Anonim Şirketlerin Damga Vergisindeki Sorumlulukları

Vesilkalık-2

Damga vergisi kanununa göre zorunlu veya ihtiyari olarak sürekli damga vergisi mükellefiyeti tesis ettiren mükellefler ile diğer kişiler arasında düzenlenen ve damga vergisine tabi olan kâğıtlara ait verginin tamamı sürekli damga vergisi mükellefiyeti tesis ettiren mükellefler tarafından bu kanunun 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirlenen süre içinde beyan edilip ödenmesi gerekmektedir.

Verginin zamanında beyan edilip ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda, vergi, ceza ve fer’ileri işleme taraf olan ve damga vergisini sürekli makbuz verilmesi şekliyle ödemek zorunda olan mükelleflerden alınmaktadır. Ancak, bu mükelleflerin (aralarındaki sözleşmede yer alan hükme bağlı olarak) bu vergi aslını karşı tarafa rücu hakkı saklıdır.

Örneğin, bir anonim şirket ile gerçek kişi arasında düzenlenen sözleşmenin damga vergisinin beyan edilip ödenmesinden anonim şirket sorumludur. Sözleşme ile bu borç gerçek kişiye yüklenmiş olsa bile verginin gerçek kişi tarafından ödenmemesi halinde vergi, ceza ve fer’ileri işleme taraf olan ve sürekli damga vergisi mükellefiyeti bulunan anonim şirketten aranacaktır.

Ancak, anonim şirket yalnızca vergi aslı için sözleşmenin diğer tarafı olan gerçek kişiye rücu ederek, ödediği damga vergisini yasal yollardan tahsil etme hakkına sahiptir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Reklamlar

Damga Vergisi Defteri Her Yıl (Yeniden) Tasdik Yaptırılmalı mıdır?

Vesilkalık-2

Sürekli damga vergisi mükellefiyeti bulunanlar Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğleri ile belirlenmiştir. Anonim şirketlerde bunlardan biridir.

20 seri numaralı damga vergisi genel tebliğinde göre damga vergisi mükellefiyeti bulunan kurumlar için; “Damga Vergisi Defteri” adı altında özel bir defter tutacakları, bu defterlerin tutulmasında, Vergi Usul Kanununun kayıt nizamı ve tasdik zamanına ilişkin 215-219 uncu ve 221 inci maddelerindeki hükümlere uyulacakları belirtilmiştir.

VUK’un bu maddeleri; “Türkçe tutma ve Türk Parası kullanma zorunluluğu, Defterlerin Mürekkeple Yazılacağı, Yanlış Kayıtların Düzeltilmesi, Boş Satır Bırakılamayacağı, Sayfaların Yok Edilemeyeceği, Kayıt Zamanı, Tasdik Zamanı” başlıklarına taşımakta olup ara tasdik diye tabir edilen “Tasdik Yenileme” maddesi ise VUK’un 222. Maddesinde hüküm altına alınmıştır.

Bu durumda damga vergisi defteri için 20 seri numaralı tebliğde yapılan belirlemeye göre VUK’un 222. maddesi (Tasdik Yenileme) geçerli değildir.

Bir başka ifade ile damga vergisi defterinin ara tasdik yapılarak kullanılmaya devam edilmesi mümkün değildir.

Öte yandan Ticari Defterlere ilişkin tebliğde; damga vergisi defterine bir atıfta bulunulmamış, “Pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen hesap dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir.” denilmiştir.  Ara tasdik yapılarak kullanılabilecek defterlerde ayrıca ifade edilmiştir.

Sonuç olarak; Damga vergisi tutmak zorunda olan AŞ lerin, Damga Vergisi Defterlerini kullanmaya başlayacakları yıldan önceki ayın son gününe kadar açılış tasdiki yaptırmaları gerekmektedir.

Bazı görüşlerde kullanmaya başlanmadan önce bir kez tasdik yaptırılan damga vergisi defterin tüm sayfaları doluncaya kadar bir daha tasdike ihtiyacı olmayacağı, bu şekilde kullanılmasının mümkün olduğu şeklinde açıklamalar yapılmıştır. VUK’un 221. maddesinde yer alan hükümlere istinaden bunun mümkün olmadığını, kullanılacak defterin her yıl için en geç bir önceki yılın son ayında açılış tasdikinin yapılması gerekeceğinden bu görüşe katılmıyorum.

Ayrıca damga vergisi tebliğlerinde bir kere açılış onayı yaptıktan sonra sayfaları bitinceye kadar kullanılmaya devam edilebileceği şeklinde de bir belirleme bulunmamaktadır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

 

Sigorta Primlerinin Ertelenmesi Nasıl Olacak

16.12.2016 tarihinde TBMM’ye gönderilen “Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 21 inci maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na eklenmesi öngörülen geçici 71 inci maddedeki düzenleme; işverenlerin ödemek zorunda oldukların sigorta primlerinin ertelenmesi suretiyle desteklenmesini amaçlamıştır.

Sigorta primlerinin ertelenmesine ilişkin tasarının ilgili bölümünde şu ifadelere yer verilmektedir:

“GEÇİÇİ MADDE 72 – Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinden, 2016 yılı Aralık ayı için geçici 68 inci, 2017 yılı Ocak ve Şubat ayları için geçici 71 inci madde kapsamında Hazine katkısına müstahak olanların, anılan maddeler uyarınca Hazine katkısı hesabında ilgili aylarda dikkate alınacak prim ödeme gün sayısının günlük 60 TL ile çarpımı sonucu bulunacak sigorta primine esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak 2016 yılı Aralık, 2017 yılı Ocak ve Şubat aylarına ait sigorta prim tutarlarını, sırasıyla 2017 yılı Ekim, Kasım ve Aralık ayları içerisinde Kurumca belirlenecek tarihe kadar ödemeleri halinde bu aylara ilişkin primler süresinde ödenmiş sayılır. Bu maddenin uygulamasında, 2016 ve 2017 yılı içerisinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerleri için sigorta primlerini yasal süresinde ödeme şartı aranmaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenir.”

Ötelenen Prim Tutarının Tespiti

Taslak metne göre Aralık-2016,Ocak-Şubat 2017 dönemlerine ilişkin 3 aylık sigorta priminin tamamı değil sadece 5510 sayılı kanunun geçici 71. Maddesine göre hesaplanacak gün sayısının 60 TL ile çarpımı sonucunda bulanacak prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin ödemesi ertelenecektir. İşsizlik sigortası primleri erteleme kapsamında değildir.

Her ne kadar tasarıda net olarak belirtilmese de kurumun daha önce açıkladığı benzer uygulamalarında yaptığı gibi bu uygulamada da; önce dönemde hesaplanan toplam sigorta primine 5510, 6111 vb. kanunlar dolayısıyla hesaplanan indirimin uygulanacağı sonra kalan primden yukarıda açıklanan şekilde hesap edilerek bulunan prim tutarının erteleneceği ve varsa bakiyenin süresi içinde ödenmesi gerektiği şeklinde yorum yapabiliriz.

Ötelenen Primler Vadesinde Ödenmezse Ne Olur?

Peki ödenmeyerek 2017 yılı sonuna ertelenen sigorta primleri için vergi mevzuatımız gereği nasıl bir işlem yapmak gerekecektir.

Özellikle 2016 yılı aralık ayına ait olup normal şartlarda 2017-Ocak ayı içinde ödenmesi gereken sigorta primlerinin 2017-Ekim ayında ödenecek olması nasıl değerlendirilmelidir.

Bilindiği üzere ödenmeyen sigorta primleri mevzuatımız (5510 Sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu’nun 88. Maddesinde 11. Fıkrasında)  gereği gider kabul edilmemektedir. Ancak aralık ayına ait sigorta primlerinin yasal ödeme süresi içinde (Ocak ayında) ödenmesi halinde (aralık ayının içinde olduğu yılda) gider kabul edilebileceği (174 Sıra No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde) açıklanmıştır.

Taslak halindeki kanun ile 2016-Aralık ayına ait olup ödenmeden ertelenen sigorta primleri için yasal ödeme süresi 2017-Ekim ayı olacaktır. Dolayısıyla 2016-Aralık ayına ait olup ertelenen sigorta primlerinin yasal ödeme süresi olan 2017-Aralık ayında ödenmesi halinde 2016 yılında gider kabul edilmesi gerekmektedir.

Ödenmeyen SGK Primleri Gider Kabul Edilmez

Öte yandan ödemenin yasal süresinde yapılmaması halinde gider kabul edilmeyeceği çok açıktır.

Peki bu işlemin tek düzen hesap planı ve muhasebe uygulamaları açısından değerlendirilmesi nasıl olacaktır.

Vadesinde Ödeme Yapılmazsa;

2016-Aralık ayına ait olup 2017-Ekim ayında ödenmek üzere ertelenen sigorta primleri dönemsellik ilkesi gereği 2016-Aralık ayında muhasebe kayıtlarında gider kaydı yapılarak dönemin ticari kar-zarar hesabında dikkate alınması gerekmektedir. Tabi bu durum primlerin vadesinde ödenmesi kaydıyla mali kar açısından da geçerli olacaktır.

Ancak bu primlerin 2017-Ekim ayında (vadesinde) ödenmemesi halinde 2016 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesine KKEG olarak eklenerek beyannamenin düzeltilmesi, mali kara (ticari karın hesabında indirim olarak dikkate alınan bu tutarın) eklenmesi gerekmektedir.

Ayrıca vadesinde ödenmemiş olan primlerin ödendiği döneme ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde diğer indirimler kısmında belirtmek kaydıyla mali karın tespitinde indirim konusu yapılması mümkündür.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Finansal Kiralama Konusu Malın Devredilmesinde Vergisel İşlemler

Vesilkalık-2

6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun

-18’inci maddesinde;  finansal kiralama sözleşmesinin kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleşme olduğu,

-23’üncü maddesinde; finansal kiralama konusu malın mülkiyetinin kiralayana ait olduğu, ancak tarafların sözleşmede, sözleşme süresi sonunda kiracının, malın mülkiyetini satın alma hakkını haiz olacağını kararlaştırabileceği,

-26’ıncı maddesinde; kiracı, kiracılık sıfatını veya sözleşmeden doğan hak veya yükümlülüklerini, kiralayandan yazılı izin almak kaydıyla devredebileceği, konut finansmanı kapsamında yapılan finansal kiralama işlemlerinde kiracı, kiralayana bilgi vermek, diğer finansal kiralama işlemlerinde ise sözleşmede hüküm bulunmak kaydıyla finansal kiralama konusu malın zilyetliğini bir başkasına devredebileceği hüküm altına alınmıştır.

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 328’inci maddesine göre; devir ve trampa satış hükmündedir.

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesine göre; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabidir. Bu kanuna göre; “teslim” bir malın tasarruf hakkının devrini, “hizmet” ise teslim ve teslim sayılan haller ile ithalat dışındaki işlemleri ifade etmektedir.

Bu çerçevede, finansal kiralamaya konu bir malın kiracının kullanımına bırakılması teslim sayılmamaktadır.

İndirimli KDV oranı, Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin 22.2.2013 tarihli ve 2013/4345 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen gümrük tarife istatistik pozisyonlarında yer alan ve amortismana tabi iktisadi kıymet niteliği taşıyan makine ve cihazların finansal kiralamaya konu olmak üzere finansal kiralama şirketlerine teslimi ve bu malların finansal kiralama şirketleri tarafından katma değer vergisi mükelleflerine kiralanması ve teslimi işlemlerinde geçerli olmaktadır.

Buna göre finansal kiralama sözleşmesi kapsamında kiracılık sıfatının bir başka şirkete devredilmesi işlemi KDV kanunu hükümlerine göre teslim değildir. Ancak  bu teslim sırasında yeni kiracıdan bir bedel tahsil edilmesi halinde bu bedel %18 oranında KDV’ye tabi olacaktır. Bir başka ifade ile devir nedeniyle alınan bu bedele, devir finansal kiralama şirketi ile KDV mükellefi arasında değil iki KDV mükellefi arasında yapıldığı için indirimli vergi oranının uygulanması mümkün değildir. Devir alınan finansal kiralama sözleşmesi kapsamında yapılacak ödemelerde ise indirimli KDV oranının uygulanabileceği tabiidir.

Vergi usul mevzuatı açısından devir satış hükmünde olduğundan, yeni kiracıdan alınacak bedel karşılığında (devir eden kiracı tarafından satışa dair) fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

YATIRIMA KATKI TUTARININ ENDEKSLENMESİ KARMAŞASI

 

DSC_18131- Ana Hatlarıyla Yatırıma Katkı Tutarının Endekslemesi Müessesesi

07.09.2016 tarih ve 29824 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 6754 sayılı Kanunun 66. maddesi ile KVK’nın 32/A maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere; Yatırımın tamamlanması şartıyla, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle yararlanılan kısmı hariç olmak üzere kalan yatırıma katkı tutarı, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır.” cümlesi eklenmiştir. Söz konusu değişiklik 6745 sayılı Kanunun yayım tarihi olan 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısı ile yürürlük tarihinden itibaren tamamlanmış yatırımların ilgili vergi dönemine kadar henüz yararlanılmamış olan yatırıma katkı tutarlarının yeniden değerleme oranları esas alınarak endekslenmesi mümkün hale gelmiştir.

Bu uygulamanın önemli unsurları başlıca şunlardır:

  • Yatırımın tamamlanmış olması gerekmektedir. Tamamlanmamış yatırımlar için endeksleme yapılamayacaktır.
  • Endeksleme yalnızca önceki dönemlerde henüz yararlanılmamış yatırıma katkı tutarına uygulanacaktır.
  • Henüz yararlanılmamış yatırıma katkı tutarının endekslenmeye başlanacağı ilk dönem, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıldır.
  • Endekslemeye konu oran, her yıl (ayrıca her geçici vergi dönemlerinde) Gelir İdaresi tarafından açıklanan yeniden değerleme oranıdır.

2- Endeksleme Karmaşası

Peki, konu yukarıda aktarıldığı kadar açıkken, karmaşa bunun neresinde?!!

Vergi idaresi 31.12.2016 tarih ve 29935 (3.mükerrer) Sayılı Resmi Gazete ile yayınladığı 11 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 21’inci maddesi ile Yatırıma katkı tutarında endekslemesine ilişkin açıklamalara yer vermiştir.

Tebliğde ilgili kanun değişikliği aktarıldıktan sonraki paragraf metni, “Buna göre, ilgili teşvik belgesi kapsamındaki toplam yatırıma katkı tutarının yatırımın tamamlandığı hesap döneminin sonuna kadar yararlanılamayan kısmı (yatırımın tamamlandığı hesap döneminin sonuna kadar gerek diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara ve gerekse yatırımın tamamen veya kısmen işletilmesinden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanması suretiyle yararlanılan kısmından sonra kalan yatırıma katkı tutarı), yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınacaktır.“ şeklindedir.

Buraya kadar her şey yolunda iken tebliğin devamında verilen örnek ile kafalar karışmıştır. Tebliğin devamında verilen örnek şu şekildir:

“Örnek: (L) A.Ş. yatırım teşvik belgesi kapsamında 2013 hesap döneminde başladığı yatırımını 15/10/2015 tarihinde tamamlamış ve 1/11/2015 tarihinde tamamen işletmeye başlamıştır.

 (L) A.Ş.’nin yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımının yatırıma katkı oranı %50 ve vergi indirim oranı %80 olup toplam yatırıma katkı tutarı 3.000.000.- TL’dir. (L) A.Ş. toplam yatırıma katkı tutarının 800.000.- TL’lik kısmını 2013 ve 2014 hesap dönemlerinde diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına indirimli kurumlar vergisi uygulamak suretiyle kullanmıştır. Yatırımın tamamlandığı 2015 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde, diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına indirimli kurumlar vergisi uygulamak suretiyle 450.000.- TL, bu yatırımından elde ettiği kazancına indirimli kurumlar vergisi uygulamak suretiyle de 250.000.- TL olmak üzere yatırıma katkı tutarının toplam 700.000.- TL’lik kısmından yararlanmıştır. 2016 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde, bu yatırımından elde ettiği kazancına indirimli kurumlar vergisi uygulamak suretiyle yatırıma katkı tutarının 300.000.- TL’lik kısmından faydalanmıştır.

 Buna göre, (L) A.Ş. bu yatırımına ilişkin toplam yatırıma katkı tutarının kalan [3.000.000.- TL – (800.000.- TL + 700.000.- TL + 300.000.- TL)=] 1.200.000.- TL’lik kısmını, 2017 yılı için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırarak kullanabilecektir. 2017 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranının %5 olması halinde, (L) A.Ş.’nin yeniden değerleme sonrasında yararlanabileceği yatırıma katkı tutarı [1.200.000.- TL x (1 + 0,05)=] 1.260.000.- TL olacaktır.

 (L) A.Ş.’nin 2017 hesap döneminde bu yatırımından elde ettiği kazancının 2.500.000.- TL olması halinde yararlanılacak yatırıma katkı tutarı [(2.500.000.- TL x %20) – (2.500.000.TL x %4)] 400.000.- TL ve bu durumda 2018 hesap dönemine devreden yatırıma katkı tutarı da (1.260.000.- TL – 400.000.- TL=) 860.000.- TL olacaktır. (L) A.Ş. bu tutarı, 2018 yılı için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırarak kullanabilecektir.”

Bu örnek dikkatlice incelendiğinde, 2015 yılında tamamlanan yatırımın henüz yararlanılmamış olan yatırıma katkı tutar kısmının endekslenmeye başlandığı ilk hesap döneminin 2017 olarak belirtildiği görülmektedir.  Oysa kanun ve tebliğin konu ile ilgili metin kısımları dikkatlice incelendiğinde endekslenmeye başlanacak ilk hesap döneminin, yatırımın tamamlandığı yılı takip eden hesap dönemi olduğu görülmektedir. Buna örnek verecek olursak, 2015 yılında tamamlanan bir yatırımın, henüz yararlanılmamış olan yatırıma katkı tutarının endekslenmeye başlanabileceği ilk hesap döneminin 2016 yılı olacağı açıktır. Ancak bununla birlikte 2016 yılında endeksleme yapılabilecek ilk tarih, kanunun yürürlük tarihi olan 07.09.2016 tarihinden sonraki geçici vergi döneminden itibaren uygulanabileceği tabiidir.

Sonuç olarak, kanun ve tebliğin metin kısmı ile tebliğde verilen örnek arasındaki bu farklı durum vergi camiasını tereddüde düşürmektedir. Bizce, Vergi İdaresinin konuya ilişkin tebliğdeki örneği hatalıdır. Aksi halde örnek, kanun ve tebliğin metin kısmı ile çelişmektedir. Bu nedenle, yapılan hatalı örneğin bir an önce düzeltilmesi gerekmektedir.

Olcay KIRAN

SMMM & Bağımsız Denetçi

Fiyat Farkı Faturasındaki Katma Değer Vergisi KDV   Beyannamesinin Hangi Satırında Gösterilmelidir?

 Vesikalık-Olcay

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV nin konusunu oluşturduğu;

24/c maddesinde, vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil edileceği;

29/1 inci maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri;

35 inci maddesinde ise, malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükellef bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükellef ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzelteceği, iade olunan malların fiilen işletmeye girmiş olması ve bu girişin defter kayıtları ile beyannamede gösterilmesinin şart olduğu

hükme bağlanmıştır.

Bu çerçevede, müşterilere düzenlenen satış faturalarına istinaden (müşteriler tarafından ) düzenlenen fiyat farkı faturalarında hesaplanan KDV nin, 1 no.lu KDV beyannamesinin “İndirimler” kulakçığının “İndirimler” tablosundaki 103 no.lu (Satıştan İade Edilen, İşlemi Gerçekleşmeyen veya İşleminden Vazgeçilen Mal ve Hizmetler Nedeniyle İndirilmesi Gereken KDV) satıra kaydedilmesi gerekmektedir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

 

 

Eksik Günleri Puantaj Kaydı Olarak Bildirilenlere GSS Sürprizi

Vesilkalık-2Genel sağlık sigortası uygulaması 01.01.2012 tarihinden itibaren zorunlu olarak uygulanmaktadır. Zaman zaman idare tarafından biriken prim borçları için (GSS’nin kapsamının daraltılması suretiyle) af çıkarılmakta ya da biriken GSS borçlarının yapılandırılarak tahsil edilmesi için düzenlemeler yapılmaktadır.

Genel sağlık sigortasında eksik günü olanlardan kimlerin bu eksik günleri için prim ödeyeceği 5510 Sayılı Kanunun 88 inci maddesinin de belirlenmiştir.

Bu madde kapsamında olan sigortalılar eksik günlerine ilişkin genel sağlık sigortası primlerini, aynı kanunun 60 ıncı maddesinin ilgili bendlerine göre ödemektedirler.

7.09.2016 tarih 29824 sayılı resmi gazetede yayınlanan 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ un 63. Maddesi ile 5510 Sayılı SGK Kanun’unun 88. maddesi “3 üncü maddenin üçüncü fıkrası kapsamına girenler hariç olmak üzere; 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olmakla birlikte, 4857 sayılı Kanunun 13 üncü ve 14 üncü maddelerine göre kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışanlar, ay içerisinde günün bazı saatlerinde çalışıp, çalıştığı saat karşılığında ücret alanlar ile bu Kanunun ek 9 uncu maddesinin birinci fıkrasına tabi olanlardan ay içerisinde yirmi gün ve daha az çalışanlar için eksik günlerine ait genel sağlık sigortası primlerinin otuz güne tamamlanması zorunludur” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2016 olup bu tarihten itibaren “06- Kısmi istihdam” veya “17- Ev hizmetlerinde 30 günden eksik çalışma” kodu kapsamında çalışması olan sigortalıların yanı sıra “7- Puantaj” seçeneği ile bildirilen sigortalıların da eksik günlerine ait genel sağlık sigortası primlerini gelir testi sonucuna göre Kanunun (60/c-1) alt bendi veya (60/g) bendi kapsamında 30 güne tamamlamaları gerekmektedir.

01.10.2016 itibariyle eksik günlerine ait genel sağlık sigortası primlerini tamamlama zorunluluğu bulunmayanlar aşağıdaki gibidir.

– Ay içinde birden fazla işyerinde çalışıp toplam çalışma süresini 30 güne tamamlayanlar,

– Kurumdan aylık alıp sosyal güvenlik destek primine tabi çalışması olanlar,

– Ay içinde 30 günden eksik günlerini Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında isteğe bağlı sigortalı olarak tamamlayanlar,

– Haklarında 4857 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayanlar,

– Kanunun 5 inci maddesi kapsamındaki sigortalılar,

– 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) ve (C) bentlerine tabi olanlar,

– 506 sayılı Kanunun geçici 20 inci maddesi kapsamında çalışması olanlar,

-Ay içinde birden fazla işyerinde çalışıp toplam çalışma süresi 20 günden fazla olanlar.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi