Takvim Aşılsa da KDV indirim Hakkının Kaybolmayacağı Durumlar

Vesilkalık-215 Şubat 2017 Tarihli Resmi Gazete ‘de yayınlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Seri No: 11 ile yapılan önemli değişikliklerden biride tebliğin “III/C. İNDİRİM” bölümüne yapılan ekleme olmuştur.

Buna göre;

  • Düzenlenen faturanın alıcı tarafından dava konusu yapılması nedeniyle ilgili takvim yılında indirim konusu yapılamayan KDV, davanın sonuçlandığı yıl içinde alıcı tarafından kanuni defterlere kaydedilmesi şartıyla indirim konusu yapılabilir.
  • Sorumlu sıfatıyla KDV beyanının hiç yapılmadığının veya eksik yapıldığının tespiti üzerine veya mükellefin kanuni süresinden sonra sorumlu sıfatıyla verdiği beyanname üzerine bu vergilerin tarh edilmesi halinde, tarh edilen KDV’nin vergi dairesine ödenmesi ve ödemenin gerçekleştiği takvim yılı aşılmaması şartıyla, ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkündür.
  • KDV’ye tabi işlemi yapan satıcı tarafından zamanında düzenlenmeyip, alıcı tarafından en geç fatura düzenleme süresinin son gününü takip eden vergilendirme dönemi içinde noterden ihtarname gönderilmesi üzerine satıcı tarafından düzenlenen faturada gösterilen KDV, alıcı tarafından faturanın düzenlendiği takvim yılı içinde kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirim konusu yapılabilir.

Böylece bu üç olaya mahsus olarak KDV’yi doğuran olayın vuku takvim yılı aşılmış olsa bile indirim hakkı kaybolmayacaktır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

 

Reklamlar

İhraç Kayıtlı Satışlarda Kur Farkı Oluşması Halinde Düzenlenecek Faturada Yeni Düzenleme

Vesilkalık-2İhraç kayıtlı satışlar nedeniyle imalatçının aleyhine kur farkı oluşması halinde izlenmesi gereken yol 95 seri nolu KDV Tebliğinde belirtilmişti. Tebliğe göre;

İmalatçıların aleyhlerine ortaya çıkan kur farkları için ihracatçılar tarafından düzenlenecek faturaya istinaden ihracatçıya KDV ödemeleri, bu tutarın ihracatçı tarafından beyan edilmesi, imalatçı tarafından da faturada gösterilen KDV’nin indirim konusu yapılması gerekmektedir.

Bu durumda, imalatçının fazladan almış olduğu iade tutarı ihracatçı aracılığıyla Hazineye intikal etmekte ve imalatçı tarafından indirim konusu yapılmış olmaktadır. Bu nedenle, kurdaki düşüşten kaynaklanan matrah değişikliğine bağlı olarak imalatçının iade tutarında bir değişiklik yapılmasına da gerek bulunmamaktadır.”

95 seri numaralı KDV Tebliği KDV Genel Uygulama Tebliği ile yürürlükten kaldırılmıştır. KDV Genel Uygulama Tebliği yayım tarihine kadar çıkmış olan 123 adet KDV Tebliğinin yerini almış ve uygulamaya yön vermiştir. Bu tebliğde imalatçıların aleyhine oluşan kur farkları için bir düzenleme yapılmadığı için uygulama eski tebliğe göre devam etmiştir.

Bu defa 15.02.2017 tarihinden geçerli olmak üzere KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 11 Seri Nolu KDV Genel Tebliği ile yapılan düzenleme uygulamaya yeni bir yön verilmiştir.

Yeni düzenlemeye göre;

İmalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farkları için ihracatçılar tarafından düzenlenecek faturada KDV hesaplanmaz. Bu kapsamda düzenlenen faturaya; “3065 sayılı KDV Kanununun (11/1-c) maddesi hükümlerine göre, ihraç edilmek şartıyla yapılan teslimlerde imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin olduğundan KDV hesaplanmamıştır.” ifadesi yazılır. Ayrıca söz konusu faturada, imalatçı tarafından düzenlenen faturanın tarih ve sayısına yer verilir.

İmalatçılara ihraç kayıtlı teslim nedeniyle iade edilecek KDV hesabında, imalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farklarından doğanlar da dahil olmak üzere, imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin verginin (imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ihraç kayıtlı teslim edilen malın tabi olduğu oran uygulanmak suretiyle bulunan tutar) ihraç kayıtlı teslim bedeli üzerinden hesaplanan vergiden düşüleceği tabiidir.

Buna göre 15.02.2017 tarihinden itibaren imalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farkları için düzenlenecek faturalarda KDV hesaplanmasına gerek yoktur. Bu fatura üzerine yukarıda açıklandığı şekilde şerh düşülmesi ve imalatçı tarafından düzenlenen faturanın tarih ve sayısının da belirtilmesi gerekmektedir.

Yeni düzenlemeye göre;

-kur farkı için düzenlenen faturada KDV hesaplanmayacağı,

-KDV Kanunda yer alan istisna maddeleri içinde böyle bir istisna hükmü olmadığı

dikkate alındığında bu faturaların dolayısıyla (fatura düzenlenmesine esas olan) kur farklarının KDV Kanununun kapsamının dışında kaldığı kabul edilmiş gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Halbuki Mali İdare KDV Kanununda yer almamasına rağmen kur farklarını vade farkı olarak yorumlayıp fatura tarihi ile ödeme tarihi arasında kur farkı oluşması halinde bu fark üzerinden (ya da içinden) vergi ödenmesini istemektedir.

Bu durumun çelişkili bir görüntü oluşturduğunu düşünüyorum. Her ne kadar kur farklarının enflasyon etkisi ile olduğu ve enflasyon dolayısıyla ortaya çıkan farkların KDV Kanunu kapsamın dışında kaldığını düşünsem de bu tebliğ öncesine kadar gerçekleştirilen (kur farkı faturasının KDV’li düzenlenmesinin) uygulamanın kendi içinde tutarlı olduğunu göstermekteydi.

Bir sorunda KDV’siz düzenlenen bu kur farkı faturasının KDV Beyannamesinde beyan edilip edilmeyeceğidir. KDV Kanununda yer alan bir istisna sebebiyle KDV’siz düzenlenmediği için (zaten KDV Beyannamesinde bu faturaları kapsayacak bir kodda yoktur) bu faturalar beyannamede gösterilmemelidir. Zira KDV Kanunu kapsamında dışında kalan bir işlem dolayısıyla düzenlenen faturanın bu beyannameye eklenmemesi gerekmektedir.

Ayrıca ihracatçı ve imalatçının e-fatura mükellefi olması halinde imalatçı aleyhine kesilecek kur farkı faturasının Haziran 2016 tarihli UBL-TR Kod Listelerine ilişkin rehberde “1 no.lu kdv beyannamesinin doldurulmasına ilişkin açıklamalar ve işlem kodlari dışındaki, istisna olmayan ancak 0 KDV’li fatura oluşturulması gereken durumlarda kullanılacaktır.” açıklamasıyla belirtilen “351” kod altında kesilmesi gerekmektedir.

Öte yandan bilindiği üzere ihraç kayıtlı satışlarda iade beyanname dışında hesaplanmaktadır. Yeni düzenlemede imalatçıya yapılacak iade sırasında (ihraç kayıtlı satışa ait) matrahta meydana gelen azalmaların nasıl tespit edileceği kısmı net değildir. Belki de dövizli ihraç kayıtlı satışlar nedeniyle iade istenmesi halinde bu faturaya ilişkin ödemenin makbuzunun da tevsiki istenebilir. Böylece ihraç kayıtlı satış ile yapılan ödeme arasında ortaya çıkan kur farkı tespit edilerek yapılacak iadeden düşülebilir. Ancak buda mükellef nezdinde hak kaybına neden olacaktır.

Yeni düzenlemenin piyasadaki etkilerini bekleyip göreceğiz.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

 

 

 

Konutların Fiilen Teslim Tarihi İle Fatura Tarihinde Farklı KDV Oranlarının Geçerli Olması Durumu

Vesilkalık-2Son birkaç aydır hükumet tarafından ekonomiyi canlandırma maksatlı bir çok kanuni düzenleme yapılmaktadır. Bunlardan biride konut teslimlerine geçici süre ile getirilen KDV oranı indirimidir.

08 Eylül 2016 tarihinden geçerli olmak üzere; 2016/9153 sayılı kararın 1. maddesi ile KDV oranlarının belirlenmiş olduğu karara geçici 2. madde eklenmiş bulunmaktadır.

Geçici 2. maddenin hükmü; “Bu kararın 1. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen vergi oranına tabi konutların, 31.3.2017 tarihine kadar (bu tarih dahil) teslimlerinde, aynı fıkranın (c) bendinde belirtilen vergi oranı uygulanır” şeklindedir.

Bu tarih daha sonra 2017/9759 sayılı BKK’nın 3 üncü maddesiyle 30.9.2017 olarak değiştirilmiştir.(Sonuç olarak kapsamda ki konutlarda KDV indirimi 30.09.2017 tarihine kadar uzatılmıştır)

Yeni bir düzenleme olmazsa 30.09.2017 tarihi sonrasında kapsamda bulunan konutlarda KDV indirimi son bulacaktır.

Bu durumda;

1- 08.09.2016 ve 30.09.2017 tarihleri arasında teslimi gerçekleştirilecek net kullanım alanı 150 m2 üstü olan konut teslimlerinde yeni KDV oranı %8,

2- 08.09.2016 ve 30.09.2017 tarihleri arasında teslimi gerçekleştirilecek Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki yerlerde net alanı 150 m2’ye kadar konutlardan arsa birim m2 fiyatı  Bin Türk Lirası ve üzerinde olan konutların tesliminde de yeni %8 olarak,

belirlenmiş bulunmaktadır.

Konutların fiilen teslimi ile fatura edilerek satışlarının yapıldığı tarihler farklı olabilmektedir. Böyle bir durumda hangi KDV oranının uygulanacağı yada fiilen teslim edilmeyen bir konut için düzenlenen faturada indirimli KDV oranının kullanılması halinde bu durumun Maliye nezdinde bir sorun teşkil edip etmeyeceği teyide muhtaçtı.

KDV Genel Uygulama Tebliğinde yapılan değişiklikte konutun fiilen teslim edildiği tarih ile faturanın düzenlendiği tarihte konuta ilişkin geçerli olan KDV oranlarının farklı olması durumunda, faturanın düzenlendiği tarihte geçerli olan KDV oranı esas alınacağı belirtilmiştir. Ayrıca bu iki tarihte farklı bir KDV oranının geçerli olması durumunda da düzeltme yapılmasının söz konusu olmadığı ifade edilmiştir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

MADDE 9 – Aynı Tebliğin (III/B-2.1.1.) bölümünün üçüncü paragrafında yer alan “Kanunu51”, “Kanun52” ve “Kanununun53” ibareleri sırasıyla “Kanunu”, “Kanun” ve “Kanununun” olarak değiştirilmiş ve aynı bölümün sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“3065 sayılı Kanunun (10/a) maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması; (10/b) maddesinde, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geleceği hüküm altına alınmıştır.

Konut tesliminden önce fatura düzenlenmesi halinde, faturada gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olay meydana geleceğinden bu faturada gösterilen KDV’nin beyan edilip ödenmesi gerekmektedir. Konutun fiilen teslim edildiği tarih ile faturanın düzenlendiği tarihte konuta ilişkin geçerli olan KDV oranlarının farklı olması durumunda, faturanın düzenlendiği tarihte geçerli olan KDV oranı esas alınacaktır. Dolayısıyla faturanın düzenlendiği tarihte geçerli olan oran esas alınarak hesaplanan KDV’de, konutun fiilen teslim edildiği tarihte geçerli olan KDV oranına göre herhangi bir düzeltme yapılmayacaktır.”

Türk Uluslararası Gemi Siciline Kayıtlı Gemilerin İşletilmesinden Ve Devrinden Elde Edilecek Kazançlara İlişkin İstisnada Yeni Düzenleme Yapıldı

Vesilkalık-2

İkinci sicil istisnası olarak isimlendirilen uygulama hakkında özellikli durumları 26.08.2015 tarihli “Türk Uluslararası Gemi Siciline Kayıtlı Gemilerin İşletilmesinden Ve Devrinden Elde Edilecek Kazançlara İlişkin İstisna” başlıklı makalemde açıklamaya çalışmıştım.

Makalede, Maliye Bakanlığının verdiği birçok özelgede 1 seri numaralı Kurumlar Vergisi Tebliğinde devir edilen gemiden elde edilen kazanca istisna uygulanması için gemiyi alanın bu sicilde faaliyete devam etmesi gerektiği yönünde bir ifade yer almamasına rağmen 4490 sayılı kanunun 12’inci maddesinin gerekçesinde geçen “vergilendirmeye ilişkin bu madde ile özel siciline tescil edilen gemi ve yatların işletilmesinden ve aynı sicile bir başkası adına tescil edilmek üzere devrinden doğan kazançların gelir ve kurumlar vergisinden istisna olacağı” ifadesi sebebiyle, eğer geminin hurdaya ya da başka bir sicilde faaliyet gösterir şekilde satışı gerçekleşirse satış nedeniyle hesaplanan karın vergiden istisna tutulamayacağı belirtilmiştir. İdare istisna uygulamasını verdiği özelgelerle görüşü doğrultusunda yönlendirmiştir.

27.01.2017 tarihli resmi gazetede yayınlanan 6670 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14’üncü maddesi ile 4490 Sayılı kanunun 12’nci maddesinde değişiklik yapılmış ve İdarenin görüşü ile şekillendirdiği satış istisnasının belirlenmesi hususunda yeni bir düzenleme-açıklama yapılmıştır.

Yapılan değişikliğe göre; Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin sicilden terkin edilerek yerli veya yabancı bir başka sicile geçişi veya ihracı yahut hurdaya ayrılmak üzere satışı hallerinde de vergi istisnasının uygulanması olanağı sağlanmaktadır. Ancak yurt dışından ithal edilen 3.000 DWT’nin (yolcu gemileri ile özel maksatlı, özel yapılı gemilerde ise 300 grostonun) üzerinde olup Türk Uluslararası Gemi Siciline kaydedilen gemilerin bu sicilden terkin edilerek başka bir sicile devri veya ihracı yahut hurdaya ayrılmak için satışı halinde satış kazancının vergiden istisna edilebilmesi için en az altı ay süreyle bu sicile kayıtlı olarak işletilmiş olunması koşulu getirilmiştir.

Ayrıca aynı kanunda yapılan başka bir düzenlmeye göre (Geçici Madde-3) halen devam eden hatalı uygulamanın izlerinin de ortadan kaldırılması da amaçlanmıştır. Bu geçici maddeyle bir vergi ve ceza affı getirilmektedir. Maddeye göre; bu değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce söz konusu istisnadan, ihtirazi kayıtla beyanda bulunanlar (bir başka deyişle istisnadan yararlanmak için konuyu yargı organlarına taşımış olanlar) veya ileride bir inceleme olursa konuyu yargıya taşırız düşüncesi ile kendiliklerinden yararlananlar hakkında, yararlandıkları bu istisnalar dolayısıyla yapılmış veya geçmişe yönelik olarak yapılacak tarhiyatlar da kaldırılacaktır. Yargılama sürecinde olanlar hakkında yapılmış tahakkuklarda, davadan feragat koşulu ile terkin edilecektir.

İlgili Kanun maddeleri aşağıdaki gibidir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

MADDE 14 – 16/12/1999 tarihli ve 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu İle 491 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Türk Uluslararası Gemi Siciline kaydedilecek gemilere ve yatlara ilişkin alım, satım, ipotek, tescil, kredi, gemi kira, zaman çarteri ve tüm navlun sözleşmeleri damga vergisine ve harçlara; bu işlemler nedeniyle alınacak paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine ve fonlara tabi tutulmaz.”

“Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gemi ve yatların, Türk Uluslararası Gemi Sicilinden terkin edilerek bir başka sicile kaydedilmek üzere veya sair suretlerle devri aşamasında da uygulanır. Ancak, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca Türk Uluslararası Gemi Siciline kaydedilen gemilerin, bu sicilden terkin edilerek başka bir sicile kaydedilmek üzere veya sair suretlerle devri halinde, bunların en az altı ay süreyle Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı olarak işletilmiş olması şartı aranır.”

MADDE 15 – 4490 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 3- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, bu Kanun kapsamında tescile tabi deniz araçları arasında bulunan gemi ve yatların Türk Uluslararası Gemi Sicilinden terkin edilerek bir başka sicile kaydedilmek üzere veya sair suretlerle devrine ilişkin olarak bu Kanunun 12 nci maddesi kapsamında istisnalardan yararlananlar hakkında, yararlandıkları bu istisna dolayısıyla geçmişe dönük herhangi bir tarhiyat yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir, tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”