Sözleşmeye İstinaden Ödenen Tazminat Tutarları İçin Fatura Kesilmeli mi?

Muhasebe-Finansman

 

Mükellefler yaptıkları sözleşmelerde belirtilen edimleri yerine getir(e)medikleri zaman eğer bu sözleşmede edimlerini yerine getirmemenin karşılığı olarak bir cezai hüküm varsa, bu cezayı ödemek durumunda kalmaktadırlar.

Mükelleflerin yaptıkları sözleşmelerinde belirtilen şartların yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi halinde sözleşme hükmü gereğince karşı şirketten tahsil edilen cezai müeyyide, mal teslimi veya hizmet ifası kapsamında değerlendirilmese dahi tahsil edilen tutar için fatura düzenlenmesi mümkün bulunmaktadır.

Ancak, söz konusu ceza ödemesi karşılığında fatura düzenlenmemesi durumunda; bu ödemenin, söz konusu sözleşme, ödemeye dair makbuz, dekont vb evrak ile tevsik edilmesi gerekmekte olup bu belgelerin muhafazası ve istenildiğinde ibraz edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca böyle bir durumda yapılan bu tazminat ödemeleri, bir mal teslimi veya hizmetin karşılığını teşkil etmediğinden veya buna bağlı olarak ortaya çıkmadığından, sadece sözleşme şartlarına uyulmaması sonucu ortaya çıktığından dolayı katma değer vergisinin konusuna girmemektedir. Bir başka ifade ile bu tazminatın yansıtılması için fatura kesilse bile KDV hesaplanmayacak ve bu fatura KDV beyannamesinde gösterilmeyecektir.

İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 23.02.2012 tarih B.07,1.GİB.4.35.16.01-176300-240 özelgede de bu yönde görüş bildirilmiştir.

 

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

Reklamlar

Alkol ve Alkollü İçkiler ile Tütün ve Tütün Mamullerine Ait Reklam ve İlan Giderleri Gider Kabul Edilir mi?

havanaGider kabul edilirdi ,edilmezdi; bir kısmı kabul edilir bir kısmı edilmez derken mevzu iyice karıştı. Son duruma göre “Alkol ve Alkollü İçkiler ile Tütün ve Tütün Mamullerine Ait Reklam ve İlan Giderleri”ni Gelir ve  Kurumlar Vergisi Kanunları yönünden değerlendirdiğim kısa notlarım aşağıdadır.

Gelir Ve Kurumlar Vergisi Düzenlemesi

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Kabul Edilmeyen İndirimler” başlıklı 11. maddesinin 1. Fıkrasının (ı) bendinde; her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin %50’sinin kurumlar vergisi uygulamasında gider olarak kabul edilmeyeceği belirtilmiştir. Aynı hüküm Gelir Vergisi Kanunu’nun 41. Maddesinin 1. Fıkrasının 7 numaralı bendinde de mevcuttur. Bu iki maddede Bakanlar Kurulu’na bu oranı % 100’e kadar artırmaya veya sıfıra kadar indirme yetkisi verilmiştir.

Bakanlar Kurulu Kararı

90/1081 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile söz konusu oran sıfır olarak tespit edilmiştir. Dolayısıyla, Kurumlar Vergisi Kanunu ve ilgili BKK yönünden alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklâm giderlerinin kurum kazancından indirilmesine engel yoktur.

4207 Sayılı Kanun Düzenlemesi

Ancak, 5727 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile değiştirilen, 4207 sayılı Kanun’un 4. maddesinin 11. fıkrasında “193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 41’ inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinde belirtilen ilan ve reklam giderleri gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak gösterilemez.” denilmektedir.

Söz konusu madde Kanunun yayım tarihi olan 19.01.2008 tarihinden 4 ay sonra, yani 19.05.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu giderlerin kurumlar vergisi karşısındaki durumu ile ilgili olarak, 22.04.2008 tarih ve 26855 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2 no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 6. bölümünde yapılan açıklama ile 1 no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin ilgili kısmı Kanun hükmüne paralel olarak değiştirilmiştir.

2 no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 6. bölümünde, 5727 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe atıfta bulunularak, 19.05.2008 tarihinden itibaren yapılacak olan, her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin tamamının, ticari kazancın ve kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınmasının mümkün olmadığı açıklaması yapılmıştır.

Danıştay’da Açılan Dava ve DVDDK Kararı / Son Durum

2 no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin söz konusu düzenlemeyi içeren 6. Bölümünün iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan dava sonucunda, Danıştay tarafından Tebliğde yer alan düzenlemenin, her türlü alkol ve alkollü içkilere ait ilan ve reklam giderleri yönünden yürütmesinin durdurulması kararı verilmiştir. Danıştay’ın söz konusu kararında; tamamen tütün ve tütün mamulleriyle ilgili düzenlemeler içeren bir kanunda yer alan söz konusu kısıtlamanın alkol ve alkollü içkilere ait ilan ve reklam giderlerini kapsadığının düşünülemeyeceği, bu nedenle dava konusu düzenlemenin (2 no.lu KV Genel Tebliğinin 6. bölümü) 4 ve 6. Paragraflarında alkol ve alkollü içkilere ait ilan ve reklam giderlerinin de kısıtlama kapsamında olduğunun belirtilmesinin açıkça kanuna aykırı olduğu açıklamasına yer verilmiştir. Yürütmeyi durdurma kararından sonra Danıştay 4.Dairesi Başkanlığının 25.10.2010 tarih ve Esas No:2008/3758, Karar No:2010/5217 sayılı Kararı ile iptal tebliğin söz konusu bölümleri iptal edilmiştir.

Danıştay’ın söz konusu kararından sonra, kamuoyunda alkol ve alkollü içkilere ait ilan ve reklam giderlerinin tamamının kurum kazancından indirilebileceği yönünde yaygın bir kanı oluşmuştur. Ancak, hemen belirtmek gerekir ki Danıştay tarafından yürütmesi durdurulan düzenleme 2 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin ilgili bölümüdür. Oysa, her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin kurum kazancından indirilememesinin dayanağı Tebliğdeki açıklama değil, 4207 sayılı Yasa hükmüdür. Tebliğ ile yeni bir düzenleme yapılmamış veya kısıtlamaya gidilmemiş, sadece söz konusu giderlerin anılan Yasa hükmü uyarınca gider olarak kabul edilemeyeceği açıklaması yapılmıştır. Tebliğin ilgili bölümünün yürütmesinin durdurulması bir tarafa, bu şekilde bir Tebliğ hiç çıkarılmamış olsa bile 4207 sayılı Kanunun ilgili hükmü göz önünde bulundurulduğunda söz konusu giderlerin kurum kazancının tespitinde gider olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira, yukarıda da belirttiğimiz gibi, düzenlemenin dayanağı Tebliğ değil, Kanun hükmüdür. Dolayısıyla, Tebliğde yer alan düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin Danıştay kararının, Kanun hükmünün uygulanması yönünden herhangi bir etkisi olmayacaktır.

Bu nedenle, 4207 sayılı Kanunun 4/11. maddesinde yer alan, her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin, ticari kazancın ve kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınmasının mümkün olmadığı yönündeki düzenleme yürürlükte olduğu sürece, söz konusu giderlerin kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Kaldı ki, söz konusu iptal kararı daha sonra Maliye Bakanlığı tarafından temyiz edilmiş ve Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu da 28.09.2011 tarih ve E:2011/296 K:2011/549 sayılı kararıyla, Danıştay 4. Dairesi kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına karar vermiştir. DVDDK tarafından verilen bu karar sonrası 2 seri numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 4. ve 6. bölümleri tekrar yürürlüğe girmiştir.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

Elektronik Tebligat Adresinizi Almayı Unutmayın, Son Başvuru Tarihi 31.12.2015

Daha önce taslak olarak kullanıcılara açılan Elektronik Tebligat Hakkında Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:456) 27.08.2015 tarihinde son hali ile yayınlanmıştır.

Uygulama tüm kurumlar vergisi mükelleflerini, ticari, zırai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanları ve isteğe bağlı olarak bu sistemden yararlanmak isteyenler kapsamaktadır.

Elektronik tebligat uygulaması zorunlu olarak 01.01.2016 tarihinde başlayacak olup bu tarihe kadar kapsam dâhilindekilerin tebliğde belirtilen şekilde Vergi Dairelerine başvuruda bulunması gerekmektedir. (Bu tarihten önce başvuruda bulunanlar için ise 01.10.2015 tarihi itibariyle uygulama başlayacaktır.)

Yeni yıldan sonra  (yeni kurulan) mükellefiyet tesis eden kurumlar vergisi mükellefleri 15 gün içinde; gelir vergisi mükellefleri ise mükellefiyet tesisi anında elektronik tebligat için başvuru yapmaları gerekmektedir.

Bu kapsamda yapılan tebligatlar alıcının adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacaktır.

İlgili tebliğ aşağıdadır.

Menderes ÇETİN

 

 

27 Ağustos 2015 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 29458

Maliye Bakanlığından:

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 456)

  1. Giriş

4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesinde;

“Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.

Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.

Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

hükmüne yer verilmiştir.

Kanunun 148 inci maddesinde; Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzelkişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecbur oldukları hüküm altına alınmıştır.

Kanunun 149 uncu maddesinde ise Maliye Bakanlığının kamu idare ve müesseseleri (Kamu hizmeti ifa eden kurum ve kuruluşlar dahil) ile gerçek ve tüzel kişilere vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak kendilerinden yazı ile istenecek bilgileri belli fasılalarla ve devamlı olarak yazı ile vermek mecburiyeti getirmeye, mükerrer 257/4 üncü maddesinde de Kanunun 149 uncu maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda olanlardan istenilen bilgiler ile vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, beyanname, bildirim ve bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu zorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya kanuni süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannameler üzerine düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameleri mükellefe, vergi sorumlusuna veya bunların elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda tebliğ etmeye ve buna ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiştir.

