Zaman Aşımına Uğrayan Sözleşmeler İçin Damga Vergisi Ödenir mi?

Vesilkalık-2

 

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun;

1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu,

3 üncü maddesinde, damga vergisi mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu ve resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceği,

22 nci maddesinin (a) bendinde, Maliye Bakanlığınca belirlenen mükellefler, kurum ve kuruluşlar tarafından bir ay içinde düzenlenen kağıtların vergisinin, ertesi ayın yirminci (371 Sıra No.lu VUK Tebliği uyarınca yirmi üçüncü) günü akşamına kadar vergi dairesine bir beyanname ile bildirileceği ve yirmi altıncı günü akşamına kadar ödeneceği, (b) bendinde, (a) bendi dışındaki hallerde, kağıdın düzenlendiği tarihi izleyen onbeş gün içinde vergi dairesine bir beyanname ile bildirileceği ve aynı süre içinde ödeneceği,

24 üncü maddesinin ikinci fıkrasında da, birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenlerin müteselsilen sorumlu olduğu,

Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I-Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/2 fıkrasında, belli parayı ihtiva eden kira mukavelenamelerinin (mukavele süresine göre kira bedeli üzerinden) nispi damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı, üçüncü fıkrasında ise damga vergisine tabi olup vergi ve cezası zamanaşımına uğrayan evrakın hükmünden tarh zamanaşımı süresi dolduktan sonra faydalanıldığı takdirde mezkûr evraka ait vergi alacağının yeniden doğacağı belirtilmiştir.

Buna göre, damga vergisinde zamanaşımı süresi, vergi alacağının doğduğu dolayısıyla kağıdın düzenlendiği tarihi takip eden yıldan başlamak üzere beş yıl olup, bu süre içinde tarh ve tebliğ edilmeyen vergi zamanaşımına uğramakta, ancak bu süre dolduktan sonra, resmi dairelere ibraz edilmesi, sözleşmede değişiklik yapılması, (kira sözleşmesi özelinde; kira bedellerinin ödenmesi veya izleyen yıl kira bedellerinin belirlenmesine ilişkin olarak bir yazışma yapılması veyahut süre bitmeden önce taraflardan birinin diğerine ihbarda bulunması) gibi hallerle kağıdın hükmünden yararlanılması durumunda, bu kağıt için damga vergisi yeniden doğacak ve zamanaşımı yeniden başlayacaktır. Hesaplanacak verginin bu tarih itibariyle Dama Vergisi Kanunu’nun 22. maddesine göre belirlenen süre içinde ödenmesi gerekmektedir.

Ödemenin gecikmesi halinde ise gecikme faizinin hesaplanmasında; sözleşmenin hükmünden yeniden yararlanma dolayısıyla verginin doğduğu tarih dikkate alınacaktır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Reklamlar

Yenileme Fonunda 3 Yıllık Sürenin Hesabı Nasıl Olmalıdır?

Vesilkalık-2

Yenileme fonu ile ilgili olarak Vergi Usul Kanunu madde 328’te “satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi, işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde, satıştan tahassül eden kar, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Her ne sebeple olursa olsun bu süre içinde kullanılmamış olan karlar üçüncü yılın vergi matrahına eklenir. Üç yıldan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi halinde bu karlar o yılın matrahına eklenir.” hükmü yer almaktadır.

Elden çıkarılan iktisadi kıymetin yenilenmesinin zorunlu bulunduğu açıksa bu durum yenileme fonu ayrılması için yeterlidir. Ancak, işin mahiyetinden bu durum açıkça anlaşılmıyorsa, yani satılan iktisadi kıymetin yenilenmesi işletmenin faaliyetini sürdürebilmesi için zorunlu değilse işletmeyi idare edenlerce ilgili sabit kıymetin yenilenmesi konusunda karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olması gerekir.   Uygulamada kârın yenileme fonuna alınmış olması, işletmeyi idare edenlerin, yenileme kararı verip, teşebbüse geçtiklerinin dayanağı kabul edilmektedir.   Yenileme işin niteliğine göre, zorunlu olmadığı hallerde, en azından yenileme kararının ciddiliği ispat edilecek durumda olmalıdır. Yöneticilerce karar verildiği, yönetim kurulu kararının karar defterine geçirilmesi ile ispatlanır.

Yenileme founu uygulamasında kanun maddesinde geçen “pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Her ne sebeple olursa olsun bu süre içinde kullanılmamış olan karlar üçüncü yılın vergi matrahına eklenir.” ifadesindeki üç yılın ne zaman başlayacağı dolayısıyla ne zaman biteceği uygulamada birkaç görüş ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Maliye satışın yapıldığı yıldan itibaren Danıştay ise satışı takip eden yıldan itibaren 3 yıl hesabı yapmaktadır ve bu yönde her ikisinin de kararları mevcuttur.

Yakın tarihte İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen (10.09.2011 tarih B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-1569 sayılı) özelgede “Şirketiniz aktifinde kayıtlı binanın …/2008 tarihindeki satışından elde edilen kârın yenileme fonuna alınmasının başlangıcı olarak satışın gerçekleştiği …/2008 tarihinin dikkate alınması, bu tarih itibarıyla tesis edilen yenileme fonunun en geç 31/12/2010 tarihi itibarıyla kullanılmış olması, 31/12/2010 tarihine kadar kullanılmamış olması halinde ise 2010 hesap dönemi kurumlar vergisi matrahınıza ilave edilmesi gerekmektedir.” şeklinde açıklama yapılmıştır.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından 2016 yılında verilen bir başka özelgede ise (25.05.2016 tarih 11395140-105-66620 sayılı) “Bu hükme göre; “Yenileme Fonu” iktisadi işletmelere dahil amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satışından doğan karların bilançonun pasifinde azami üç yıl süre ile bekletilmesini ifade eden bir vergi erteleme yöntemi olarak, işletme içi yatırımları teşvike yönelik bir uygulamadır.

Bir başka ifade ile yenileme fonu, iktisadi kıymetlerin satışından doğan karın yenileme fonu olarak ayrılması, satışın yapıldığı takvim yılından başlamak üzere üç yıl içerisinde aynı nitelikteki bir iktisadi kıymetin iktisap edilmesi ve yenileme fonunda tutulan satış karının yeni alınan iktisadi kıymetin amortismanından mahsup edilmek suretiyle kullanılması şeklinde uygulanmaktadır. Satışın yapıldığı takvim yılı dahil olmak üzere üç yıl içinde yeni bir iktisadi kıymet iktisap edilmemesi halinde yenileme fonunda tutulan satış karının üçüncü yılın vergi matrahına eklenmesi gerekmektedir.

Bize göre ise madde metninden ve kanunun getiriliş maksadından hareketle karın yenileme fonu olarak tutulması satışın yapıldığı hesap dönemi de dahil olmak üzere üç hesap dönemi olmalıdır. Aksi takdirde mükellefin, karın vergi matrahına eklenmemesi sebebiyle, fondan yararlandığı süre satışın yapıldığı hesap dönemi de dahil olmak üzere dört hesap dönemi olacaktır. Bu da kanunun tanımış olduğu üç yıllık vergi ertelemesine aykırılık teşkil edecektir. Danıştay’ın bu hususta vermiş olduğu kararlar bizim görüşümüze göre kanunu aşan bir yorumdur ve kanun koyucunun üç yıl olarak tanımış olduğu süreyi aşarak mükelleflere dört yıl gibi bir sürede yenilemenin yapılabilmesi hakkı vermekte ve vergi ertelemesinin üç yılı aşmasına neden olacaktır. Diğer taraftan Danıştay tarafından verilen karar emsal kabul edilirse mükelleflerin satışı yaptıkları yıl içerisinde yenileme yapmaları halinde de üç yıllık sürenin izleyen yıldan başlaması gerektiği kararından hareketle fonu yenileme gideri olarak kullanmaları mümkün gözükmemektedir. Bu da yenileme fonunun getiriliş amacı ile örtüşmemektedir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

Stopajlar Tevsik Zorunluluğu Kapsamında mı?

Vesilkalık-2

Bilindiği üzere 01.01.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 459 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 7.000,00 TL’yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerin aracı finansal kurumlar kanalıyla yapması, bu tahsilat ve ödemelerin söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik edilmesi zorunluğu getirilmiştir. Bu düzenlemede yer alan 7.000, TL sınırının KDV dahil mi olacağı, stopaja tabi ödemelerde stopaj dahil mi olacağı gibi hususlar tereddüt oluşturabilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi ile Maliye Bakanlığına; mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiştir.

Bu yetkiye istinaden yayımlanan 459 sıra numaralı VUK Genel Tebliğinde, tahsilat ve ödemelerin tevsik zorunluluğu ve uygulamaya ilişkin esasları açıklanmıştır. Söz konusu Tebliğde; tevsik zorunluluğu kapsamında olanların (Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında fatura almak zorunda olan birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, serbest meslek erbabı, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlar, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler, vergiden muaf esnaf), kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları, 7.000 TL’yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerini aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmalarının ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmelerinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.

Bu açıklamalara göre;

-faturalardaki KDV dahil tutarın,

-stopaja tabi alımlarda (gider pusulası, müstahsil makbuzu vb. dâhil) düzenlenecek evraktaki üzerinden gelir vergisi tevkifatı indirilmemiş tutarın

7.000 TL’yi aşması halinde, tahsilat ve ödemelerin, anılan Tebliğde belirtilen aracı finansal kurumlar kanalıyla yerine getirilmesi ve bu tahsilat ve ödemelerin söz konusu kurumlarca düzenlenecek belgelerle tevsik edilmesi gerekmektedir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Sat-Kirala-Geri Al Kapsamda Yapılan Satışlardan Oluşan Fonlar Sermayeye Eklenemeyecek mi?

BiVesilkalık-2lindiği üzere 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 9 Ağustos 2016 tarihli ve 29796 Sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlandı.

Bu Kanunun 56 ncı maddesiyle, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun İstisnalar başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yapılan düzenleme ile anılan bendin parantez içi hükmü yürürlükten kaldırılmakta ve kurumların kira sertifikası ihracına veya sat-kirala-geri al işlemlerine konu edilen taşınmazlarının satışından doğan kazançlarına ilişkin istisna hükmü, uygulamada karşılaşılan sorunlar da dikkate alınarak, yeniden düzenlenmekte ve düzenleme aynı maddenin birinci fıkrasına (j) ve (k) bentleri olarak eklenmektedir.

Parantez içi hüküm kaldırılmadan önce birinci fıkranın (e) bendine göre taşınmaz satışı uygulamasında iki farklı istisna oranı yer almaktaydı.

Bunlardan bir taşınmazın işletmeye finansman desteği sağlamak maksatlı satılması olup bu durumda satış karına %75 oranında vergi istisnası uygulanmaktadır.

Diğeri ise taşınmazın finansal kiralama şirketleri ile sat-kirala-geri al işlemine konu edilmesi halinde uygulanan satış karının %100 istisnadır.

Bendin devamında yer alan “İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. hükmü istisna nasıl uygulanırsa uygulansın aynı şeyi ifade etmekteydi.

Bir başka ifade ile istisna edilen satış karı %75’te olsa %100 de olsa özel fon hesabına kaydedilmeli ve beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilmemeli ya da işletmeden çekilmemelidir.

6728 sayılı kanun ile yapılan düzenlemeden sonra bu hüküm sadece %75’lik istisna için uygulanacak gibi görünmektedir. Çünkü %100’lük istisna uygulamasının yazılı olduğu parantez içi hüküm bu bentten çıkarılmış yeni bir bent olarak düzenlenmiştir. Ancak o bentte de satış karının sermayeye eklenebileceği ile ilgili bir ifade yer almamıştır. Hatta taslak halindeki tebliğde de bu yönde bir açıklama yapılmamış olup bilakis bu satış karının sadece taşınmaza ilişkin ayrılacak amortismanın itfasında kullanılacağı belirtilmiştir.

Bu durumda satış işlemi 09.08.2016 tarihinden sonra gerçekleşen sat-kirala-geri al kapsamında işlemlerden kaynaklanan ve özel fon hesabına kaydedilen satış karları sermaye eklenemeyecek; %75’lik istisnaya konu edilen satışlardan kaynaklanan ve özel fon hesabına kaydedilen tutarlar sermayeye eklenebilecektir.

6728 sayılı kanunun 56 ıncı maddesiyle eklenen bentler; aşağıdaki gibidir. (Yürürlük 09.08.2016)

j) Her türlü taşınır ve taşınmaz malların 6361 sayılı Kanun kapsamında geri kiralama amacıyla ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla, kurumlar tarafından finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarına satışından doğan kazançlar ve bu kurumlarca söz konusu varlıkların devralındığı kuruma kira süresi sonunda devrinden doğan kazançlar.

İstisnadan yararlanan satış kazancı, kiracı tarafından pasifte özel bir fon hesabında tutulur ve özel fon hesabında tutulan bu tutar sadece kiracı tarafından bu varlıklar için ayrılacak amortismanların (bu varlıkların kiralayan kurumlara devrinden önce kiracıdaki net bilanço aktif değerine isabet eden amortismanlar hariç) itfasında kullanılır. İstisna edilen kazançtan herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Kurumların tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) hâlinde de bu hüküm uygulanır.

Söz konusu varlıkların,

i) Kiracı tarafından veya

ii) Kiralayan kurumlar tarafından finansal kiralama yöntemi dâhil olmak üzere (6361 sayılı Kanunda yer alan sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilememesi hâlleri hariç),

üçüncü kişi ve kurumlara satılması durumunda, kiralayan kurumlara devrinden önce bu varlıkların kiracıdaki net bilanço aktif değeri ile bu varlıklar için anılan kurumların kazancının tespitinde dikkate alınan toplam amortisman tutarı dikkate alınarak, satışı gerçekleştiren kurum nezdinde vergilendirme yapılır.

Sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilememesi nedeniyle sat-kirala-geri al işleminin tekemmül etmemesi hâlinde, istisna nedeniyle kiracı adına zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.

k) Her türlü varlık ve hakların, kaynak kuruluşlarca, kira sertifikası ihracı amacıyla ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla varlık kiralama şirketlerine satışı ile varlık kiralama şirketlerince bu varlıkların devralındığı kuruma satışından doğan kazançlar.

İstisnadan yararlanan satış kazancı, kaynak kuruluş tarafından pasifte özel bir fon hesabında tutulur ve özel fon hesabında tutulan bu tutar sadece kaynak kuruluş tarafından varlık kiralama şirketinden devralındığı tarihten itibaren bu varlıklar için ayrılacak amortismanların (bu varlıkların varlık kiralama şirketine devrinden önce kaynak kuruluştaki net bilanço aktif değerine isabet eden amortismanlar hariç) itfasında kullanılır. İstisna edilen kazançtan herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Kurumların tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) hâlinde de bu hüküm uygulanır.

Söz konusu varlıkların, kaynak kuruluş tarafından üçüncü kişi ve kurumlara satılması durumunda, varlık kiralama şirketine devrinden önce bu varlıkların kaynak kuruluştaki net bilanço aktif değeri ile bu varlıklar için anılan kurumların kazancının tespitinde dikkate alınan toplam amortisman tutarı dikkate alınarak kaynak kuruluş nezdinde vergilendirme yapılır.

Söz konusu varlıkların varlık kiralama şirketleri tarafından üçüncü kişi ve kurumlara satılması durumunda ise varlık kiralama şirketlerinin bu satış işleminden doğan kazançları varlık kiralama şirketleri nezdinde kurumlar vergisine tabi tutulur ve istisna uygulaması dolayısıyla kaynak kuruluş adına zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Kasa ve Ortaklar Cari Hesabını Düzeltirken Bunları Bilmenizde Fayda Var

23.08.2016 tarih ve 29810 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 6736 Sayılı Kanun Genel Tebliğde (Seri No:1);  borçluların kamuya olan borç yükünün azaltılarak taksitle ödeme imkanı getirilmesi, ihtilafların sulh yoluyla sonlandırılması, vergi incelemesinde olan konuların dava yoluna gidilmeksizin çözümlenmesi, vergilemede öngörülebilirliğin artırılarak geçmiş vergilendirme dönemleri ile ilgili olası risklerin ortadan kaldırılması, işletme kayıtlarının fiili durumlarına uygun hale getirilerek kayıtlı ekonomiye geçişin teşvik edilmesi, bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması amaçlarıyla hazırlanan ve 19.8.2016 tarih ve 29806 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe giren 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanunun uygulanmasına ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

Kapsam olarak neredeyse aynı olan 2011 yılında yayınlanmış 6111 sayılı kanun ve buna ilişkin tebliğ’ de yer almayan bazı açıklamalar 6736 sayılı kanunun uygulanmasına ilişkin çıkarılan tebliğde yapılmıştır.

Bunlar kısaca şunlardır.

  • Ortaklardan olan net alacaklara ilişkin ilgili hesaplarda dikkate alınabilir.

Tebliğde yapılan açıklamaya göre; işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarının belirlenmesinde, başka hesaplarda takip edilen tutarlar da dikkate alınarak tek düzen hesap planında yer alan “131. Ortaklardan Alacaklar” ve “231. Ortaklardan Alacaklar” toplamından “331. Ortaklara Borçlar” ve “431. Ortaklara Borçlar” toplamının çıkarılması sonucunda kalan net tutar esas alınacaktır.

Burada ifade edilen “başka hesaplarda takip edilen tutar” olarak (ortak hesabıyla ilgili olmak kaydıyla) 101, 121, 136,340,196 hesaplar düzeltmeye tabi tutulabilir.

  • Kasa ve ortaklardan net alacaklara ilişkin düzeltme kayıtları aktif hesaplara kaydedilebilir.

Bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve ortaklardan alacaklar tutarları ile bunlarla ilgili diğer hesaplarda yer alan işlemlerini düzeltmek için beyanda bulunan mükellefler, beyan edilen tutarlar üzerinden %3 oranında vergi hesaplayacak ve hesaplanan vergiyi beyanname verme süresi içinde ödeyeceklerdir. Ödenen bu tutar ve ilgili hesaplar 689 diğer olağan dışı gider ve zarar hesabına kaydedilecektir. Ancak yapılan bu kayıt ticari bilançoyu negatif olarak etkileyeceği için mükellefler istelerse sadece kasa mevcutları ve ortaklardan net alacak tutarları ile bunlarla ilgili diğer hesaplarda yer alan işlemlerden kaynaklanan tutarların “689. Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar” hesabı yerine bilançonun aktifinde herhangi geçici bir hesapta izlenmesi mümkündür. Bu durum için tebliğde “296 Geçici Hesap” örnek verilmiştir.

  • 689 hesaba kaydedilen tutarların kar dağıtımında etkisi yoktur.

6736 sayılı kanunun 6’ıncı maddesi kapsamında yapılan düzeltmelere istinaden gider kaydedilen tutarlar gelecek yıllarda yapılacak kar dağıtımında dikkate alınmayacaktır. Tebliğde bu konu da şu açıklama yapılmıştır.

“Öte yandan, mükelleflerce kâr dağıtımı yapılması hâlinde, ticari bilanço açısından dağıtılabilir ticari kar tutarı, 6736 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında beyan edilen ve “689. Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar” hesabı altında muhasebeleştirilen tutarlar dikkate alınmaksızın tespit olunacaktır.”

Bu konu 6111 sayılı kanundan yararlanan mükelleflerce özelgelerle sorulmuş ve alınan yanıtlar tebliğdeki düzenlemelerle paraleldir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Yatırıma Katkı Tutarını Değerlemeye Tabi Tutmayı Unutmayın

 

Bilindiği üzere öteden beri devam etmekte olan yatırım teşvik uygulaması yerini indirimli kurumlar vergisi uygulamasına bırakmıştır. İndirimli kurumlar vergisi uygulaması 5520 sayılı kanunun 32/A maddesinde düzenlenmiştir.

Yapılan düzenlemeye göre kısaca; indirimli vergi uygulanması ile yararlanılacak yatırıma katkı tutarı, yapılan yatırımdan elde edilen kazanca düşük vergi oranı uygulanması ile devlete ödenmeyen kısmın toplamından oluşmaktadır. Buda indirim uygulamasının uzun zamana yayılmasına yol açmaktadır. Ancak geçen bu zaman için yatırım en başında hesaplanan yatırıma katkı tutarı hiçbir şekilde güncellenmemekte, yeniden değerlenmemekteydi. Bir başka ifade yatırıma katkı tutarı en azından enflasyon gibi bir törpüye maruz kalmaktaydı.

20.08.2016 tarihinde Meclis tarafından kabul edilerek yasalaşan ve bugünlerde Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenen 6745 sayılı Kanunun 66’üncü maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32/A maddesinde değişiklik yapılmıştır.

Buna göre yatırımın tamamlanması şartıyla, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle yararlanılan kısmı hariç olmak üzere kalan yatırıma katkı tutarı, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınacaktır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Bağ-kur’ lulara 5 Puanlık Prim İndirimi Geliyor

 

Yanında işçi çalıştıran işverenler için prime esas kazanç üzerinden uzun zamandır uygulanmakta olan 5 puanlık sigorta primi indirimi nihayet kendi işini yapanlar içinde geçerli olacak.

20.08.2016 tarihinde Meclis tarafından kabul edilerek yasalaşan ve bugünlerde Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenen 6745 sayılı Kanunun 62’inci maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda yapılan değişikliğe göre;

İsteğe bağlı sigortalılar hariç 4-b kapsamında yani eski adıyla bağ-kur sigortalısı olanların malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanacaktır.

Bu prim indiriminden yararlanabilmek için primlerin Hazinece karşılanmayan kısmının yasal süresi içinde ödenmesi, kuruma kendi sigortalılıklarından kaynaklanan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması şarttır. Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını taksitlendiren veya yapılandıran sigortalılar bu taksitlendirme veya yapılandırma işlemleri devam ettiği sürece de bu indirimden yararlanmaya devam edecektir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi