Vesilkalık-2-KVK Yönünden

4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun;

 – 3 üncü maddesinin (1) numaralı bendinde yazılım, “Bir bilgisayar, iletişim cihazı veya bilgi teknolojilerine dayalı bir diğer cihazın çalışmasını ve kendisine verilen verilerle ilgili gereken işlemleri yapmasını sağlayan komutlar dizisinin veya programların ve bunların kod listesini, işletim ve kullanım kılavuzlarını da içeren belgelerin, belli bir sistematik içinde, tasarlama, geliştirme şeklindeki ürün ve hizmetlerin tümü ile bu ürün ya da mal ve hizmetlerin lisanslama, kiralama ve tüm hakları ile devretme gibi teslim şekillerinin tümü” şeklinde tanımlanmış,

 – Geçici 2 nci maddesinde, “Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgedeki yazılım, tasarım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31.12.2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.” hükmüne yer verilmiştir.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.12.2.2. Yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda kurumlar vergisi istisnasının kapsamı”‘ başlıklı bölümünde;

“Yapılan düzenlemeyle teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar, faaliyete başlanılan tarihten bağımsız olmak üzere, 31.12.2023 tarihine kadar kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

Bölgede faaliyette bulunan mükelleflerin bölge dışında gerçekleştirdikleri faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar, yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilmiş olsa dahi istisnadan yararlanamaz.

Öte yandan, teknoloji geliştirme bölgelerinde yazılım ve Ar-Ge faaliyetinde bulunan şirketlerin, bu faaliyetler sonucu buldukları ürünleri kendilerinin seri üretime tabi tutarak pazarlamaları halinde, bu ürünlerin pazarlanmasından elde edilen kazançların lisans, patent gibi gayri maddi haklara isabet eden kısmı, transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırılmak suretiyle istisnadan yararlanabilecektir. Üretim ve pazarlama organizasyonu nedeniyle doğan kazancın diğer kısmı ise istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir. Ancak, lisans, patent gibi gayri maddi haklara bağlanmamış olmakla birlikte uyarlama, yerleştirme, geliştirme, revizyon, ek yazılım gibi faaliyetlerden elde edilen kazançların istisna kapsamında değerlendirileceği tabiidir.

Örneğin; teknoloji geliştirme bölgesinde yazılım faaliyetinde bulunan şirketin, ürettiği yazılımların lisans satışından veya kiralanmasından elde edeceği kazançlar istisnadan yararlanacak, ancak söz konusu yazılımın disk, CD veya elektronik ortamda pazarlanmasından elde edilen kazançların (lisansa isabet eden kısmı hariç) istisnadan yararlanması mümkün olmayacaktır.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, istisna sadece bölgede gerçekleştirilen Ar-Ge, yazılım ve tasarım faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yönelik olup uyarlama, yerleştirme, geliştirme, revizyon, ek yazılım gibi faaliyetlerden elde edilen kazançlar da bu kapsama girmektedir. Bölge dışında gerçekleştirilen faaliyetlerden elde edilen kazançların ise Ar-Ge ve yazılım faaliyetlerinden elde edilse dahi istisnaya konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

-KDV Yönünden

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 20/1 inci maddesi ile 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre teknoloji geliştirme bölgesinde ve ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir veya kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetlerinin katma değer vergisinden müstesna olduğu ve Maliye Bakanlığının program ve lisans türleri itibarıyla istisnadan yararlanılacak bedele ilişkin olarak asgari sınır belirlemeye, istisna uygulanacak yazılım programlarını tanımlamaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.

Konu hakkında KDV Genel Uygulama Tebliğinde aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır.

Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde bulunan mükelleflerin 31/12/2023 tarihine kadar bu bölgede ürettikleri sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımları şeklindeki teslim ve hizmetleri KDV’den istisnadır. Söz konusu bölgede üretilen yazılımın farklı kişilere satılması ya da satışın CD veya elektronik ortamda yapılması istisna uygulanmasına engel değildir.

Üniversitelere bağlı Teknokentler de Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak değerlendirilir. Kanunun geçici 20/1 inci maddesi kapsamında üretilen söz konusu yazılımların fikri mülkiyet hakkının, bu bölgede faaliyette bulunan mükellefte kalmak suretiyle belirli zaman aralıklarıyla farklı kişilere satılması veya söz konusu yazılımların sanal ortamda paylaşımının sağlanması halinde de KDV istisnası uygulanır.

Ayrıca, yazılımların pazarlanması işinin bayi kanalıyla yapılması halinde, Teknokent bünyesinde geliştirilen sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulamalarına yönelik genel anlamda yazılım programlarının bayiye tesliminde KDV istisnası uygulanır. Bayiler tarafından satışında ise (bu satış işlemi istisna kapsamında değerlendirilmeyeceğinden) genel hükümler çerçevesinde KDV hesaplanır.

Ancak, Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyette bulunan girişimciler tarafından münhasıran bu bölgelerde üretilen yazılımlar için yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları, söz konusu yazılımın vergiden istisna olup olmadığına bakılmaksızın KDV’ye tabidir.

Güncelleme dışında bir yazılımla ilgili olarak verilen bakım, destek (otomasyon) hizmetleri, teknoloji geliştirme bölgesinde üretilse dahi, oyun programları, network uygulamaları gibi yazılımlar, işlevlerini yerine getirmek için yazılım kullanan ürün, aygıt, eşya vb. donanımlar ile bu donanımlara ilişkin hizmetler, web sitesi aracılığıyla verilen reklam hizmetleri ve ar-ge çalışmaları kapsamında yer alan teslim ve hizmetler istisna kapsamında değerlendirilmez.

Öte yandan 3065 sayılı Kanunun (30/a) maddesinde, vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan KDV indirim konusu yapılamaz.

Diğer taraftan, Teknoloji Geliştirme Bölgesinde üretilen yazılımın Kanunun 11 ve 12 nci maddeleri kapsamında ihraç edilmesi halinde, bu ihracata ilişkin yüklenilen KDV’nin, 3065 sayılı Kanunun 32 nci maddesine göre indirim ve iade konusu yapılması mümkündür.

Konuyla ilgili örneklere aşağıda yer verilmiştir.

Örnek 1: Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyette bulunan bir firmanın, bu bölgede ürettiği “hastane bilgi yönetim sistemleri yazılımı programı” satışı ile bu yazılıma yönelik güncelleme işi Kanunun geçici 20/1 inci maddesine göre KDV’den istisna olacaktır.

Örnek 2:(A) Ltd. Şti.’nin Teknoloji Geliştirme Bölgesindeki faaliyetleri neticesinde ürettiği bir ürünün lisans, patent gibi gayrimaddi haklara isabet eden kısmı KDV’den istisnadır. Ancak, söz konusu ürünün seri üretime tabi tutulup pazarlanmasından elde edilen kazancın istisnadan yararlanması mümkün değildir. Ayrıca, Teknokent binası içinde telefon ve internet yardımı ile satış sonrasında müşterilere çağrı destek hizmeti verilmesi durumunda bu hizmetler KDV istisnası kapsamında değerlendirilmez.

Örnek 3: Teknoloji Geliştirme Bölgesinde yönetici şirket olarak faaliyette bulunacak olan (D) Bilim ve Teknoloji A.Ş. tarafından yapılacak teslim ve hizmetler genel hükümler çerçevesinde KDV ye tabi olacak, ancak, bu Şirketin teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunması durumunda bu faaliyetleri neticesinde üreteceği sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetlerinde Kanunun geçici 20/1inci maddesi uyarınca KDV istisnası uygulanacaktır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Reklamlar

Ar-Ge Merkezlerinde İstihdam Edilecek Asgari Personel Sayısı

11 Ağustos 2016 Tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2016/9093 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile daha önce 2014/6400 sayılı karar ile 30 olarak uygulanmakta olan Ar-Ge merkezlerinde istihdam edilecek en az tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli sayısı 15 kişi olarak yeniden belirlenmiştir. Ancak bazı sektörler için uygulanmakta olan 30 kişi sınırı korunmaya devam etmiştir.

Yapılan bu değişik ile Ar-Ge’ye verilen desteğin artırılmak istendiğinden hiç şüphe yoktur.

İlgili karar aşağıdadır.

11 Ağustos 2016 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 29798

Karar Sayısı: 2016/9093

Ar-Ge merkezlerinde istihdam edilecek Ar-Ge personeli sayısının tespiti hakkındaki ekli Kararın yürürlüğe konulması; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 26/6/2016 tarihli ve 2951 sayılı yazısı üzerine, 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 4 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 1/8/2016 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Recep Tayyip ERDOĞAN
CUMHURBAŞKANI

1/8/2016 TARİHLİ VE 2016/9093 SAYILI KARARNAMENİN EKİ
KARAR

MADDE 1– (1) 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında Ar-Ge merkezlerinde istihdam edilecek en az tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli sayısı on beş olarak belirlenmiştir. Söz konusu sayı, Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması (NACE Rev.2)’na göre aşağıda belirtilen sınıflarda yer alan sektörler için otuz olarak uygulanır.

a) C – İmalat başlığı altında yer alan:

29 – Motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatı bölümü altındaki tüm sınıflar

30 – Diğer ulaşım araçlarının imalatı bölümü altındaki aşağıdaki sınıflar

30.30 – Hava taşıtları ve uzay araçları ile bunlarla ilgi makinelerin imalatı

30.40 – Askeri savaş araçlarının imalatı

30.91 – Motosiklet imalatı

30.99 – Başka yerde sınıflandırılmamış diğer ulaşım ekipmanlarının imalatı

MADDE 2– (1) 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında Ar-Ge merkezlerinde istihdam edilecek en az tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli sayısının tespiti hakkındaki 21/5/2014 tarihli ve 2014/6400 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 3– (1) Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4– (1) Bu Karar hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

Ar-Ge İndirimi Mevzuatı Sadeleşiyor

Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” başlıklı Yeni Torba Kanun Tasarısı TBMM’ye sunulmuştur.

Halen iki farklı kanun kapsamında yürüklükte bulunan Ar-Ge uygulamasının bir araya toplanarak sadeleştirilmesi ve uygulamadaki farklılıklarının giderilmesi uzun zamandır yapılması istenen/düşünülen bir düzenlemeydi.

Meclise sunulan tasarı ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunda ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununda yer alan (Ar-Ge kapsamındaki) düzenlemeler, mevzuatta sadeliğin sağlanması ve bu indirim uygulanmasındaki farklılıkların ortadan kaldırılması amacıyla 5746 sayılı kanun kapsamına alınmak istenmiştir.

Tasarıya göre kısaca;

– Ar-Ge indirimine ilişkin, Gelir Vergisi Kanununun 89. maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı bendi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 10. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yürürlükten kaldırılmakta,

– Bu maddelerde yer alan Ar-Ge indirimi, bazı değişikliklerle, 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’a eklenen 3/A maddesinde düzenlenmektedir.

Önerilen düzenlemede, Ar-Ge indirimi oranı % 100 olarak korunmakta, ayrıca;

– Ar-Ge harcamalarının Vergi Usul Kanunu’na göre aktifleştirilmek suretiyle amortisman yoluyla itfa edilmesi, bir iktisadi kıymet oluşmaması halinde ise doğrudan gider yazılması,

– Kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili vergilendirme döneminde indirim konusu yapılamayan tutarın, izleyen yıllarda yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınması,

– Araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan giderlerden Ar-Ge indirimi hesaplanmaması,

– Ar-Ge indirimi tutarının hesabında tamamen araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde kullanılan amortismana tabi iktisadi kıymetler için hesaplanan amortismanlar ile başka faaliyetlerde de kullanılan makine ve teçhizat için hesaplanan amortismanların bu kıymetlerin araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde kullanıldıkları gün sayısına isabet eden kısmının dikkate alınması,

öngörülmektedir.

 

Daha Önce Aktifleştirilmiş Ar-Ge Harcamalarının İlgili Dönemde Aktiflerden Çıkarılarak Doğrudan Gider Yazılması Durumları

DSC_1813Ar-Ge indirimi müessesesinin birkaç önemli unsurundan biri de Ar-Ge projesinden vazgeçilmesi veya projenin olumsuz sonuçlanması durumlarında, daha önceki dönemlerde aktifleştirilmiş olan ve cari dönemde projenin sonuçlandığı tarihe kadar yapılmış olan harcamaların muhasebe ve vergisel durumudur.

5746 sayılı kanunun 3 üncü maddesinde “…Ayrıca bu harcamalar, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre aktifleştirilmek suretiyle amortisman yoluyla itfa edilir, bir iktisadi kıymet oluşmaması halinde ise doğrudan gider yazılır. Kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili hesap döneminde indirim konusu yapılamayan tutar, sonraki hesap dönemlerine devredilir. Devredilen tutarlar, takip eden yıllarda 213 sayılı Kanuna göre her yıl belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır.” hükmü bulunmaktadır. Buna paralel olarak, 1 seri no’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 10.2.6. bölümünde de “…Ancak projeden, daha sonraki yıllarda vazgeçilmesi veya projenin tamamlanmasına imkan kalmaması durumunda, kurumun Ar-Ge faaliyeti kapsamında yapmış olduğu ve önceki yıllarda aktifleştirilmiş olan tutarların doğrudan gider yazılabilmesi mümkün bulunmaktadır.”  denmektedir.

Kanaatimce Ar-Ge teşvik mevzuatımızın en önemli noktalarından biri budur. Bir Ar-Ge projesine, doğası gereği,  araştırılan ve planlanan faaliyetlerin başarısızlıkla sonuçlanabileceği henüz proje başlangıcında ihtimal dahilinde tutularak başlanmaktadır. Doğası gereği diyoruz, çünkü Ar-Ge faaliyeti mevzuattaki tanımında da yer aldığı üzere, bilimsel ve teknolojik bir belirsizliğe odaklanan özgün çalışmalardır. Çağımızda özellikle teknoloji alanında o kadar hızlı bir değişim var ki, yapılan bir ar-ge projesi  henüz tamamlanamadan eski bir teknoloji haline gelebilmektedir. Nitekim, “…Gardner Institue’un Bilgi Teknolojileri (BT) sektörü araştırmasına göre, BT projelerinin %74’ü başarısızlıkla tamamlanmakta ya da maliyet/zaman hedeflerini aşmaktadır. Projelerin %51’i bütçesini %200 oranında aşmakta ve ancak hedeflenen özelliklerinin %75’ini karşılayabilmektedir. Standish Group’un 2011 tarihli araştırma raporuna göre ise; BT projelerinin %31’i daha tamamlanmadan iptal oluyorken, %52,7’si maliyetini %189 oranında aşmaktadır.”([1]) Eski bir teknoloji haline gelen projelerin devam ettirilmesi de haliyle gereksiz hale gelebilmekte, proje tamamlandığında çöp hale gelmesi ya da bu sonucun bilinmesine rağmen projeye devam edilmesi durumunda hem ülke hem de işletme kaynaklarının israfı söz konusu olabilmektedir.  Bu takdirde, Ar-Ge teşvikinin işlevselliği büyük ölçüde erozyona uğramaktadır.

Bu nedenlerle, vergi planlayıcıları Ar-Ge konusunda başarı kadar başarısızlığı da dikkate alarak bunun mevzuatını oluşturmuşlardır. Böylece, büyük işletmeler gibi özellikle yeterli kaynağa sahip olmayan küçük işletmeler de Ar-Ge faaliyetine özendirilmekte, olumsuz sonuçlanan Ar-Ge projelerinden meydana gelen zarara devletin iştirak etmesi sağlanmaktadır.  Projelerin başarısız olması durumunda daha önce indirilen ve/veya aktifleştirilen Ar-Ge harcamaları ilgili dönemde doğrudan gider hesaplarına intikal ettirilerek, hem ar-ge indiriminden faydalandırılmakta hem de dönem gideri yapılmasına müsaade edilerek vergi avantajı sağlamaktadır. Aslında burada sanki, baktığınız pencereye göre, devlet tarafından Ar-Ge projesinin olumsuz sonuçlanması daha çok teşvik ediliyor gibi bir bakış açısı da oluşabilir. Çünkü Ar-Ge projesi olumlu sonuçlansaydı, aktifleşen tutarlar projenin sonuçlandığı dönemden itibaren 5 yılda amorti edilecekti. Oysa, proje olumsuz sonuçlanınca, proje harcamalarının tüm aktifleşenlerle birlikte ilgili dönemde tek seferde gider yazılmasına müsaade edilmektedir. Gerçi Bilim Sanayi Bakanlığı tarafından görevlendirilen hakemler, tüm Ar-Ge projelerini, olumlu olumsuz projelerin akıbetlerini inceleyip bir rapor yazıyorlarsa da, konunun bu kısmı mükellefler tarafından muvazaaya çok açıktır. Bu hakemlerin hazırladıkları raporları mükellefin görmediğini de dikkate alacak olursak, denetimlerde buraya dikkat edilmesi gerekebilmektedir. Mükelleflerin projenin sonuç değerlendirme yazılarını bu hususa dikkat ederek ve vazgeçme ve olumsuz sonuçlanma gerekçelerini ortaya koyarak oluşturmaları önem arz etmektedir.

Ar-Ge Projesinin devam etmesinin mümkün olmadığı durumlarda ve/veya projeden vazgeçilmesi durumlarında;

1- Önceki dönemlerde aktifleştirilen Ar-Ge harcama tutarlarının, aktiflerden çıkarılarak ilgili dönemde doğrudan gider yazılabilmesi,

2- Cari dönem ile ilgili harcamaların ise, dönem başından projenin olumsuz sonuçlandığı veya vazgeçildiği tarihe kadar yapılan Ar-Ge harcamaların hem aktifleştirilenlerin hem de henüz aktiflere alınmamış olanların doğrudan gider yazılması ve Ar-Ge indirimine tabi tutulması mümkün bulunmaktadır.

Ayrıca, kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili hesap döneminde indirim konusu yapılamayan tutarlar, sonraki hesap dönemlerinde yeniden değerleme oranında değerlemeye tabi tutularak devredilebilir.

Konuya farklı bir bakış açısı da İstanbul Vergi Dairesinin 06.01.2016 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-125[10-2014/428]-1112 sayılı özelgesi ile gelmiştir. Özelgeye göre, gerek işletmenin kendi talebi doğrultusunda gerekse Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından idari karar ile işletmenin Ar-Ge Merkezi belgesini iptal edilmesi durumunda, yine yukarıdaki esaslara göre daha önce aktifleştirilen Ar-Ge harcamaları ile birlikte tüm Ar-Ge harcamalarının ilgili dönem giderlerine aktarılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

Dipnotlar:
[1] 22.06.2015, http://www.turktekteknoloji.com.tr/Hizmetler.aspx?DataID=8&Baslik=Ar-Ge%20Projesi%20Risk%20Y%F6netimi

Olcay KIRAN

Bağımsız DENETÇİ & SMMM

TÜBİTAK Tarafından Desteklenen Ar-Ge Projelerinin Son(uç)lanması ve Bu Durumunun Sonuçları – 2

Bir önceki yazımızda TÜBİTAK tarafından desteklenen Ar-Ge merkezi projelerinin, TÜBİTAK nezdinde sonuçlandırıldıktan sonra Ar-Ge merkezlerinde devam ettirilmesi durumunda Ar-Ge teşvik ve desteklerinden faydalanmaya devam edilemeyeceğini paylaşmıştık. Peki, gerçekte, tamamlanmış bir Ar-Ge projesine devam edilebilir mi? Vergi mevzuatımız ve vergi idaresinin bakış açısı buna müsaade etmemektedir. Bu yazımızda konuyu farklı açılardan irdeleyip düşüncelerimizi paylaşacağız.

Türkiye’de,

  • Uzun vadeli bilim ve teknoloji politikalarının tespitinde hükümete yardımcı olunması,
  • Hedeflerin saptanması,
  • Öncelikli alanların belirlenmesi,
  • Plan ve programların hazırlanması,
  • Kamu kuruluşlarının görevlendirilmesi,
  • Özel kuruluşlarla işbirliği sağlanması,
  • Gerekli yasa tasarıları ve mevzuatın hazırlanması,
  • Araştırıcı insan gücünün yetiştirilmesinin sağlanması,
  • Özel sektör araştırma merkezlerinin kurulması için tedbirler alınması,
  • Sektörler ve kuruluşlar arasında koordinasyonunun sağlanması

amaçlarıyla 04.10.1983 tarihinde 77 sayılı KHK ile Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK) oluşturulmuştur.

Türkiye’de henüz Ar-Ge faaliyetleri ile ilgili mevzuat henüz oluşturulmamış olduğu dönemde Uluslararası alanda, Ar-Ge ve Yenilik faaliyetleri ile ilgili soru ve sorunlar üzerine düşünülmüş ve çözümlerine ilişkin çeşitli kılavuzlar oluşturulmuştur. Bu kılavuzlar içinde, ülkemizin de üyesi olduğu OECD tarafından yayınlanan ve Ar-Ge ve Yenilik kavramlarının belirlenmesinde ve mevzuatının oluşturulmasında kaynak olarak kullanılan başlıca üç kılavuz bulunmaktadır. Bunlar:

  1. Frascati Kılavuzu (Ar-Ge taramaları için önerilen standart uygulama)
  2. Oslo Kılavuzu (Teknolojik yenilik verilerinin ölçümü ve yorumlanması)
  3. Canberra Kılavuzu (Ar-Ge personelinin ölçümü)

BTYK 2005/7 No’lu kararı ile Ar-Ge faaliyetlerinde OECD tarafından yayınlanmış olan Frascati, Oslo ve Canberra kılavuzlarının referans olarak kullanılması kabul etmiştir. Ayrıca bu karar ile Frascati, Oslo ve Canberra Kılavuzları’nın tüm kamu kurum ve kuruluşlarında Ar-Ge istatistiklerinin toplanması, Ar-Ge ve Ar-Ge desteği kapsamına giren konuların belirlenmesi ve ilgili diğer hususlarda referans olarak kullanılmasına ve kılavuzların toplumun ilgili kesimleri tarafından benimsenmesi için yaygınlaştırma çalışmaları yapmak üzere TÜBİTAK’ın görevlendirilmesine karar verilmiştir.

Bu karar ile birlikte oluşturulan Ar-Ge mevzuatımız büyük ölçüde bahsi geçen bu kılavuzlar ile paralellik arz etmektedir. Ayrıca bu kılavuzlar TÜBİTAK gibi bilim üreten kuruluşlarımızın da ana bilgi kaynaklarından birisi konumundadır. Dolayısı ile Ar-Ge faaliyetlerinin tanımlanmasında, sınıflandırılmasında ve ölçülmesinde bahsi geçen kılavuzların yönlendirmelerini dikkate almak ve neyin Ar-Ge faaliyeti neyin Ar-Ge dışı faaliyet olduğunu buna göre tayin etmek doğru yaklaşım olacaktır. Bu kapsamda;

Frascati Kılavuzunda, Ar-Ge faaliyetleri üç ana başlık altında sınıflandırılmaktadır. Bunlar:

  1. Temel Araştırma
  2. Uygulamalı araştırma
  3. Deneysel Geliştirme

Kılavuz deneysel geliştirme kavramını, “araştırma ve/veya pratik deneyimden elde edilen mevcut bilgiden yararlanarak yeni malzemeler, yeni ürünler ya da cihazlar üretmeye; yeni süreçler, sistemler ve hizmetler tesis etmeye ya da halen üretilmiş veya kurulmuş olanları önemli ölçüde geliştirmeye yönelmiş sistemli çalışmadır.”  şeklinde tanımlar. Ar-Ge ile Sınai faaliyetlerin birbirinden ayrımının yapılabilmesi için pratik bir temel sunması açısından ABD Ulusal Bilim Kurumu (NSF) tarafından oluşturulan kural öneri olarak sunulmaktadır. Biraz genişletilmiş durumuyla kural şöyle demektedir:

“Temel amaç, ürün veya süreç üzerinde ek teknik iyileştirmeler yapmak olduğunda, yapılan iş, Ar-Ge tanımı içerisinde yer alır. Diğer taraftan ürün, süreç veya yaklaşım büyük ölçüde oluşturulmuşsa ve amaç, pazarın gelişmesini sağlamak, yeniden üretim planlaması yapmak veya bir üretim veya kontrol sisteminin sorunsuz çalışmasını sağlamak ise, bu iş Ar-Ge kapsamına girmez.”

Kılavuz Ar-Ge ile ilgili sıkça yaşanan sorunları açıklarken, “sorun giderme” ve “Geri Bildirim Ar-Ge’si” kavramlarından bahsetmektedir. Kılavuza göre sorun giderme ve geri bildirimler temelde Ar-Ge’ye dâhil edilmemelidir. Ancak, yeni bir ürün veya süreç, üretim birimlerine havale edildiğinde, bazılarında daha fazla Ar-Ge gerektiren teknik sorunlar söz konusu olabilmektedir. Bu tür yoğun Ar-Ge gerektiren “geri bildirim” kaynaklı çalışmaların Ar-Ge’ye dâhil edilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, BTYK ve dolayısı ile TÜBİTAK tarafından kabul gören ve kaynak kabul edilen Frascati Kılavuzuna göre, gerek TÜBİTAK nezdinde gerekse Ar-Ge merkezlerinde sonuçlandırılmış olan Ar-Ge projelerinin yoğun Ar-Ge gerektirecek geri-bildirimler içermesi durumunda bunların çözümü için yapılacak faaliyetler de Ar-Ge faaliyeti olarak değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak, makale başında sorduğumuz soruya geri dönecek olursak; tamamlanmış bir Ar-Ge projesine devam edilebilir mi? Kılavuzdaki şartın gerçekleşmesi durumunda; evet. Yapılacak geri-dönüş Ar-Ge’si harcamaların da Ar-Ge teşvik ve indirimlerinden faydalandırılmasının mümkün olabileceğini düşünmekteyiz. Ancak “Geri-Bildirim Ar-Ge’si” niteliğinde olan faaliyetlerinin yeni bir Ar-Ge projesi olarak değerlendirilmesi ve dokümantasyonunun yapılmasını tavsiye etmekteyiz.

TÜBİTAK Tarafından Desteklenen Ar-Ge Projelerinin Son(uç)lanması ve Bu Durumunun Sonuçları – 1

Bilindiği üzere, 5746 sayılı kanunla birlikte;

  • Ülke ekonomisinin uluslararası düzeyde rekabet edebilir bir yapıya kavuşturulması,
  • Teknolojik bilgi üretilmesi,
  • Üründe ve üretim süreçlerinde yenilik yapılması,
  • Ürün kalitesi ve standardının yükseltilmesi,
  • Verimliliğin artırılması,
  • Üretim maliyetlerinin düşürülmesi,
  • Teknolojik bilginin ticarileştirilmesi,
  • Rekabet öncesi işbirliklerinin geliştirilmesi,
  • Teknoloji yoğun üretim, girişimcilik ve bu alanlara yönelik yatırımlar ile Ar-Ge’ ye ve yeniliğe yönelik doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkeye girişinin hızlandırılması,
  • Ar-Ge personeli ve nitelikli işgücü istihdamının artırılmasını desteklemek ve teşvik etmek

amaçlarıyla, kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar hali hazırda var olan ar-ge faaliyetlerinin devlet tarafından teşvik edilmesi uygulaması önemli ölçüde genişletilmiştir. Bu kanunla birlikte gelir vergisi stopaj desteği, damga vergisi istisnası ve sgk prim destekleri sağlanmış, ayrıca %40 olan ar-ge indirim uygulaması ise %100 oranına yükseltilmiştir.

Diğer taraftan, bu kanunla hayatımıza giren en önemli unsurlardan biri de ar-ge merkezleridir. Kanun ve yönetmelik tarafından belirlenmiş kıstaslara sahip ve yeterli ar-ge kültürü yerleşmiş olan kurum ve kuruluşlara ar-ge merkezi statüsü verilmekte olup, bu statüye sahip kurumların ar-ge faaliyetleri, Değerlendirme ve Denetim Komisyonu tarafından görevlendirilen uzman kişiler tarafından en geç iki yılda bir denetlenmesi dışında neredeyse tamamen kurum inisiyatifinde bırakılmıştır.

Ayrıca bu merkezlerde yürütülen bazı projeler, yurtiçinde kanunla kurulan vakıflar, kamu kurum ve kuruluşları veya Tübitak tarafından hibe destek programlarınca desteklenmesi de mümkündür. Bu kurumlardan sağlanan hibe fonlar, gelir ve kurumlar vergisi açısından ticari kazancın ve ar-ge indiriminin bir unsuru olarak dikkate alınmayıp, özel bir fon hesabında takip edilmesi gerekmektedir.

Kanunun uygulama usul ve esaslarını düzenleyen “Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama ve Denetim Yönetmeliği” nin, yirminci maddesinin birinci fıkrasında “Ar-Ge merkezlerinde yürütülen ar-ge projelerinin, kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan vakıflar tarafından veya TÜBİTAK tarafından desteklenmesi durumunda, yürütülen Ar-Ge ve yenilik projeleri yeniden incelemeye tabi tutulmaksızın, Ar-Ge ve yenilik projelerine yönelik destek karar yazısının düzenlendiği veya proje sözleşmesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kanunla sağlanan destek ve teşvik unsurlarından yararlanabilir.” denilmekte olup, beşinci fıkrasında ise “Ar-Ge ve yenilik projelerinde, projenin herhangi bir sebeple sona ermesi veya projeye verilen desteğin son bulması hâllerinde, Ar-Ge ve yenilik faaliyeti bitmiş sayılır ve bu tarihten itibaren Kanunla sağlanan destek ve teşvik unsurlarından yararlanılamaz.” şeklinde hüküm bulunmaktadır. Buna göre ilgili kurum ve kuruluşların desteği ile yürütülen projelerin olumlu ya da olumsuz sonuçlanması veya çeşitli sebeplerle destek programının sonlandırılması durumunda bu projeler için ar-ge teşviklerinden faydalanılmaya devam edilemeyecektir. Nitekim, vergi idaresi tarafından verilen 02/09/2015 tarih ve 90792880-155.15[2013/2901]-889 sayılı özelgede paylaşılan görüşte bu yöndedir.

Sonuç olarak, TÜBİTAK tarafından son(uç)landırılan ar-ge projelerinin Ar-Ge Merkezlerinde faaliyetine devam ettirilmesi ve ar-ge desteklerinden yararlanılmaya devam etmek mümkün değildir.

Ancak, bu durum hakkında farklı düşünceler, farklı düşünenler bulunmakta olup, bir sonraki makalemizde bu düşünceleri irdeleyecek olup, konu hakkında bazı değerlendirmelerde bulunacağız. Yeni yazımızda görüşmek üzere. 

SMMM & Bağımsız Denetçi

Olcay KIRAN

Ar-Ge Personelinin Telafi Çalışmaları (Yada Fazla Mesaileri) İçin Ödenen Ücretler Vergiden İstisna Mıdır?

 

12 Mart 2014 tarih ve 28939 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanarak 01.04.2014 tarihinde yürürlüğe giren 4691 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların düzenlendiği Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Muafiyet ve istisnalar” başlıklı 37’nci maddesinin (1) numaralı bendinde;

c) Bölgede çalışan ve bu Yönetmeliğe göre tanımlanmış AR-GE ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri 31.12.2023 tarihine kadar her türlü vergiden istisnadır. Bu istisnanın uygulanabilmesi için, ilgili girişimci, Bölgede çalışan ve bu Yönetmeliğe göre tanımlanmış tüm AR-GE ve destek personelini, AR-GE projelerindeki görev tanımlarını, nitelik ve çalışma sürelerini gösteren listeyi aylık olarak yönetici şirkete onaylatır, inceleme ve denetimlerde ibraz edilmek üzere saklar.

İstisna kapsamındaki çalışma sürelerinin hesabında haftada kırkbeş saatin üzerindeki ve ek çalışma süreleri bu hesaplamada dikkate alınmaz. Hak kazanılmış hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri ile 17/3/1981tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda belirtilen tatil günleri gelir vergisi stopajı teşviki uygulamasında dikkate alınır. Hesaplamada küsuratlı sayılar bir üst tamsayıya iblağ edilir.

İstisna kapsamındaki destek personeli sayısı AR-GE personeli sayısının yüzde onunu aşamaz. Destek personeli sayısı hesabında küsuratlı sayılar bir üst tamsayıya iblağ edilir. Destek personelinin toplam AR-GE personeli sayısının %10’unu aşması hâlinde, brüt ücreti en az olan destek personelinin ücretinden başlamak üzere her türlü vergi istisnası uygulanır. Brüt ücretlerin aynı olması hâlinde, ücretine her türlü vergi istisnası uygulanacak destek personeli ise çalıştığı girişimci firma tarafından belirlenir. Ücretin brüte iblağ edilmesi gerektiği durumlarda brüt ücret Kanunla sağlanan vergi teşvikleri dikkate alınmaksızın hesaplanır. AR-GE ve destek personelinin bu Kanun kapsamında elde ettiği tüm gelirler (ücret, prim, ikramiye ve benzeri ödemeler) istisna kapsamına dahildir.

açıklamalarına yer verilmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun “Telafi Çalışması” başlıklı 64’üncü maddesinde; “Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işveren iki ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir. Bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz.

Telafi çalışmaları, günlük en çok çalışma süresini aşmamak koşulu ile günde üç saatten fazla olamaz. Tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılamaz.” hükmü yer almaktadır.

Bu açıklamalara göre, 4691 sayılı Kanun kapsamında; Teknoloji Geliştirme Bölgesinde çalışan AR-GE personelinin istisna kapsamındaki çalışma süresi hesaplanırken, hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri dahil edilip haftada kırkbeş saatin üzerindeki çalışma süreleri ile ek çalışma süreleri dikkate alınmaması gerektiğinden, İş Kanununa göre fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmayan telafi çalışmasının istina kapsamındaki çalışma süresi hesabına dahil edilmesi söz konusu değildir.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN