bu hüküm uyarınca, şartlı muafiyet kapsamında dahilde işleme rejimi için verilen gümrük beyannamesinin tescil tarihi itibarıyla tarhı ve tahakkuku gerçekleşen KDV için ilgili tarafından teminat verilmesi gerekir. Doğal olarak, verilen bu teminat, tarhı ve tahakkuku gerçekleşen KDV’nin ertelenmesine yöneliktir.

4. Eşyanın Serbest Dolaşıma Giriş Rejimine Tabi Tutulması
Eşyanın serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulmasını, mevzuat, gümrük yükümlülüğü doğuran bir olay olarak düzenlemiştir. Bu bağlamda, şartlı muafiyet sistemi kapsamında dahilde işleme rejimine tabi tutulan eşyanın, izleyen bir aşamada, serbest dolaşıma girişi için gümrük beyannamesi tescil ettirilmesi gümrük yükümlülüğü doğuracaktır.    Gümrük yükümlülüğü serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil tarihi itibarıyla başlamaktadır.  Bununla birlikte, Gümrük Kanunu’nun 114/1’inci maddesinde yer alan hüküm gereğince, “ (…)   gümrük vergileri, ithal eşyasının dahilde işleme rejimine ilişkin beyannamenin tescil tarihindeki vergi oranı ve diğer vergilendirme unsurları gözönünde bulundurularak hesaplanır.”

5. Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) Bağlamında Değerlendirme
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF)  mevzuatına göre,     kabul kredili,   vadeli akreditif,  mal mukabili,  ödeme şekillerine göre yapılacak ithalat işlemleri % 6 oranında Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF)  kesintisine tabi bulunmaktadır. İthalatta ödenmesi gereken KKDF, Sirkülerin 2/a bölümünde belirtilen “ithalat vergileri”  tanımı,  dolayısıyla “gümrük vergileri” tanımı kapsamında yer alır. Dolayısıyla, Sirkülerin 4 numaralı bölümünde belirtilen esas ithalatta alınan KKDF için de geçerlidir.

5.1. Bir Örnek Olay Analizi 
Örnek Olay: Mal mukabili ödeme şekline göre ithal edilen ve şartlı muafiyet sistemli dahilde işleme rejimine tabi tutulan bir mal, ithal edildiği şekliyle, aradan bir zaman geçtikten sonra, serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulmuştur.  Söz konusu mal için KKDF oranı,   dahilde işleme rejimine ilişkin beyannamenin tescil tarihi itibarıyla % 6,
 serbest dolaşıma giriş rejimine ilişkin beyannamenin tescil tarihi itibarıyla ise (2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca), % 0’dır.

Örnek Olayın Analizi: İthalatta ödenmesi gereken KKDF  “ithalat vergileri”  tanımı,  dolayısıyla “gümrük vergileri” tanımı kapsamında yer alır. Bu nedenle, örnek olaydaki malın serbest dolaşıma girişine ilişkin gümrük  beyannamesinin  tescil tarihi itibarıyla  ödenecek KKDF Gümrük Kanunu’nun  114/1’inci maddesinde yer alan hüküm esas alınarak hesaplanır.  Bu bağlamda, dahilde işleme rejimine ilişkin beyannamenin tescil tarihi itibarıyla geçerli olan % 6 oranındaki KKDF hesaplamaya esas olur.

6. Zam-Faiz 
Gümrük Kanunu’nun, 207/1’inci maddesinde, nakdî teminat dışında, bir şartlı muafiyet düzenlemesine tabi tutulan eşyaya ilişkin gümrük yükümlülüğü doğması halinde, şartlı muafiyete ilişkin beyannamenin tescili tarihinden başlamak üzere, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (AATUHK’nın) 51’inci maddesine göre tespit edilen gecikme zammının tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.   Teminatın nakit verildiği durumlar haricinde, dahilde işleme rejimine tabi bir malın daha sonra serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması nedeniyle gümrük yükümlülüğü doğan hallerde, söz konusu hüküm uyarınca, zam hesaplanacaktır.   Gümrük Kanunu’nun 207/1’inci maddesinde, “gecikme zammı” deyimi kullanılmışsa da, bu deyim,  AATUHK’nın 51’inci maddesinde düzenlenmiş “gecikme zammı”ndan farklı anlamdadır ve farklı bir uygulamayı temsil etmektedir.  AATUHK’nın söz konusu maddesi, ödeme süresi geçtikten sonra ödenen amme alacaklarına vadenin bitim tarihinden ödemenin  yapıldığı tarih arasında gecikme zammı hesaplanmasını öngörmektedir. GK’nın 207’nci maddesinin öngördüğü ise, özünde teminatlı bir işlem olan şartlı muafiyet sistemli dahilde işleme rejiminde, herhangi bir nedenle gümrük yükümlülüğü doğmuşsa, teminatın dahilde işleme rejimine ilişkin olarak tescil edilen beyannamenin tescil tarihinden itibaren zam uygulanmasını öngörmektedir.
Bu zammın amacı, dahilde işleme rejiminin bir vergi erteleme olanağı olarak kullanılıp, haksız bir avantaj sağlamak için kullanılmasını engellemektedir.

7. Ceza  
Şartlı muafiyet sistemi çerçevesindeki dahilde işleme rejimi kapsamında ithal edilen eşyanın, belge/izin süresi içindeki herhangi bir aşamada, ithal edildiği şekliyle, serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulduğu hallerde Gümrük Kanunu hükümleri uyarınca herhangi bir cezanın uygulanmaması gerekir.  Durum bu olmakla birlikte, idarenin bunun aksine uygulamalarının olduğuna dair duyumlarımız da olmaktadır. Böyle uygulamalara muhatap olunduğunda, ilgililerin, mevzuatın öngördüğü bütün olanaklar çerçevesinde haklarını sonuna kadar aramaları kendi yararlarına olacaktır.

8. Sonuç
Bu sirkülerde şartlı muafiyet sistemi çerçevesindeki dahilde işleme rejimi kapsamında ithal edilen eşyanın, belge/izin süresi içindeki herhangi bir aşamada, ithal edildiği şekliyle, serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması  durumunda mevzuatın öngördüğü özel düzenlemeler üzerinde durulmuştur.  Dahilde işleme rejimi kapsamındaki bir malın,  belge/izin süresi içinde herhangi bir tarihte serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması, duyduğumuz bazı idari uygulamaların aksine, ceza gerektiren bir olay değildir.      Dahilde işleme rejimi kapsamındaki bir malın serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması nedeniyle gümrük yükümlülüğü doğan hallerde, ödenecek verginin tutarı, dahilde işleme rejimine ilişkin gümrük beyannamesinin tescil tarihindeki vergi oranı ve diğer vergilendirme unsurları esas alınarak belirlenir. Ayrıca,  şartlı muafiyet çerçevesinde dahilde işleme rejimi kapsamındaki malın serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması nedeniyle gümrük yükümlülüğü doğan hallerde dahilde işleme rejimine ilişkin gümrük beyannamesinin tescili tarihinden başlamak üzere zam hesaplanır. Zam hesabına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51’ inci maddesine göre tespit edilen gecikme zammı esas olur.
Alıntıdır.

“Credit Note” ile Uygulamada Görüş Değişikliği Yapıldı

Vesikalık-Olcay

 

Yurt dışından ithal edilen mallarla ilgili olarak, alıcı firma lehine ortaya çıkan fiyat farklarının Kdv Kanunu ve Vergi Usul Kanunu açısından değerlendirilmesinde mükelleflere verilen özelgelerde zaman içinde değişikler olabilmektedir. Günümüz ticaret hayatında bu fiyat farkları için yabancı firmadan alınan cerdit note’lar kullanılmaktadır.

En son 19.02.2015 tarih 39044742-KDV.1-293 sayılı özelgede konuya yeni bir bakış (kısmen eskiye dönüş) getirilmiştir. Bunu daha iyi anlatabilmek için uygulamanın zaman içindeki seyrini hatırlamakta fayda olacağı düşünüyorum.

  • İçeriğine Göre Vergiye tabi ya da Vergiye Tabi Değil – Fatura Düzenlenmeli

Mali idare yurt dışı borcun azalması sonucunu doğuran fiyat indirimlerinin (Credit Note) KDV karşısındaki durumuyla ilgili olarak indirimin gerekçesine bakmakta, satış primi, hasılat primi, yılsonu iskontolu gibi bir hizmet karşılığı olarak görülenlerin KDV’ye tabi olduğu, buna karşın malın fiyatındaki değişiklikten kaynaklanan indirimlerin ise vergiye tabi olmadığı yönünde görüş açıklamakta idi.

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 04.11.2008 tarih KDV-3935sayılı Özelgesi’nde

Buna göre şirketiniz adına düzenlenen Credit Note adlı belge, yurt dışındaki firmadan alınan hizmetler ile ilgili olarak veya aranızdaki anlaşmaya istinaden belli dönemlerde veya bir ciro aşımı sonucunda ciro primi, satış primi vb. addedilen sebeplerden dolayı düzenlenmesi halinde KDV’ye tabi olup, sorumlu sıfatıyla ödeyeceğiniz KDV’den mahsup edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Ancak, Credit Note adlı belge, yurtdışındaki firmanın satmış olduğu hizmetin fiyatındaki değişiklikten kaynaklanan fiyat düşüşlerinin firmanıza yansıtılması nedeniyle düzenlenmesi halinde ise, herhangi bir hizmetten yararlanma gibi bir durum söz konusu olmadığından KDV’ye tabi olmayacaktır.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 08.09.2006 tarih 7055 sayılı Özelgesi’nde;

İlgi dilekçeniz ile, sağlık malzemeleri ithalat ve ticareti ile iştigal ettiğiniz belirterek, yurtdışındaki firmalar tarafından sattıkları malların pazarlanmasına destek vermek için alacak notu (creditnemo veya creditnotte) başlıklı yazı ile % 10-% 35 arası indirim yapılarak borcunuzdan düşüldüğü ancak bu indirim bildirildiğinde mal satılmış olduğundan satılmış malların maliyetine nasıl yansıtılacağı ya da yansıtılmayıp olağandışı gelir gibi mi düşünüleceği hususlarında görüş talep edilmektedir.

Benzer konuda Bakanlık Makamından alınan görüşlerde dikkate alınarak gerekli açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.

Yurt dışından ithal ettiğiniz emtialar için fiili ithal tarihinden sonra satıcı tarafından ithalatçı lehine fiyat indirimi yapılması KDV’nin konusuna girmemektedir. Ancak, KDV kapsamına girmese dahi alış ıskontosu ile ilgili olarak yurt dışındaki satıcıya yönelik KDV ihtiva etmeyen bir fatura düzenlenmesi ve bu faturanın da kayıtlara intikal ettirilmesi ve düzenlenen fatura ile birlikte fiyat indirimine yönelik olarak gönderilen creditnemo vb. yazıların zamanaşımı süresine bağlı olarak muhafaza edilmesi gerekir.

  • İçeriği Önemli Olmamakla Birlikte, Matrahta İndirim Varsa Vergiye Tabidir – Fatura Düzenlenmesine Gerek Yok

23.07.2012 Tarih B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.24-2260 Sayılı Özelgede;

KDV Kanunu’nun

– 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu

– 10/ı maddesinde, ithalatta vergiyi doğuran olayın Gümrük Kanununa göre gümrük vergisi ödeme mükellefiyetinin başlaması, gümrük vergisine tabi olmayan işlemlerde ise gümrük beyannamesinin tescili aşamasında meydana geldiği,

– 20/1 inci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu,

– 21/c maddesinde, ithalde alınan KDV matrahına gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar yapılan diğer giderler ve ödemeler ile mal bedeli üzerinden hesaplanan fiyat farkı, kur farkı gibi ödemelerin dahil olacağı,

– 24/c maddesinde, vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin KDV matrahına dahil olduğu,

– 35 inci maddesinde ise malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükellef bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükellef ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzelteceği,

hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, fiili ithal tarihinden sonra transfer fiyatlandırması düzeltmesi çerçevesinde lehinize bir fiyat indirimi yapılması durumunda, yapılan indirimler nedeniyle işlemin matrahında değişiklik vuku bulmakta olup, bu değişikliğin Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine göre düzeltilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, söz konusu malların ithali sırasında ödenen KDV tutarlarının indirim konusu yapıldığı hususu da dikkate alınarak, mal bedelinde meydana gelen değişikliğe paralel olarak indirim tutarları da düzeltilecektir.

Bu düzeltme işlemi, matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde fazladan indirilen tutar, “ilave edilecek KDV” satırında beyan edilmek suretiyle yapılacağından, yurtdışındaki satıcı adına fatura düzenlenmesine ve indirim tutarı üzerinden KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.

şeklinde görüş açıklanmıştır.

  • Matrahtaki İndirim Nedeniyle Düzeltilen Kdv Aynı Zamanda İndirim Hesaplarına Alınabilir – Fatura Düzenlenmesine Gerek Yok

18/02/2013 Tarih ve 39044742-130-206 Sayılı Özelgede;

Buna göre, fiili ithal tarihinden sonra yurt dışındaki firmaların alış iskontosu nedeniyle tarafınıza göndereceği “credit note” belgesine istinaden lehinize bir fiyat indirimi yapılması durumunda, yapılan indirimler nedeniyle işlemin matrahında değişiklik vuku bulmakta olup, bu değişikliğin Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine göre düzeltilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, söz konusu malların ithali sırasında ödenen KDV tutarlarının indirim konusu yapıldığı hususu da dikkate alınarak, mal bedelinde meydana gelen değişikliğe paralel olarak indirim tutarları da düzeltilecektir.

Bu düzeltme işlemi, matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde fazladan indirilen tutar, “ilave edilecek KDV” satırında beyan edilmek suretiyle yapılacağından, yurt dışındaki satıcı adına fatura düzenlenmesine ve indirim tutarı üzerinden KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır. Öte yandan, düzeltme sonucu “ilave edilecek KDV” satırında beyan edilen KDV tutarının indirim hesaplarına alınması mümkün bulunmaktadır.

ifadesine yer verilerek, alınan credit note üzerinden hesaplanan KDV’nin, aynı beyannamede hem ilave edilecek hem de indirilecek KDV olarak yer almasına vurgu yapılmıştır.

Bu durumda alacak dekontlarına (credit note) ilişkin KDV düzeltmesi yapılmasının mükellefin KDV yüküne etkisi tamamen sıfırlanmış olmaktadır.

  • Matrahtaki İndirim Nedeniyle Düzeltilen Kdv Aynı Zamanda İndirim Hesaplarına Alınabilir – Fatura Düzenlenmesi Gereklidir.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 19.02.2015 Tarih 39044742-KDV.1-293 Sayılı Özelgede;

Alacak ve borç notu “credit note-debit note” uluslararası ticaret yapan şirketlerce ticarette öngörülmeyecek şekilde ortaya çıkan maliyete ilişkin unsurları karşılıklı olarak dengelemek amacıyla kullanılan notlardır. Bu notlar, genellikle firmalar tarafından fiyat farklılıklarına ilişkin birer düzeltme aracı olarak kullanıldığı gibi, satıcı tarafından alıcıya ticari, lojistik, teknik talepler, komisyon ve indirim gibi nedenlerle de gönderilir.

            Buna göre, yurt dışındaki satıcı tarafından satılan mal miktarına veya fiyat farkına istinaden yurt içindeki alıcı adına fiyat indiriminde bulunması durumunda alınan mal veya hizmetin fiyatı azalacak, dolayısıyla alıcının yurt dışındaki satıcıya olan borcu da azalarak geliri artmış olacaktır. Bu durumda yurt içindeki alıcı firmanın yurt dışındaki firma adına fatura düzenlemesi gerekmektedir. Ayrıca, yurt dışındaki müşterinin credit note düzenlemesi mümkün olmakla beraber kayıtların vergi mevzuatına göre tevsiki açısından faturanın düzenlenmesi zorunluluğu ortadan kalkmamaktadır.

Buna göre, fiili ithal tarihinden sonra yurtdışındaki firmanın alış iskontosu nedeniyle tarafınıza göndereceği “debit note” belgesine istinaden lehinize bir fiyat indirimi yapılması durumunda, yapılan indirimler nedeniyle işlemin matrahında değişiklik vuku bulmakta olup, bu değişikliğin Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine göre düzeltilmesi gerekmektedir.

             Bu itibarla, söz konusu malların ithali sırasında ödenen KDV tutarlarının indirim konusu yapıldığı hususu da dikkate alınarak, mal bedelinde meydana gelen değişikliğe paralel olarak indirim tutarları da düzeltilecektir.

             Bu düzeltme işlemi, matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde fazladan indirilen tutar, “ilave edilecek KDV” satırında beyan edilmek suretiyle yapılacak olup, tarafınıza gönderilen “debit note” belgesine istinaden yurt dışındaki satıcı firmaya katma değer vergisi ihtiva etmeyen bir fatura düzenlemeniz ve bu faturayı da kayıtlarınıza intikal ettirmeniz gerekmektedir. Öte yandan, düzeltme sonucu “ilave edilecek KDV” satırında beyan edilen KDV tutarının indirim hesaplarına alınması mümkün bulunmaktadır.

Denilmiştir.

  • Sonuç:

İthal edilen mal bedelinde değişikliğe neden olan yurtdışından gelen “credit note” lar için hesaplanan kdv’nin beyannamenin ilave edilecek kdv satırına yazılması, aynı zamanda indirilecek kdv olarak dikkate alınması ve bu işlem bedeli kadar yurt dışındaki müşteri adına kdv’siz fatura tanzim edilip kayıtlara alınması gerekmektedir.

23.07.2012 tarihli özelgeden beri bu tarz işlemler için fatura düzenlenmesine gerek olmadığı, credit note belgesinin kayda muteber olabileceği yeterli görülmüşken son verilen özelge ile credit note ile birlikte faturanında düzenlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN