Bağımsız Denetime Tabi Olma Kriterleri Değiştirildi

DSC_1813Bakanlar Kurulu 19.12.2012 tarih ve 2012/4213 sayılı Kararı ile bağımsız denetime tabi olacak kurum ve kuruluşları belirleyecek olan bazı kriterler yayınlamıştı. Zaman içinde tüm şirketler, kurum ve kuruluşların bağımsız denetime tabi olması ve tabana yayılması için bu kriterler belli dönemlerde değiştirilmektedir.

Bu sefer, 19.03.2016 tarih ve 29658 sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile bağımsız denetime tabi olmanın şartları yeniden belirlenmiştir.

Bu karara göre;

1)Tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile birlikte aşağıdaki üç ölçütten en az ikisini sağlayan şirketler ile karara ekli I sayılı listedeki şirketler bağımsız denetime tabi olacaktır.

a) Aktif toplamı 40 milyon TL,

b) Yıllık net satış hasılatı 80 milyon TL

c) Çalışan sayısı 200 kişi ve üstü

Bu değişiklik ile bu kapsamdaki şirketlerin bağımsız denetim kapsamına girme sınırı, aktif toplam kriteri 50 milyon TL’den 40 milyon TL ve üstüne, yıllık net satış hasılatı 100 milyon TL’den 80 milyon ve üstü TL’ye indirilmiş bulunmaktadır. Çalışan sayısı ise sabit kalmıştır.

Aynı Karara istinaden;

2)Sermayesinin en az %25’i kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluklarına, sendikalara, derneklere, vakıflara, kooperatiflere ve bunların üst kuruluşlarına doğrudan ve dolaylı olarak ait olan şirketler için;

a)Aktif toplamı 30 milyon ve üstü Türk Lirası

b)Yıllık net satış hasılatı 40 milyon ve üstü Türk Lirası olarak değiştirilmiştir.

3)Yurt çapında günlük olarak gazete yayınlayan şirketler için;

a)Aktif toplamı 40 milyon ve üstü Türk Lirası

b)Yıllık net satış hasılatı 60 milyon ve üstü Türk Lirası olarak değiştirilmiştir.

4)Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu denetimine tabi şirketler için;

a)Aktif toplamı 30 milyon ve üstü Türk Lirası

b)Yıllık net satış hasılatı 60 milyon ve üstü Türk Lirası olarak değiştirilmiştir

5)Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu düzenlemelerine tabi olarak faaliyet gösteren lisans, sertifika ve yetki belgesi şirketler için;

a)Aktif toplamı 30 milyon ve üstü Türk Lirası

b)Yıllık net satış hasılatı 60 milyon ve üstü Türk Lirası olarak değiştirilmiştir.

6)Kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları ile sermayesinin en az %50 si belediyelere ait olan şirketler için;

a)Aktif toplamı 30 milyon ve üstü Türk Lirası

b)Yıllık net satış hasılatı 40 milyon ve üstü Türk Lirası olarak değiştirilmiştir

Kararın 4’üncü maddesinde belirtilen uygulama esaslarına göre, yukarıda değiştirilenlerle birlikte tüm kriterleri art arda iki hesap döneminde aşan kurumlar, müteakip hesap dönemi başından itibaren bağımsız denetime tabi olacaklardır. Dolayısıyla, 2014 ve 2015 yılları için bu kriterleri sağlayan kurumlar 2016 hesap döneminden itibaren; benzer şekilde, 2015 ve 2016 yıllarında söz konusu kriterleri sağlayan şirketler ise 01.01.2017 tarihinden itibaren bağımsız denetime tabi olacaktır.

Olcay KIRAN

SMMM & Bağımsız Denetçi

Reklamlar

Vergi Uyuşmazlıklarının Çözümünde Uzlaşma Müessesine Kısa Bir Bakış

Vesikalık-OlcayHiç karşılaşmak istemesek bile ticari hayatın içinde bulunmanın bir getirisi olan vergi incelemesi ile muhatap olmak durumunda kalabiliriz. Böyle bir durumda mükellefin uyması beklenen, ne ölçüde uyduğu araştırılan tüm mali mevzuat yanında O’nun bu inceleme süresindeki haklarını belirleyen, bu haklarını koruyan mevzuat hükümleri de vardır.

Bununla birlikte idare ile mükellef arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde bazı kolaylıklarda sağlanmıştır. Bunlardan biriside uzlaşma müessesidir.

Uzlaşma, mükelleflerin ikmalen, re’sen ve idarece salınan vergiler ve bunlara ilişkin cezalar konusunda, vergi idaresi ile anlaşmak amacıyla başvurabilecekleri idari bir çözüm yoludur.

Uzlaşma, vergi idaresinin tek taraflı olarak yaptığı idari bir işlem değildir. İdari işlemler hakkında yargı yoluna gidilebilmesine karşın uzlaşmanın vaki olması halinde üzerinde uzlaşılan hususlar hakkında yargı yoluna gidilememektedir.

Vergi hukukumuzda, iki farklı uzlaşma türü düzenlenmiştir. Birincisi mükellef adına henüz vergi salınmadan ve ceza kesilmeden önce başvurulabilecek “Tarhiyat Öncesi Uzlaşma”dır. Diğeri ise, adlarına vergi salınan ve ceza kesilen mükelleflerin başvurabilecekleri uzlaşma türü olan “Tarhiyat Sonrası Uzlaşma”dır.

Mevzuatımıza göre mükellef, Tarhiyat Öncesi veya Tarhiyat Sonrası Uzlaşma yollarından ancak birisini kullanabilir.

  • Tarhiyat Öncesi Uzlaşma

Tarhiyat öncesi uzlaşma, haklarında vergi incelemesine başlanmış mükelleflerin, bu inceleme kapsamında kendilerine vergi salınmadan ve ceza kesilmeden önce kullanabilecekleri bir haktır.

Tarhiyat öncesi uzlaşma kapsamındaki vergi ve cezalar şunlardır:

  • Vergi incelemeleri sonucunda bulunan matrah veya matrah farkları üzerine salınacak vergi, resim ve harçlar,
  • Yukarıda belirtilen vergi, resim ve harçlara ilişkin olarak kesilecek vergi ziyaı cezası, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları.

Tarhiyat öncesi uzlaşma kapsamı dışında kalan vergi ve cezalar şunlardır:

  • Kaçakçılık suç ve cezalarından dolayı vergi zıyaına sebebiyet verilmesi nedeniyle tarh edilecek vergiler ile kesilecek cezalar,
  • Kaçakçılık suç ve cezalarına iştirak nedeniyle vergi zıyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilecek vergi ile kesilecek cezalar,
  • Vergi incelemesine yetkili olmayanlar tarafından yapılan tespitlere göre tarh edilecek vergiler ve kesilecek cezalar.

 

  • Tarhiyat Sonrası Uzlaşma

Tarhiyat sonrası uzlaşmanın kapsamına; vergi daireleri tarafından mükellef adına ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen ve vergi dairelerinin tarha yetkili olduğu bütün vergi, resim ve harçlar ile bunlara ilişkin olarak kesilecek vergi ziyaı cezaları (359 uncu maddede yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilen vergi ve kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen ceza hariç) girer.

Mükelleflerin “tarhiyat sonrası uzlaşma”ya başvurabilmeleri için; bağlı oldukları vergi dairesi tarafından tarh edilmiş vergi ve/veya kesilmiş cezayı gösteren vergi/ceza ihbarnamesinin mükellefe tebliğ edilmiş olması gerekmektedir.

Ayrıca, tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunabilmek için daha önce tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunmamak veya bulunmuş olmakla birlikte usulüne uygun olarak tarhiyat öncesi uzlaşma hakkından vazgeçmiş olmak şarttır.

Tarhiyat Sonrası Uzlaşma kapsamındaki vergi ve cezalar şunlardır:

  • Kaçakçılık dışındaki fiiller sonucu vergi ziyaına sebebiyet verilen durumlarda tarh edilen vergiler ile kesilen vergi ziyaı cezaları,
  • Mükellefler tarafından yasal süresinden sonra verilen beyannameler ile Vergi Usul Kanununun 371 inci maddesine göre pişmanlık talepli olarak kabul edilen ancak şartların ihlali nedeniyle kanuni süresinden sonra verilen beyanname olarak işleme tabi tutulan beyannameler üzerinden tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezaları.

Tarhiyat Sonrası Uzlaşma kapsamı dışında kalan vergi ve cezalar ise şunlardır:

  • Kaçakçılık suçlarından dolayı vergi ziyaı cezası kesilen tarhiyatlar ve bunlara ilişkin 3 kat kesilen vergi ziyaı cezaları,
  • Usulsüzlük cezaları (Vergi Usul Kanununun 336 ncı maddesi hükmüne göre kesilen usulsüzlük cezaları dahil)
  • Özel usulsüzlük cezaları.

 

Tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşma uygulamasının en önemli farklarından birisi, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının sadece tarhiyat öncesi uzlaşmaya konu edilebilir oluşudur.

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

Bağımsız Denetime Ne Gerek Var?

Olcay KIRAN

Türkiye’de uzun yıllardır konuşulan ve en sonunda 2012’de yürürlüğe giren Yeni Türk Ticaret Kanunu ile bağımsız denetim mesleği, sadece Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketler için değil tüm sermaye şirketlerini bağımsız denetim ve Uluslar arası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları (UFRS) ile tanıştırdı. Şirketlerin topyekün bağımsız denetime hazır olmayışı nedeniyle de uygulamaya etap etap geçilmesi yönünde tercih kullanan siyasi irade, en son 1 Şubat 2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararıyla bağımsız denetime tabi olmaya ilişkin kıstasları yeniden belirlemiş ve 2015 yılı için bağımsız denetime tabi şirket kapsamı bir miktar daha genişletmiştir. 

Buna göre tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte;

  • 50 Milyon TL ve üstü aktif toplamı,
  • 100 Milyon TL ve üstü yıllık net satış hasılatı,
  • 200 ve üstü çalışan sayısı,

ölçütlerinden 2013 ve 2014 yıllarında herhangi ikisini sağlayan şirketler Bağımsız Denetim kapsamına alınmışlardır.

Böylece daha fazla şirket bağımsız denetime tabi hale getirilmektedir. Hatta ilerleyen süreçte bu kıstaslar daha da indirilecek, zamanla tüm şirketlerin bağımsız denetime tabi olması sağlanacak.

İyi de, özellikle kendi yağında kavrulan KOBİ düzeyindeki şirketler ile aile şirketleri neden bağımsız denetime tabi olup, bir maliyete katlansınlar şeklinde sorular sorulmaktadır. Buna cevap vermek için maalesef bazen kolay bazen zor. Ülkemizde muhasebe mesleği henüz hak ettiği saygınlığı ve önemi elde edememişken ve özellikle kafa yapısı rekabet ve kurumsallaşmaya yatmayan patronlar tarafından muhasebe gereksiz bir birim gibi görülüyorken elbette denetimi gereksiz görenlerde çıkacaktır. Aslında ülkemizde genel olarak bugüne kadar yapılan muhasebe sadece devletin vergi alacağının doğru hesaplanması mantığı üzerine kurulduğu için (ki buna biz kısaca vergi muhasebesi diyoruz) patronlar istediği veriler maalesef elde edilemiyordu. Çünkü muhasebe patron için değil devlet için tutuluyordu. Peki patron ne istiyor muhasebeden? Patron, kısaca bugün işletmeyi satsam ne kadara satabilirim? sorusunun cevabını istiyor muhasebeden. Yani daha da kısası, işletmenin piyasa değeri nedir? Sorusunun cevabını…

Muhasebe, işletme yönetimi tarafından yürütülen planlama ve kontrol faaliyetleri için çok büyük öneme sahip bilgi kaynağıdır. Bu bakımdan işletme hiyerarşisi içinde merkezde yer alıp, işletme yönetimince çok büyük öneme sahiptir. Çünkü muhasebeden elde edilen bilgi sayesinde yatırımlar ve faaliyetler planlanır, bütçeler oluşturulur, faaliyetler gerçekleşir. Gerçekleşen faaliyet sonuçları da daha önce planlanan rakamlar karşılaştırılır, sapmalar tespit edilerek işletme yönetimince daha önce alınan kararlar revize edilir. İşletmeye giren her türlü finansal bilgi, derlenir, toparlanır, finansal raporlar sayesinde özet haline getirilerek ilgililere sunulur. Bu finansal bilgilerle ilgilenen tek taraf işletme yönetimi değildir. İşletme yönetiminin yanı sıra ortaklar, işçiler, kredi kuruluşları, müşteriler, satıcılar, yatırımcılar ve devlet işletme verileriyle ilgilenir.

İşletme finansal verileri ile ilgilenen bu kadar çok çıkar grubu varken, finansal verilerin doğruluğu ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı önem kazanmaktadır. Bunun için önceden belirlenmiş standartlara göre hazırlanan mali tabloların, yine önceden belirlenmiş standartlara göre mesleki bilgi, tecrübe ve yeterlilikte olan kişilerce denetlenmesi ihtiyacı doğmaktadır.

İşletme yönetimi, şirkete daha fazla yatırımcının ilgisini çekmek ve daha düşük maliyetli borçlanmak istiyorsa mali tablolarını şeffaf ve uluslararası kabul görmüş Finansal Raporlama Standartlarını uygulayarak sağlayabilir. Mali tabloların bağımsız denetimden geçmiş ve doğruluğunun denetlenmiş olması, şirket sahiplerinin veya yöneticilerin hem gelecek projeksiyonlarını doğru yapabilmelerini hem de önlerindeki gerçek resmi  görebilmelerini sağlayacaktır. Ayrıca bağımsız denetim şirketleri kurumsallaşma süreçlerinde kolaylık, şeffaflık, hesap verilebilirlik, geleceğe yönelik sağlıklı kararların alınmasında etkinlik ve piyasa güvenilirliği sağlamaktadır. Bağımsız denetçinin görevi, sizin mali tablolarınızı alıp gerçek ve uygun şeffaf görünümü sağlayıp sağlamadığı konusunda görüş vermektir.

Bu yüzden şirket sahipleri ve şirket yöneticileri bağımsız denetimi Türk Ticaret Kanunu’nun getirdiği bir zorunluluk olarak değil de, şirketlerinin kurumsallaşması ve şirket ortaklarının kazancını uzun vadede ençoklaması için bir araç olarak görmelidirler. Diğer yandan, finansal tabloların güvenilir, şeffaf ve güçlü olması durumunda sağlanacak finansal getiri, uzun vadede götürüsünden kat kat daha fazla olacaktır.

 

Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirket Kriterleri Değiştirildi

Bağımsız denetime tabi olacak şirketlerin belirlenmesinde kullanılan kriterlerin tutarları düşürülmüştür. Böylece TTK düzenlemeleri çerçevesinde daha fazla şirket bağımsız denetime tabi olmuştur.

Bu defa yayınlanan 01.02.2015 tarih ve 29254 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 2014/7149 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Karar’da değişiklik yapılmıştır.
Söz konusu karara göre yeni kriterler;
– Aktif toplamı ellimilyon ve üstü Türk Lirası,
– Yıllık net satış hasılatı yüzmilyon ve üstü Türk Lirası,
– Çalışan sayısı ikiyüz ve üstü olarak belirlenmiştir.
 
Tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte yukarıdaki üç ölçütten ikisini sağlayan şirketler bağımsız denetime tabi olacaklardır.
 
Yapılan değişiklik sonucunda bağımsız denetime tabi olmayan şirketler 2015 yılında genel kurullarını yapmadan önce 2013 ve 2014 yıllarına ait verilerinin belirlenen yeni kriter tutarlarından en az ikisini geçip geçmediğini kontrol etmeleri gerekmektedir. 2013 ve 2014 yılında üst üste iki yıl, üç ölçütten en az ikisinin belirlenen tutarları geçtiği durumda, 2015 yılında bağımsız denetime tabi şirketler kapsamına girmiş olacaktır. Bu durumda 2014 yılı faaliyet dönemine ilişkin 2015 yılında yapacağı genel kurulda bağımsız denetim kuruluşunu seçip, yasal denetçi olarak atama yapılması gerekmektedir.
 
Karar 01.01.2015 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Bağımsız denetime tabi olmayan şirketlerin 2013 ve 2014 yılı bilgilerini inceleyerek yukarıdaki şartlardan en az ikisini üst üste iki yıl geçip geçmediklerini kontrol etmeleri gerekir. Geçmeleri halinde 01.01.2015 tarihinden itibaren bağımsız denetime tabi olmaları gerekecektir. Bu durumda, 2014 yılına ilişkin 2015 yılında yapılacak genel kurulda bağımsız denetim şirketinin seçilmesi gerekir.