YATIRIMA KATKI TUTARININ ENDEKSLENMESİ KARMAŞASI

 

DSC_18131- Ana Hatlarıyla Yatırıma Katkı Tutarının Endekslemesi Müessesesi

07.09.2016 tarih ve 29824 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 6754 sayılı Kanunun 66. maddesi ile KVK’nın 32/A maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere; Yatırımın tamamlanması şartıyla, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle yararlanılan kısmı hariç olmak üzere kalan yatırıma katkı tutarı, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır.” cümlesi eklenmiştir. Söz konusu değişiklik 6745 sayılı Kanunun yayım tarihi olan 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısı ile yürürlük tarihinden itibaren tamamlanmış yatırımların ilgili vergi dönemine kadar henüz yararlanılmamış olan yatırıma katkı tutarlarının yeniden değerleme oranları esas alınarak endekslenmesi mümkün hale gelmiştir.

Bu uygulamanın önemli unsurları başlıca şunlardır:

  • Yatırımın tamamlanmış olması gerekmektedir. Tamamlanmamış yatırımlar için endeksleme yapılamayacaktır.
  • Endeksleme yalnızca önceki dönemlerde henüz yararlanılmamış yatırıma katkı tutarına uygulanacaktır.
  • Henüz yararlanılmamış yatırıma katkı tutarının endekslenmeye başlanacağı ilk dönem, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıldır.
  • Endekslemeye konu oran, her yıl (ayrıca her geçici vergi dönemlerinde) Gelir İdaresi tarafından açıklanan yeniden değerleme oranıdır.

2- Endeksleme Karmaşası

Peki, konu yukarıda aktarıldığı kadar açıkken, karmaşa bunun neresinde?!!

Vergi idaresi 31.12.2016 tarih ve 29935 (3.mükerrer) Sayılı Resmi Gazete ile yayınladığı 11 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 21’inci maddesi ile Yatırıma katkı tutarında endekslemesine ilişkin açıklamalara yer vermiştir.

Tebliğde ilgili kanun değişikliği aktarıldıktan sonraki paragraf metni, “Buna göre, ilgili teşvik belgesi kapsamındaki toplam yatırıma katkı tutarının yatırımın tamamlandığı hesap döneminin sonuna kadar yararlanılamayan kısmı (yatırımın tamamlandığı hesap döneminin sonuna kadar gerek diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara ve gerekse yatırımın tamamen veya kısmen işletilmesinden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanması suretiyle yararlanılan kısmından sonra kalan yatırıma katkı tutarı), yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınacaktır.“ şeklindedir.

Buraya kadar her şey yolunda iken tebliğin devamında verilen örnek ile kafalar karışmıştır. Tebliğin devamında verilen örnek şu şekildir:

“Örnek: (L) A.Ş. yatırım teşvik belgesi kapsamında 2013 hesap döneminde başladığı yatırımını 15/10/2015 tarihinde tamamlamış ve 1/11/2015 tarihinde tamamen işletmeye başlamıştır.

 (L) A.Ş.’nin yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımının yatırıma katkı oranı %50 ve vergi indirim oranı %80 olup toplam yatırıma katkı tutarı 3.000.000.- TL’dir. (L) A.Ş. toplam yatırıma katkı tutarının 800.000.- TL’lik kısmını 2013 ve 2014 hesap dönemlerinde diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına indirimli kurumlar vergisi uygulamak suretiyle kullanmıştır. Yatırımın tamamlandığı 2015 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde, diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına indirimli kurumlar vergisi uygulamak suretiyle 450.000.- TL, bu yatırımından elde ettiği kazancına indirimli kurumlar vergisi uygulamak suretiyle de 250.000.- TL olmak üzere yatırıma katkı tutarının toplam 700.000.- TL’lik kısmından yararlanmıştır. 2016 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde, bu yatırımından elde ettiği kazancına indirimli kurumlar vergisi uygulamak suretiyle yatırıma katkı tutarının 300.000.- TL’lik kısmından faydalanmıştır.

 Buna göre, (L) A.Ş. bu yatırımına ilişkin toplam yatırıma katkı tutarının kalan [3.000.000.- TL – (800.000.- TL + 700.000.- TL + 300.000.- TL)=] 1.200.000.- TL’lik kısmını, 2017 yılı için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırarak kullanabilecektir. 2017 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranının %5 olması halinde, (L) A.Ş.’nin yeniden değerleme sonrasında yararlanabileceği yatırıma katkı tutarı [1.200.000.- TL x (1 + 0,05)=] 1.260.000.- TL olacaktır.

 (L) A.Ş.’nin 2017 hesap döneminde bu yatırımından elde ettiği kazancının 2.500.000.- TL olması halinde yararlanılacak yatırıma katkı tutarı [(2.500.000.- TL x %20) – (2.500.000.TL x %4)] 400.000.- TL ve bu durumda 2018 hesap dönemine devreden yatırıma katkı tutarı da (1.260.000.- TL – 400.000.- TL=) 860.000.- TL olacaktır. (L) A.Ş. bu tutarı, 2018 yılı için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırarak kullanabilecektir.”

Bu örnek dikkatlice incelendiğinde, 2015 yılında tamamlanan yatırımın henüz yararlanılmamış olan yatırıma katkı tutar kısmının endekslenmeye başlandığı ilk hesap döneminin 2017 olarak belirtildiği görülmektedir.  Oysa kanun ve tebliğin konu ile ilgili metin kısımları dikkatlice incelendiğinde endekslenmeye başlanacak ilk hesap döneminin, yatırımın tamamlandığı yılı takip eden hesap dönemi olduğu görülmektedir. Buna örnek verecek olursak, 2015 yılında tamamlanan bir yatırımın, henüz yararlanılmamış olan yatırıma katkı tutarının endekslenmeye başlanabileceği ilk hesap döneminin 2016 yılı olacağı açıktır. Ancak bununla birlikte 2016 yılında endeksleme yapılabilecek ilk tarih, kanunun yürürlük tarihi olan 07.09.2016 tarihinden sonraki geçici vergi döneminden itibaren uygulanabileceği tabiidir.

Sonuç olarak, kanun ve tebliğin metin kısmı ile tebliğde verilen örnek arasındaki bu farklı durum vergi camiasını tereddüde düşürmektedir. Bizce, Vergi İdaresinin konuya ilişkin tebliğdeki örneği hatalıdır. Aksi halde örnek, kanun ve tebliğin metin kısmı ile çelişmektedir. Bu nedenle, yapılan hatalı örneğin bir an önce düzeltilmesi gerekmektedir.

Olcay KIRAN

SMMM & Bağımsız Denetçi

Reklamlar

Yatırım teşvik kapsamında iktisap edilen makine teçhizatın satış, devir ve kiralamaya konu olması

Yatırımlarda devlet yardımları hakkında kararlara göre teşvik belgeleri kapsamında yapılan yatırımın kısmen ya da tamamen devri, alınan makine ve teçhizatın satış, ihraç veya kiralama yoluyla elden çıkarılması bazı şartlar dahilinde mümkündür. Bunun şartları genel itibariyle şöyledir:

1) Teşvik belgesi kapsamı yatırımların bütün olarak satışı, tamamlama vizesinin yapılmış olması ve işletmeye geçiş tarihinden itibaren beş yıl faaliyette bulunulmuş olması halinde serbesttir. Ancak, yatırım teşvik kapsamında alınan makine teçhizatın birinin veya bir bölümünün devir, satış, ihraç veya kiralanması için bu makine ve teçhizatın teminini müteakip beş yılın doldurmuş olması yeterlidir.

Tamamlama vizesi yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın işletmeye geçiş tarihinden itibaren beş yıllık süreyi doldurmamış yatırımların bütün olarak devri, teşvik belgesi üzerinde unvan değişikliği yapılmak suretiyle mümkündür.

2) Bununla birlikte, tamamlama vizesi yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın beş yılını doldurmamış makine ve teçhizatın yatırımın bütünlüğünün bozulmaması kaydıyla veya bütünü ile birlikte;

a) Teşvik belgeli bir başka yatırım için devri,

b) Teşvik belgesi olmayan bir başka yatırımcıya satışı,

c) İhracı,

d) Teşvik belgesi kapsamında temin edilen makine ve teçhizatın, üretilecek mal veya hizmetlerin teşvik belgesi sahibi yatırımcı tarafından satın alınması koşuluyla diğer bir yatırımcıya herhangi bir ücret alınmaksızın geçici olarak verilmesi veya kiralanması bakanlığın iznine tabidir.

Bu tür durumlarda satış izni verilen makine ve teçhizata uygulanan destekler geri alınmaz. Ancak, satış iznini müteakip, yatırımcının teşvik belgesini başka nedenlerle iptal etmesi hâlinde izni verilen makine ve teçhizata uygulanan destekler de ilgili mevzuat çerçevesinde kısmen veya tamamen geri alınır.

3) Beş yıllık süreyi doldurmamış makine ve teçhizatın tamamlama vizesinin yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın izinsiz satılması veya satılmasına sebebiyet verilmesi halinde konu hakkında en kısa sürede Bakanlığa bilgi verilmesi gerekir. Bu durumda, satışı yapılan makine ve teçhizat ile ilgili tahsil edilmeyen gümrük vergisi ve KDV ile varsa indirimli kurumlar vergisi veya gelir vergisi uygulanmak suretiyle yararlanılan destekler ilgili mevzuat çerçevesinde geri alınır. Satış dolayısıyla yatırım tutarında meydana gelen azalma nedeniyle kullanılabilecek azamî kredi tutarında azalma oluşması durumunda ise fazladan kullanılan krediye tekabül eden faiz desteği ile tahsil edilmeyen Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintileri ilgili mevzuat çerçevesinde geri alınır.

4) Teşvik belgesine konu yatırımlardan tamamlama vizesi ve belgede kayıtlı özel şartların vizesi yapılabilecek durumda olanlar için, yatırımcıların cebrî icra takiplerine konu olması veya iflas masasına girmesi durumunda; yatırımcı, icra organı veya iflas organı tarafından icra ile satışın veya iflasın kesinleşme tarihinden önce talep edilmesi hâlinde, Bakanlıkça teşvik belgesinin tamamlama vizesi yapılabilir. Ancak, satışın kesinleşmesi hâlinde kesinleşme tarihi itibarıyla varsa satış için gerekli süreleri doldurmamış olan makine ve teçhizata yönelik olarak yararlanılan destekler ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde geri alınır.

5) Yatırımcının ilgili kanun hükümlerine göre tasfiyeye girmesi hâlinde de, ilgili tasfiye kurulunun veya organının talebi üzerine bir önceki fıkra hükümlerine göre işlem yapılabilir.

Satış İşleminin KDV karşısındaki durumu:

Kdv uygulama genel tebliğinin II-B/5.1. bölümünde, “Yatırım teşvik belgesi kapsamında temin edilen makine ve teçhizatın, Ekonomi Bakanlığının izin ve onayı ile yatırım teşvik belgesi sahibi bir başka mükellefe, bu mükellefin sahip olduğu yatırım teşvik belgesi eki listede aynı makine ve teçhizatın yer alması şartıyla katma değer vergisinden istisna kapsamında devri mümkündür.” şeklinde hüküm bulunmaktadır. Ayrıca konu ile ilgili, İzmir Vergi Dairesi’nin 15/04/2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.35.17.01-35-02-91 sayılı özelgesinde;

Yatırım teşvik belgesi sahibi şirketinizin belge kapsamında satın aldığı makine ve teçhizatı, Hazine Müsteşarlığının (güncelde Ekonomi Bakanlığı’nın) izin ve onayı ile yatırım teşvik belgesi sahibi bir başka mükellefe, bu mükellefin sahip olduğu yatırım teşvik belgesi eki makine ve teçhizat listesinde de aynı makine ve teçhizatın yer alması ve vergi dairesinden aldığı istisna yazısını da Şirketinize ibraz etmesi şartıyla, Katma Değer Vergisi Kanununun 13/d maddesine göre KDV hesaplanmadan teslim etmesi mümkün bulunmaktadır.” denmektedir.

Olcay KIRAN

SMMM & Bağımsız Denetçi

Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Karar (2016/9495 Sayılı BKK)

26.11.2016 tarih ve 29900 sayılı resmi gazetede 2016/9495 sayılı BKK ile “Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Karar” yayınlanmıştır.

Söz konusu karara ilişkin özet şöyledir:

  • Bu teşvik sisteminin amacı, ülkenin mevcut durumda veya gelecekte ortaya çıkabilecek kritik ihtiyaçlarını ve arz güvenliğini sağlayacak, dışa bağımlılığı azaltacak, teknolojik dönüşümünü gerçekleştirecek, Ar-Ge yoğun ve yüksek katma değerli yatırımların gerçekleşmesini sağlamaktır.
  • Bu karara göre asgari 100 milyon USD tutarında yatırım yapmak üzere, yeni bir yatırım teşvik belgesi için Ekonomi Bakanlığı’na başvurulması ve bakanlıkça düzenlenecek olan bir “Destek Karar” yazısı alınması gerekmektedir.
  • Başvurunun, Ekonomi Bakanlığı’nın yatırım konusu ile ilgili olarak,

           1- Firmayı yatırım yapmaya doğrudan davet etmesi ya da

           2- Kamuya duyuru yoluyla çağrıda bulunması üzerine, firma tarafından yapılması gerekmektedir.

  • Bu yatırım teşvik sistemi, hali hazırda var olan yatırım teşvik sisteminin karakteristik özelliklerini taşımakla birlikte, ilave teşvik unsurları taşımaktadır. Bu ilave teşvik unsurları başlıklar halinde şunlardır:

1- Nitelikli personel desteği (işletme döneminde)

2- Sermaye katkısı

3- Enerji desteği

4- Kamu alım garantisi

5- Altyapı desteği

6- Kanunlarla getirilen izin, tahsis, ruhsat, lisans ve tesciller ile diğer kısıtlayıcı hükümler için istisna getirilmesi veya yasal ve idari süreçlerde kolaylaştırıcı düzenleme yapılması.

  • Kararda önemli görülen diğer bazı hususlar şöyledir:

1- Şirket hisseleri ve yatırımın devri mümkün olmakla birlikte, destek karar yazısında belirtilen süre ve koşullar çerçevesinde bakanlığın iznine tabidir.

2- Yatırımın devrine bakanlıkça izin verilmesi durumunda, devralan yatırımcı, yatırım taahhütlerini yerine getirmek koşuluyla, belirlenen desteklerin kalan kısmından yararlanabilecektir.

3- Borsada paylarını satması dışında, yatırım tamamlanmadan hisselerini devretmesi bakanlık iznine tabidir.

4- Yatırımların gerçekleşmemesi veya taahhütlerin yerine getirilememesi durumunda ve talep edilmesi durumunda, proje bazlı bu teşvik sisteminin unsurları, “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” hükümleri çerçevesinde değerlendirilebilir. Ancak varsa, proje bazlı teşvik sisteminde elde edilen ilave destekler 6183 sayılı kanun hükümleri çerçevesinde geri alınır.

Olcay KIRAN

SMMM & Bağımsız Denetçi

 

Dikkat! Mali Tatil Bu Yıl Erken Bitiyor!!!

DSC_18135604 sayılı kanun ile 2007 yılından itibaren çalışma hayatımıza giren mali tatil uygulamasında bu yıl 27.01.2016 tarih ve 29606 sayılı resmi gazetede yayınlanan 6661 sayılı kanunun ile birlikte önemli değişiklikler yapıldı. Son değişikliklerle birlikte mali tatil uygulaması ana hatlarıyla şöyledir:

1- Mali tatil uygulaması 1 Temmuz – 20 Temmuz arasındaki sürede uygulanmaktadır.

2- Gümrük idareleri, il özel idareleri ve belediyeler tarafından tahsil edilen vergilere ilişkin süreler mali tatil uygulaması dışındadır.

3- Kanuni süresi veya vadesi mali tatil içerisinde kalan;

     a) Beyanname ve bildirimler,

     b) Vergi, resim, harç ve cezalar ile bunlara ait gecikme faizleri ve zamları,

     c) Tarh edilen vergilere veya cezalara ilişkin yapılacak uzlaşma veya indirim talep süresi,

mali tatilin bittiği günü (20 Temmuz) izleyen yedinci (7) günün sonuna kadar uzamaktadır.

4- Kanuni süresi veya vadesi, mali tatilin bittiği günü izleyen beş (5) gün içerisinde son bulan kanuni ve idari süreler, mali tatilin bittiği günü izleyen beşinci (5) günün akşamına kadar uzamaktadır. Bu süreler, değişiklikten önce yedi gün olarak düzenlenmişti. 

Örneğin, buna göre 20 Temmuz’dan sonra verilmesi gereken kdv, muhtasar, damga vergisi beyannameleri 25 Temmuz tarihine kadar uzamaktadır.

5- Önemli bir değişiklikte, Özel Tüketim Vergisi, Özel İşlem Vergisi, Banka ve Sigorta muameleleri vergisi ile şans oyunları vergisinin mali tatil uygulama alanından çıkarılmış olmasıdır. Daha önce mali tatil uygulama alanında olan bu vergilere ilişkin beyanname bildirim sürelerinde bu yılla birlikte herhangi bir süre uzaması söz konusu olmayacaktır.

6- Beyana dayanan ve beyanname verme süresi mali tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi (aynı ay içerisinde kalmak kaydıyla), uzayan beyanname verme süresinin son gününü izleyen günün mesai saati bitimine kadar uzamış sayılır.  Bu süre de daha önce izleyen üçüncü gün olarak düzenlenmişti.

Olcay KIRAN

SMMM & Bağımsız Denetçi

 

Amortisman Listesine Yeni Eklenenler Ve Konu İle İlgili Özellikli Durumlar

DSC_1813

Bu makalem Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi’nin Temmuz 2016 sayısında yayınlanmıştır.

Özet

Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan 333 seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ’i (eki liste) ile amortismana tabi iktisadi kıymetler için amortisman oranları belirlenmiştir. Bakanlık uygulama hakkında ilk yayınladığı bu tebliğe müteakip yayınladığı 339, 365, 389, 399, 406, 418, 439 ve nihayet 458 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile uygulamaya yön vermiştir. Muhtelif zamanlarda yayınlanan bu tebliğlerde listede olmayan yeni bir iktisadi varlığın listeye eklenebildiği yada listede mevcut olan bir iktisadi varlığın amortisman oranında değişiklik yapılabildiği görülmektedir. Amortisman listesinde yapılan bu ekleme ya da oran değişikliklerine göre mükellefler tarafından muhasebe kayıtlarda düzeltmeler yapılması gerekebilmektedir.

Anahtar Kelime: Amortisman, Amortisman ömür süreleri, Amortisman oranları, Amortisman oran değişikliği

1. Giriş

Bilindiği üzere Maliye Bakanlığı, 01.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren, 5024 sayılı Kanun ile değişik VUK’un 315’inci maddesi ile işletmelerin aktiflerinde yer alan amortismana tâbi iktisadî kıymetlerin (ATİK) iktisadi ömürlerini ve amortisman oranlarını belirleme yetkisini almıştır.

Bakanlık aldığı yetkiyi 333 Sıra No’lu VUK Genel Tebliği ile kullanmış, ATİK’lerin ömür ve oranları ile ilgili bir liste yayınlamıştır.

Bakanlık sonraki yıllarda bu listede ekleme, çıkarma ve değişiklik yaparak listeyi güncelleştirmektedir.

Mükelleflerin, yapılan her değişikliği iyi takip etmesi ve itfa edilmeye devam edilen iktisadi kıymetlerinde oran değişikliği yapılmışsa, bu değişiklikleri tebliğin yürürlüğe girdiği takvim yılından itibaren uygulaması gerekmektedir.

2.Amortisman Listesindeki Değişikliklerin Vergisel Durumu

Vergi Usul Kanununun 315’inci maddesinde “Mükellefler amortismana tâbi iktisadî kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilân edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlân edilecek oranların tespitinde iktisadî kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınır.”

Aynı Kanunun 318’inci maddesinde ise “‘Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan olunan amortisman nispetleri ilanların yapıldığı, ayrı ayrı tespit edilen nispetlerin ilgililerin müracaatta bulunduğu hesap döneminden muteberdir.

Maliye Bakanlığı tespit ve ilan ettiği amortisman nispetlerini gerektiğinde değiştirmeye ve amortismanlarla ilgili hususları tespite yetkilidir.” şeklinde hüküm bulunmaktadır.

Bu maddelere göre, Maliye Bakanlığı 333 Sıra Numaralı VUK Genel Tebliği ile ATİK’lerin amortisman oranlarını ve ömürlerini bir liste ile tayin etmiştir. Diğer yandan yayınladığı birçok tebliğ ile bu listede değişiklikler yapmış ve yapmaya devam etmektedir. En son değişiklik 25.12.2015 tarih ve 29573 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 458 sıra no’lu VUK Tebliği ile yapılmıştır. Yapılan ekleme ve değişiklikler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

Tebliğ Satır Numarası Açıklama Faydalı Ömrü Amortisman Oranı Yapılan Düzenleme
3.6.1. Basit tahta palet 2 50,00 “Basit” kelimesi eklenmiştir.
3.6.3. Yoğunluğu ve kırılma direnci yüksek, esnemeye ve baskıya dayanıklı keresteden imal edilmiş ahşap palet 8 12,50 Yeni Eklendi
3.14.15 Taşıtlarda kullanılan lityum iyonlu piller 8 12,50 Yeni Eklendi
3.37.1. İklimlendirme kabini 10 10,00 Yeni Eklendi
3.37.2. Yırtılma test cihazı 10 10,00 Yeni Eklendi
3.37.3. PH metre cihazı 10 10,00 Yeni Eklendi
3.37.4. Işık haslığı ve hava koşulları test cihazı 10 10,00 Yeni Eklendi
3.49.1. Teleks ve data modem cihazları, data terminal ara birim cihazları, interaktif telekontrol sistemleri, network yan bileşenleri, veri iletişim sistemleri, plaka tanıma sistemi v.b. 5 20,00 “plaka tanıma sistemi” ibaresi  eklenmiştir.
3.52. Yürüyen merdivenler, platformlar, konveyörler, bariyerler ve bunların benzerleri 10 10,00 “konveyörler” kelimesi eklenmiştir.
3.88. Basınç odaları 10 10,00 Yeni Eklendi
3.89. Süs bitkileri 5 20,00 Yeni Eklendi
3.90. Modüler sistem tuvalet 10 10,00 Yeni Eklendi
3.91. Su arıtma cihazları 5 20,00 Yeni Eklendi
3.92. Masaj koltukları 5 20,00 Yeni Eklendi
3.93. Dijital baskı makinesi 10 10,00 Yeni Eklendi
3.94. İşletmelerde kullanılan el, yüz ve banyo havluları, yatak çarşafları ve yastık kılıfları, masa örtüleri, plato ve her nevi peçeteler ve benzerleri 2 50,00 Yeni Eklendi
6.7.1. Taşıma ve yükleme amaçlı kullanılan robotlar, robotlu yükleme sistemleri 5 20,00 Yeni Eklendi
6.13. Treyler ve treylere bağlı konteynerler (yarı römorklar dahil) 6 16,66 “(yarı römorklar dahil)” ibaresi eklenmiştir.
17.3. Hayvansal yağ ve kemik hammaddesi kullanılarak elde edilen don yağı, don yağı asidi, et ve kemik unu imalatında kullanılan iktisadi kıymetler 6 16,66 Yeni Eklendi
24.1. Metal ofset baskı makinesi 10 10,00 Yeni Eklendi
45.1.6. Gaz Türbinleri: Kompresör ile basınçlandırılmış hava ile doğalgaz, motorin, nafta ve benzeri yakıtların karıştırılarak yakılması sonucunda ortaya çıkan ısı enerjisini mekanik enerjiye dönüştüren ekipmanlar 15 6,66 Faydalı Ömrü 5 yıldan 15 yıla çıkartıldı.
45.4. Elektrik enerjisi tüketimini ölçmede kullanılan sayaçlar 5 20,00 Yeni Eklendi
49.1. Izgara Temizleme Makinesi 10 10,00 Yeni Eklendi
52.5.1. Tabanca 8 12,50 Yeni Eklendi
59.3. Turizm Sektöründe Kullanılan Özel Araç-Gereçler: Deniz spor malzemeleri ve araçları (Bot, katamaran, sürat teknesi ve bunların motorları, jet ski, şişme deniz sporu oyun aletleri, parasailing v.b. ), kış spor malzemeleri, (Kayak ayakkabısı, kar motoru v.b.), golf aracı, kongre-konferans organizasyon ekipmanları (Ses sistemleri, projeksiyon cihazı v.b.), müzik aletleri (Piyano v.b.), sıcak hava balonları 3 33,33 “sıcak hava balonları” ibaresi eklenmiştir.

Listeye yeni eklenen veya listede var olmasına rağmen amortisman oranı ve ömür süresi değişen ATİK’lerin yeni ömür süreleri ve amortisman oranları, değişiklik ile ilgili tebliğin yayımlandığı hesap döneminden itibaren (458 Nolu VUK Tebliği ile yapılan değişiklikler için 2015 hesap dönemi) geçerlidir.

Konu ile ilgili, 365 seri nolu VUK Tebliğinde açıklanan esaslara göre, amortisman ömür listesinde ilan edilmiş olan faydalı ömür ve amortisman oranlarına göre amortismana tabi tutulmakta iken, ömür süreleri değiştirilen iktisadi kıymetlerin amortisman oranlarının yeni açıklanan oranlara göre revize edilmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu iktisadi kıymetlerin net defter değerlerinin, ilgili iktisadi kıymete ilişkin olarak ilan edilen yeni faydalı ömür süresine göre kalan süreye göre itfa edilmesi gerekmektedir. Fakat söz konusu iktisadi kıymetler için geçmiş hesap dönemlerinde ve/veya cari yılın önceki geçici vergi dönemlerinde ayrılmış olan amortisman tutarlarına ilişkin herhangi bir düzeltme yapılmayacak olup değişiklik ilgili tebliğin yayınlandığı geçici vergi döneminden ileriye doğru yapılacaktır.

Örneğin, doğalgaz ile elektrik enerjisi üreten (A) Elektrik A.Ş. tarafından bir “Gaz Türbini” 01.03.2013 tarihinde 35.000.000 TL bedelle alınmıştır. İlgili duran varlık amortisman listesinin 45.1.6 satır numarasına göre 5 yılda ve normal amortisman yöntemine göre yıllık % 20 oran üzerinden amortisman ayrılmaya başlamıştır. 25.12.2015 tarihinde yayınlanan 458 seri nolu VUK tebliği ile ilgili duran varlığın amortisman ömrü 15 yıl ve amortisman oranı % 6,66 olarak değiştirilmiş bulunmaktadır. (A) Elektrik A.Ş. yeni belirlenen duruma göre aşağıdaki şekilde hesaplama yapmaya ve amortisman ayırmaya devam edecektir.

01.03.2013 Tarihinde İktisap Edilen Duran Varlığın Maliyet Bedeli 35.000.000 TL
31.12.2014 Tarihine Kadar Hesaplanan Amortisman (-) 14.000.000 TL
01.01.2015 Tarihindeki Net Defter Değeri 21.000.000 TL
Yeni Amortisman Listesine Göre Kalan Amortisman Ömrü (2015 Yılı Dahil) 13 YIL
Yeni Amortisman Süresine Göre Yıllık Amortisman Tutarı (21.000.000 / 13) 1.615.384,62 TL

(A) Elektrik A.Ş. 2015 ve sonraki yıllarda ilgili duran varlık için 7.000.000 TL amortisman ayırması gerekirken yeni duruma göre 1.615.384,62 TL amortisman ayırması gerekecektir. Ancak ilk üç geçici vergi döneminde (7.000.000 / 4) x 3 = 5.250.000 TL amortisman ayırmış olduğu için, önceki dönemlerde fazla ayırdığı amortisman için düzeltme kaydı yapması ve son geçici vergi döneminde (5.250.000,00 – 1.615.384,62)  3.634.615,38 TL amortismanı giderlerden geri çekmesi gerekmektedir.

3.Konu ile İlgili Özellikli Bir Durum

Maddi duran varlıklara ilişkin Türkiye Muhasebe Standartlarının (TMS 16) 6’ncı paragrafına göre “amortisman, bir varlığın amortismana tabi tutarının, yararlı ömür süresince sistematik olarak dağıtılmasını, yararlı ömür ise (a) bir varlığın işletme tarafından kullanılabilmesi beklenen süreyi veya (b) işletme tarafından ilgili varlıktan elde edilmesi beklenen üretim sayısı veya benzeri üretim birimini” ifade eder. Yine aynı standardın 75’inci paragrafına göre “amortisman yönteminin seçimi ve amortismana tabi varlıkların yararlı ömürlerinin belirlenmesi işletmelerin takdirine bırakılmıştır.”

TMS’nda öngörülen yararlı ömür süresi vergi mevzuatımızda da öngörülmekte fakat TMS uygulamasında öngörülen amortisman oranlarının işletmelerce serbest olarak öngörülerek belirlenmesi vergi mevzuatımızca kabul edilmemektedir.

Yürürlükte bulunan VUK’un 315. maddesinde; “mükelleflerin amortismana tâbi iktisadî kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilân edeceği oranlar üzerinden itfa edecekleri, İlân edilecek oranların tespitinde iktisadî kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınacağı”, 320’inci maddesinde ise “amortismanın herhangi bir yıl yapılmamasından veya ilk uygulanan nispetten düşük bir hadle yapılmasından dolayı amortisman süresi uzatılamaz.” denmektedir. Dolayısıyla muhasebe standartlarında faydalı ömrün tespiti işletmelere bırakılmışken, Maliye Bakanlığı duran varlıkların faydalı ömürlerin ve buna göre belirlenecek amortisman oranlarını bizzat kendisi tespit etmektedir. Maliye Bakanlığınca yapılan tespit katidir ve mükellefler tarafından vergi matrahının tespitinde ancak bu oranlara göre hesaplanan amortismanlar gider kabul edilmektedir.

Bu nedenle mükelleflerin daha kısa süreli bir faydalı ömür tespit etmesi halinde daha yüksek oranlarda amortisman ayırması söz konusu olamayacaktır. Bunun devamı olarak, mükellefin belli bir duran varlık için daha uzun bir faydalı ömür tespit etmesi halinde daha düşük amortisman oranı uygulaması kabul edilmekle birlikte, amortisman süresinin uzatılması mümkün olmayıp, ilgili yılda (ihtiyari olarak) ayrılmayan amortisman kısmına ilişkin hakkın kaybedilmesi söz konusudur.

Bu noktada amortisman listesinde ömür süresi ve oranı değişen ATİK’lerin, amortisman ömür süresi ve oranının değiştirilmemesinden dolayı, cari dönemde eksik ya da fazla ayrılan amortisman gideri oluşabilecektir. Eksik ayrılan amortisman kısmı yukarıda açıklanan gerekçe nedeni ile daha sonraki dönemlerde kanunen kabul edilen amortisman gideri olarak dikkate alınamayacaktır. Bu durum işletmeler açısından bir hak kaybına neden olacaktır. Keza cari dönemde fazla ayrılan amortismanların ise cari dönem vergi matrahının tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerekmektedir. Ancak ayrıca, cari dönemde kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınan amortisman gider kısmının ilgili olduğu sonraki dönem gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinde indirim unsuru olarak dikkate alınabileceğini düşünmekteyiz.

4.Sonuç

Mükellefler, vergi mevzuatımıza göre ATİK’ lerini amortisman yoluyla gider yazmak konusunda serbesttirler. Ancak amortisman ve itfa paylarını giderleştirmeyi seçmeleri durumunda, Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan amortisman ömür süreleri ve oranlarını dikkate almak zorundadırlar. Mükelleflerin, ileride oluşabilecek önemli vergisel risklere ve hak kayıplarına neden olmaması için, Maliye Bakanlığı tarafından amortisman listesinde yapılan her değişikliği dikkatli  şekilde  takip  etmesi  gerekmektedir. Henüz amorti etmediği ATİK’leri için bir değişikliğin vuku bulması durumunda, değişiklik tebliğinin yayınlandığı takvim yılından itibaren ilgili duran varlık amortisman oranlarını revize etmek zorundadırlar.

Olcay KIRAN

SMMM & Bağımsız Denetçi

Daha Önce Aktifleştirilmiş Ar-Ge Harcamalarının İlgili Dönemde Aktiflerden Çıkarılarak Doğrudan Gider Yazılması Durumları

DSC_1813Ar-Ge indirimi müessesesinin birkaç önemli unsurundan biri de Ar-Ge projesinden vazgeçilmesi veya projenin olumsuz sonuçlanması durumlarında, daha önceki dönemlerde aktifleştirilmiş olan ve cari dönemde projenin sonuçlandığı tarihe kadar yapılmış olan harcamaların muhasebe ve vergisel durumudur.

5746 sayılı kanunun 3 üncü maddesinde “…Ayrıca bu harcamalar, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre aktifleştirilmek suretiyle amortisman yoluyla itfa edilir, bir iktisadi kıymet oluşmaması halinde ise doğrudan gider yazılır. Kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili hesap döneminde indirim konusu yapılamayan tutar, sonraki hesap dönemlerine devredilir. Devredilen tutarlar, takip eden yıllarda 213 sayılı Kanuna göre her yıl belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır.” hükmü bulunmaktadır. Buna paralel olarak, 1 seri no’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 10.2.6. bölümünde de “…Ancak projeden, daha sonraki yıllarda vazgeçilmesi veya projenin tamamlanmasına imkan kalmaması durumunda, kurumun Ar-Ge faaliyeti kapsamında yapmış olduğu ve önceki yıllarda aktifleştirilmiş olan tutarların doğrudan gider yazılabilmesi mümkün bulunmaktadır.”  denmektedir.

Kanaatimce Ar-Ge teşvik mevzuatımızın en önemli noktalarından biri budur. Bir Ar-Ge projesine, doğası gereği,  araştırılan ve planlanan faaliyetlerin başarısızlıkla sonuçlanabileceği henüz proje başlangıcında ihtimal dahilinde tutularak başlanmaktadır. Doğası gereği diyoruz, çünkü Ar-Ge faaliyeti mevzuattaki tanımında da yer aldığı üzere, bilimsel ve teknolojik bir belirsizliğe odaklanan özgün çalışmalardır. Çağımızda özellikle teknoloji alanında o kadar hızlı bir değişim var ki, yapılan bir ar-ge projesi  henüz tamamlanamadan eski bir teknoloji haline gelebilmektedir. Nitekim, “…Gardner Institue’un Bilgi Teknolojileri (BT) sektörü araştırmasına göre, BT projelerinin %74’ü başarısızlıkla tamamlanmakta ya da maliyet/zaman hedeflerini aşmaktadır. Projelerin %51’i bütçesini %200 oranında aşmakta ve ancak hedeflenen özelliklerinin %75’ini karşılayabilmektedir. Standish Group’un 2011 tarihli araştırma raporuna göre ise; BT projelerinin %31’i daha tamamlanmadan iptal oluyorken, %52,7’si maliyetini %189 oranında aşmaktadır.”([1]) Eski bir teknoloji haline gelen projelerin devam ettirilmesi de haliyle gereksiz hale gelebilmekte, proje tamamlandığında çöp hale gelmesi ya da bu sonucun bilinmesine rağmen projeye devam edilmesi durumunda hem ülke hem de işletme kaynaklarının israfı söz konusu olabilmektedir.  Bu takdirde, Ar-Ge teşvikinin işlevselliği büyük ölçüde erozyona uğramaktadır.

Bu nedenlerle, vergi planlayıcıları Ar-Ge konusunda başarı kadar başarısızlığı da dikkate alarak bunun mevzuatını oluşturmuşlardır. Böylece, büyük işletmeler gibi özellikle yeterli kaynağa sahip olmayan küçük işletmeler de Ar-Ge faaliyetine özendirilmekte, olumsuz sonuçlanan Ar-Ge projelerinden meydana gelen zarara devletin iştirak etmesi sağlanmaktadır.  Projelerin başarısız olması durumunda daha önce indirilen ve/veya aktifleştirilen Ar-Ge harcamaları ilgili dönemde doğrudan gider hesaplarına intikal ettirilerek, hem ar-ge indiriminden faydalandırılmakta hem de dönem gideri yapılmasına müsaade edilerek vergi avantajı sağlamaktadır. Aslında burada sanki, baktığınız pencereye göre, devlet tarafından Ar-Ge projesinin olumsuz sonuçlanması daha çok teşvik ediliyor gibi bir bakış açısı da oluşabilir. Çünkü Ar-Ge projesi olumlu sonuçlansaydı, aktifleşen tutarlar projenin sonuçlandığı dönemden itibaren 5 yılda amorti edilecekti. Oysa, proje olumsuz sonuçlanınca, proje harcamalarının tüm aktifleşenlerle birlikte ilgili dönemde tek seferde gider yazılmasına müsaade edilmektedir. Gerçi Bilim Sanayi Bakanlığı tarafından görevlendirilen hakemler, tüm Ar-Ge projelerini, olumlu olumsuz projelerin akıbetlerini inceleyip bir rapor yazıyorlarsa da, konunun bu kısmı mükellefler tarafından muvazaaya çok açıktır. Bu hakemlerin hazırladıkları raporları mükellefin görmediğini de dikkate alacak olursak, denetimlerde buraya dikkat edilmesi gerekebilmektedir. Mükelleflerin projenin sonuç değerlendirme yazılarını bu hususa dikkat ederek ve vazgeçme ve olumsuz sonuçlanma gerekçelerini ortaya koyarak oluşturmaları önem arz etmektedir.

Ar-Ge Projesinin devam etmesinin mümkün olmadığı durumlarda ve/veya projeden vazgeçilmesi durumlarında;

1- Önceki dönemlerde aktifleştirilen Ar-Ge harcama tutarlarının, aktiflerden çıkarılarak ilgili dönemde doğrudan gider yazılabilmesi,

2- Cari dönem ile ilgili harcamaların ise, dönem başından projenin olumsuz sonuçlandığı veya vazgeçildiği tarihe kadar yapılan Ar-Ge harcamaların hem aktifleştirilenlerin hem de henüz aktiflere alınmamış olanların doğrudan gider yazılması ve Ar-Ge indirimine tabi tutulması mümkün bulunmaktadır.

Ayrıca, kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili hesap döneminde indirim konusu yapılamayan tutarlar, sonraki hesap dönemlerinde yeniden değerleme oranında değerlemeye tabi tutularak devredilebilir.

Konuya farklı bir bakış açısı da İstanbul Vergi Dairesinin 06.01.2016 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-125[10-2014/428]-1112 sayılı özelgesi ile gelmiştir. Özelgeye göre, gerek işletmenin kendi talebi doğrultusunda gerekse Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından idari karar ile işletmenin Ar-Ge Merkezi belgesini iptal edilmesi durumunda, yine yukarıdaki esaslara göre daha önce aktifleştirilen Ar-Ge harcamaları ile birlikte tüm Ar-Ge harcamalarının ilgili dönem giderlerine aktarılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

Dipnotlar:
[1] 22.06.2015, http://www.turktekteknoloji.com.tr/Hizmetler.aspx?DataID=8&Baslik=Ar-Ge%20Projesi%20Risk%20Y%F6netimi

Olcay KIRAN

Bağımsız DENETÇİ & SMMM

PEŞTEMALLIK BEDELLERİNİN AKTİFLEŞTİRİLMESİ VE AKTİFLERDEN ÇIKARILMASI

DSC_18131. GİRİŞ

Peştemallık, uygulamada şerefiye veya hava parası olarak da adlandırılmakta olup, genellikle bir ticari işletmenin devri sırasında ortaya çıkan ve o işletmenin aktifinde bulunan emtia ve demirbaş eşya gibi kıymetlerin gerçek değerlerinden başka, işletmenin bulunduğu yerin önemi, piyasada oluşturduğu haklı şöhret ve ticari itibar, müşteri kitlesinin büyüklüğü hatta faaliyet gösterdiği sektörde “monopol” durumuna girmiş olması ve benzeri diğer nedenlerden dolayı bilanço değerlerine ilave olarak sahip olunan değeri ifade etmektedir. Diğer bir ifade ile peştemallık, bir işletme devralınırken katlanılan maliyet ile söz konusu işletmenin rayiç bedelle hesaplanan net varlıklarının değeri arasındaki olumlu farktır. [1] Bununla birlikte peştemallık, yalnızca bir işletme veya iktisadi kıymet satın alma sırasında oluşmayabilir. Örneğin, kilit öneme sahip bir yerdeki işyerinin kullanılmak üzere kiralanmak istenmesi neticesinde, o işyerinde halen kontratı bulunan eski kiracının gayrimenkulü boşaltmaya razı edilmesi için ödenen meblağın da peştemallık olarak değerlendirilmesi ve kayıtlara alınması gerekmektedir. Yazımız peştemallık bedellerinin vergisel durumu üzerine analizlerimizi içermektedir.

2. PEŞTEMALLIK BEDELLERİ İLE İLGİLİ ÖZELLİKLİ HUSUSLAR

2.1. Mukayyet Değer İle Kayıtlara Alınmalı ve Değerlenmelidir

VUK’nun 282 inci maddesi İlk Tesis ve Taazzuv Giderleri ve Peştemallıkların değerleme esaslarını açıklamaktadır. Bu madde içerisinde peştemallık ile ilgili bir tanım yer almamaktadır. Esasen vergi mevzuatımızın hiçbir yerinde böyle bir tanıma yer verilmemiştir. Yukarıda tanımı yapılan peştemallık bedelleri, mezkur VUK maddesi gereğince mukayyet değeri üzerinden aktifleştirilmek zorundadır. Mukayyet değer, VUK’un 265 inci maddesinde, bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeri olarak açıklamaktadır. Aktifleştirme, VUK’un 313’üncü maddesinde açıklanan 2016 yılı için 900 TL sınırın altında ise zorunlu değildir. Bu tutar altındaki peştemallık bedelleri isteğe göre ilgili dönem gideri olarak kaydedilebilir. Diğer yandan, mukayyet değer ile değerleme esaslarına göre kur farkları ve borçlanma faiz giderlerinin ilgili duran varlığın maliyet bedeline eklenmesi esası geçerli olmadığından dolayı, borçlanma yoluyla veya döviz bedel üzerinden ödenen peştemallık bedellerinde, bu kapsamda oluşan giderlerin aktifleştirilmesi söz konusu olmayacaktır. Oluşan kur farkı veya faiz giderleri dönem kar/zarar hesaplarına kaydedilecektir. [2]

2.2. Peştemallık İktisadi Bir Bütünlüğün Devri Sırasında Oluşmaktadır

Peştemallık iktisadi bir bütünlüğün devri sırasında satış bedeli ile devralınan iktisadi kıymetlerin rayiç bedeli arasındaki olumlu fark olduğundan,  ticari markaların, stokların ve bazı ofis donanımlarının satın alınmasında bir işletmenin devralınması söz konusu olmadığından bu gibi varlıkların satın alınması aşamasında rayicin üzerinde ödenen bedellerin peştemallık olarak kabul edilmesi mümkün değildir. (1) Bu gibi aktif kalemlerin satın alma bedelleri üzerinden kayıtlara alınması esastır.

2.3. Normal Amortisman Yöntemine Göre İtfa Edilmelidir

VUK’un 326’ncı maddesinde, kurumların amortisman ayırma sınırının üstünde olan ilk tesis ve taazzuv giderleri ile peştemallıkların mukayyet değerleri üzerinden eşit miktarlarda ve beş yıl içinde itfa olunacağı hükme bağlanmış olduğundan, bu bedeller üzerinden azalan bakiyeler usulüne göre amortisman ayrılması mümkün değildir.

2.4. Peştemallık Bedelleri Devredilemez, Satılamaz

Maddi olmayan bir unsuru ifade etmesine rağmen peştemallıklar, gayrimaddi haklardan farklıdırlar. Gayrimaddi haklar zilyetliğe konu olabildiklerinden, alınabilmekte, satılabilmekte ve devredilebilmektedir. Ama peştemallığın alımı veya devri mümkün değildir.[3]

Ancak, böyle olmasına rağmen, peştemallık bedeli ödenmesine vesile olan maddi ya da maddi olmayan varlığın elden çıkarılması durumunda, bu varlığın alımında katlanılan peştemallık bedelinin de aktiflerden çıkarılması gerekmektedir. Nitekim vergi idaresi, Büyük Mükellefler Vergi Dairesinin 13.03.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.99.16.01.0-VUK-313-81 sayılı özelgesinde “şirketiniz bünyesinde yer alan…  elden çıkarmanız  durumunda,  anılan bütünlüğün iktisabında oluşan ve amortisman yoluyla itfasına başlanan peştemallıktan, bütünlüğün bir parçası olan… markasınının bünyenizde kalması nedeniyle bu… markasına isabet eden peştemallığın geri kalan yıllarda itfa edilmesi gerekmekte olup, bu … markası dışında anılan iktisadi bütünlüğe ait olan ve itfa edilmemiş peştemallığın yukarıda belirtilen esaslar dahilinde bütünlüğün elden çıkarıldığı hesap döneminde  kâr/zarar hesabına aktarılması mümkün bulunmaktadır.” şeklinde görüş bildirmiştir. Dolayısıyla bu peştemallık bedeli ödenen iktisadi kıymetlerin satılması veya devredilmesi durumunda bu kıymetler için ödenen ve itfa olunmamış peştemallık bedellerinin de ilgili dönem gideri olarak kaydedilmesi gerekmektedir. Diğer yandan aktiflerde yer alan peştemallık bedelinin ve birikmiş amortismanının da kayıtlardan çıkarılması gerekmektedir.

Burada önemli olan bir hususun altını çizmek gerekmektedir. Elbette peştemallık yalnızca maddi veya maddi olmayan bir varlığın satın alınması aşamasında ödenmemektedir. Bununla birlikte örneğin kilit noktada yer alan bir taşınmazın kiralanması aşamasında, o gayrimenkulün hali hazırda kontrat süresi devam eden kiracısının, gayrimenkulü boşaltmaya razı edilmesi karşılığında ödenen bedel olarak ta karşımıza çıkabilmektedir.  

Nitekim 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun  82. maddesinin 3. bendinde “Gayrimenkullerin tahliyesi veya kiracılık hakkının devri karşılığında alınan tazminatlar ile peştemallıklar (kiracıya ait tesisat ve malların tahliye ve devri sırasında kiralayan veya yeni kiracıya devrinde doğan kazançlar dahil), arızi kazançlar sınıfında sayılmıştır. Dolayısıyla kontratı bulunan kiracılara, gayrimenkulü tahliye etmesi ödenen bu bedel, bu maddenin ruhuna göre tazminat ya da peştemallık olarak dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan, peştemallık bedeli ödenerek devir alınan kiracılık hakkının daha sonra sona erdirilmesi durumunda da yine yukarıdaki esaslar çerçevesinde, aktiflerde yer alan itfa olmamış peştemallıkların giderleştirilmesi ve aktiflerden çıkarılması gerekmektedir.

3. SONUÇ

Bu yazımızda, yazılı kaynak sıkıntısı çekilen konulardan biri olan peştemallık bedellerii ödeyenler açısından değerlendirilmiş ve bazı özellikli durumlar açıklanmaya çalışılmıştır.

[1] İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının, 18.08.2014 Tarih Ve 11395140-105[326-2012/VUK-1- . …]-2085 No.lu Özelgesi

[2] Özyolcu, Yasin, “Peştamallıklara Kur Farkı ve Faiz Gideri Eklenmek Suretiyle Amortisman Ayrılabilir mi?”, Yaklaşım, Nisan 2015

[3] Beyanname Düzenleme Kılavuzu, Maliye Hesap Uzmanları Derneği, 2013, s.165