Web Siteleri İçin Yapılan Harcamalar Üzerinden Amortisman Ayrılması

Vesilkalık-2

Alıcı ve satıcının arasındaki mesafeyi kaldırarak kısa sürede bir birlerine ulaşmalarını sağlayan, ticaretin hızlıca yapılmasına olanak veren e-ticaret işlemleri için; satıcılar sattıkları, pazarladıkları, sundukları mal ya da hizmetleri en iyi anlatacakları internet sitelerini kullanmaktadırlar.

Bu siteler için ilk oluşturulma aşamasında ya da daha sonra ihtiyaca göre içerik güncelleme, tasarım yenileme vb. masraflar yapılabilmektedir.

Yapılan bu masraflar vergi uygulamaları kapsamında gider kabul edilebilir mi? Yoksa varlık olarak aktife alınıp amortisman yoluyla mı itfa edilmelidir?

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinde; işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesinin amortisman mevzuunu teşkil edeceği, değeri (01.01.2016 tarihinden itibaren 980,00 TL’yi) aşmayan peştemallıklar ile işletmede kullanılan alet, edevat, mefruşat ve demirbaşların amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabileceği, iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edenlerde bu haddin topluca dikkate alınacağı, hükmü yer almaktadır.

Ayrıca, aynı Kanunun 315 inci maddesinde yer alan “Mükellefler amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınır.” hükmü uyarınca yayımlanan 333, 339, 365, 389 ve 399 sıra No.lu VUK Genel Tebliğlerinde, amortismana tabi iktisadi kıymetlerin faydalı ömür ve amortisman oranları açıklanmıştır.

İşletmelere ait web sitelerinin tanıtım amaçlı veya ticari amaçlı olarak kullanılması mümkündür.

Buna göre web sitesinin tasarımına ilişkin harcamaların,

-eğer web sitesi işletme bakımından gelir yaratıcı bir işleve sahipse (internet üzerinden satış, sipariş, ödeme yapılması vb. özellikler varsa) Kanunun 313 üncü maddesinde belirlenen limiti aşması halinde aktifleştirilerek 339, 365, 389 ve 399 sıra No.lu VUK Genel Tebliğleri ile değişik 333 sıra No.lu VUK Genel Tebliği eki listenin 4.3.Bilgisayar Yazılımları sınıflandırması uyarınca 3 yılda ve %33,33 amortisman oranı ile itfa edilmesi gerekmekte,

 -web sitesinin sadece işletmenin tanıtımına yönelik olarak kullanılması ve herhangi bir gelir yaratıcı işleve sahip olmaması halinde söz konusu harcamaların aktifleştirilmeyip doğrudan gider yazılması

mümkün bulunmaktadır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

Reklamlar

E-defter Uygulama Kılavuzunda Güncelleme Yapılmıştır

E-fatura ve e-defter kullanıcı sayısının artmasıyla birlikte, bu kapsamda işlem yapmak için bilgiye ihtiyacı olanlarda artmaktadır. E-defter sistemine yapılan yevmiye kayıtlarının bildiğimiz muhasebe kayıtlarına nazaran biraz daha farklılıklar içermesi kullanıcıların sisteme adapte olmasını zorlaştırmaktadır. Gelir İdaresi e-defter uygulamasında uyulmasını istediği kurallara ilişkin kılavuzlarını yayınlamış ve zaman zaman kılavuzlarda değişiklikler yapmaktadır. En son www.e-defter.gov.tr internet sitesinde yayınlanan duyuruya göre “E-Defter Uygulama Kılavuzu V-1.4” yayımlanmıştır. Kılavuzda yapılan güncellemeler aşağıdaki gibidir.

E DEFTERÖzellikle “Fatura Kaydına İstinaden Açıklama” kısmındaki değişiklik önemlidir. Açıklama aşağıdaki gibi olup kılavuza buradan ulaşabilirsiniz.

2014 veya müteakip hesap dönemlerinde brüt satış hasılatı 10 Milyon TL ve üzeri olan mükelleflerin e-fatura ve e-defter uygulaması kapsamına geçeceğine dair yazımızı buradan ulaşabilirsiniz.

Fatura kaydına istinaden açıklama

Bilindiği üzere e-Defter uygulamasında faturalar, “18. Belge Tipi” başlığında açıklandığı gibi her bir fatura ayrı bir yevmiye maddesinde olacak şekilde kaydedilmesi gerekmektedir. Ancak e-Arşiv kullanıcısı olmak şartıyla abonelik esasına göre çalışan firmalar ve kargo şirketleri ile yazılı talep üzerine Başkanlıkça uygun görülen sektörlerde faaliyet gösteren mükellefler e-defter uygulaması ile ilgili belirlenmiş olan diğer düzenlemelere uymak koşulu ile birden fazla faturayı kapsayacak şekilde yevmiye kaydı düzenleyebileceklerdir. Bu şekilde yapılan kayıtta belge tipi “other”, belge açıklaması “e-Arşiv fatura icmali” olacaktır ve bu icmalin numarası ve tarih bilgisinin de yevmiye maddesinde gösterilmesi zorunludur. Ayrıca, bu icmalin e-arşiv raporu formatında ve aynı içerikte olması ayrıca mali mühür ya da elektronik imza ile imzalanarak elektronik ortamda muhafaza edilmesi zorunludur.

Bununla birlikte, muhasebe kaydına konu edilecek faturaların aynı mahiyette olacak şekilde gruplandırılması (Örneğin Mal ve Hizmet Satış Faturaları, Mal ve Hizmet Alış Faturaları, Genel Gider Faturaları, vb şekilde gruplandırılması) en fazla 10’ar günlük muhasebe kayıt periyodunun dikkate alınması, en fazla 50 adet faturaya yer verilmesi ve her bir faturanın ait olduğu hesabın altında ayrı ayrı gözükecek şekilde belgenin türü, tarihi ve numarasına yer verilmesi kaydıyla, bir yevmiye maddesi içinde kaydedilmesi mümkün bulunmaktadır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

Ücretin Tespitinde Günlük Ücret Maktu Ücret Ayrımı

Vesilkalık-2

İş kanuna göre ücret; bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.

İşçi ve işveren aralarında yapacakları iş sözleşmesinde ücretin ödenme şeklinin nasıl olacağını kararlaştırabilirler. Pratikte en çok görülen ücret ödeme şekilleri ise günlük (yevmiye) ücret, haftalık ücret, maktu ücret şeklindedir.

Maktu ücret; çalışanın eline her ay aynı miktarda ücretin geçmesi ve hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil gibi ücretlerin de içinde olduğu ücret türüdür. Ücretin sözleşmede bu şekilde belirtildiği durumlarda çalışana ayrıca hafta tatili ve genel tatil ücreti ödenmez, ödenen ücretin içinde olduğu kabul edilir.

Günlük (yevmiye) ücret; ay içinde çalışılan ve çalışılmış gibi sayılan günlere hafta tatili, genel tatil günleri vb. günlerin eklenmesi ve hasta ya da izinli olunan vb. çalışılmayan günlerin sayısının düşülmesi ile bulunan gün sayısı karşılığında alınan ücrettir. Bu uygulamada 28 gün olan ayda 28; 31 gün olan aylarda 31 günlük ücret ödenir. Ücretin ay sonunda topluca bir kerede ödeniyor olması onun (aylık) maktu ücret olacağı anlamına gelmemektedir.

Asgari Ücret; ödenmesi zorunlu olan en az ücret olup ilgili komisyon tarafından her yılbaşında belirlenip duyurulmaktadır.  2016 yılının tümünde geçerli günlük asgari ücret bürüt 54,90 TL’dir.

5510 sayılı SGK Kanun’unun 82. maddesinin 3. fıkrasına göre, ikinci fıkraya göre sigortalının kazancı alt sınırın altında ise, bu kazanç ile alt sınır arasındaki farka ait sigorta primleri ile ücretsiz çalışan sigortalılara ait sigorta primlerinin tümünü işveren öder.

Değerlendirme:

Asgari ücret her zaman günlük olarak belirlenmektedir. Ancak gerek basında gerekse iş hayatında genellikle aylık (54,90 X 30 =) 1.647 TL olarak telaffuz edilmektedir. Bu durum günlük ücret usulü ile çalışanlar için (yılın herhangi bir ayında) tam ay çalışma karşılığında ödenecek asgari ücretin 1.647 TL olduğunun sanılmasına yol açmaktadır. Halbuki günlük ücret usulü ile çalışanlarda her ay için ayda kaç gün olduğuna bakarak ücret tespiti yapılmalıdır. Bu şekilde bulunan ücretin SGK’ya bildiriminde ise ilgili mevzuat gereği tam ay çalışma olması halinde 30 prim günü bildirilmelidir.

Sonuç:

  • 31 gün çeken aylarda günlük ücret ile çalışan işçilerin almaları gereken ücret tutarı en az (31 X 54,90) = 1.701,90 TL bürüt olmalıdır. Bu tutar üzerinden sigorta primi ve işçinin ücreti ödenmelidir.
  • 28 gün çeken aylarda günlük ücret ile çalışan işçilerin almaları gereken ücret tutarı en az (28 X 54,90) = 1.537,20 TL bürüt olmalıdır. Tam ay çalışan bir işçi için SGK prim bildirgesinin yollanması sırasında günlük en az 54,90 TL ücret seviyesinden (54,90 X 30 ) 30 pirim günü bildirileceği için sistem tarafından (bildirilen ücret otomatik olarak) 1.647 TL prime esas ücret olarak değerlendirilecektir. Bu durumda yukarıda bahsedilen kanun hükmü çalışacak ve işçinin (28 x 54,90=) 1.537,20 TL ücreti ile 1.647 TL arasındaki (109.80 TL) farktan kaynaklanan (işçiye ve işverene isabet eden) primler işveren tarafından ödenecek ve gider kaydedilecektir.  İşçiye ücret olarak 28 gün üzerinden yapılan hesaplamaya göre ödeme yapılacaktır.
  • Aylık maktu ücret üzerinden anlaşma yapılmışsa, en az asgari günlük ücretin 31 gün ile çarpımında bulunan tutar üzerinden anlaşılmış olması gerekmektedir. Zira 30 günlük asgari ücret (54,90 x 30=) 1.647 TL üzerinden anlaşma olması halinde 31 gün çeken aylarda 1 gün ilave ücret verilmelidir. Ancak bunun SGK’ya bildirimi her halükarda 30 gün olacaktır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Asgari Ücret Destek Tutarının Muhasebe Kaydı Nasıl Olmalıdır?

 

Vesilkalık-25510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa eklenen geçici 68 inci madde ile uzun vadeli sigorta kollarına tabi sigortalılardan dolayı işverenlere 2016 yılına münhasır olmak üzere asgari ücret destek uygulaması getirilmiştir. Uygulama kapsamında yararlanılacak tutarın tespiti için detaylı açıklamalar 10.02.2016 tarih 2016-4 sayılı SGK genelgesinde yapılmıştır.

E-bildirge kullanıcı ekranında bulunan Aylık Prim ve Hizmet Belgesi İşlemleri altında “6661 Sayılı Kanun Gereği Asgari Ücret Destek Tutarları Görüntüleme” menüsünden yararlanarak her ay için ilgili ayı takip eden ayda prim bildirgeleri verildikten sonra “Asgari Ücret Destek” tutarı görebilmektedir.

Tahakkuk ve dönemsellik ilkeleri gereği bu destek tutarının ilgili olduğu dönemin sonuç hesaplarına aktarılması gerekmektedir. Bir başka ifade ile Ocak-2016 dönemi için hak kazanılan destek tutarından daha sonraki aylarda yararlanılsa dahi bu tutarın Ocak-2016 dönemine gelir tahakkuku yapılarak kayda alınması gerekmektedir.  Gelir tahakkuku sırasında tek düzen hesap planındaki açıklamalarına göre 602-Diğer Gelirler hesabının kullanılmasının uygun olacağını düşünmekteyiz.

Daha sonraki aylarda bu tutarın mahsupta kullanılması durumunda ise tahakkuk hesabının işlemin yapıldığı tarihte alacak kaydedilerek kapatılması gerekmektedir.

2016 yılı boyunca her ay için aynı uygulamanın yapılması gerektiğini unutmayınız.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

SGK’dan Alınan “Kıdem Tazminatı Alabilir” Yazısı İçin Gerekli Olan Kısmi Emeklilik Şartları Nelerdir?

 

  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ndan önce yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre kadın ve erkek sigortalıların en az 3600 prim günü ile emekli olmaları mümkündür. Bu sigortalıların 3600 prim günü ile emekli olabilmeleri için 8.9.1999 tarihinden önce işe girmiş olmaları ve 15 yıllık sigortalılık sürelerini tamamlamış olmaları gerekir. Yukarıdaki şartlarla birlikte, kadın sigortalılar 50 yaşını, erkek sigortalılar 55 yaşını doldurdukları tarihte emekli olabilmektedir. 23.5.2002 tarihinde 3600 prim günü ile 15 yıllık sigortalılık şartlarını yerine getirdikleri halde, yaşlarını doldurmamış olan sigortalılardan kadın sigortalılar 24.5.2002-23.5.2005 tarihleri arasında 52 yaşını, erkek sigortalılar 56 yaşını, 24.5.2005-23.5.2008 tarihleri arasında kadın sigortalılar 54 yaşını, erkek sigortalılar 57 yaşını, 24.5.2008-23.5.2011 tarihleri arasında kadın sigortalılar 56 yaşını, erkek sigortalılar 58 yaşını, 24.5.2011’den sonra yerine getiren kadın sigortalılar 58 yaşını, 24.5.2011-23.5.2014 tarihleri arasında erkek sigortalılar 59 yaşını, 24.5.2014’den sonra yerine getiren erkek sigortalıların da 60 yaşını doldurmaları gerekir. 8.9.1999 tarihinden sonra işe giren sigortalıların 3600 prim günü ile emekli olmaları mümkün değildir.
  • 09.1999 günü ile 30.04.2008 günü arasında ilk defa işe giren erkeklerin kısmi emeklilik şartlarıyla yani 4500 gün sayısı ile emekli olabilmeleri için 60 yaşını tamamlamış, 25 yıldan beri sigortalı olması ve en az 4500 gün sayısı ile yaşlılıktan kısmi emekli olacaklardır.
  • İlk defa 01.05.2008 tarihi ve sonrasında işe girmiş yani sigortalı olmuş veya olacak erkeklerden 4/A bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için kısmı emeklilik şartının prim gün sayısı şartı 5400 gün olarak uygulanır. Emeklilik yaşlarının tespiti de 5400 günü tamamladıkları/tamamlayacakları zaman göre belli edilir.

Buna göre;

5400 günü 31.12.2035 tarihine kadar tamamlayan erkekler 63 yaşında emekli olurlar ama diğerleri için yaş,

1) 1/1/2036 ilâ 31/12/2037 tarihleri arasında 5400 günü tamamlayan erkek için 64,

2) 1/1/2038 gününden sonra 5400 günü tamamlayan erkek için 65,

olarak uygulanır. Ancak yaş hadlerinin uygulanmasında 5400  prim gün sayısı şartının doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri esas alınır.

  • Sonuç: 1475 sayılı İş Kanunu’nun kıdem tazminatını düzenleyen 14. Maddesinde;

506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle” iş akdinin sonlandırılması halinde kıdem tazminatının ödeneceğine hükmedilmiştir.

Bu maddeye istinaden kıdem tazminatı alınabilmesi için;

-08.09.1999 tarihinden önce işe girenlerde 15 yıl-3600 prim günü,

-08.09.1999 – 30.04.2008 tarihleri arasında işe girenlerde 25 yıl-4500 prim günü,

-30.04.2008 sonrasında işe girenlerde ise 25 yıl 5400 prim günü

şartının yerine getirilmesi gerekmektedir.

Hükumet, önümüzdeki aylarda kıdem tazminatı uygulamasını yeniden düzenleyeceğine ilişkin açıklama yapmıştı. Bu düzenlemeler somut olarak ortaya konulduğunda uygulamaya olan etkilerini yeniden değerlendirebiliriz.

Menderes ÇETİN

SMMM-Denetçi

Bağımsız Denetime Tabi Olma Kriterleri Değiştirildi

DSC_1813Bakanlar Kurulu 19.12.2012 tarih ve 2012/4213 sayılı Kararı ile bağımsız denetime tabi olacak kurum ve kuruluşları belirleyecek olan bazı kriterler yayınlamıştı. Zaman içinde tüm şirketler, kurum ve kuruluşların bağımsız denetime tabi olması ve tabana yayılması için bu kriterler belli dönemlerde değiştirilmektedir.

Bu sefer, 19.03.2016 tarih ve 29658 sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile bağımsız denetime tabi olmanın şartları yeniden belirlenmiştir.

Bu karara göre;

1)Tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile birlikte aşağıdaki üç ölçütten en az ikisini sağlayan şirketler ile karara ekli I sayılı listedeki şirketler bağımsız denetime tabi olacaktır.

a) Aktif toplamı 40 milyon TL,

b) Yıllık net satış hasılatı 80 milyon TL

c) Çalışan sayısı 200 kişi ve üstü

Bu değişiklik ile bu kapsamdaki şirketlerin bağımsız denetim kapsamına girme sınırı, aktif toplam kriteri 50 milyon TL’den 40 milyon TL ve üstüne, yıllık net satış hasılatı 100 milyon TL’den 80 milyon ve üstü TL’ye indirilmiş bulunmaktadır. Çalışan sayısı ise sabit kalmıştır.

Aynı Karara istinaden;

2)Sermayesinin en az %25’i kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluklarına, sendikalara, derneklere, vakıflara, kooperatiflere ve bunların üst kuruluşlarına doğrudan ve dolaylı olarak ait olan şirketler için;

a)Aktif toplamı 30 milyon ve üstü Türk Lirası

b)Yıllık net satış hasılatı 40 milyon ve üstü Türk Lirası olarak değiştirilmiştir.

3)Yurt çapında günlük olarak gazete yayınlayan şirketler için;

a)Aktif toplamı 40 milyon ve üstü Türk Lirası

b)Yıllık net satış hasılatı 60 milyon ve üstü Türk Lirası olarak değiştirilmiştir.

4)Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu denetimine tabi şirketler için;

a)Aktif toplamı 30 milyon ve üstü Türk Lirası

b)Yıllık net satış hasılatı 60 milyon ve üstü Türk Lirası olarak değiştirilmiştir

5)Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu düzenlemelerine tabi olarak faaliyet gösteren lisans, sertifika ve yetki belgesi şirketler için;

a)Aktif toplamı 30 milyon ve üstü Türk Lirası

b)Yıllık net satış hasılatı 60 milyon ve üstü Türk Lirası olarak değiştirilmiştir.

6)Kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları ile sermayesinin en az %50 si belediyelere ait olan şirketler için;

a)Aktif toplamı 30 milyon ve üstü Türk Lirası

b)Yıllık net satış hasılatı 40 milyon ve üstü Türk Lirası olarak değiştirilmiştir

Kararın 4’üncü maddesinde belirtilen uygulama esaslarına göre, yukarıda değiştirilenlerle birlikte tüm kriterleri art arda iki hesap döneminde aşan kurumlar, müteakip hesap dönemi başından itibaren bağımsız denetime tabi olacaklardır. Dolayısıyla, 2014 ve 2015 yılları için bu kriterleri sağlayan kurumlar 2016 hesap döneminden itibaren; benzer şekilde, 2015 ve 2016 yıllarında söz konusu kriterleri sağlayan şirketler ise 01.01.2017 tarihinden itibaren bağımsız denetime tabi olacaktır.

Olcay KIRAN

SMMM & Bağımsız Denetçi

Bedelsiz Olarak Başkasının İkametine Bırakılan Meskenler Nedeniyle Vergi Ödemeniz Gerekebilir

Gelir Vergisi Kanununda belirtilen mal ve hakların kiraya verilmesi karşılığında elde edilen gelirler “gayrimenkul sermaye iradı” olarak ifade edilmektedir ve belli koşullarda gelir vergisine tabi tutulmaktadır.

Gayrimenkul sermaye iradının mükellefi, kira gelirine konu mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri ile kiralanmış bir mal veya hakkın kiraya verilmesi durumunda kiracılarıdır.

Kira gelirinde gelirin elde edilmesi, tahsil esasına bağlanmıştır. Tahsil esasına göre kira gelirinin vergilendirilmesi için nakden veya ayni olarak tahsil edilmiş olması gerekmektedir.

Kiranın ayni olarak tahsil edilmesi (ya da hiç tahsil edilmemesi) halinde vergiye tabi tutulacak olan tutar Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre emsal bedel ile belirlenecektir. VUK hükümlerine göre emsal kira bedeli, varsa yetkili özel makamlarca veya mahkemelerce saptanmış kira bedelidir. Kira takdiri ya da tespiti yapılmamış ise emsal kira bedeli, emlak vergisi değerinin % 5’i olacaktır.

Eğer sahibi olunan gayrimenkul bedelsiz olarak bir başkasının kullanımına bırakılırsa yukarıdaki açıklamalara göre belirlenecek emsal kira tutarı üzerinden (gayrimenkul sahibi tarafından) beyanname verip, vergisinin ödenmesi gerekmektedir.

Bedelsiz olarak bir başkasının kullanımına bırakılan gayrimenkuller dolayısıyla gayrimenkul sahibi tarafından (elde edildiği varsayılan emsal kira bedeli için) hangi hallerde beyanname verilmesi gerektiği, hangi hallerde ise beyanname vermesi gerekmediği hakkında açıklamaların yer aldığı İzmir Vergi Dairesinin 2015 yılında verdiği bir özelge aşağıda yer almaktadır.

Özelgede “………….adınıza kayıtlı olan gayrimenkulü bedelsiz olarak ikametlerine bıraktığınız kayınvalide ve kayınpederiniz ile aranızdaki bağın “Kayın Hısımlığı” olması nedeniyle, anılan gayrimenkul için emsal kira bedeli uygulamak suretiyle yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeniz gerekmektedir.” denilmiştir.

Menderes ÇETİN

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı    :  84098128-120.05.04[73-2015-2]-384                                     19/08/2015

Konu   :  Bedelsiz olarak kayınvalide ve kayınpederin ikametlerine bırakılan gayrimenkul için emsal kira bedeli uygulanacağı.                                            

         İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; mülkiyeti adınıza kayıtlı gayrimenkulü bedelsiz olarak kayınvalide ve kayınpederinizin ikametine bıraktığınızı belirterek, söz konusu gayrimenkul nedeniyle gayrimenkul sermaye iradı beyannamesi vermenizin gerekip gerekmediği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70’inci maddesinde, maddede yazılı mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu hüküm altına alınmıştır.

 Mezkur Kanunun “Emsal Kira Bedeli Esası” başlıklı 73’üncü maddesinde: “Kiraya verilen mal ve hakların kira bedelleri emsal kira bedelinden düşük olamaz. Bedelsiz olarak başkalarının intifaına bırakılan mal ve hakların emsal kira bedeli, bu mal ve hakların kirası sayılır. Bina ve arazide emsal kira bedeli, yetkili özel mercilerce veya mahkemelerce takdir veya tespit edilmiş kirası, bu suretle takdir veya tespit edilmiş kira mevcut değilse Vergi Usul Kanunu’na göre belirlenen vergi değerinin % 5’idir. Diğer mal ve haklarda emsal kira bedeli, bu mal ve haklarının maliyet bedelinin, bu bedel bilinmiyorsa, Vergi Usul Kanunu’nun servetlerin değerlendirilmesi hakkındaki hükümlerine göre belli edilen değerlerinin % 10’udur.

 Aşağıda yazılı hallerde emsal kira bedeli esası uygulanmaz:

 …..

  1. Binaların mal sahiplerinin usul, füru veya kardeşlerinin ikametine tahsis edilmesi (Usul, füru ve kardeşlerden herbirinin ikametine birden fazla konut tahsis edilmiş ise bu konutların yalnız birisi hakkında emsal kira bedeli hesaplanmaz. Kardeşler evli ise eşlerden sadece biri için emsal kira bedeli hesaplanmaz.);

…..” hükmüne yer verilmiştir.

            4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Kan Hısımlığı” başlıklı 17’nci maddesinde; “Kan hısımlığının derecesi, hısımları birbirine bağlayan doğum sayısıyla belli olur. Biri diğerinden gelen kişiler arasında üstsoy-altsoy hısımlığı; biri diğerinden gelmeyip de, ortak bir kökten gelen kişiler arasında yansoy hısımlığı vardır.” hükmü yer almıştır.

            Aynı Kanunun “Kayın Hısımlığı” başlıklı 18’inci maddesinde ise; “Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur.

            …” hükmüne yer verilmiştir.

Bu itibarla, Medeni Kanuna göre usul (üstsoy); anne, baba, büyükanne, büyükbaba ve bunların anne ve babalarıdır. Füru (altsoy) ise; evlatlar, torunlar ve bunların çocuklarıdır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 73’üncü maddesinde yer alan hüküm, mal sahiplerinin usul, füru ve kardeşlerini kapsamakta olup, anılan hükmün diğer kan ve kayın hısımlarını (sıhri hısımları) da kapsadığı değerlendirilemeyeceğinden, bunların dışında kalan akrabalara (yeğen, dayı, amca, kayınpeder, kayınvalide, baldız vb.) ikamet amacıyla tahsis edilen gayrimenkullerde emsal kira bedelinin uygulanması gerekmektedir.

Buna göre, adınıza kayıtlı olan gayrimenkulü bedelsiz olarak ikametlerine bıraktığınız kayınvalide ve kayınpederiniz ile aranızdaki bağın “Kayın Hısımlığı” olması nedeniyle, anılan gayrimenkul için emsal kira bedeli uygulamak suretiyle yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeniz gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.