Ar-Ge Personelinin Telafi Çalışmaları (Yada Fazla Mesaileri) İçin Ödenen Ücretler Vergiden İstisna Mıdır?

 

12 Mart 2014 tarih ve 28939 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanarak 01.04.2014 tarihinde yürürlüğe giren 4691 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların düzenlendiği Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Muafiyet ve istisnalar” başlıklı 37’nci maddesinin (1) numaralı bendinde;

c) Bölgede çalışan ve bu Yönetmeliğe göre tanımlanmış AR-GE ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri 31.12.2023 tarihine kadar her türlü vergiden istisnadır. Bu istisnanın uygulanabilmesi için, ilgili girişimci, Bölgede çalışan ve bu Yönetmeliğe göre tanımlanmış tüm AR-GE ve destek personelini, AR-GE projelerindeki görev tanımlarını, nitelik ve çalışma sürelerini gösteren listeyi aylık olarak yönetici şirkete onaylatır, inceleme ve denetimlerde ibraz edilmek üzere saklar.

İstisna kapsamındaki çalışma sürelerinin hesabında haftada kırkbeş saatin üzerindeki ve ek çalışma süreleri bu hesaplamada dikkate alınmaz. Hak kazanılmış hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri ile 17/3/1981tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda belirtilen tatil günleri gelir vergisi stopajı teşviki uygulamasında dikkate alınır. Hesaplamada küsuratlı sayılar bir üst tamsayıya iblağ edilir.

İstisna kapsamındaki destek personeli sayısı AR-GE personeli sayısının yüzde onunu aşamaz. Destek personeli sayısı hesabında küsuratlı sayılar bir üst tamsayıya iblağ edilir. Destek personelinin toplam AR-GE personeli sayısının %10’unu aşması hâlinde, brüt ücreti en az olan destek personelinin ücretinden başlamak üzere her türlü vergi istisnası uygulanır. Brüt ücretlerin aynı olması hâlinde, ücretine her türlü vergi istisnası uygulanacak destek personeli ise çalıştığı girişimci firma tarafından belirlenir. Ücretin brüte iblağ edilmesi gerektiği durumlarda brüt ücret Kanunla sağlanan vergi teşvikleri dikkate alınmaksızın hesaplanır. AR-GE ve destek personelinin bu Kanun kapsamında elde ettiği tüm gelirler (ücret, prim, ikramiye ve benzeri ödemeler) istisna kapsamına dahildir.

açıklamalarına yer verilmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun “Telafi Çalışması” başlıklı 64’üncü maddesinde; “Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işveren iki ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir. Bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz.

Telafi çalışmaları, günlük en çok çalışma süresini aşmamak koşulu ile günde üç saatten fazla olamaz. Tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılamaz.” hükmü yer almaktadır.

Bu açıklamalara göre, 4691 sayılı Kanun kapsamında; Teknoloji Geliştirme Bölgesinde çalışan AR-GE personelinin istisna kapsamındaki çalışma süresi hesaplanırken, hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri dahil edilip haftada kırkbeş saatin üzerindeki çalışma süreleri ile ek çalışma süreleri dikkate alınmaması gerektiğinden, İş Kanununa göre fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmayan telafi çalışmasının istina kapsamındaki çalışma süresi hesabına dahil edilmesi söz konusu değildir.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

 

 

Reklamlar

Toplu İş Sözleşmesine İstinaden Geriye Dönük Olarak Ödenen Ücret Farkları Nasıl Vergilendirilmelidir?

Zaman zaman uzayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin taraflarca anlaşmaya varılarak imza edildiği tarih ile sözleşme hükümlerinin etkili olacağı başlangıç tarihi farklı olabilmektedir.

İşte böyle bir durumda geriye dönük olarak ödenecek olan birikmiş ücret farklarının vergilendirilmesi ve sgk nezdindeki değerlendirmesi nasıl olmalıdır?

Öncelikle hukukun konusunu olmakla birlikte şu hususa da değinmek isterim ki; Toplu iş sözleşmesinin geçmişe etkisi, sözleşmenin imza tarihinde yürürlüğe girmesi kuralına getirilmiş bir istisna niteliğinde olduğundan, geçmişe olan etkiye ilişkin düzenlemenin açık bir şekilde ortaya konulabilmesi, bu duruma ilişkin hükmün açık olması ve yanlış anlaşılmaya müsait olmaması gerekmektedir.

Gelir Vergisi Mevzuatı

Geriye dönük olarak topluca yapılan ödemelerin gelir vergisi karşısındaki durumu için 166 Seri Nolu Tebliğde aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır.

“Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde ücretin tanımı yapılmış, 94 üncü maddesinde ise yaptıkları ödemelerden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan vergi sorumluları belirtilmiştir. Aynı Kanunun 98 inci maddesinde de, “94 üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri kârlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın 20’nci günü akşamına kadar bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar ..” denilmiştir. Kanunun 96 ncı maddesinde ise, vergi tevkifatının nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı, hesaben ödeme deyiminin de vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade edeceği belirtilmiştir. 

Buna göre, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uzaması ve sözleşmenin sonraki takvim yılında imzalanması veya sözleşme aynı yılda imzalanmakla beraber sözleşmeden doğan farkların müteakip takvim yılında tahakkuk ettirilerek ödenmesi halinde, toplu sözleşmeden doğan farklar, tahakkuk ve ödemesinin yapıldığı yılın ücreti olarak kabul edilmek suretiyle vergilendirilecektir.”

Ayrıca tebliğde aşağıdaki örnek verilmiştir.

ÖRNEK : 

25 işçi çalıştıran (A) Anonim Şirketi 1 Ekim 1990 tarihinde (B) Sendikası ile toplu sözleşme görüşmelerine başlamış ve sözleşme l0 Ocak 1991 tarihinde brüt % 50 artışla imzalanmıştır.

Şirket, toplu sözleşmeden doğan ücret farklarını 20 Ocak 1991 tarihinde tahakkuk ettirerek ödemiştir. 1990 yılının Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ait ücret farkı ödemesi tahakkuk ve ödemenin yapıldığı 1991 yılına ait ücret olarak vergilendirilecektir. 

SGK Mevzuatı

01.09.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan İşveren Uygulama Tebliğinin;

“2.2- Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinin Kuruma Verilmesi” başlıklı kısmında,

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanları çalıştıran;

– Özel nitelikteki işyeri işverenleri cari aya ilişkin olarak düzenleyecekleri asıl, ek veya iptal nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerini, en geç belgenin ilişkin olduğu ayı izleyen ayın 23’ünde,

– Resmi nitelikteki işyeri işverenleri ise, cari aya ilişkin olarak düzenleyecekleri asıl, ek veya iptal nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerini, en geç belgenin ilişkin olduğu dönemi izleyen takvim ayının 7’sinde,

saat 23.59’a kadar e-Sigorta kanalıyla Kuruma göndermek zorundadırlar. Belgenin gönderilmesi gereken sürenin son gününün resmi tatile rastlaması halinde, aylık prim ve hizmet belgesi, son günü izleyen ilk iş günü saat 23:59 a kadar, Kuruma, e-Sigorta kanalıyla gönderilebilecektir.

………………….

Ayrıca;

a) Toplu iş sözleşmeleri uyarınca geriye yönelik olarak ödenmesine karar verilen ücret farklarına ilişkin ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinin, toplu iş sözleşmesinin imzalandığı tarihi,

……………………

g) Toplu iş sözleşmelerine tabi işyeri işverenlerince veya kamu idarelerince ya da yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenen ücret dışındaki ödemelere ilişkin ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinin (ücret dışındaki bu ödemeler hizmet akdinin devam ettiği en son ayın kazancına dahil edilecektir.) yukarıda belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihlerini,

……………………

takip eden ay/dönemin, işyerinin özel nitelikte olması halinde 23’üne, resmi nitelikte olması halinde 7’sine kadar, Kuruma, e-Sigorta kanalıyla gönderilmesi veya kağıt ortamında verilmesi halinde yasal süresi içinde verilmiş kabul edilecek ve Kanunun 102 nci maddesinde belirtilen idari para cezası uygulanmayacaktır.

Yasal süresi geçirildikten sonra düzenlenecek olan aylık prim ve hizmet belgeleri Kuruma elden verilir ya da posta kanalıyla gönderilir.

Sonuç

Toplu iş sözleşmesine istinaden geriye dönük olarak hesaplanan ücret farklarının ilgili oldukları aylara ilişkin ek mahiyette aylık prim hizmet bildirgesi verilerek sgk tarafına bildirimin yapılması,  bu ücret farkların (hesaben ya da nakden) ödendikleri aya ait muhtasar beyannamesi ile bildirilmesi ve gelir vergisi hesabında da içinde bulunulan yılın vergi dilimine göre hesaplama yapılması gerekmektedir.

Ayrıca toplu sözleşme imza edilinceye kadar geçen sürede işten çıkan ama sözleşmenin kapsadığı süre içinde çalışması olanlar için, hesaplanan ücret farkları en son çalışmanın yapıldığı aya ait olarak ek mahiyetteki aylık prim hizmet bildirgesi ile bildirilmelidir.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

Hatıra Ormanı İçin Yapılan Masraflar Gider Kabul Edilir mi?

Vesikalık-Olcay

 

Bu dünyada bir dikili ağacım da olsun diyorsanız, yapacağınız şey ağaç dikmektir. Peki kurumların böyle bir organizasyonda yer alması yani bir “Hatıra Ormanı” oluşturması halinde, bunun için yapılan masraflar kurumlar vergisi uygulamasında gider kabul edilebilir mi?

Kurumlar Vergisi Kanununun “Safi kurum kazancı” başlıklı 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.

26.07.1995 tarih ve 22355 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4122 sayılı Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Kanununun “Hatıra Ormanları” başlıklı 5 inci maddesinde, Orman Bakanlığınca; gerçek ve tüzel kişilerin talebi üzerine, giderleri kendilerine ait olmak üzere “Hatıra Ormanı” kurulacağı, ayrıca milli ve dini bayramlarda ve özel günlerde, fidan dikilerek, her il ve ilçede “Hatıra Ormanları” oluşturulabileceği hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun “Ödüllendirme ve Teşvik” başlıklı 12 nci maddesinde; “Bu Kanun hükümlerine göre kurulan ormanlarda, ağaçlandırma, bakım ve koruma masraflarının tamamı gelir ve kurumlar vergisi matrahından düşülür” hükmü yer almıştır.

Bu kanuna istinaden yayınlanan yönetmelikte de; “Bu yönetmelik hükümlerine göre yapılacak ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmaları ile ilgili her türlü tesis, bakım ve koruma masraflarının tamamı gelir ve kurumlar vergisi matrahından düşülür.” İfadesi yer almıştır.

Buna göre, 4122 sayılı Kanun kapsamında devlet arazisine yapılacak hatıra ormanı için; yapılan ağaçlandırma, bakım ve koruma masraflarının tamamının öncelikle beyannamede “Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler” satırına eklenmesi ve “Zarar Dahi Olsa İndirilecek İstisna ve İndirimler” bölümünün “Diğer indirim ve istisnalar” satırında gösterilmek suretiyle indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

Ancak bu kanun kapsamında olmayan özel araziye yapılan hatıra ormanı için katlanılan tüm masrafların gider kabul edilmeyeceğini, kkeg olarak dikkate alınması gerektiğini hatırlatırım.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

Yetim Aylığı Alan Stajyer, Aday Çırak veya Çırakların Çalışmaya Başlaması Halinde Yetim Aylıkları Kesilir mi?

 

5510 sayılı Kanun kapsamında ölüm sigortasından sağlanan yardımlar aşağıdaki gibidir.

– Ölüm aylığı

– Ölüm toptan ödemesi

– Evlenme ödeneği

– Cenaze ödeneği

Bu kanuna göre hak sahibi olarak tanımlananlar yukarıda belirtilen bu yardımlardan yararlanmaktadır.

Kanunun 3 üncü maddesinin (7) numaralı bendinde hak sahibi kavramı; “Sigortalının veya sürekli iş göremezlik geliri ile malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta olanların ölümü halinde, gelir veya aylık bağlanmasına veya toptan ödeme yapılmasına hak kazanan eş, çocuk, ana ve babası” olarak tanımlanmıştır.

Sigortalıların hak sahiplerine (sadece çocuklar açısından) ölüm aylığı bağlanırken aranan şartlar aşağıda belirtilmiştir.

Ölüm aylığı bağlanmasında evlilik bağı içinde doğan çocuklar ile sigortalı ve eşi tarafından evlat edinilmiş, tanınmış veya nesebi düzeltilmiş yahut babalığı hükme bağlanmış çocuklar da hak sahibi sayılmaktadır.

Ölüm aylığına hak kazanma şartları yönünden çocuklar için ortak koşul;

  • Hizmet akdi ile çalışmamakla birlikte, ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesinde oluşturulan tesis, atölye ve benzeri ünitelerde iş kazası ve meslek hastalığı ile analık sigortasına tabi çalıştırılan hükümlü ve tutuklular,
  • Haklarında iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası hükümleri uygulanan, 5.6.1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler; haklarında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanan meslek liselerinde okumakta iken veya yükseköğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 46 ncı maddesine tabi olarak kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerden aylık prime esas kazanç tutarı, 82 nci maddeye göre belirlenen günlük prime esas kazanç alt sınırının otuz katından fazla olmayanlar,
  • Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan ve haklarında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanan kursiyerler,

hariç olmak üzere, Kanun veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olmasıdır.

Erkek çocuklara ölüm aylığı bağlanabilmesi için öğrenci değilse 18, orta öğrenim yapması halinde 20, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olması şarttır. Orta öğrenimin 20, yükseköğrenimin ise 25 yaşından önce bitirilmesi halinde, ölüm aylıkları bu yaşlar beklenmeden kesilecek, erkek çocukların evlenmesi halinde aylıkları kesilmeyecektir.

Kız çocuklarının yaşları ne olursa olsun evli olmaması, evli olmakla birlikte sonradan boşanması veya dul kalması şarttır. Kız çocukların hak sahibi olma şartları içerisinde belli yaşlara kadar öğrenci olma koşulu bulunmamaktadır.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

Kısa Vadeli Sigorta Uygulamaları Hakkında Genelge

SGK tarafından 01.09.2015 tarih 2015/22 sayılı “6645 Sayılı Kanunda yer alan Kısa Vadeli Sigorta Uygulamaları konulu” Genelge yayınlanmıştır.

Bu Genelgede kısaca aşağıdaki başlıklar altında açıklamalar yapılmıştır.

    • 6331 sayılı Kanunun Kapsam ve İstisnaları
    • İş Kazası ve Meslek Hastalığının Bildirimi
    • İş Kazasının Bildirim Süresi
    • Meslek Hastalığının Bildirim Süresi
    • İş Kazası ve Meslek Hastalığının Bildirim Şekli
    • İdari Para Cezasının Uygulanması
    • İş Kazası ve Meslek Hastalığının İşveren Tarafından Bildirilmemesi Halinde İdari Para Cezası Uygulanması
    • İş Kazası ve Meslek Hastalığının Sağlık Hizmet Sunucuları/Yetkilendirilen Sağlık Hizmet Sunucuları Tarafından Bildirilmemesi Halinde İdari Para Cezası Uygulanması
    • İdari Para Cezası Tutarları
    • Çalışan Sayısı ve İşyeri Tehlike Sınıfının Tespiti

Menderes Çetin

 

Taşınmaz Satışında Özellikli Durumlar

Vesikalık-Olcay

 

Kdv Kanunu Yönünden;

Bildiğiniz üzere KDV Kanunu’nun 17’inci maddesi (kısmı istisna olarak değerlendirilen) vergiden istisna bazı işlemleri kapsamaktadır.

Bunlardan biri; aktifte iki yıl tutulduktan sonra satışı yapılan taşınmazlarda (diğer şartların varlığı halinde) yararlanılan KDV istisnasıdır ve kanunun 17/4-(r) bendinde yer almıştır. Kanun metni aşağıdadır.

  1. r) (Ek: 30/12/2004-5281/33 md.; Değişik: 28/3/2007-5615/13 md.) Kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimleri.

İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışındadır.

İstisna kapsamında teslim edilen kıymetlerin iktisabında yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınır.

Bir diğeri ise; aktifte tutulma süresine bakılmaksızın bir taşınmazın (diğer şartların varlığı halinde) finansal kiralama şirketlerine satılması, bu şirketler tarafından geriye satılması ve aynı kişiye kiralanmasında uygulanan KDV istisnasıdır. Kanun metni aşağıdadır.

  1. y) (Ek: 12/7/2013-6495/29 md.) 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında; finansal kiralama şirketlerince bizzat kiracıdan satın alınıp geriye kiralanan taşınmazlara uygulanmak üzere ve kiralamaya konu taşınmazın mülkiyetinin sözleşme süresi sonunda kiracıya devredilecek olması koşulu ile kiralanmaya konu taşınmazların kiralayana satılması, satan kişilere kiralanması ve devri.

Yukarıda açıklanan istisna maddeleri birbirine benzer olsa da, 17/4-(r) bendi kapsamında yapılan teslimlerde, teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen KDV ifadesi yer almışken 17/4(y) bendi kapsamında yapılan teslimler için böyle bir ifadeye yer verilmemiştir. Yani 17/4(y) kapsamda ki teslimlerde taşınmazın iktisabında yüklenilen KDV’nin tamamı işaret edilmiştir.

Aynı kanunun 30’uncu maddesinde vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılamayacağı belirtilmiştir.

17’inci maddede ki düzenlemeler; KDV Kanunu uygulamasında kısmi istisna işlemleri içerdiğinden, bir başka ifade ile bu kapsamda yapılan teslimler dolayısıyla yüklenilen KDV varsa bunların indirimi/iadesi kabul edilmediğinden, daha önce indirim konusu yapılmış olan KDV’ler indirim hesaplarından çıkarılması gerekmektedir. Bu da teslimin yapıldığı ay KDV beyannamesi üzerinde ilave edilecek KDV satırına ilgili tutarı eklemek suretiyle yapılmaktadır.

Ancak beyanname üzerinde ilave edilecek KDV satırına eklenerek indirimi iptal edilen bu KDV, gelir ve Kurumlar Vergisi matrahının tespiti sırasında gider veya maliyet olarak mı dikkate alınacaktır? Yoksa bu tutarı KKEG olarak mı dikkate almak gerekmektedir?

Kanunun 17/4-(r) bendi kapsamında yapılan teslimler için; kanun metninde bu tutarın Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınabileceği belirtilmişken, 17/4-(y) kapsamında yapılan teslimlerde böyle bir ifadeye yer verilmemiştir.

Kurumlar Vergisi Yönünden;

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinde konu ile ilgili yer alan düzenlemeler aşağıdaki gibidir.

“Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75’lik kısmı (Ek hüküm: 13/2/2011-6111/90 md.) ((Değişik parantez içi hüküm: 12/7/2013-6495/42 md.) Taşınmazların; kaynak kuruluşlarca, kira sertifikası ihracı amacıyla varlık kiralama şirketlerine satışı ile 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında geri kiralama amacıyla ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla, finansal kiralama şirketlerine satışı ve varlık kiralama ile finansal kiralama şirketlerince taşınmazın devralındığı kuruma satışından doğan kazançlar için bu oran %100 olarak uygulanır ve bu taşınmazlar için en az iki tam yıl süreyle aktifte bulunma şartı aranmaz. Ancak söz konusu taşınmazların; kaynak kuruluş, kiracı veya sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilememesi hâli hariç olmak üzere, varlık kiralama veya finansal kiralama şirketi tarafından üçüncü kişi ve kurumlara satılması durumunda, bu taşınmazların kaynak kuruluşta veya kiracıdaki varlık kiralama veya finansal kiralama şirketine devirden önceki kayıtlı değeri ile anılan kurumlarda ayrılan toplam amortisman tutarı dikkate alınarak satışı gerçekleştiren kurum nezdinde vergilendirme yapılır.).

……………………………..

İştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesi kabul edilmez.”

Kanunda yer alan bu düzenleme genel bir düzenleme olup, aksi belirtilmediği sürece istisna konusu tüm işlemler için geçerlidir. Nitekim aynı maddede, istisna konusu bir işlemle ilgili olmasına rağmen bazı giderlerin kurum kazancından indirilebileceği konusunda özel düzenleme yapılmıştır.

KDVK’nun 17/4-(r) maddesinde yer alan düzenleme de bu anlamda özel bir düzenlemedir ve indirilemeyen vergilerin gider yazılabileceği yönünde genel kabul görmüş bir durum söz konusu iken; anılan kanun maddesinde, indirim konusu yapılamayan vergilerin gider olarak dikkate alınabileceğinin belirtilmiş olması, kanun koyucunun, söz konusu vergilerin gider yazılabilmesini özellikle belirtmiş olduğunu göstermektedir.

Sonuç;

Yukarıdaki tüm açıklamaları birlikte değerlendirdiğimizde;

– 17/4-(r) kapsamında yapılan teslimler için düzeltmeye konu edilen (teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilememiş olan) KDV tutarı gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider veya maliyet olarak kayıtlara alınabilirken,

-17/4-(y) kapsamında yapılan teslimler için düzeltmeye konu edilen (taşınmazın iktisabında yüklenilen) KDV tutarı gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider veya maliyet olarak kayda alınmakla birlikte vergi matrahının hesaplanması sırasında KKEG olarak kazanca eklenmelidir.

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 01.11.2013 tarih 64597866-130[17/4-y-2013]-165 sayılı özelgesinde konu hakkında yukarıdaki açıklamalara paralel görüş verilmiştir.