Vesilkalık-2-KVK Yönünden

4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun;

 – 3 üncü maddesinin (1) numaralı bendinde yazılım, “Bir bilgisayar, iletişim cihazı veya bilgi teknolojilerine dayalı bir diğer cihazın çalışmasını ve kendisine verilen verilerle ilgili gereken işlemleri yapmasını sağlayan komutlar dizisinin veya programların ve bunların kod listesini, işletim ve kullanım kılavuzlarını da içeren belgelerin, belli bir sistematik içinde, tasarlama, geliştirme şeklindeki ürün ve hizmetlerin tümü ile bu ürün ya da mal ve hizmetlerin lisanslama, kiralama ve tüm hakları ile devretme gibi teslim şekillerinin tümü” şeklinde tanımlanmış,

 – Geçici 2 nci maddesinde, “Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgedeki yazılım, tasarım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31.12.2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.” hükmüne yer verilmiştir.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.12.2.2. Yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda kurumlar vergisi istisnasının kapsamı”‘ başlıklı bölümünde;

“Yapılan düzenlemeyle teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar, faaliyete başlanılan tarihten bağımsız olmak üzere, 31.12.2023 tarihine kadar kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

Bölgede faaliyette bulunan mükelleflerin bölge dışında gerçekleştirdikleri faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar, yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilmiş olsa dahi istisnadan yararlanamaz.

Öte yandan, teknoloji geliştirme bölgelerinde yazılım ve Ar-Ge faaliyetinde bulunan şirketlerin, bu faaliyetler sonucu buldukları ürünleri kendilerinin seri üretime tabi tutarak pazarlamaları halinde, bu ürünlerin pazarlanmasından elde edilen kazançların lisans, patent gibi gayri maddi haklara isabet eden kısmı, transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırılmak suretiyle istisnadan yararlanabilecektir. Üretim ve pazarlama organizasyonu nedeniyle doğan kazancın diğer kısmı ise istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir. Ancak, lisans, patent gibi gayri maddi haklara bağlanmamış olmakla birlikte uyarlama, yerleştirme, geliştirme, revizyon, ek yazılım gibi faaliyetlerden elde edilen kazançların istisna kapsamında değerlendirileceği tabiidir.

Örneğin; teknoloji geliştirme bölgesinde yazılım faaliyetinde bulunan şirketin, ürettiği yazılımların lisans satışından veya kiralanmasından elde edeceği kazançlar istisnadan yararlanacak, ancak söz konusu yazılımın disk, CD veya elektronik ortamda pazarlanmasından elde edilen kazançların (lisansa isabet eden kısmı hariç) istisnadan yararlanması mümkün olmayacaktır.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, istisna sadece bölgede gerçekleştirilen Ar-Ge, yazılım ve tasarım faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yönelik olup uyarlama, yerleştirme, geliştirme, revizyon, ek yazılım gibi faaliyetlerden elde edilen kazançlar da bu kapsama girmektedir. Bölge dışında gerçekleştirilen faaliyetlerden elde edilen kazançların ise Ar-Ge ve yazılım faaliyetlerinden elde edilse dahi istisnaya konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

-KDV Yönünden

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 20/1 inci maddesi ile 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre teknoloji geliştirme bölgesinde ve ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir veya kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetlerinin katma değer vergisinden müstesna olduğu ve Maliye Bakanlığının program ve lisans türleri itibarıyla istisnadan yararlanılacak bedele ilişkin olarak asgari sınır belirlemeye, istisna uygulanacak yazılım programlarını tanımlamaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.

Konu hakkında KDV Genel Uygulama Tebliğinde aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır.

Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde bulunan mükelleflerin 31/12/2023 tarihine kadar bu bölgede ürettikleri sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımları şeklindeki teslim ve hizmetleri KDV’den istisnadır. Söz konusu bölgede üretilen yazılımın farklı kişilere satılması ya da satışın CD veya elektronik ortamda yapılması istisna uygulanmasına engel değildir.

Üniversitelere bağlı Teknokentler de Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak değerlendirilir. Kanunun geçici 20/1 inci maddesi kapsamında üretilen söz konusu yazılımların fikri mülkiyet hakkının, bu bölgede faaliyette bulunan mükellefte kalmak suretiyle belirli zaman aralıklarıyla farklı kişilere satılması veya söz konusu yazılımların sanal ortamda paylaşımının sağlanması halinde de KDV istisnası uygulanır.

Ayrıca, yazılımların pazarlanması işinin bayi kanalıyla yapılması halinde, Teknokent bünyesinde geliştirilen sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulamalarına yönelik genel anlamda yazılım programlarının bayiye tesliminde KDV istisnası uygulanır. Bayiler tarafından satışında ise (bu satış işlemi istisna kapsamında değerlendirilmeyeceğinden) genel hükümler çerçevesinde KDV hesaplanır.

Ancak, Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyette bulunan girişimciler tarafından münhasıran bu bölgelerde üretilen yazılımlar için yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları, söz konusu yazılımın vergiden istisna olup olmadığına bakılmaksızın KDV’ye tabidir.

Güncelleme dışında bir yazılımla ilgili olarak verilen bakım, destek (otomasyon) hizmetleri, teknoloji geliştirme bölgesinde üretilse dahi, oyun programları, network uygulamaları gibi yazılımlar, işlevlerini yerine getirmek için yazılım kullanan ürün, aygıt, eşya vb. donanımlar ile bu donanımlara ilişkin hizmetler, web sitesi aracılığıyla verilen reklam hizmetleri ve ar-ge çalışmaları kapsamında yer alan teslim ve hizmetler istisna kapsamında değerlendirilmez.

Öte yandan 3065 sayılı Kanunun (30/a) maddesinde, vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan KDV indirim konusu yapılamaz.

Diğer taraftan, Teknoloji Geliştirme Bölgesinde üretilen yazılımın Kanunun 11 ve 12 nci maddeleri kapsamında ihraç edilmesi halinde, bu ihracata ilişkin yüklenilen KDV’nin, 3065 sayılı Kanunun 32 nci maddesine göre indirim ve iade konusu yapılması mümkündür.

Konuyla ilgili örneklere aşağıda yer verilmiştir.

Örnek 1: Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyette bulunan bir firmanın, bu bölgede ürettiği “hastane bilgi yönetim sistemleri yazılımı programı” satışı ile bu yazılıma yönelik güncelleme işi Kanunun geçici 20/1 inci maddesine göre KDV’den istisna olacaktır.

Örnek 2:(A) Ltd. Şti.’nin Teknoloji Geliştirme Bölgesindeki faaliyetleri neticesinde ürettiği bir ürünün lisans, patent gibi gayrimaddi haklara isabet eden kısmı KDV’den istisnadır. Ancak, söz konusu ürünün seri üretime tabi tutulup pazarlanmasından elde edilen kazancın istisnadan yararlanması mümkün değildir. Ayrıca, Teknokent binası içinde telefon ve internet yardımı ile satış sonrasında müşterilere çağrı destek hizmeti verilmesi durumunda bu hizmetler KDV istisnası kapsamında değerlendirilmez.

Örnek 3: Teknoloji Geliştirme Bölgesinde yönetici şirket olarak faaliyette bulunacak olan (D) Bilim ve Teknoloji A.Ş. tarafından yapılacak teslim ve hizmetler genel hükümler çerçevesinde KDV ye tabi olacak, ancak, bu Şirketin teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunması durumunda bu faaliyetleri neticesinde üreteceği sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetlerinde Kanunun geçici 20/1inci maddesi uyarınca KDV istisnası uygulanacaktır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Reklamlar

Serbest Bölgelerde Damga Vergisi İstisnası

Vesilkalık-2

1 Seri numaralı Serbest Bölgeler Kanunu Genel Tebliğinde yapılan açıklamalara göre;

3218 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin 5810 sayılı Kanunla değişik ikinci fıkrasının (c)  bendi uyarınca, serbest bölgelerde faaliyette bulunan mükelleflerin, Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar, bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetler ile ilgili olmak kaydıyla yaptığı işlemler harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden müstesnadır.

Öte yandan, 3218 sayılı Kanun kapsamında serbest bölge sınırları içerisinde faaliyet gösteren firmaların, Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar, münhasıran serbest bölgelerdeki faaliyetleriyle ilgili olarak istihdam ettikleri personele ödenen ücretlere ilişkin düzenlenen kâğıtlardan da damga vergisi aranılmaması gerekmektedir.

Bu açıklamalara göre;

  • Münhasıran serbest bölgedeki faaliyetle ilgili olarak istihdam edilen personele ödenen ücretlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar,[1]
  • Münhasıran serbest bölgedeki faaliyetle ilgili olarak istihdam edilen personele ilişkin olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna verilecek SGK prim bildirgelerinin,[2]
  • Vergi dairelerine verilen beyannameler, sadece serbest bölgedeki faaliyetlere ilişkin olarak düzenlenmiş olması şartıyla, [3]

damga vergisinden istisnadır.

Öte yandan serbest bölgede faaliyet gösteren bir anonim şirket olmanız halinde, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu ve bu kanuna ilişkin 16 ve 43 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğlerinde sürekli damga vergisi mükellefiyeti tesis ettirmek zorunda olanlara yönelik yapılan belirlemeye göre; anonim şirketlerin zorunlu olarak sürekli mükellefiyet tesis ettirmesi, damga vergisi defteri tutması ve bu defterleri notere veya ticaret sicil memurluğuna tasdik ettirmesi gerektiği hususu açıklanmıştır.[4]

SMMM – Denetçi

Menderes ÇETİN

 

[1] İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı – 21.02.2013 tarih 66813766-155[1-2012/50]-88  sayılı özelge

[2] Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı-14.04.2014 tarih 50426076-155[1-2013/20-319]-47 sayılı özelge

[3] İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı – 15.04.2015 tarih 66813766-155[1/2014/107]-197 sayılı özelge

[4] İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı – 29.12.2014 tarih 66813766-155[9-2013-80]-729 sayılı özelge

Türk Uluslararası Gemi Siciline Kayıtlı Gemilerin İşletilmesinden Ve Devrinden Elde Edilecek Kazançlara İlişkin İstisnada Yeni Düzenleme Yapıldı

Vesilkalık-2

İkinci sicil istisnası olarak isimlendirilen uygulama hakkında özellikli durumları 26.08.2015 tarihli “Türk Uluslararası Gemi Siciline Kayıtlı Gemilerin İşletilmesinden Ve Devrinden Elde Edilecek Kazançlara İlişkin İstisna” başlıklı makalemde açıklamaya çalışmıştım.

Makalede, Maliye Bakanlığının verdiği birçok özelgede 1 seri numaralı Kurumlar Vergisi Tebliğinde devir edilen gemiden elde edilen kazanca istisna uygulanması için gemiyi alanın bu sicilde faaliyete devam etmesi gerektiği yönünde bir ifade yer almamasına rağmen 4490 sayılı kanunun 12’inci maddesinin gerekçesinde geçen “vergilendirmeye ilişkin bu madde ile özel siciline tescil edilen gemi ve yatların işletilmesinden ve aynı sicile bir başkası adına tescil edilmek üzere devrinden doğan kazançların gelir ve kurumlar vergisinden istisna olacağı” ifadesi sebebiyle, eğer geminin hurdaya ya da başka bir sicilde faaliyet gösterir şekilde satışı gerçekleşirse satış nedeniyle hesaplanan karın vergiden istisna tutulamayacağı belirtilmiştir. İdare istisna uygulamasını verdiği özelgelerle görüşü doğrultusunda yönlendirmiştir.

27.01.2017 tarihli resmi gazetede yayınlanan 6670 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14’üncü maddesi ile 4490 Sayılı kanunun 12’nci maddesinde değişiklik yapılmış ve İdarenin görüşü ile şekillendirdiği satış istisnasının belirlenmesi hususunda yeni bir düzenleme-açıklama yapılmıştır.

Yapılan değişikliğe göre; Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin sicilden terkin edilerek yerli veya yabancı bir başka sicile geçişi veya ihracı yahut hurdaya ayrılmak üzere satışı hallerinde de vergi istisnasının uygulanması olanağı sağlanmaktadır. Ancak yurt dışından ithal edilen 3.000 DWT’nin (yolcu gemileri ile özel maksatlı, özel yapılı gemilerde ise 300 grostonun) üzerinde olup Türk Uluslararası Gemi Siciline kaydedilen gemilerin bu sicilden terkin edilerek başka bir sicile devri veya ihracı yahut hurdaya ayrılmak için satışı halinde satış kazancının vergiden istisna edilebilmesi için en az altı ay süreyle bu sicile kayıtlı olarak işletilmiş olunması koşulu getirilmiştir.

Ayrıca aynı kanunda yapılan başka bir düzenlmeye göre (Geçici Madde-3) halen devam eden hatalı uygulamanın izlerinin de ortadan kaldırılması da amaçlanmıştır. Bu geçici maddeyle bir vergi ve ceza affı getirilmektedir. Maddeye göre; bu değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce söz konusu istisnadan, ihtirazi kayıtla beyanda bulunanlar (bir başka deyişle istisnadan yararlanmak için konuyu yargı organlarına taşımış olanlar) veya ileride bir inceleme olursa konuyu yargıya taşırız düşüncesi ile kendiliklerinden yararlananlar hakkında, yararlandıkları bu istisnalar dolayısıyla yapılmış veya geçmişe yönelik olarak yapılacak tarhiyatlar da kaldırılacaktır. Yargılama sürecinde olanlar hakkında yapılmış tahakkuklarda, davadan feragat koşulu ile terkin edilecektir.

İlgili Kanun maddeleri aşağıdaki gibidir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

MADDE 14 – 16/12/1999 tarihli ve 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu İle 491 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Türk Uluslararası Gemi Siciline kaydedilecek gemilere ve yatlara ilişkin alım, satım, ipotek, tescil, kredi, gemi kira, zaman çarteri ve tüm navlun sözleşmeleri damga vergisine ve harçlara; bu işlemler nedeniyle alınacak paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine ve fonlara tabi tutulmaz.”

“Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gemi ve yatların, Türk Uluslararası Gemi Sicilinden terkin edilerek bir başka sicile kaydedilmek üzere veya sair suretlerle devri aşamasında da uygulanır. Ancak, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca Türk Uluslararası Gemi Siciline kaydedilen gemilerin, bu sicilden terkin edilerek başka bir sicile kaydedilmek üzere veya sair suretlerle devri halinde, bunların en az altı ay süreyle Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı olarak işletilmiş olması şartı aranır.”

MADDE 15 – 4490 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 3- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, bu Kanun kapsamında tescile tabi deniz araçları arasında bulunan gemi ve yatların Türk Uluslararası Gemi Sicilinden terkin edilerek bir başka sicile kaydedilmek üzere veya sair suretlerle devrine ilişkin olarak bu Kanunun 12 nci maddesi kapsamında istisnalardan yararlananlar hakkında, yararlandıkları bu istisna dolayısıyla geçmişe dönük herhangi bir tarhiyat yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir, tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

Emisyon Primi Kazancı İstisnası

 

Emisyon primi, anonim şirketlerin kuruluş veya sermaye artırımı sırasında ihraç ettikleri hisse senetlerini itibari değerinin üstünde satmaları nedeniyle elde ettikleri kazançtır.

KVK’nın 5’inci maddesinin 1 numaralı fıkrasının (ç) bendi gereğince anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibari değerlerinin üzerinde bir bedelle elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar kurumlar vergisinden istisnadır.

Hisse senetlerinin normal değerinin üzerinde bir değerle satılması sebebiyle oluşan kazanç “520 Hisse Senedi İhraç Primleri” hesabına kaydedilir ve vergiden istisna edilir.

Örnek:

ABC A.Ş. sermaye artışına gitmiş ve itibari değeri 10 TL olan 2.000 adet hisseyi 12 TL’den ihraç etmiştir. Muhasebe kaydı aşağıdaki şekilde olacaktır.

102-Bankalar    24.000,00
500-Sermaye    20.000,00
  520-Hisse Senedi İhraç Primleri          4.000,00

Emisyon primi kazancı doğrudan bilanço hesaplarına kaydedilip, döneme ilişkin gelir-gider tablosuna yansıtılmadığı için dönem beyannamesinde önce KKEG tutarına dahil edilmeli sonra ise istisnalar kısmında belirtilmelidir.

Bu istisna, anonim şirketlerin portföylerinde bulunan başka şirketlere ait hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançları kapsamaz.

Daha Önce Aktifleştirilmiş Ar-Ge Harcamalarının İlgili Dönemde Aktiflerden Çıkarılarak Doğrudan Gider Yazılması Durumları

DSC_1813Ar-Ge indirimi müessesesinin birkaç önemli unsurundan biri de Ar-Ge projesinden vazgeçilmesi veya projenin olumsuz sonuçlanması durumlarında, daha önceki dönemlerde aktifleştirilmiş olan ve cari dönemde projenin sonuçlandığı tarihe kadar yapılmış olan harcamaların muhasebe ve vergisel durumudur.

5746 sayılı kanunun 3 üncü maddesinde “…Ayrıca bu harcamalar, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre aktifleştirilmek suretiyle amortisman yoluyla itfa edilir, bir iktisadi kıymet oluşmaması halinde ise doğrudan gider yazılır. Kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili hesap döneminde indirim konusu yapılamayan tutar, sonraki hesap dönemlerine devredilir. Devredilen tutarlar, takip eden yıllarda 213 sayılı Kanuna göre her yıl belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır.” hükmü bulunmaktadır. Buna paralel olarak, 1 seri no’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 10.2.6. bölümünde de “…Ancak projeden, daha sonraki yıllarda vazgeçilmesi veya projenin tamamlanmasına imkan kalmaması durumunda, kurumun Ar-Ge faaliyeti kapsamında yapmış olduğu ve önceki yıllarda aktifleştirilmiş olan tutarların doğrudan gider yazılabilmesi mümkün bulunmaktadır.”  denmektedir.

Kanaatimce Ar-Ge teşvik mevzuatımızın en önemli noktalarından biri budur. Bir Ar-Ge projesine, doğası gereği,  araştırılan ve planlanan faaliyetlerin başarısızlıkla sonuçlanabileceği henüz proje başlangıcında ihtimal dahilinde tutularak başlanmaktadır. Doğası gereği diyoruz, çünkü Ar-Ge faaliyeti mevzuattaki tanımında da yer aldığı üzere, bilimsel ve teknolojik bir belirsizliğe odaklanan özgün çalışmalardır. Çağımızda özellikle teknoloji alanında o kadar hızlı bir değişim var ki, yapılan bir ar-ge projesi  henüz tamamlanamadan eski bir teknoloji haline gelebilmektedir. Nitekim, “…Gardner Institue’un Bilgi Teknolojileri (BT) sektörü araştırmasına göre, BT projelerinin %74’ü başarısızlıkla tamamlanmakta ya da maliyet/zaman hedeflerini aşmaktadır. Projelerin %51’i bütçesini %200 oranında aşmakta ve ancak hedeflenen özelliklerinin %75’ini karşılayabilmektedir. Standish Group’un 2011 tarihli araştırma raporuna göre ise; BT projelerinin %31’i daha tamamlanmadan iptal oluyorken, %52,7’si maliyetini %189 oranında aşmaktadır.”([1]) Eski bir teknoloji haline gelen projelerin devam ettirilmesi de haliyle gereksiz hale gelebilmekte, proje tamamlandığında çöp hale gelmesi ya da bu sonucun bilinmesine rağmen projeye devam edilmesi durumunda hem ülke hem de işletme kaynaklarının israfı söz konusu olabilmektedir.  Bu takdirde, Ar-Ge teşvikinin işlevselliği büyük ölçüde erozyona uğramaktadır.

Bu nedenlerle, vergi planlayıcıları Ar-Ge konusunda başarı kadar başarısızlığı da dikkate alarak bunun mevzuatını oluşturmuşlardır. Böylece, büyük işletmeler gibi özellikle yeterli kaynağa sahip olmayan küçük işletmeler de Ar-Ge faaliyetine özendirilmekte, olumsuz sonuçlanan Ar-Ge projelerinden meydana gelen zarara devletin iştirak etmesi sağlanmaktadır.  Projelerin başarısız olması durumunda daha önce indirilen ve/veya aktifleştirilen Ar-Ge harcamaları ilgili dönemde doğrudan gider hesaplarına intikal ettirilerek, hem ar-ge indiriminden faydalandırılmakta hem de dönem gideri yapılmasına müsaade edilerek vergi avantajı sağlamaktadır. Aslında burada sanki, baktığınız pencereye göre, devlet tarafından Ar-Ge projesinin olumsuz sonuçlanması daha çok teşvik ediliyor gibi bir bakış açısı da oluşabilir. Çünkü Ar-Ge projesi olumlu sonuçlansaydı, aktifleşen tutarlar projenin sonuçlandığı dönemden itibaren 5 yılda amorti edilecekti. Oysa, proje olumsuz sonuçlanınca, proje harcamalarının tüm aktifleşenlerle birlikte ilgili dönemde tek seferde gider yazılmasına müsaade edilmektedir. Gerçi Bilim Sanayi Bakanlığı tarafından görevlendirilen hakemler, tüm Ar-Ge projelerini, olumlu olumsuz projelerin akıbetlerini inceleyip bir rapor yazıyorlarsa da, konunun bu kısmı mükellefler tarafından muvazaaya çok açıktır. Bu hakemlerin hazırladıkları raporları mükellefin görmediğini de dikkate alacak olursak, denetimlerde buraya dikkat edilmesi gerekebilmektedir. Mükelleflerin projenin sonuç değerlendirme yazılarını bu hususa dikkat ederek ve vazgeçme ve olumsuz sonuçlanma gerekçelerini ortaya koyarak oluşturmaları önem arz etmektedir.

Ar-Ge Projesinin devam etmesinin mümkün olmadığı durumlarda ve/veya projeden vazgeçilmesi durumlarında;

1- Önceki dönemlerde aktifleştirilen Ar-Ge harcama tutarlarının, aktiflerden çıkarılarak ilgili dönemde doğrudan gider yazılabilmesi,

2- Cari dönem ile ilgili harcamaların ise, dönem başından projenin olumsuz sonuçlandığı veya vazgeçildiği tarihe kadar yapılan Ar-Ge harcamaların hem aktifleştirilenlerin hem de henüz aktiflere alınmamış olanların doğrudan gider yazılması ve Ar-Ge indirimine tabi tutulması mümkün bulunmaktadır.

Ayrıca, kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili hesap döneminde indirim konusu yapılamayan tutarlar, sonraki hesap dönemlerinde yeniden değerleme oranında değerlemeye tabi tutularak devredilebilir.

Konuya farklı bir bakış açısı da İstanbul Vergi Dairesinin 06.01.2016 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-125[10-2014/428]-1112 sayılı özelgesi ile gelmiştir. Özelgeye göre, gerek işletmenin kendi talebi doğrultusunda gerekse Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından idari karar ile işletmenin Ar-Ge Merkezi belgesini iptal edilmesi durumunda, yine yukarıdaki esaslara göre daha önce aktifleştirilen Ar-Ge harcamaları ile birlikte tüm Ar-Ge harcamalarının ilgili dönem giderlerine aktarılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

Dipnotlar:
[1] 22.06.2015, http://www.turktekteknoloji.com.tr/Hizmetler.aspx?DataID=8&Baslik=Ar-Ge%20Projesi%20Risk%20Y%F6netimi

Olcay KIRAN

Bağımsız DENETÇİ & SMMM

Serbest Bölgeden Yazılım Satışlarında Yenilik

 

Vesikalık-Olcay

 

Serbest bölgede üretilen yazılımların internet üzerinden satılmak istenmesi halinde (mevzuattaki) istisnalardan yararlanılıp yararlanılamayacağı uzun zamandır tartışma konusu olmuştur. Bu konuyla ilgili verilen tüm özelgeler (ilgili tebliğ dahilinde) yazılımların cd-dvd içine kaydedilerek diğer prosedürlere de uygun olarak satışının yapılması haline istisnadan yararlanılabileceği yönündeydi.

Bu defa 26.04.2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan, 1 numaralı Serbest Bölgeler Genel Tebliğinde değişiklik yapan 3 numaralı tebliğ ile elektronik veri transferi ile yazılımların satışı hakkında yeni düzenlemeler yapılmıştır.

Buna göre tebliğde belirtilen şartların sağlanması halinde internet (elektronik veri transferi) üzerinden yapılan yazılım satışlarından elde edilen kazanç ve bu faaliyet kapsamında çalışanların ücretleri istisna kapsamında değerlendirilecektir.

İlgili tebliğin tam metni aşağıdadır.

Menderes ÇETİN

3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 3)

26 Nisan 2016 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 29695

Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

MADDE 1 – 12/3/2009 tarihli ve 27167 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 1)’nin “3.6. Yazılım Faaliyetleri” başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

3.6. Yazılım Faaliyetleri

Tebliğin bu bölümünde geçen;

– Elektronik transfer yöntemi: Yazılımın internet üzerinden elektronik ortamda gönderilmesini,

– Yazılım: Bir bilgisayar, iletişim cihazı veya bilgi teknolojilerine dayalı bir diğer cihazın çalışmasını ve kendisine verilen verilerle ilgili gereken işlemleri yapmasını sağlayan komutlar dizisinin veya programların ve bunların kod listesini, işletim ve kullanım kılavuzlarını da içeren belgelerin ve hizmetlerin tümünü,

– Yurt dışındaki müşteri: İkametgâhı, işyeri, kanunî ve iş merkezi yurt dışında olan alıcılar ile yurt içinde bulunan bir firmanın yurt dışında kendi adına müstakilen faaliyet gösteren şubelerini,

ifade eder.

Yazılım tanımına uygun bir programın ticari amaçla hazırlanması ve elektronik transfer yöntemiyle ihraç edilmesi halinde, bu yazılım faaliyeti kapsamında serbest bölgede fiilen istihdam edilen personele ödenen ücretler 3218 sayılı Kanunda belirtilen şartları taşıması koşuluyla gelir vergisinden istisna edilecektir.

Yazılım faaliyetinin istisna kapsamında değerlendirilebilmesi için;

– Söz konusu faaliyetin münhasıran ve fiilen serbest bölgede yapılması,

– İşyeri altyapısının ve teknik donanımının bu faaliyetin yapılmasına müsait olması,

– Yazılımın yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olması,

– Yazılımdan yurt dışında faydalanılması,

– Faturanın yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi,

– Dövizin Türkiye’ye getirildiğinin tevsik edilmesi (ödeme belgesi, banka dekontu vb.),

– Ürünün, gümrük çıkış beyannamesi (gümrük çıkış beyannamesi düzenlenmesinin zorunlu olmadığı durumlarda, ilgili mevzuata göre düzenlenen serbest bölge işlem formu) ve YMM faaliyet raporu ile fiili ihracatının gerçekleştiğinin tevsik edilmesi,

gerekir.

Ancak, uygulamada aşağıdaki faaliyetler istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir:

– Bilimsel ve/veya teknolojik ilerlemeler veya teknolojik belirsizliklerin çözülmesini içermeyen olağan ve tekrarlanan faaliyetler,

– Programlama dilleri ile işletim sistemleri hariç olmak üzere internet sitelerinin ve benzerlerinin hazırlanmasına yardımcı mevcut yazılımların kullanılması suretiyle yapılan yazılım geliştirme faaliyetleri,

– Bölgede faaliyette bulunan mükelleflerin, bölge dışında gerçekleştirdikleri yazılım faaliyetleri,

– Türkiye’ye satışı yapılan yazılım programları.”

MADDE 2 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

Sanayi İşletmelerinin Makine-Teçhizat Alımlarına İlişkin Kredilere BSMV İstisnası Geliyor

Vesilkalık-2

Sanayi sicil belgesini haiz sanayi işletmelerince, münhasıran imalat sanayinde kullanılmak üzere alınan makine ve teçhizatın finansmanı için bu işletmeler tarafından kullanılan krediler dolayısıyla lehe alınan paraların   banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna tutulmasına dair tebliğ yayınlanmak üzere Başbakanlığa yollanmıştır.

Tebliğe göre;

İstisnadan Yararlanabilecek Sanayi İşletmeleri

  • Sanayi sicil belgesini haiz olmak koşuluyla gerçek veya tüzel kişilik bünyesinde faaliyette bulunan tüm sanayi işletmeleri, münhasıran imalat ve üretim faaliyetlerine ilişkin alacakları yeni makine ve teçhizatın finansmanı için kullandıkları krediler dolayısıyla istisnadan faydalanabilecektir.

İstisna Kapsamında Kredi Kullanılarak Alınabilecek Makine ve Teçhizat

  • İstisnadan yararlanabilmek için, makine ve teçhizatın münhasıran imalat ve üretim işlerinde kullanılabilecek mahiyette olması gerekmektedir.Bu kapsamda imalat ve üretimle doğrudan ilgisi olmayan büro malzemeleri, demirbaşlar, trafik tescil kuruluşlarınca tescil edilen taşıt araçları vb. makine ve teçhizat kapsamına girmez.
  • Bir bütün halinde teslimi teknik olarak mümkün olmadığı için parçalar halinde alınan ve işletmede kurulumu ve montajı gerçekleştirilen makine ve teçhizat dolayısıyla kullanılan krediler istisna kapsamındadır.
  • Makineyle birlikte alınan ve makinenin ayrılmaz parçası niteliğinde olanlar hariç olmak üzere, makineden ayrı olarak alınan eklentiler ve makineyle birlikte alınsa dahi yedek parçalar istisna kapsamında değildir. Örneğin, metal sanayi alanında faaliyette bulunan bir sanayi işletmesince alınan torna makinasının finansmanı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılabilecek; ancak, söz konusu makinenin belli periyotlarla değişimi gereken yedek parçalarının ve   aksesuarlarının alımı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılamayacaktır.

İstisna Uygulaması

  • İstisna kapsamında kredi kullanmak isteyen sanayi işletmelerinin, sanayi sicil belgesi ile makine ve teçhizat alımına ilişkin proforma fatura veya kredi başvuru tarihinden önceki yedi gün içinde düzenlenmiş satış faturasının birer örneğini kredi kullanılacak finans kuruluşuna ibraz etmesi gerekmektedir.
  • Yeni kurulan ve henüz sanayi sicil belgesi almamış olan sanayi işletmeleri ile sanayi sicil belgesinde yer almayan bir imalat ve üretim alanında faaliyette bulunacak sanayi işletmelerince imalat ve üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere alınan yeni makine ve teçhizatın finansmanı için kullanılan krediler dolayısıyla da kredinin kullanıldığı tarihten itibaren istisnadan yararlanılabilmesi mümkündür. Bu şekilde istisna kapsamında kredi kullanmak isteyen işletmelerin, makine ve teçhizat alımına ilişkin proforma fatura veya kredi başvuru tarihinden önceki yedi gün içinde düzenlenmiş satış faturası ile işletmenin kuruluşuna ya da üretim değişikliğine dair Ticaret veya Esnaf Sicil Gazetesinin birer örneğini kredi kullanılacak finans kuruluşuna ibraz etmesi gerekmektedir.
  • Makine ve teçhizatın alımına ilişkin satış faturası (kredi başvurusunda proforma fatura kullanılması halinde aranacaktır) ile söz konusu makine ve teçhizatın işletme aktifine kaydedildiğini gösteren yasal defter kaydının birer örneğinin kredi kullanım tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili finans kuruluşuna ibraz edilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından çıkarılan ve 25/10/2014 tarihli ve 29156 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan SGM 2014/11 sayılı Sanayi Sicil Tebliğinin 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanayi sicil kaydı için kapasite raporu istenen işletmelerce (halen sanayi sicil belgesini haiz olarak faaliyette bulunduklarına veya sanayi sicil belgesi için ilk defa başvurduklarına bakılmaksızın) ayrıca, istisna kapsamında kullanılan kredi ile alınan makine ve teçhizatın bulunduğu kapasite raporunun bir örneğinin, her halükarda kredinin kapandığı tarihi aşmamak kaydıyla, dört ay içinde ilgili finans kuruluşuna ibraz edilmesi gerekmektedir. Anılan Tebliğin 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sanayi sicil kaydı için kapasite raporu istenmeyen işletmelerden ise ayrıca kapasite raporu aranmaz.
  • İstisna, sadece yeni (kullanılmamış) makine ve teçhizat alımını kapsadığından, sanayi işletmesinin istisna kapsamında kullandığı krediye konu makine ve teçhizatın ilk kullanıcısı konumunda olması gerekmektedir. Bu çerçevede, kullanılmış makine ve teçhizatın finansmanı dolayısıyla kullanılacak kredilere istisna uygulanmayacaktır. Buna göre, makine ve teçhizatın üreticisi veya ticaretini yapanlardan alınması esastır.
  • İstisna uygulanacak kredi tutarı, yurt içi alımlarda satış faturasında yer alan vergiler dahil tutarı; ithalatta ise ithalat işlemine ilişkin ödenen her türlü vergi, resim, harç ve paylar ile ihracatçının düzenlediği fatura ve benzeri belgede yer alan bedel toplamını aşamaz.
  • İlgili finans kuruluşu, işletme tarafından sunulan belgelerin doğruluğunu kontrol ettikten sonra istisna kapsamında kredi kullandırabilecek olup, kredi kullanım tarihinden itibaren lehe alınan paralara (faiz, komisyon, masraf vs.) banka ve sigorta muameleleri vergisi istisnası uygulanacaktır.

İstisna Şartlarının İhlali

  • 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (z) bendi ve bu Tebliğ hükümlerine riayet edilmeden istisna kapsamında kredi kullandırılması veya bu Tebliğde belirlenen belgelerin öngörülen sürelerde eksiksiz olarak finans kuruluşuna ibraz edilmemesi halinde kredinin kullandırıldığı tarihten itibaren zamanında alınmayan vergi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir.

Menderes ÇETİN

SMMM-Denetçi