Yukarıda yer alan Kanun hükümlerinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tebliği gereken evraka ilişkin tebligatın elektronik ortamda yapılmasının sağlanması amacıyla aşağıdaki düzenlemeler yapılmıştır.

  1. Amaç ve Kapsam

Tebliğin amacı; vergi dairelerince düzenlenen ve muhataplarına 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrakın, Gelir İdaresi Başkanlığı aracılığıyla elektronik ortamda tebliğ edilmesi ile ilgili usul ve esasları belirlemektir.

Elektronik ortamda tebliğ ile ilgili oluşturulan sistem ve bu sistemin kullanımına ilişkin açıklamalara Tebliğin ilerleyen bölümlerinde yer verilmiştir.

  1. Tanımlar

Tebliğde geçen;

  1. Bakanlık: Maliye Bakanlığını,
  2. Başkanlık: Gelir İdaresi Başkanlığını,
  3. Elektronik İmza: 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 4 üncü maddesinde tanımlanan güvenli elektronik imzayı,
  4. Elektronik Tebligat: 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrakın Elektronik Tebligat Sistemi ile muhatapların elektronik adreslerine tebliğ edilmesini,
  5. Elektronik Tebligat Adresi: Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından internet vergi dairesi bünyesinde oluşturulacak tebliğe elverişli elektronik ortamı,
  6. Elektronik Tebligat Sistemi: Bilişim sistemleri vasıtasıyla muhatabın elektronik tebligat adresine iletilmek üzere, tebliğ evrakının gönderildiği ve elektronik ortamda delillendirilerek tesliminin sağlandığı sistemi,
  7. İnternet Vergi Dairesi: Mükellefler tarafından beyanname gönderilmesi, ödeme yapılması, vergi levhası, borcu yoktur yazısı alınması gibi vergisel işlemlerin yapıldığı ve https://intvd.gib.gov.tradresinden ulaşılan elektronik ortamı,
  8. İşlem Zaman Bilgisi: Bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zaman bilgisini,
  9. Kanun: 213 sayılı Vergi Usul Kanununu,
  10. Muhatap: Elektronik ortamda tebligat yapılacak olanları,
  11. Olay Kaydı: Elektronik tebligat hizmetinin verilmesi esnasında meydana gelen tüm bilişim sistemi işlem kayıtlarını,
  12. Vergi dairesi: Muhataplara 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ edilecek evrakı düzenleyen daireyi,

ifade eder.

  1. Elektronik Tebligat Yapılacak Kişiler

Kanunun 107/A maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili teknik altyapı kurulmuş ve tebliğe elverişli elektronik tebligat adresi, Başkanlık tarafından internet vergi dairesi bünyesinde oluşturulmuştur.

Kanun hükümlerine göre tebliği gereken elektronik imzalı evrak, elektronik tebligat sistemi kullanılmak suretiyle muhatabın elektronik tebligat adresine tebliğ edilebilecektir.

Bu Tebliğ ile tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar aşağıda belirtilmiştir.

  1. Kurumlar vergisi mükellefleri
  2. Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar (Kazançları basit usulde tespit edilenlerle gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hariç)
  3. İsteğe bağlı olarak kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep edenler

Kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar, Tebliğle belirlenen sürelerde bildirimde bulunarak elektronik tebligat adresi almak ve elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır.

Bu mükelleflerin dışında kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep eden kişiler de sistemden isteğe bağlı olarak yararlanabileceklerdir.

  1. Bildirim Yükümlülüğü ve Elektronik Tebligat Adresi Edinme

5.1. Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin Bildirimi ve Elektronik Tebligat Adresi Edinmesi

Elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, 01.01.2016 tarihine kadar örneği Tebliğ ekinde yer alan “Elektronik Tebligat Talep Bildirimi (Şirketler ve Diğer Tüzel Kişiler İçin)”ni (EK:1) kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine vermeleri gerekmektedir. Bu mükellefler, söz konusu bildirimi kanuni temsilcileri veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekâletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla bizzat teslim edeceklerdir.

Bu Tebliğde getirilen zorunlulukların başladığı tarihten sonra mükellefiyet tesis ettiren kurumlar vergisi mükellefleri ise işe başlama tarihini takip eden 15 gün içerisinde Elektronik Tebligat Talep Bildiriminde bulunmak zorundadır.

Yapılan başvurunun değerlendirilmesi sonucu, gerekli şartları taşıyan mükelleflere internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi verilecektir. Böylece bu mükellefler elektronik tebligat adresi edinmiş olacaklardır.

5.2. Gelir Vergisi Mükelleflerinin Bildirimi ve Elektronik Tebligat Adresi Edinmesi

Elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan gelir vergisi mükelleflerinin, 01.01.2016 tarihine kadar örneği Tebliğ ekinde yer alan “Elektronik Tebligat Talep Bildirimi (Gerçek Kişiler İçin)”ni (EK:2) internet vergi dairesinde elektronik ortamda doldurmaları ve elektronik tebligat sistemini kullanmaya başlamaları gerekmektedir.

Bu mükelleflerin, söz konusu bildirimi kendileri veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekâletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla gelir vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine bizzat vermeleri de mümkündür.

İnternet vergi dairesini kullanarak elektronik ortamda bildirimde bulunan gelir vergisi mükelleflerine internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi verilmeyecek olup bu mükellefler sisteme her girişlerinde sistem tarafından kimlik doğrulaması yapılmak suretiyle elektronik tebligat sistemini kullanabileceklerdir.

Vergi dairesine bizzat veya vekili aracılığıyla başvuran gerçek kişi mükelleflerin başvuruları değerlendirilecek ve gerekli şartları taşıyan mükelleflere internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi verilecektir.

İnternet vergi dairesini kullanarak elektronik ortamda veya vergi dairesine bizzat başvurarak sistemi kullanacak olan gelir vergisi mükellefleri, elektronik tebligat adresi edinmiş olacaklardır.

Tebliğde getirilen zorunlulukların başladığı tarihten sonra mükellefiyet tesis ettiren gelir vergisi mükellefleri, mükellefiyet tesisi sırasında bizzat veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekâletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla örneği Tebliğin ekinde (EK: 2) yer alan bildirimi doldurarak ilgili vergi dairesine vermek zorundadır.

5.3. İsteğe Bağlı Olarak Kendilerine Elektronik Tebligat Yapılmasını Talep Edenlerin Bildirimi ve Elektronik Tebligat Adresi Edinmesi

Tebliğ ile getirilen zorunluluk kapsamına girmeyen ancak isteğe bağlı olarak kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep eden tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller Tebliğin (5.1) bölümünde açıklandığı şekilde katma değer vergisi veya gelir (stopaj) vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine başvuruda bulunarak sistemi kullanabileceklerdir.

Benzer şekilde, Tebliğ ile getirilen zorunluluk kapsamına girmeyen gerçek kişi muhatapların, Tebliğin (5.2) bölümünde açıklandığı şekilde internet vergi dairesi aracılığıyla başvurarak veya ikametgahlarının bulunduğu yer vergi dairesine bizzat veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekâletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla başvuruda bulunarak sistemi kullanmaları mümkündür.

5.4. İnternet Vergi Dairesi Kullanıcı Kodu, Parola ve Şifresi Edinme

Elektronik tebligat sistemini kullanmak üzere, Tebliğ ekinde yer alan Elektronik Tebligat Talep Bildirimi ile bildirimde bulunan mükelleflere vergi dairesince, müracaat anında sistemden üretilecek internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifreyi ihtiva eden kapalı bir zarf verilecektir.

Şifre zarfının mükellefe veya yetki verilen kişiye tesliminde, “… Vergi Dairesi Başkanlığı/Müdürlüğünün… vergi kimlik numaralı mükellefi …………………’ya Elektronik Tebligat Sistemi ve İnternet Vergi Dairesi işlemlerinde kullanmak için kullanıcı kodu, parola ve şifreyi ihtiva eden zarf, kapalı olarak teslim edilmiştir.” şeklinde bir “Teslim Tutanağı” tanzim edilecek ve söz konusu tutanak, mükellef veya noterde verilmiş vekaletnameyle yetki verdiği kişi, müdür/vergi dairesi müdürü veya müdür yardımcısı tarafından tarih konulmak suretiyle imzalanacaktır. Tanzim edilen Teslim Tutanağı ile Elektronik Tebligat Talep Bildiriminin birer örneği mükellefin dosyasında muhafaza edilecektir.

  1. Elektronik Tebligatın Gönderilmesi ve Muhatabına İletilmesi

213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrak, elektronik imza ile imzalanacak ve vergi dairesi adına Başkanlık tarafından tebliğ yapılacak muhatabın elektronik tebligat adresine iletilecektir.

Elektronik tebligat sistemine internet vergi dairesi üzerinden erişilecektir. İnternet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresine sahip olan gerçek ve tüzel kişiler şifreleriyle elektronik tebligat adreslerine ulaşacaklardır. İnternet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi olmayan gerçek kişiler ise sisteme her girişte yapılan kimlik doğrulaması ile elektronik tebligat adreslerine erişeceklerdir.

Kanunun 107/A maddesi gereğince, elektronik imzalı tebliğ evrakı, muhatabın elektronik ortamdaki adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacaktır.

Olay kayıtları, İşlem Zaman Bilgisi eklenerek, erişilebilir şekilde arşivlerde otuz yıl süreyle saklanacaktır. Hesaba erişim bilgilerinin iletimi ile sisteme erişimin güvenli bir şekilde yapılması için gerekli tedbirler Başkanlık tarafından alınacak olup talep halinde elektronik tebligata ilişkin delil kayıtları ilgilisine veya yetkili mercilere sunulacaktır.

  1. Elektronik Tebligat Sisteminden Çıkış

Zorunlu veya ihtiyari olarak elektronik tebligat sistemine dahil olanların aşağıdaki durumlar dışında sistemden çıkmaları mümkün değildir.

Tüzel kişilerde ticaret sicil kaydının silindiği (nevi değişikliği ve birleşme halleri dahil) tarih itibarıyla, elektronik tebligat adresi kapatılır. Gerçek kişilerde ise ilgilinin ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin idare tarafından tespit edildiği durumlarda ölüm/karar tarihi itibarıyla ilgilinin elektronik tebligat adresi re’sen kapatılır. Mirasçıların bağlı olunan vergi dairesine başvurması halinde de müteveffanın elektronik tebligat adresi kullanıma kapatılır.

  1. Muhatabın Sorumluluğu

Muhatap;

  1. Elektronik Tebligat Talep Bildirimini süresinde, tam ve doğru olarak vergi dairesine beyan etmekle,
  2. Beyan edilen bilgilerde meydana gelecek değişiklikleri öncesinde veya en geç değişiklik tarihinde vergi dairesine bildirmekle,
  3. Elektronik Tebligat Talep Bildiriminde belirtilen tüm şartlara riayet etmekle,
  4. Sistem kullanımına ilişkin olarak kendisine verilmiş olan kullanıcı kodu, parola ve şifre gibi bilgilerini korumakla, üçüncü kişilerle paylaşmamakla ve başkasına kullandırmamakla,
  5. Sistem kullanımına ilişkin olarak kendisine verilmiş olan kullanıcı kodu, parola ve şifre gibi bilgilerin istenmeyen şekilde üçüncü kişilerin eline geçtiğini tespit ettiğinde derhal vergi dairesine bilgi vermekle,

yükümlüdür.

Yukarıda yer verilen sorumlulukların yerine getirilmemesinden doğacak hukuki sonuçlar muhatabın sorumluluğunda olup tüm bildirimler vergi dairesine ulaştığı anda sonuç doğurur.

  1. Ceza Hükümleri

Elektronik tebligat sistemine dahil olması zorunlu olanlardan bu Tebliğ ile getirilen yükümlülüklere uymayanlar için Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257 nci maddeleri uyarınca, Kanunun Mükerrer 355 inci maddesindeki cezai müeyyide uygulanır.

Ceza uygulaması sonrasında re’sen oluşturulan internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi gerçek kişilerde mükellefe, tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde doğrudan kanuni temsilcisine tebliğ edilir ve elektronik tebligat adreslerine tebligat gönderimine başlanılır.

  1. Diğer Hususlar

Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrak muhataplara elektronik tebligat sistemi ile tebliğ edilebileceği gibi Kanunda yer verilen diğer tebligat hükümlerine göre de tebliğ edilebilir.

Bağlı vergi dairesi müdürlüklerinde (mal müdürlükleri) elektronik tebligat sistemine teknolojik uyum çalışmaları devam etmekte olduğundan, bağlı vergi dairesi müdürlüklerinin mükellefleri Tebliğ kapsamında bulunmamaktadır.

Elektronik Tebligat uygulamasına, 01.01.2016 tarihi itibariyle başlanılacaktır.

Ancak bu tarihten önce bildirimde bulunanlara 01.10.2015 tarihinden itibaren elektronik tebligat yapılabilir.

  1. Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
  2. Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

Tebliğ olunur.

Ekleri için tıklayınız

 

Artvin ilinin Arhavi, Borçka ve Hopa İlçelerinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle bu ilçelerdeki mükellefler için mücbir sebep hâli ilan edilmiştir

Bakanlığımızca; 24.08.2015 tarihinde Artvin ilinin Arhavi, Borçka ve Hopa İlçelerinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle bu ilçelerdeki mükellefler için mücbir sebep hâli ilan edilmiş olup, mücbir sebep hâlinin; 24.08.2015 tarihinde başlaması, 29.02.2016 tarihinde (bu tarih dahil) sona ermesi uygun görülmüştür.

Buna göre:

– Mücbir sebep halinin başladığı 24.08.2015 tarihinden mücbir sebep halinin sona ereceği 29.02.2016 tarihine kadar verilmesi gereken vergi beyannamelerinin verilme süresinin 14.03.2016 günü sonuna kadar, bu beyannamelere istinaden tahakkuk edecek vergilerin ödeme süresinin 21.03.2016 günü sonuna kadar,

– 2015 yılına ilişkin olarak basit usulde vergilendirilen mükellefler tarafından verilmesi gereken yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilme süresinin 25.03.2016, bu beyannamelere istinaden tahakkuk edecek vergilerin ödeme süresinin 31.03.2016 günü sonuna kadar,

  – Mücbir sebep halinin başladığı 24.08.2015 tarihinden mücbir sebep halinin sona ereceği 29.02.2016 tarihine kadar verilmesi gereken Bildirimlerin verilme süresinin 14.03.2016 günü sonuna kadar,

– Mücbir sebep halinin başladığı 24.08.2015 tarihinden önce tahakkuk edenler ile mücbir sebep süresi içerisinde tahakkuk edecek olanlardan vadesi mücbir sebep süresi içerisine rastlayan her türlü vergi, ceza ve gecikme faizinin ödeme süresinin 31.03.2016 günü sonuna kadar,

– 24.08.2015 tarihinden önce ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen ve vadesi mücbir sebep süresi içerisine rastlayan her türlü vergi, ceza ve gecikme faizinin ödeme süresinin 31.03.2016 günü sonuna kadar,

uzatılması uygun bulunmuştur.

Diğer taraftan;

– 2015 yılı 3 üncü ve 4 üncü geçici vergi dönemlerine ilişkin geçici vergi beyannameleri verilmeyecek,

– 2015 yılına ilişkin olarak 01.03.2016-25.03.2016 tarihleri arasında verilmesi gereken yıllık gelir vergisi beyannamesi, kanuni süresinde verilecek ve tahakkuk edecek vergi kanuni süresinde ödenecek,

– 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa göre verilmesi gereken beyannamelere istinaden tahakkuk eden/edecek özel tüketim vergisi ile 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince işlem yapılmadan ödenmesi gereken harçlar mücbir sebep kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Öte yandan, 24.08.2015 tarihinde meydana gelen sel felaketinden Artvin ilinin Arhavi, Borçka ve Hopa İlçeleri dışındaki ilçelerdeki mükelleflerin, durumlarını ispat veya tevsik eden bilgi ve vesikalarla etkilendikleri süreyi de belirtmek suretiyle gelir/kurumlar vergisi bakımından bağlı oldukları vergi dairesine müracaat etmeleri mümkündür. Bu takdirde, mücbir sebep halinde olduğunu ileri süren mükelleflerin müracaatları tetkik edilerek, olaylardan vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak derecede etkilendikleri anlaşılanların durumlarının, mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesi ve bu mükelleflerin Vergi Usul Kanununun ilgili hükümlerinden faydalandırılması mümkündür.

Ayrıca, dileyen mükellefler, yukarıda belirtilen tarihlerden önce de vergi beyannameleri ile bildirimlerini vererek,  ödemede bulunabilecektir.

Türk Uluslararası Gemi Siciline Kayıtlı Gemilerin İşletilmesinden Ve Devrinden Elde Edilecek Kazançlara İlişkin İstisna

Vesilkalık-2

 

Genel Açıklamalar

4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 5266 sayılı Kanunun 3. Maddesiyle değişik 12. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun uyarınca oluşturulan Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve devrinden elde edilen kazançlar, gelir ve kurumlar vergileriyle fonlardan istisnadır.” hükmü yer almaktadır. Buna göre dar mükellef kurumlarda dahil olmak üzere kurumlar vergisi mükelleflerinin 4490 sayılı Kanunla oluşturulan Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve devrinden elde edilecek kazançlar kurumlar vergisinden istisna olacaktır.

Kazancın Tespiti

Kurumlar vergisi mükelleflerinin söz konusu istisna uygulamasından yararlanabilmeleri için gemi siciline kayıtlı gemilerin işletilmesinden ve devrinden elde edilen hâsılattan, bu faaliyetlere ilişkin giderlerin düşülmesi suretiyle kazancın tespiti gerekir.

Satıştan Zarar Doğması Halinde

Doğal olarak Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesi sonucunda zarar doğması halinde, bu zararın diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlardan indirilmesi mümkün değildir.

Kur Farkları ve Vade Farkları da İstisna Kapsamında mıdır?

Diğer taraftan Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerle yapılan deniz taşımacılığı faaliyetlerinden elde edilen kazançlar ile bu gemilerin devrinden doğan kazançlar istisnaya konu olacağından, anılan faaliyetler nedeniyle doğan alacaklara ilişkin kur farkı ve vade farkı gelirlerinin kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmaktadır. Ancak sicile kayıtlı gemilerle yapılan deniz taşımacılığı ile bu gemilerin devrine ilişkin faaliyetler ile ilişkili olmaksızın elde edilen kur farkı, vade farkı gelirleri ile faiz, repo ve benzeri faaliyet dışı gelirler için söz konusu istisna uygulamasından yararlanılması mümkün değildir.

4490 sayılı Kanunda yer alan istisna uygulaması belirli bir faaliyetten elde edilen kazanca ilişkin olduğundan yasal kayıtlarda istisna kapsamında bulunmayan faaliyetlerden elde edilen kazançların ayrı takip edilmesinde fayda bulunmaktadır.

İstisna Dışı Faaliyetlerle Birlikte İstisna Kapsamında Faaliyet Gösterilmesi Halinde

Diğer taraftan istisna kapsamında bulunan faaliyetler ile istisna kapsamı dışındaki faaliyetlerin bir arada bulunması durumunda varsa müşterek genel giderlerin, bu faaliyetlerden elde edilen hasılata orantılı olarak dağıtılması suretiyle kazanç tespitinin yapılması gerekmektedir.

Tevkifat

Kurumlar vergisi mükellefleri tarafından Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve devrinden elde edilen ve 4490 sayılı Kanun uyarınca kurumlar vergisinden istisna kazançların kâr payı olarak dağıtılması halinde, kurum kazancının tamamen veya kısmen gemi ve yatların işletmeciliğinden elde edilip edilmediğine bakılmaksızın, gerçek kişi ortaklara dağıtılan kâr payları üzerinden G.V.K.’nın 94. maddesinin (6/b) bendi uyarınca tevkifat yapılması gerekmektedir.

Ancak, tam mükellefiyeti haiz kurumlara dağıtılan kâr payları üzerinden tevkifat yapılması mümkün olmadığı gibi söz konusu kâr payları iştirak kazancı olarak elde eden kurumlar açısından kurumlar vergisinden istisna olacaktır.

İstisna Uygulamasında Şartlar

1 seri numaralı Kurumlar Vergisi Tebliğinde devir edilen gemiden elde edilen kazanca istisna uygulanması için gemiyi alanın bu sicilde faaliyete devam etmesi gerektiği yönünde bir ifade yer almazken 4490 sayılı kanunun 12’inci maddesinin gerekçesinde geçen “vergilendirmeye ilişkin bu madde ile özel siciline tescil edilen gemi ve yatların işletilmesinden ve aynı sicile bir başkası adına tescil edilmek üzere devrinden doğan kazançların gelir ve kurumlar vergisinden istisna olacağı” ifadesi sebebiyle; eğer geminin hurdaya ya da başka bir sicilde faaliyet gösterir şekilde satışı gerçekleşirse satış nedeniyle hesaplanan kar vergiden istisna tutulamayacaktır.

Kimsenin kanunları bilmemek gibi bir mazerete sahip olmamasına rağmen bu kanunların gerekçelerini bilmek gibi bir zorunluluk içinde olmaması da çok normaldir. Ayrıca kanunların gerekçeleri bir hüküm ifade etmemekle birlikte çoğu zaman açıklama içermektedirler.

Konu hakkında verilen muktezalarda da gemi ve yatların işletilmesinden ve devrinden elde edilen kazançların istisnadan yararlanabilmesi için gemi ve yatların Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı olması zorunlu olup devir halinde istisnadan yararlanılabilmesi için, devir sonrasında da anılan sicile kaydın devam etme zorunluluğu bulunduğu ifade edilmiştir. (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı-02.02.2012-B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 5-406)

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

Çalıştığı İşyerinde Nev-i Değişikliği Olması Halinde Çalışanların Ücretlerinin Vergilendirilmesi Nasıl Olmalıdır?

Vesilkalık-2

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.” 62 nci maddesinde ise, “İşverenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir.” hükümleri yer almış olup, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde tevkifat yapmak zorunda olan mükellefler sayılmış, aynı maddenin birinci fıkrasının bir numaralı bendinde de “Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre hesaplanır.” hükmüne yer verilmiştir.

Konu ile ilgili olarak yayımlanan 128 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin verginin hesaplanmasını açıklayan 11 inci kısmının (b) bölümünde;

hizmet erbabına çeşitli ödeme dönemleri itibariyle çeşitli adlar altında muayyen ve gayrimuayyen ücret ödemeleri yapıldığı göz önünde tutularak vergilemede basitlik sağlanabilmesi için ücretlerde vergi tevkifatı hizmet erbabına takvim yılı başından itibaren yapılan her türlü ücret ödemelerinin safi tutarları toplamı değişik 103 ncü maddede yer alan tarifenin aynı gelir dilimi içinde kaldığı sürece o nisbeti, aştığı anda ise aşan kısım sonra gelen dilimin nisbeti üzerinden yapılabileceği,

Bu durumda işverenlerin ücret ödemelerine ilişkin olarak, düzenleyecekleri ücret bordrolarında, hizmet erbabına o takvim yılı içinde daha önce yaptıkları ücret ödemelerinin safi tutarları toplamını göstermeleri zorunlu olduğu,

açıklanmıştır.

Her ne kadar yeni kurulan şirket ile eski şirket ayrı vergi kimlik numaralarına sahip olup iki farklı kurum gibi görülse de Türk Ticaret Kanununa göre nevi değişikliği işletmenin hukuki ve ekonomik bütünlüğü bozulmadan mevcut şirket tipinin değiştirilmesi olduğundan (yeni şirketin eski şirketin devamı olduğundan) çalışanlar açısından işveren değişikliği sonucunu doğurmamaktadır. Dolayısıyla çalışanlara ödenen ücret matrahlarının kümülatif olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Bu durumda Gelir Vergisi Kanununun 94 ve 104 üncü madde hükümlerine göre, bir takvim yılı içinde işverenlerce ücret adı altında yapılan ve gelir vergisine tabi olan ödemelerin gelir vergisi, bu ödemelerin vergi matrahları toplamına 103 üncü maddede yer alan vergi tarifesinin uygulanması suretiyle hesaplanacaktır.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

 

Eski Dosyaları Kapatın Yeni Dosyaları Açtırın, Karlı Çıkın !!!

 

Vesilkalık-2

SGK, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun ek 9 uncu maddesine göre ev hizmetlerinde ay içinde 10 günden az / 10 gün ve daha fazla sigortalı çalıştıran gerçek kişiler hakkında çalıştıran, işveren ve sigortalılara yönelik yükümlülüklerin uygulama esaslarını düzenlemek için tebliğ yayınlamıştır.

Bu tebliğe göre ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığı Kanunun 1.4.2015 tarihinden itibaren yürürlüğe giren ek 9 uncu maddesi ile bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içerisinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 gün ve daha fazla olanlar ile aynı veya farklı gerçek kişi yanında 10 günden az çalışanlar şeklinde ikiye ayrılmıştır.

 

Ev hizmetlerinde işveren yanında 10 gün ve daha fazla süreyle çalışanlar, Kanunun ek 9 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince 1.4.2015 tarihinden itibaren ücretle ve sürekli çalışma şartı aranmadan Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi sigortalılara sağlanan haklardan aynı şekilde yararlanacaktır. Bu sigortalılar hakkında Kanunun uzun ve kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası ve 4447 sayılı Kanunun 46 ncı maddesine göre işsizlik sigortası hükümleri uygulanacaktır.

 

Ev hizmetlerinde 10 gün ve daha fazla süre ile çalışanların bildirimi “Ev Hizmetlerinde 10 Gün ve Daha Fazla Çalıştırılacaklara İlişkin Bildirge” (Tebliğ-Ek 1) ile yapılır. Bildirgedeki işe giriş tarihi sigortalılık başlangıç tarihidir. İşverenlerin bu bildirgeyi çalışmanın başladığı ayın sonuna kadar ikamet ettikleri yere en yakın üniteye vermeleri zorunludur. “Ev Hizmetlerinde 10 Gün ve Daha Fazla Çalıştırılacaklara İlişkin Bildirge” dışında yapılan bildirimler Kurumca geçerli sayılmayacaktır.

“Ev Hizmetlerinde 10 Gün ve Daha Fazla Çalıştırılacaklara İlişkin Bildirge”den 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (I) sayılı tablonun IV/2-e bendi kapsamında bir defaya mahsus damga vergisi kesilecektir. Damga vergisi işverenin ilk prim ödemesine ilave edilerek tahsil edilecektir.

 

Ev hizmetlerinde ay içerisinde 10 gün ve daha fazla süre ile çalışan sigortalıların bildirimi ve sigorta primlerinin ödenmesi ile ilgili olarak işveren açısından “Ev Hizmetlerinde 10 Gün ve Daha Fazla Çalıştırılacaklara İlişkin Bildirge”nin doldurulup sigortalı ile birlikte imzalandıktan sonra ünitelere müracaat edilmesi yeterli olacaktır.

 

Kurumca işveren için işyeri numarası oluşturulmayacak, işveren kayıtları T.C. kimlik numarası ile takip edilecektir. “Ev Hizmetlerinde 10 Gün ve Daha Fazla Çalıştırılacaklara İlişkin Bildirge” ile beyan edilen işe giriş tarihine göre sigortalı tescili de yapılacaktır. Bildirgedeki çalışma gün sayısı ve prime esas günlük kazanç beyanına göre prim tahakkukları gerçekleştirilecek olup, aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenmeyecektir.

 

Hal böyle olmakla birlikte öteden beri ev hizmetlerinde sigortalı çalıştırdığı için SGK nezdinde işyeri dosyası açtıranlar çalıştırdığı sigortalıyı her ay prim ve hizmet bildirgesini düzenlemek suretiyle süresi içinde kuruma yollamak zorundadırlar. Bunlar her ay yolladıkları bu prim ve hizmet belgesi için (bildirgenin verildiği anda doğan) damga vergisini de ödemek zorundadırlar. Eğer bu bildirge geç verilirse ayrıca ceza ile muhatap olurlar. Ancak yukarıda açıklandığı üzere tebliğle gelen yeni düzenlemeye göre ev hizmetlerinde çalıştırılan sigortalılar için çalıştırıldığı her ay prim ve hizmet bildirgesi verilmesi gerekmemektedir. Bir başka ifade ile (prim ve hizmet bildirgesi verilmeyeceği için) damga vergisi ödenmesi söz konusu değildir.

Tebliğ sonrasında aynı durum için iki farklı uygulama ortaya çıkmış olmaktadır. Peki, bu durumda SGK nezdinde işyeri dosyası açtırıp çalıştırdığı kişileri bu dosya üzerinden bildirenler ne yapmalıdır?

Bu kapsamda olanların tebliğ hükümlerinden yararlanmak ve her ay damga vergisi ödememek için öncelikle mevcut işyeri dosyalarını kapattırmaları daha sonra yukarıda açıklandığı gibi tebliğ hükümlerine göre gerekli başvurularını yapmaları gerekmektedir. Böylece yıllık bazda yaklaşık 268 TL tasarruf edilmiş olacaktır.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN