KDV Beyannamesinde Yapılan Değişiklik Üzerine-2

  • 01.02.2017 tarihinde KDV-1 Beyannamesinde yapılan bir güncelleme ile “İlave Edilecek KDV” kısmının ismi “Daha Önce İndirim Konusu Yapılan KDV’nin İlavesi” olarak değiştirilmişti.

Konuyla ilgili olarak GİB tarafından genel bir açıklama yapılmamıştı. Ancak GİB beyanname servisi ile yapılan görüşmeler sonucunda bu bölümde, KDV Kanunlarına göre indirim konusu yapıldıktan sonra çalınan, yangında zayi olan, imha edilen, KDV Kanunu’nun 17. madde kapsamında bağışlanan mallara ilişkin KDV’lerin beyan edileceği, mal iadeleri ve fiyat farkı nedeniyle düzenlenen faturaların ise 550 kodu ile diğer işlemler bölümünde beyan edileceği belirtilmişti.

  • 03.10.2017 tarihinde KDV-1 Beyannamesinde yeni bir güncelleme yapılmıştı.

Güncellemeye ilişkin yapılan duyuruda; beyannamenin matrah bölümünde yer alan “Diğer İşlemler” tablosuna “504 – Alınan malların iadesi, gerçekleşmeyen işlemler” kodunun eklendiği, daha önce “550-Diğerleri” kodunda bildirilen alış iadeleri ya da gerçekleşmeyen işlemlere ilişkin bilgilerin 504 kodu ile bildirilmesi gerektiği belirtilmişti.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından 19.03.2018 tarihinde E-182442 numarasıyla yapılan bir duyuru ile konu hakkında açıklamalarda bulunulmuştur.

Buna göre;
-KDV Beyannamesinin ” Daha Önce İndirim Konusu Yapılan KDV’nin İlavesi” bölümünde, sadece 3065 sayılı  KDV Kanununun 30. maddesinin (a), (c) ve (d) bendi uyarınca indirilemeyecek KDV tutarı yazılabilir.

-Döviz kuru farklarının KDV beyannamesinde nasıl beyan edileceğine ilişkin olarak,  3065 sayılı  KDV Kanununun 24. maddesi uyarınca kur farkları KDV’nin matrahına dahil olduğundan, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarihten sonra ortaya çıkan kur farklarının KDV Beyannamesinin “Matrah” kulakçığındaki tablolarda beyan edilmesi gerekmektedir.

-Mal iadesine işlemlerine ait vergi tutarlarının beyanı, beyannamenin “Matrah” bölümünde bulunan “Diğer İşlemler” tablosunda yer alan “504-Alınan Malların İadesi/Gerçekleşemeyen İşlemler” işlem türü kullanılarak yapılmalıdır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Reklamlar

Ücret Alınmayan Serbest Meslek Faaliyetleri İçin Serbest Meslek Makbuzu Düzenleyip Düzenlemeyeceği 

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde;

“Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”

67 nci maddesinin birinci fıkrasında;

“Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.”

hükmü yer almaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Makbuz Mecburiyeti” başlıklı 236 ncı maddesinde, “Serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşteride bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.” hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de gerçekleştirilen ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu belirtilerek, 10 uncu maddesinin (a) bendinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması ile (b) bendinde ise malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geleceği hüküm altına alınmıştır.

Yukarda yer verilen hükümler uyarınca,

-Katma değer vergisi bakımından vergiyi doğuran olay malın teslimi veya hizmetin ifasına bağlı olduğundan, serbest meslek faaliyetine ilişkin kazancın tahsil edilmediği durumlarda düzenlenecek serbest meslek makbuzunda, sadece KDV tutarına yer verilerek “….TL mal teslimine / hizmet yapılmasına ilişkin olup bedeli tahsil edilmemiştir.” şeklinde notun yazılması,

-Serbest meslek kazancında tahsil esası geçerli olduğundan (kazancın kısım kısım tahsil edildiği durumlar dahil) serbest meslek makbuzunun tahsil edilen tutar kadar düzenlenmesi ve makbuz üzerinde “KDV için … gün ve … sayılı serbest meslek makbuzu düzenlenmiştir.” şeklinde notun yazılması,

gerekmektedir.

Diğer taraftan, işlemlere taraf olanların düzenlenen serbest meslek makbuzuna dayanarak KDV’ni indirim konusu yapması mümkündür.

(Denizli Vergi Dairesi Başkanlığı 20.07.2011 tarih B.07.1.GİB.4.20.15.01-30-MUK-2010-54-203 sayılı özelge, İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı 20.02.2017 tarih 21152195-130(99-2017-198)-5483 sayılı özelge)

 

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Adi Ortaklıklarda Hisse Devri KDV’ye Tabi midir?

 

Vesilkalık-2

Ülkemizde inşaat sektöründe iş yapmak oldukça rağbet görmektedir. Bu faaliyet icra edilirken tercih edilen yapılanma türlerinden biride “adi ortaklık”tır.

Adi ortaklık gerçek şahıslar, tüzel kişiler arasında veya her ikisinin karışımıyla herhangi bir şekil şartına bağlı olmadan kurulabilir.

Mevzuatımıza göre; adi ortaklıklar, KDV ve muhtasar vergi yükümlülükleri için vergi mükellefiyeti tesis ettirebilmektedirler. Kendi adlarına kanuni defter tasdik ettirebilmekte, kendi adlarına fatura bastırabilmektedir.

Ortaklığın yaptığı tüm ticari işlemler KDV Kanunu uyarınca vergiye tabidir. (İstisna ve muafiyet halleri hariç)

Öte yandan adi ortaklıkta, ortaklığın sona ermesi sonucunu doğurmayan hisse devri işlemleri KDV’ye tabi değildir. Ortaklığın sona ermesi sonucunu doğuran devir işlemlerinde ise vergi uygulanır.

Buna göre bir adi ortaklıkta, ortaklardan biri veya birkaçının hisselerini diğer ortaklara veya üçüncü şahıslara devretmesi, bu şekilde ortaklıktan bazı ortakların ayrılması veya ortaklığa yeni ortakların alınması halinde, mevcut adi ortaklık, ortak sayısındaki değişiklik dışında aynen devam ediyorsa, bu hisse devri işlemlerinde vergi uygulanmaz.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

KDV’nin Konusuna Giren ve Girmeyen Teslim ve Hizmetler

Vesilkalık-2

KDV’nin konusuna giren işlemler, 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde sayılmış olup, mal teslimi veya hizmet ifalarının verginin konusuna girebilmesi için, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılmış olmaları veya aynı maddede belirtildiği üzere, “diğer” faaliyetler kapsamında yapılmaları gerekir. İthalatta ise prensip olarak her türlü mal ve hizmet ithali vergiye tabidir.

Ayrıca maddenin üçüncü fıkrasında;

– Bu faaliyetlerin kanunların veya resmi makamların gösterdiği gerek üzerine yapılmasının,

– Bunları yapanların hukuki statü ve kişiliklerinin,

– Türk tabiyetinde bulunup bulunmamalarının,

– İkametgâhı veya işyerlerinin yahut kanuni merkez veya iş merkezlerinin Türkiye’de olup olmamasının,

işlemlerin mahiyetini değiştirmeyeceği ve vergilendirmeye mani teşkil etmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Bu hükme göre dar mükellef, tam mükellef, özel, resmi ayrımı yapılmaksızın, işlemin Türkiye’de yapılması şartıyla, söz konusu işlemleri kim yaparsa yapsın vergilendirilir.

Ayrıca diğer vergi kanunlarındaki muafiyet ve istisnalar bu Kanuna göre geçerli değildir.

60 numaralı KDV sirkülerinde ise işlemlerin Türkiye’de ya da yurtdışında yapılması ile ilgili şu açıklamalar yapılmıştır.

1.1. İşlemlerin Türkiye’de Yapılması

KDV Kanununun 6 ncı maddesinde işlemlerin Türkiye’de yapılmasının; malların teslim anında Türkiye’de bulunmasını, hizmetin Türkiye’de yapılmasını veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasını ifade ettiği hükmü yer almaktadır.

1.1.1. Yurtdışındaki İşlemler

KDV Kanununun 1 ve 6 ncı maddelerine göre, yurtdışında gerçekleşen mal teslimleri ile yurt dışında ifa edilip yine yurtdışında yararlanılan hizmetler KDV’nin konusuna girmemektedir. Türkiye’de yapılmayan işlemin bedeli üzerinden KDV hesaplanması veya böyle bir işlemin Kanundaki herhangi bir istisna hükmü ile ilişkilendirilmesi söz konusu değildir.

Buna göre, Türkiye’deki bir mükellefin;

– Yurt dışında düzenlenen bir fuara Türkiye’den katılan firmalara yurt dışında verdiği stant kurulumu, montajı, lojistik vb. hizmetler,

– Yurt dışında yaptığı inşaat, onarım, montaj işleri,

– Yurt dışındaki bir firmanın doğrudan yurt dışındaki başka bir firmaya (mallar Türkiye’ye gelmeksizin) yapacağı teslimlere ilişkin olarak verdiği aracılık hizmeti,

– Türkiye’deki başka bir firmanın personelini yurt dışına götürmek suretiyle aynı sektörde faaliyette bulunan yabancı firmalarla tanıştırma, bilgilendirme, eğitim şeklinde yurt dışında verdiği danışmanlık hizmeti,

– Yurt dışındaki bir firmanın mallarının, yine yurt dışındaki bir başka firmaya pazarlanmasına yönelik olarak yurt dışında verdiği satış komisyonculuğu hizmeti

Türkiye’de ifa edilmediğinden veya bu hizmetlerden Türkiye’de faydalanılmadığından KDV’nin konusuna girmemektedir.

Türkiye’de serbest meslek faaliyeti dolayısıyla KDV mükellefi olan bir doktor veya avukatın, Türkiye’de KDV mükellefi olan bir firmaya yurt dışında verdiği hizmetler de verginin konusuna girmeyecektir.

1.1.2. Türkiye’deki İşlemler

KDV Kanununun 1 ve 6 ncı maddelerine göre, Türkiye’de gerçekleşen mal teslimleri ile Türkiye’de ifa edilen veya yurt dışında ifa edilmekle birlikte Türkiye’de faydalanılan hizmetler KDV’ye tabidir. Bu teslim ve hizmetlerin yabancı firmalara yapılması bu durumu değiştirmez.

Türkiye’de yapılan, ancak yurt dışında faydalanılan hizmetler ise KDV’nin konusuna girmekle birlikte Kanunun 12/2 nci maddesindeki şartları taşımak kaydıyla KDV’den istisna bulunmaktadır.

Buna göre, Türkiye’deki bir mükellefin;

– Yurt dışındaki otellere turist, okullara öğrenci, fuarlara ziyaretçi veya katılımcı bulunmasına yönelik yurt dışındaki firmaya Türkiye’de verdiği aracılık hizmetleri,

– Yurt dışındaki firmalara ait ürünlerin Türkiye’de satışı için bu firmalara verdiği pazarlama, aracılık, danışmanlık vb. hizmetleri

genel esaslar çerçevesinde KDV’ye tabi bulunmaktadır.

Bu işlemlerin, KDV Kanununun 11/1-a ve 12/2 nci maddelerine göre ihracat istisnası kapsamında değerlendirilmesi de söz konusu değildir.

Öte yandan, Türkiye’deki bir firmanın yurt dışından ithal edeceği mallara ilişkin olarak yurt dışındaki firmadan yurtdışında aldığı kalite kontrol, barkodlama, elleçleme vb. hizmetlerden Türkiye’de faydalanıldığından, bu hizmetler genel esaslar çerçevesinde KDV’ye tabi olacaktır.

Ayrıca KDV’nin konusuna girmeyen işlemler için direkt yada dolaylı olarak yüklenilen KDV’lerin indirimi (KDV Kanunu madde 30 kapsamında) mümkün değildir. İndirilemeyen KDV tutarı gider yada maliyet kaydedilir.

Bu işlemler için kesilen faturalar KDV beyannamesinde beyan edilmez.

*KDV’nin konusuna girmeyen işlemler için aşağıdaki örnekler verilebilir.

-Türkiye’de Yapılmayan Teslimler,

-Türkiye’de Yapılmayan Hizmetler,

-Avanslar

-Masraf Aktarımı (KDV’siz Masraflar)

-Tazminatlar,

-Cezai Şartlar,

-Nefaset Bedelleri

-Aidatlar

-Ücretler,

-Depozitolar,

-Teminatlar,

-Sübvansiyonlar,

-Geçici Vergi Dönemlerindeki Kur Değerlemeleri

 

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

Solucan Gübresinin Tesliminde KDV Oranı

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı solucan gübresinin tesliminde uygulanması gereken KDV oranı hakkında bir özelge yayınlamıştır.

Özelgeye göre;

Bu gübrenin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilen gübreler arasında yer alması ve tarımsal amaçlı satılması halinde, 1.1.2016-10.2.2016 tarihleri arasındaki tesliminin % 1 oranında KDV’ye tabi tutulması, 10.2.2016 tarihinden sonraki tesliminin ise KDV’den istisna olması gerekmektedir.

Özelge aynen aşağıdadır.

02.03.2017 tarihli Kaliforniya Solucanından gübre üretiminin vergilendirilmesi hakkındaki yazımıza da buradan ulaşabilirsiniz.

Menderes ÇETİN

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergileri Grup Müdürlüğü)

  Sayı:39044742-130-78888

21.03.2017

Konu: Hayvansal orijinli gübre (solucan gübresi) tesliminde KDV oranı

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, hayvansal orijinli gübre (solucan gübresi) ürettiğinizi belirterek bu teslimlerde uygulanacak katma değer vergisi (KDV) oranı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

KDV oranları, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK)’na ekli (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, bu listelerde yer alanlar hariç olmak üzere vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir.

29.12.2015 tarihli ve 2015/8353 sayılı BKK ile bazı mallara uygulanacak KDV oranları yeniden belirlenmiştir. Bu kapsamda, 2007/13033 sayılı BKK eki (I) sayılı listeye 20 nci sıra eklenerek; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilen gübreler ile gübre üreticilerine bu ürünlerin içeriğinde bulunan hammaddelerin teslimlerinde KDV oranı 1.1.2016 tarihinden itibaren % 1 olarak belirlenmiştir.

Ayrıca, 6663 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13 üncü maddesi ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına (ı) bendi eklenmek suretiyle bu teslimler 10.2.2016 tarihinden geçerli olmak üzere tam istisna kapsamına alınmıştır.

Buna göre, söz konusu hayvansal orijinli gübrenin (solucan gübresinin) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilen gübreler arasında yer alması ve tarımsal amaçlı satılması halinde, bu ürünün 1.1.2016-10.2.2016 tarihleri arasındaki tesliminin % 1 oranında KDV’ye tabi tutulması, 10.2.2016 tarihinden sonraki tesliminin ise KDV’den istisna olması gerekmektedir. Ancak tarımsal amaç dışında kullanmak üzere satın alanlara yapılan hayvansal orijinli gübre (solucan gübresi) teslimleri ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilen gübreler arasında yer almayan bahse konu solucan gübresinin genel oranda (% 18) KDV’ye tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 (*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Takvim Aşılsa da KDV indirim Hakkının Kaybolmayacağı Durumlar

Vesilkalık-215 Şubat 2017 Tarihli Resmi Gazete ‘de yayınlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Seri No: 11 ile yapılan önemli değişikliklerden biride tebliğin “III/C. İNDİRİM” bölümüne yapılan ekleme olmuştur.

Buna göre;

  • Düzenlenen faturanın alıcı tarafından dava konusu yapılması nedeniyle ilgili takvim yılında indirim konusu yapılamayan KDV, davanın sonuçlandığı yıl içinde alıcı tarafından kanuni defterlere kaydedilmesi şartıyla indirim konusu yapılabilir.
  • Sorumlu sıfatıyla KDV beyanının hiç yapılmadığının veya eksik yapıldığının tespiti üzerine veya mükellefin kanuni süresinden sonra sorumlu sıfatıyla verdiği beyanname üzerine bu vergilerin tarh edilmesi halinde, tarh edilen KDV’nin vergi dairesine ödenmesi ve ödemenin gerçekleştiği takvim yılı aşılmaması şartıyla, ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkündür.
  • KDV’ye tabi işlemi yapan satıcı tarafından zamanında düzenlenmeyip, alıcı tarafından en geç fatura düzenleme süresinin son gününü takip eden vergilendirme dönemi içinde noterden ihtarname gönderilmesi üzerine satıcı tarafından düzenlenen faturada gösterilen KDV, alıcı tarafından faturanın düzenlendiği takvim yılı içinde kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirim konusu yapılabilir.

Böylece bu üç olaya mahsus olarak KDV’yi doğuran olayın vuku takvim yılı aşılmış olsa bile indirim hakkı kaybolmayacaktır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

 

İhraç Kayıtlı Satışlarda Kur Farkı Oluşması Halinde Düzenlenecek Faturada Yeni Düzenleme

Vesilkalık-2İhraç kayıtlı satışlar nedeniyle imalatçının aleyhine kur farkı oluşması halinde izlenmesi gereken yol 95 seri nolu KDV Tebliğinde belirtilmişti. Tebliğe göre;

İmalatçıların aleyhlerine ortaya çıkan kur farkları için ihracatçılar tarafından düzenlenecek faturaya istinaden ihracatçıya KDV ödemeleri, bu tutarın ihracatçı tarafından beyan edilmesi, imalatçı tarafından da faturada gösterilen KDV’nin indirim konusu yapılması gerekmektedir.

Bu durumda, imalatçının fazladan almış olduğu iade tutarı ihracatçı aracılığıyla Hazineye intikal etmekte ve imalatçı tarafından indirim konusu yapılmış olmaktadır. Bu nedenle, kurdaki düşüşten kaynaklanan matrah değişikliğine bağlı olarak imalatçının iade tutarında bir değişiklik yapılmasına da gerek bulunmamaktadır.”

95 seri numaralı KDV Tebliği KDV Genel Uygulama Tebliği ile yürürlükten kaldırılmıştır. KDV Genel Uygulama Tebliği yayım tarihine kadar çıkmış olan 123 adet KDV Tebliğinin yerini almış ve uygulamaya yön vermiştir. Bu tebliğde imalatçıların aleyhine oluşan kur farkları için bir düzenleme yapılmadığı için uygulama eski tebliğe göre devam etmiştir.

Bu defa 15.02.2017 tarihinden geçerli olmak üzere KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 11 Seri Nolu KDV Genel Tebliği ile yapılan düzenleme uygulamaya yeni bir yön verilmiştir.

Yeni düzenlemeye göre;

İmalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farkları için ihracatçılar tarafından düzenlenecek faturada KDV hesaplanmaz. Bu kapsamda düzenlenen faturaya; “3065 sayılı KDV Kanununun (11/1-c) maddesi hükümlerine göre, ihraç edilmek şartıyla yapılan teslimlerde imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin olduğundan KDV hesaplanmamıştır.” ifadesi yazılır. Ayrıca söz konusu faturada, imalatçı tarafından düzenlenen faturanın tarih ve sayısına yer verilir.

İmalatçılara ihraç kayıtlı teslim nedeniyle iade edilecek KDV hesabında, imalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farklarından doğanlar da dahil olmak üzere, imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin verginin (imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ihraç kayıtlı teslim edilen malın tabi olduğu oran uygulanmak suretiyle bulunan tutar) ihraç kayıtlı teslim bedeli üzerinden hesaplanan vergiden düşüleceği tabiidir.

Buna göre 15.02.2017 tarihinden itibaren imalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farkları için düzenlenecek faturalarda KDV hesaplanmasına gerek yoktur. Bu fatura üzerine yukarıda açıklandığı şekilde şerh düşülmesi ve imalatçı tarafından düzenlenen faturanın tarih ve sayısının da belirtilmesi gerekmektedir.

Yeni düzenlemeye göre;

-kur farkı için düzenlenen faturada KDV hesaplanmayacağı,

-KDV Kanunda yer alan istisna maddeleri içinde böyle bir istisna hükmü olmadığı

dikkate alındığında bu faturaların dolayısıyla (fatura düzenlenmesine esas olan) kur farklarının KDV Kanununun kapsamının dışında kaldığı kabul edilmiş gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Halbuki Mali İdare KDV Kanununda yer almamasına rağmen kur farklarını vade farkı olarak yorumlayıp fatura tarihi ile ödeme tarihi arasında kur farkı oluşması halinde bu fark üzerinden (ya da içinden) vergi ödenmesini istemektedir.

Bu durumun çelişkili bir görüntü oluşturduğunu düşünüyorum. Her ne kadar kur farklarının enflasyon etkisi ile olduğu ve enflasyon dolayısıyla ortaya çıkan farkların KDV Kanunu kapsamın dışında kaldığını düşünsem de bu tebliğ öncesine kadar gerçekleştirilen (kur farkı faturasının KDV’li düzenlenmesinin) uygulamanın kendi içinde tutarlı olduğunu göstermekteydi.

Bir sorunda KDV’siz düzenlenen bu kur farkı faturasının KDV Beyannamesinde beyan edilip edilmeyeceğidir. KDV Kanununda yer alan bir istisna sebebiyle KDV’siz düzenlenmediği için (zaten KDV Beyannamesinde bu faturaları kapsayacak bir kodda yoktur) bu faturalar beyannamede gösterilmemelidir. Zira KDV Kanunu kapsamında dışında kalan bir işlem dolayısıyla düzenlenen faturanın bu beyannameye eklenmemesi gerekmektedir.

Ayrıca ihracatçı ve imalatçının e-fatura mükellefi olması halinde imalatçı aleyhine kesilecek kur farkı faturasının Haziran 2016 tarihli UBL-TR Kod Listelerine ilişkin rehberde “1 no.lu kdv beyannamesinin doldurulmasına ilişkin açıklamalar ve işlem kodlari dışındaki, istisna olmayan ancak 0 KDV’li fatura oluşturulması gereken durumlarda kullanılacaktır.” açıklamasıyla belirtilen “351” kod altında kesilmesi gerekmektedir.

Öte yandan bilindiği üzere ihraç kayıtlı satışlarda iade beyanname dışında hesaplanmaktadır. Yeni düzenlemede imalatçıya yapılacak iade sırasında (ihraç kayıtlı satışa ait) matrahta meydana gelen azalmaların nasıl tespit edileceği kısmı net değildir. Belki de dövizli ihraç kayıtlı satışlar nedeniyle iade istenmesi halinde bu faturaya ilişkin ödemenin makbuzunun da tevsiki istenebilir. Böylece ihraç kayıtlı satış ile yapılan ödeme arasında ortaya çıkan kur farkı tespit edilerek yapılacak iadeden düşülebilir. Ancak buda mükellef nezdinde hak kaybına neden olacaktır.

Yeni düzenlemenin piyasadaki etkilerini bekleyip göreceğiz.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi