2017 Yılında Yapılan Yatırımlar Dolayısıyla Hak Kazanılan Katkı Tutarının Sonraki Yıllarda Kullanılması Mümkün müdür?

Vesilkalık-2

Bilindiği üzere indirimli kurumlar vergisi müessesi eski yatırım indirimi uygulamasının yerini almıştır.

Bu kapsamda ana düzenleme KVK madde 32/A ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılmıştır. Daha sonra bu bakanlar kurulu kararında muhtelif tarihlerde çeşitli değişiklikler ve eklemeler yapılarak uygulamaya yön verilmiştir.

Bu değişikliklerden biride 2017/9917 Sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Kararla yapılmıştır.

Bu karar ile 2012/3305 sayılı karara eklenen geçici 8. Madde aşağıdaki gibidir.

GEÇİCİ MADDE 8- (1) Bu Karar ve daha önceki kararlara istinaden imalat sanayiine yönelik (US-97 Kodu: 15-37) düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, 1.1.2017 ile 31.12.2017 tarihleri arasında gerçekleştirilecek yatırım harcamaları için;

  1.  Bina-inşaat harcamalarında KDV iadesi,
  2.  Bölgesel, büyük ölçekli ve stratejik teşvik uygulamaları kapsamında vergi indirimi desteğinde uygulanacak yatırıma katkı oranları her bir bölgede geçerli olan yatırıma katkı oranına 15 puan ilave edilmek suretiyle, kurumlar vergisi veya gelir vergisi indirimi tüm bölgelerde yüzde yüz oranında ve yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde yatırımcının diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına uygulanacak oranı yüzde yüz olmak üzere,

teşvik belgesi üzerinde herhangi bir işlem yapılmaksızın uygulanır.”

Bu karara göre 2017 Yılında yapılacak yatırım harcamaları için;

-teşvik belgesi üzerinde yazan yatırıma katkı oranına 15 puan eklenecek,

-kurumlar ve gelir vergisi indirimi oranı %100 olarak uygulanacak,

-yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara uygulanacak mahsup oranı %100 olarak uygulanacaktır.

Bu kapsamda haktan yararlanmak için teşvik belgesi üzerinde bir değişiklik yapılması gerekmemektedir.

2017 yılında imalat sanayiine yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamında yatırım harcaması yapılmasına rağmen yılsonunda kazanç elde edilmemesi halinde bu uygulamadan nasıl yararlanılacaktır?

Esasen (bu kapsamda) 2017 yılı içinde yeni bir yatırımın (sıfırdan) yapılması halinde aynı yılsonunda bu yatırımdan kar elde edilmesini beklemek pek mantıklı değildir. Diğer faaliyetlerden elde edilen kazancın da olmaması halinde mükellefin bu uygulamanın cezbedici yanından faydalanması mümkün olmayacak mıdır?

Böyle bir durumda nasıl bir uygulama yapılacağı hakkına ilgili kararda bir açıklama yapılmamış olsa da kazanılan hakkın kaybedilmemesi gerektiğini düşünmekteyim. Zira geçici madde ile yapılan düzenlemede hakkın sadece 2017 yılında elde edilen kazançlara uygulanabileceği yönünde kısıtlayıcı bir belirlemede yapılmamıştır. Dolayısıyla bu madde de belirtilen şartları sağlamak kaydıyla hesaplanacak yatırıma katkı tutarı ve artırımlı vergi indirimi kazancın çıktığı sonraki dönemlerde kullanılabilecektir.

2017 yılında yapılan yatırım dolaysıyla hak kazanılan yatırıma katkı tutarının toplam yatırım tutarı içinde ayrıca takip edilmesi gerektiği açıktır. Bu durum, toplam yatırıma katkı tutarının birkaç parça halinde takip edilmesi sonucunu doğuracaktır.

Örneğin, toplam yatırıma katkı tutarı şu parçalardan oluşabilir.

-2017 yılında yapılan yatırım dolayısıyla hak kazanılan yatırıma katkı tutarı,

-yatırımın tamamlanmamış olması halinde 2018 yılı (veya sonraki yıllar için) toplam yatırma katkı tutarından mahsup edilebilecek (diğer faaliyet kazançları üzerinden yararlanılacak) yatırıma katkı tutarı,

-2018 yılında kısmen yatırıma başlanmış olması halinde yatırımdan elde edilecek kazanç üzerinden hesaplanacak yatırıma katkı tutarı gibi…

Tüm bunların geçici vergi ve kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde nasıl gösterileceği, uygulamada herhangi birine öncelik verilmesi gerekip gerekmediği ise ayrı bir belirsizliktir.

Ayrıca 2017 yılında kazancın yetersizliği nedeniyle tamamen ya da kısmen yararlanılamayan yatırıma katkı tutarı yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınabilecektir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Reklamlar

Genç Girişimcilere Sağlanan Teşvik

Vesilkalık-2193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 20 nci maddesinde; ”Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla yirmi dokuz yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilerin, faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu kazançlarının 75.000 Türk lirasına kadar olan kısmı, aşağıdaki şartlarla gelir vergisinden müstesnadır.

Bu şartlar;

  1. İşe başlamanın kanuni süresi içinde bildirilmiş olması,
  2. Kendi işinde bilfiil çalışılması veya işin kendisi tarafından sevk ve idare edilmesi (Çırak, kalfa veya yardımcı işçi çalıştırmak ya da seyahat, hastalık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak işinde bilfiil çalışmamak bu şartı bozmaz.),
  3. Faaliyetin adi ortaklık veya şahıs şirketi bünyesinde yapılması hâlinde tüm ortakların işe başlama tarihi itibarıyla bu maddedeki şartları taşıması,
  4. Ölüm nedeniyle faaliyetin eş ve çocuklar tarafından devralınması hâli hariç olmak üzere, faaliyeti durdurulan veya faaliyetine devam eden bir işletmenin ya da mesleki faaliyetin eş veya üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan veya kayın hısımlarından devralınmamış olması,
  5. Mevcut bir işletmeye veya mesleki faaliyete sonradan ortak olunmaması.

İstisna kapsamındaki faaliyetlerden kazanç elde edilmemesi veya istisna haddinin altında kazanç elde edilmesi hâllerinde dahi yıllık beyanname verilir.

Bu istisnanın, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.

Konu ile ilgili ayrıntılı açıklamalar 292 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

Ayrıca bu kapsamda indirimden yaralanmak için vergi dairesine başvuru yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

“İzah Zammı” da Nereden Çıktı Demeyin!

Vesilkalık-2

Mali mevzuatımızda “Pişmanlık Zammı”,” Gecikme Zammı” gibi cezalar mevcut iken bu zamlara bir yenisi de “İzah Zammı” olarak eklenmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun mülga 370 inci maddesi, 9.8.2016 tarihli ve 29796 sayılı Resmî Gazete ’de yayımlanan 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile “İzaha davet” başlığı altında yeniden düzenlenerek vergi sistemimizde yeni bir müessese ihdas edilmiştir. İşte bu yeni uygulama hakkında detaylar 482 numaralı VUK Genel Tebliğinde yapılmıştır.

Tebliğe göre; izaha davet müessesesi, verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair yetkili merciler tarafından yapılmış ön tespitlerle ilgili olarak aynı merciler tarafından mükelleflerden açıklama talep edilmesi olup, bu müessese, yapılan değerlendirmeler sonucunda vergi ziyaına sebebiyet vermediği anlaşılan mükelleflerin konuyla ilgili vergi incelemesine veya takdire sevk edilmesini önlemekte, vergi ziyaına sebebiyet verildiği durumlarda ise belirli şartlar dahilinde indirimli ceza uygulanmak suretiyle mükellefleri daha ağır müeyyidelerden korumaktadır.

İzaha davetin kapsamı aşağıda listelenmiştir.

  • Ba-bs bildirim formlarında yer alan bilgilerin analizi sonucunda mükelleflerin izaha davet edilmesi
  • Kredi kartı satış bilgileri ile katma değer vergisi (kdv) beyannamelerinin karşılaştırılması sonucunda mükelleflerin izaha davet edilmesi
  • Yıllık beyannameler ile muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin karşılaştırılması sonucunda mükelleflerin izaha davet edilmesi
  • Çeşitli kurum ve kuruluşlardan elde edilen bilgiler ile asgari ücret tarifelerinin karşılaştırılması sonucunda mükelleflerin izaha davet edilmesi
  • Yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinde yapılan indirimleri, kanuni oranları aşan mükelleflerin izaha davet edilmesi
  • Dağıttığı kâr üzerinden tevkifat yapmadığı tespit edilenlerin izaha davet edilmesi
  • Geçmiş yıl zararlarının mahsubu yönünden mükelleflerin izaha davet edilmesi
  • İştirak kazançlarını ilgili hesapta göstermeyen mükelleflerin izaha davet edilmesi
  • Kurumlar vergisi kanununun 5/1-e maddesindeki istisna ile ilgili olarak mükelleflerin izaha davet edilmesi
  • Örtülü sermaye yönünden mükelleflerin izaha davet edilmesi
  • Ortaklardan alacaklar için hesaplanması gereken faizler yönünden mükelleflerin izaha davet edilmesi
  • Ortaklık hakları veya hisselerini elden çıkardıkları halde beyanda bulunmayan limited şirket ortaklarının izaha davet edilmesi
  • Gayrimenkul alım/satım bedelinin eksik beyan edilmiş olabileceğine dair haklarında tespit bulunanların izaha davet edilmesi
  • Gayrimenkullere ilişkin değer artışı kazançları yönünden mükelleflerin izaha davet edilmesi
  • Gayrimenkul sermaye iratlarını beyan etmeyen veya eksik/hatalı beyan eden mükelleflerin izaha davet edilmesi
  • Sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanılması durumunda mükelleflerin izaha davet edilmesi

Mükellefçe yapılan izahın komisyonca yeterli bulunmaması ve beyanname verilmesini gerektiren bir durumun bulunduğunun değerlendirilmesi halinde bu durum mükellefe bildirilir.

Bu bildirim üzerine, izahın yapıldığı tarihten itibaren 15 günlük süre sona ermeden mükellefçe; hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin verilmesi, eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının tamamlanması veya düzeltilmesi, ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin, ödemenin geciktiği her ay ve kesri için, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranındaki izah zammıyla ödenmesi şartlarıyla vergi ziyaı cezası, ziyaa uğratılan vergi üzerinden %20 oranında kesilir.

Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere izah zammı gecikme zammı ile aynı niteliktedir. Yani vadesi geçen bir alacağın son ödeme tarihi ile fiili ödeme tarihi arasında geçen zaman için hesaplanmaktadır.

Konu hakkında detaylı açıklamalar 482 numaralı VUK Tebliğinde yapılmıştır. Yeni ihdas edilen bu uygulamanın mükellefler ile idare arasındaki birçok sorunun başlamadan çözülebilmesine olanak sağlayacağını düşünmekteyim.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Zorunlu BES Ödemeleri Hangi Hesapta Takip Edilmelidir

 

67Vesilkalık-240 sayılı kanun ile 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda yapılan değişiklikler neticesinde 01.01.2017 tarihinden itibaren geçerli olan zorunlu bireysel emeklilik sistemi uygulamasına dahil olacak işyerleri için 2017/9721 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla çıkarılan yönetmelik ile kademeli geçiş öngörülmüştür.

Zorunlu BES Yönetmeliğine göre;

  1. Çalışan sayısı bin ve üzerinde olan bir işverene bağlı olarak çalışanlar 1.1.2017 tarihinden itibaren,
  2. Çalışan sayısı ikiyüzelli ve üzerinde ancak binden az olan bir işverene bağlı olarak çalışanlar 1.4.2017 tarihinden itibaren,
  3. Çalışan sayısı yüz ve üzerinde ancak ikiyüzelliden az olan bir işverene bağlı olarak çalışanlar 1.7.2017 tarihinden itibaren,
  4. Çalışan sayısı elli ve üzerinde ancak yüzden az olan bir işverene bağlı olarak çalışanlar 1.1.2018 tarihinden itibaren,
  5. Çalışan sayısı on ve üzerinde ancak elliden az olan bir işverene bağlı olarak çalışanlar 1.7.2018 tarihinden itibaren,
  6. Çalışan sayısı beş ve üzerinde ancak ondan az olan bir işverene bağlı olarak çalışanlar 1.1.2019 tarihinden itibaren,

otomatik olarak emeklilik planına dahil edilir.

Yönetmelik kapsamındaki çalışanların ücretinden işveren tarafından kesilecek çalışan katkı payı tutarı, ilgisine göre prime esas kazancın veya emeklilik keseneğine esas aylığın yüzde üçü oranında hesaplanır. Bu şekilde hesaplanan çalışan katkı payı tutarının virgülden sonraki kısmı dikkate alınmaz.

Hesaplanan bu tutar anlaşma yapılan bireysel emeklilik şirketine (anlaşma da belirlenen tarihe uygun olarak) aktarılacaktır.

Peki, işçiden kesilen ve emeklilik şirketine aktarılacak bu tutarın muhasebe kayıtların takibi nasıl olacaktır? Bu kesintileri hangi hesapta izlemek gerekir. Zira işçilere ücret ödemesinin yapıldığı tarih ile (kesinti yapılarak hesaplanan) zorunlu bes ödemelerinin emeklilik şirketine aktarılacağı tarih aynı olmayabilir. Aynı tarih olsa bile ödemenin tam ve doğru yapılıp yapılmadığının takibi gerekecektir.

Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği eki Tek Düzen Hesap Planı ve Açıklamalarında aşağıdaki ifadeler yer almıştır.

  1. ÖDENECEK VERGİ VE DİĞER YÜKÜMLÜLÜKLER

İşletmenin sorumlu veya mükellef sıfatıyla, ödeyeceği vergi, resim, harç, kesinti, sigorta primi, sendika aidatları, icra taksitleri ve benzeri borçlarının izlendiği hesap grubudur.

  1. ÖDENECEK DİĞER YÜKÜMLÜLÜKLER

Özel bölümlerinde tanımlananlar dışında kalan yükümlülüklerin izlendiği hesaptır.

Buna göre işçiden kesilen ve emeklilik şirketine aktarılması gereken tutarların ücret bordrosunda gösterilmesi ve ücret tahakkuku sırasında işçiye yapılacak net ücret ödemesi içinden ayrıştırılarak 369-Ödenecek Diğer Yükümlülükler hesabında takip edilmesi uygun olacaktır.

 

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

Teverruk Yöntemi İle Finansman Temini

Vesilkalık-2Genelde katılım bankalarının uyguladığı bir yöntem olan teverruk satışı; nakit bulmak amacıyla bir şahıstan vadeli olarak alınan malın bir başka şahsa peşin satılmasına verilen genel addır.

Bu satış yöntemine dayandırılarak yapılan işlemlerden bazıları şöyledir.

– A bankası, B konsorsiyumundan taksitle mal almak istediğini belirtir. B konsorsiyumu malı temin eder ve A bankasına taksitle satar. Böylece A bankası, B konsorsiyumuna taksitle borçlanmış olur. Daha sonra A bankası malı peşin bedelle satması için B konsorsiyumuna vekalet verir. B konsorsiyumu malı satar ve parasını A bankasına gönderir veya A bankası bu malı bizzat satarak nakit elde eder.

– B konsorsiyumu kendisi adına mal alımı yapması için A bankasına vekalet verir. A bankası bu vekalete dayanarak B konsorsiyumu adına mal alır. Malın bedelini B konsorsiyumu öder. A bankası bu malı taksitle B konsorsiyumundan alır. A bankası malı peşin satar ve nakit elde etmiş olur. (http://www.uzeyirdogan.com/?Syf=26&Syz=171654)

Alım-satım yapılarak elde edilen bu finansmanın elde etme maliyeti için yapılan (vade farkı) ödemeleri de kurum kazancında gider olarak kabul edilmektedir.

Bu hususta İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığınca 08.05.2017 tarih ve 62030549-120[6-2013/433]-125274 sayılı özelgede verilen görüş Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirketin finansman ihtiyacını karşılamak amacıyla “teverruk” ya da “uluslararası murabaha” yöntemiyle bankadan vadeli olarak satın alınan emtia sertifikasının, peşin olarak satılarak nakde çevrilmesi karşılığı bankaya ödenecek vade farkı tutarlarının, vade farklarının tahakkuk ettiği dönemlerde kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.” şeklindedir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Ferdi İşletmeye Ait Geçmiş Yıl Zararları Kurum Kazancından İndirilebilir Mi?

Vesilkalık-2193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 80 inci maddesinin son fıkrasında, faaliyetine devam eden ticari bir işletmenin kısmen veya tamamen satılmasından veya ticari işletmeye dahil amortismana tabi iktisadi kıymetlerle anılan maddenin birinci fıkrasında yazılı mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançların ticari kazanç sayılacağı ve bunlara ticari kazanç hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında da bu maddede geçen “elden çıkarma” deyiminin mal ve hakların satılmasını, bir ivaz karşılığında devir ve temlikini, trampa edilmesini, takasını, kamulaştırılmasını, devletleştirilmesini, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, kazancı bilanço esasına göre tespit edilen ferdi bir işletmenin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve pasifiyle bütün halinde devrolunması, devralan şirketin bilançosuna aynen geçirilmesi ve devredilen ferdi işletmenin sahip veya sahiplerinin şirketten, devir bilançosuna göre hesaplanan öz sermayesi tutarında ortaklık payı alması (Bu ortaklık payını temsil eden hisse senetlerinin nama yazılı olması şarttır.) halinde değer artışı kazancı hesaplanmayacağı ve vergileme yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanunun “Zararların Kârlara Takas ve Mahsubu” başlıklı 88 inci maddesinde ise,

“Gelirin toplanmasında gelir kaynaklarının bir kısmından hasıl olan zararlar (80 inci maddede yazılı diğer kazanç ve iratlardan doğanlar hariç) diğer kaynakların kazanç ve iratlarına mahsup edilir.

Bu mahsup neticesinde kapatılmayan zarar kısmı, müteakip yılların gelirinden indirilir. Arka arkaya beş yıl içinde mahsup edilmeyen zarar bakiyesi müteakip yıllara naklolunamaz.

Menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarında, gider fazlalığından doğanlar hariç, sermayede vukua gelen eksilmeler zarar addolunmaz.

…”

hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Zarar Mahsubu” başlıklı 9 uncu maddesi ile aynı Kanunun 20 nci maddesi kapsamında gerçekleştirilen devir ve bölünmelerde geçmiş yıl zararlarının mahsubuna yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeyle kurumların devir ve bölünmelerinde geçmiş yıl zararlarının mahsubuna imkan tanınmış olup; devralınan şahıs işletmelerinin geçmiş yıl zararlarının mahsubunun bu madde kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Ayrıca, şahıs işletmelerinin sermaye şirketlerine devrinde, gelir vergisi mükellefiyetine ilişkin geçmiş yıl zararlarının kurumlar vergisi matrahının tespitinde mahsup edilebileceğine ilişkin olarak vergi mevzuatımızda herhangi bir düzenleme yer almamaktadır.

Bu açıklamalara göre ferdi işletmenin Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendine göre tüzel bir kuruma devrinde, bu ferdi işletmenin cari yıl ve geçmiş yıl zararlarının (devir alan kurumun) kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi