KDV Beyannamesinde Yapılan Değişiklik Üzerine

Vesilkalık-2

  • 01.02.2017 tarihinde KDV-1 Beyannamesinde yapılan bir güncelleme ile “İlave Edilecek KDV” kısmının ismi “Daha Önce İndirim Konusu Yapılan KDV’nin İlavesi” olarak değiştirilmişti.

Konuyla ilgili olarak GİB tarafından genel bir açıklama yapılmamıştı. Ancak GİB beyanname servisi ile yapılan görüşmeler sonucunda bu bölümde, KDV Kanunlarına göre indirim konusu yapıldıktan sonra çalınan, yangında zayi olan, imha edilen, KDV Kanunu’nun 17. madde kapsamında bağışlanan mallara ilişkin KDV’lerin beyan edileceği, mal iadeleri ve fiyat farkı nedeniyle düzenlenen faturaların ise 550 kodu ile diğer işlemler bölümünde beyan edileceği belirtilmişti.

  • 03.10.2017 tarihinde KDV-1 Beyannamesinde yeni bir güncelleme yapılmıştır.

Güncellemeye ilişkin yapılan duyuruda; beyannamenin matrah bölümünde yer alan “Diğer İşlemler” tablosuna “504 – Alınan malların iadesi, gerçekleşmeyen işlemler” kodunun eklendiği, daha önce “550-Diğerleri” kodunda bildirilen alış iadeleri ya da gerçekleşmeyen işlemlere ilişkin bilgilerin 504 kodu ile bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bu duyuruş sonrasında; fiyat farkı, kur farkı, mal iadesi vb. faturaların “504 kodu” ile beyannamede bildirilmesi gerektiği, bir başka ifade ile bu faturaların her ne kadar tekdüzen hesap planına göre gelir kaydedilmeyenleri (mal iadesi, fiyat farkı vb.) olsa da KDV-1 beyannamesinde yer almasının gerektiği açıklığa kavuşturulmuştur.

Beyanname üzerinde “504 kodunda” bildirilen fatura tutarlarının beyannamedeki aylık teslim ve hizmetler toplamı içine dahil olmaktadır.  Ayrıca bu alanda KDV oranı seçilemediği için, farklı KDV oranlarında birden fazla faturanın beyanının söz konusu olması halinde, tüm faturaların toplam matrahı ve toplam kdvsi olarak bu alana veri girişi yapılmalıdır.

Hal böyle olunca tek düzen hesap planı ve uygulamalarına istinaden gelir kaydedilmeyen bazı fatura tutarlarının KDV beyannamesi üzerinde bildirimin yapıldığı yer sebebiyle aylık teslim ve hizmet tutarına dahil olması durumu ortaya çıkmıştır.

Mükelleflerin “Geksis” raporlarında yıllık kazanç beyanı ile KDV-1 beyannamesindeki kümülatif teslim ve hizmet tutarının kıyaslandığı ve farklılık varsa izahat istendiği de dikkate alındığında bu değişikliklerin mükelleflere ekstra iş yükü getireceği çok açıktır.

 

Menderes ÇETİN

SMMM-Denetçi

Reklamlar

2017 Yılında Yapılan Yatırımlar Dolayısıyla Hak Kazanılan Katkı Tutarının Sonraki Yıllarda Kullanılması Mümkün müdür?

Vesilkalık-2

Bilindiği üzere indirimli kurumlar vergisi müessesi eski yatırım indirimi uygulamasının yerini almıştır.

Bu kapsamda ana düzenleme KVK madde 32/A ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılmıştır. Daha sonra bu bakanlar kurulu kararında muhtelif tarihlerde çeşitli değişiklikler ve eklemeler yapılarak uygulamaya yön verilmiştir.

Bu değişikliklerden biride 2017/9917 Sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Kararla yapılmıştır.

Bu karar ile 2012/3305 sayılı karara eklenen geçici 8. Madde aşağıdaki gibidir.

GEÇİCİ MADDE 8- (1) Bu Karar ve daha önceki kararlara istinaden imalat sanayiine yönelik (US-97 Kodu: 15-37) düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, 1.1.2017 ile 31.12.2017 tarihleri arasında gerçekleştirilecek yatırım harcamaları için;

  1.  Bina-inşaat harcamalarında KDV iadesi,
  2.  Bölgesel, büyük ölçekli ve stratejik teşvik uygulamaları kapsamında vergi indirimi desteğinde uygulanacak yatırıma katkı oranları her bir bölgede geçerli olan yatırıma katkı oranına 15 puan ilave edilmek suretiyle, kurumlar vergisi veya gelir vergisi indirimi tüm bölgelerde yüzde yüz oranında ve yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde yatırımcının diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına uygulanacak oranı yüzde yüz olmak üzere,

teşvik belgesi üzerinde herhangi bir işlem yapılmaksızın uygulanır.”

Bu karara göre 2017 Yılında yapılacak yatırım harcamaları için;

-teşvik belgesi üzerinde yazan yatırıma katkı oranına 15 puan eklenecek,

-kurumlar ve gelir vergisi indirimi oranı %100 olarak uygulanacak,

-yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara uygulanacak mahsup oranı %100 olarak uygulanacaktır.

Bu kapsamda haktan yararlanmak için teşvik belgesi üzerinde bir değişiklik yapılması gerekmemektedir.

2017 yılında imalat sanayiine yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamında yatırım harcaması yapılmasına rağmen yılsonunda kazanç elde edilmemesi halinde bu uygulamadan nasıl yararlanılacaktır?

Esasen (bu kapsamda) 2017 yılı içinde yeni bir yatırımın (sıfırdan) yapılması halinde aynı yılsonunda bu yatırımdan kar elde edilmesini beklemek pek mantıklı değildir. Diğer faaliyetlerden elde edilen kazancın da olmaması halinde mükellefin bu uygulamanın cezbedici yanından faydalanması mümkün olmayacak mıdır?

Böyle bir durumda nasıl bir uygulama yapılacağı hakkına ilgili kararda bir açıklama yapılmamış olsa da kazanılan hakkın kaybedilmemesi gerektiğini düşünmekteyim. Zira geçici madde ile yapılan düzenlemede hakkın sadece 2017 yılında elde edilen kazançlara uygulanabileceği yönünde kısıtlayıcı bir belirlemede yapılmamıştır. Dolayısıyla bu madde de belirtilen şartları sağlamak kaydıyla hesaplanacak yatırıma katkı tutarı ve artırımlı vergi indirimi kazancın çıktığı sonraki dönemlerde kullanılabilecektir.

2017 yılında yapılan yatırım dolaysıyla hak kazanılan yatırıma katkı tutarının toplam yatırım tutarı içinde ayrıca takip edilmesi gerektiği açıktır. Bu durum, toplam yatırıma katkı tutarının birkaç parça halinde takip edilmesi sonucunu doğuracaktır.

Örneğin, toplam yatırıma katkı tutarı şu parçalardan oluşabilir.

-2017 yılında yapılan yatırım dolayısıyla hak kazanılan yatırıma katkı tutarı,

-yatırımın tamamlanmamış olması halinde 2018 yılı (veya sonraki yıllar için) toplam yatırma katkı tutarından mahsup edilebilecek (diğer faaliyet kazançları üzerinden yararlanılacak) yatırıma katkı tutarı,

-2018 yılında kısmen yatırıma başlanmış olması halinde yatırımdan elde edilecek kazanç üzerinden hesaplanacak yatırıma katkı tutarı gibi…

Tüm bunların geçici vergi ve kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde nasıl gösterileceği, uygulamada herhangi birine öncelik verilmesi gerekip gerekmediği ise ayrı bir belirsizliktir.

Ayrıca 2017 yılında kazancın yetersizliği nedeniyle tamamen ya da kısmen yararlanılamayan yatırıma katkı tutarı yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınabilecektir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Teverruk Yöntemi İle Finansman Temini

Vesilkalık-2Genelde katılım bankalarının uyguladığı bir yöntem olan teverruk satışı; nakit bulmak amacıyla bir şahıstan vadeli olarak alınan malın bir başka şahsa peşin satılmasına verilen genel addır.

Bu satış yöntemine dayandırılarak yapılan işlemlerden bazıları şöyledir.

– A bankası, B konsorsiyumundan taksitle mal almak istediğini belirtir. B konsorsiyumu malı temin eder ve A bankasına taksitle satar. Böylece A bankası, B konsorsiyumuna taksitle borçlanmış olur. Daha sonra A bankası malı peşin bedelle satması için B konsorsiyumuna vekalet verir. B konsorsiyumu malı satar ve parasını A bankasına gönderir veya A bankası bu malı bizzat satarak nakit elde eder.

– B konsorsiyumu kendisi adına mal alımı yapması için A bankasına vekalet verir. A bankası bu vekalete dayanarak B konsorsiyumu adına mal alır. Malın bedelini B konsorsiyumu öder. A bankası bu malı taksitle B konsorsiyumundan alır. A bankası malı peşin satar ve nakit elde etmiş olur. (http://www.uzeyirdogan.com/?Syf=26&Syz=171654)

Alım-satım yapılarak elde edilen bu finansmanın elde etme maliyeti için yapılan (vade farkı) ödemeleri de kurum kazancında gider olarak kabul edilmektedir.

Bu hususta İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığınca 08.05.2017 tarih ve 62030549-120[6-2013/433]-125274 sayılı özelgede verilen görüş Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirketin finansman ihtiyacını karşılamak amacıyla “teverruk” ya da “uluslararası murabaha” yöntemiyle bankadan vadeli olarak satın alınan emtia sertifikasının, peşin olarak satılarak nakde çevrilmesi karşılığı bankaya ödenecek vade farkı tutarlarının, vade farklarının tahakkuk ettiği dönemlerde kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.” şeklindedir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Ferdi İşletmeye Ait Geçmiş Yıl Zararları Kurum Kazancından İndirilebilir Mi?

Vesilkalık-2193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 80 inci maddesinin son fıkrasında, faaliyetine devam eden ticari bir işletmenin kısmen veya tamamen satılmasından veya ticari işletmeye dahil amortismana tabi iktisadi kıymetlerle anılan maddenin birinci fıkrasında yazılı mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançların ticari kazanç sayılacağı ve bunlara ticari kazanç hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında da bu maddede geçen “elden çıkarma” deyiminin mal ve hakların satılmasını, bir ivaz karşılığında devir ve temlikini, trampa edilmesini, takasını, kamulaştırılmasını, devletleştirilmesini, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, kazancı bilanço esasına göre tespit edilen ferdi bir işletmenin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve pasifiyle bütün halinde devrolunması, devralan şirketin bilançosuna aynen geçirilmesi ve devredilen ferdi işletmenin sahip veya sahiplerinin şirketten, devir bilançosuna göre hesaplanan öz sermayesi tutarında ortaklık payı alması (Bu ortaklık payını temsil eden hisse senetlerinin nama yazılı olması şarttır.) halinde değer artışı kazancı hesaplanmayacağı ve vergileme yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanunun “Zararların Kârlara Takas ve Mahsubu” başlıklı 88 inci maddesinde ise,

“Gelirin toplanmasında gelir kaynaklarının bir kısmından hasıl olan zararlar (80 inci maddede yazılı diğer kazanç ve iratlardan doğanlar hariç) diğer kaynakların kazanç ve iratlarına mahsup edilir.

Bu mahsup neticesinde kapatılmayan zarar kısmı, müteakip yılların gelirinden indirilir. Arka arkaya beş yıl içinde mahsup edilmeyen zarar bakiyesi müteakip yıllara naklolunamaz.

Menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarında, gider fazlalığından doğanlar hariç, sermayede vukua gelen eksilmeler zarar addolunmaz.

…”

hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Zarar Mahsubu” başlıklı 9 uncu maddesi ile aynı Kanunun 20 nci maddesi kapsamında gerçekleştirilen devir ve bölünmelerde geçmiş yıl zararlarının mahsubuna yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeyle kurumların devir ve bölünmelerinde geçmiş yıl zararlarının mahsubuna imkan tanınmış olup; devralınan şahıs işletmelerinin geçmiş yıl zararlarının mahsubunun bu madde kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Ayrıca, şahıs işletmelerinin sermaye şirketlerine devrinde, gelir vergisi mükellefiyetine ilişkin geçmiş yıl zararlarının kurumlar vergisi matrahının tespitinde mahsup edilebileceğine ilişkin olarak vergi mevzuatımızda herhangi bir düzenleme yer almamaktadır.

Bu açıklamalara göre ferdi işletmenin Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendine göre tüzel bir kuruma devrinde, bu ferdi işletmenin cari yıl ve geçmiş yıl zararlarının (devir alan kurumun) kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Finansal Kiralama Konusu Malın Devredilmesinde Vergisel İşlemler

Vesilkalık-2

6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun

-18’inci maddesinde;  finansal kiralama sözleşmesinin kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleşme olduğu,

-23’üncü maddesinde; finansal kiralama konusu malın mülkiyetinin kiralayana ait olduğu, ancak tarafların sözleşmede, sözleşme süresi sonunda kiracının, malın mülkiyetini satın alma hakkını haiz olacağını kararlaştırabileceği,

-26’ıncı maddesinde; kiracı, kiracılık sıfatını veya sözleşmeden doğan hak veya yükümlülüklerini, kiralayandan yazılı izin almak kaydıyla devredebileceği, konut finansmanı kapsamında yapılan finansal kiralama işlemlerinde kiracı, kiralayana bilgi vermek, diğer finansal kiralama işlemlerinde ise sözleşmede hüküm bulunmak kaydıyla finansal kiralama konusu malın zilyetliğini bir başkasına devredebileceği hüküm altına alınmıştır.

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 328’inci maddesine göre; devir ve trampa satış hükmündedir.

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesine göre; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabidir. Bu kanuna göre; “teslim” bir malın tasarruf hakkının devrini, “hizmet” ise teslim ve teslim sayılan haller ile ithalat dışındaki işlemleri ifade etmektedir.

Bu çerçevede, finansal kiralamaya konu bir malın kiracının kullanımına bırakılması teslim sayılmamaktadır.

İndirimli KDV oranı, Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin 22.2.2013 tarihli ve 2013/4345 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen gümrük tarife istatistik pozisyonlarında yer alan ve amortismana tabi iktisadi kıymet niteliği taşıyan makine ve cihazların finansal kiralamaya konu olmak üzere finansal kiralama şirketlerine teslimi ve bu malların finansal kiralama şirketleri tarafından katma değer vergisi mükelleflerine kiralanması ve teslimi işlemlerinde geçerli olmaktadır.

Buna göre finansal kiralama sözleşmesi kapsamında kiracılık sıfatının bir başka şirkete devredilmesi işlemi KDV kanunu hükümlerine göre teslim değildir. Ancak  bu teslim sırasında yeni kiracıdan bir bedel tahsil edilmesi halinde bu bedel %18 oranında KDV’ye tabi olacaktır. Bir başka ifade ile devir nedeniyle alınan bu bedele, devir finansal kiralama şirketi ile KDV mükellefi arasında değil iki KDV mükellefi arasında yapıldığı için indirimli vergi oranının uygulanması mümkün değildir. Devir alınan finansal kiralama sözleşmesi kapsamında yapılacak ödemelerde ise indirimli KDV oranının uygulanabileceği tabiidir.

Vergi usul mevzuatı açısından devir satış hükmünde olduğundan, yeni kiracıdan alınacak bedel karşılığında (devir eden kiracı tarafından satışa dair) fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

Kreş ve Gündüz Bakımevleri İle Eğitim Ve Öğretim İşletmelerinde Kazanç İstisnası

18.08.2016 tarihli “Özel Kreş Ve Gündüz Bakımevlerine Vergi İstisnası Geliyor” başlıklı yazımda bahsettiğim düzenleme 6745 Sayılı Kanun ile 193 ve 5520 sayılı kanunlarda değişiklik yapılmak suretiyle gerçekleştirilmiştir.

Uygulama hakkında detaylı açıklamalar 23.12.2016 tarihinde yayınlanan 295 sayılı Genel Tebliğ ile yapılmıştır.

Tebliğe göre;

Özel kreş ve gündüz bakımevlerine tanınan kazanç istisnası, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının açılış izni ile faaliyet gösteren özel kreş ve gündüz bakımevlerinin işletilmesinden elde edilen ticari kazançlara uygulanacaktır.

1.1.2017 tarihinden önce faaliyete geçmiş bulunan özel kreş ve gündüz bakımevlerinin işletilmesinden elde edilen kazançlar ile bu kreş ve gündüz bakımevlerini 1.1.2017 tarihinden sonra devralanlar tarafından işletilmesinden elde edilen kazançlar istisna uygulaması dışında bulunmaktadır.

Bir başka ifade ile kreş ve gündüz bakımevlerinin mutlaka 01.01.2017 tarihinden sonra açılması gerekmekte olup mevcut kreş ve gündüz bakımevlerinin yeni duruma uygun olarak gerekli belgeleri temin ederek istisna kapsamında faaliyete devam etme şansları yoktur. Bu açıdan bunun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söylebiliriz.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının açılış izni ile faaliyet gösteren özel kreş ve gündüz bakımevlerinin istisnadan yararlanabilmeleri için 1.1.2017 tarihinden itibaren faaliyete geçmiş olmaları gerekmektedir.

Mükellefler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca kendilerine verilen kurum açma izin belgesiyle, faaliyete geçtikleri vergilendirme döneminden itibaren söz konusu istisnadan yararlanabileceklerdir. Mükelleflerin, söz konusu istisnadan yararlanmak için ayrıca Maliye Bakanlığına başvurmalarına gerek bulunmamaktadır.

1.1.2017 tarihinden itibaren faaliyete geçen özel kreş ve gündüz bakımevlerinin kazançları, faaliyete geçilen dönemden itibaren beş vergilendirme döneminde gelir vergisinden istisna olacaktır. Kurum açma izin belgesinin daha önceki bir tarihi taşıması, istisna uygulamasının süresini değiştirmeyecektir.

İstisna, Tebliğin “İstisnanın kapsamı” başlıklı maddesinde sayılan işletmelere tanınmış bulunmaktadır. Bu nedenle, kreş ve gündüz bakımevi işletmelerinde kazanç istisnasından yararlanan mükelleflerin bu işletmeleri başka bir kişi/kuruma devretmeleri halinde, devralan kişi/kurum, istisnadan beş vergilendirme dönemi değil, faydalanılmayan dönem kadar yararlanabilecektir.

295 sayılı Genel Tebliği ile daha önce eğitim ve öğretim işletmelerinde kazanç istisnası ile dernek ve vakıflarca işletilen rehabilitasyon merkezlerinden elde edilen kazançlara uygulanacak istisnanın usul ve esaslarının belirlendiği 254 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde de bazı değişikliklere gidilmiştir.

Bunlardan biride;

254 sayılı tebliğin “3.1. Eğitim Öğretim Kazançlarına İlişkin İstisna” başlıklı bölümünün son paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Mükellefler, Milli Eğitim Bakanlığınca kendilerine verilen kurum açma izin belgesiyle, faaliyete geçtikleri vergilendirme döneminden itibaren söz konusu istisnadan yararlanabileceklerdir. Mükelleflerin, söz konusu istisnadan yararlanmak için ayrıca Maliye Bakanlığına başvurmalarına gerek bulunmamaktadır.”

Bu durumda 01.01.2017 tarihinden itibaren madde kapsamındaki istisnadan yararlanılması için maliye bakanlığına ayrıca başvuru yapılması gerekmeyecektir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Turizm Acentesine Ücretisiz Tahsis Edilen Odanın Vergi Mevzuatında Değerlendirilmesi 

Turizm acentelerine (turizm işletmesi tarafından) ücretsiz tahsis edilen odaların Kurumlar Vergisi Kanunu, Vergi Usul Kanunu ve KDV Kanunu açısından değerlendirildiği  İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığınca verilen bir özelge (özelge havuzunda) yayınlanmıştır.

Özelge aşağıdaki gibidir.


                                                 T.C.

                               GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

                    İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

         (Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü)

Sayı: 39044742-130-82983

20/06/2016

Konu: Acenteye ücretsiz tahsis edilen otel odası (comp oda) için belge düzeni ve konunun vergisel boyutu.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; Şirketinizin otelcilik faaliyetinden dolayı acentelere oda sattığı, satmış olduğu odaların belli bir sayıyı geçmesi durumunda ilgili acenteye belli bir tarihte oda (comp oda) tahsis ettiği, acentenin göndermiş olduğu müşterilerden dolayı söz konusu acenteden herhangi bir ücret alınmadığı belirtilerek, acenteye ücret alınmadan tahsis edilen odanın (comp oda) vergi kanunları karşısındaki durumu sorulmaktadır.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜDEN

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

             Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun “Ticari Kazancın Tarifi” başlıklı 37 nci maddesinde; “Her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazanç ticari kazançtır” hükmü yer almış ve aynı Kanunun “Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti” başlıklı 38 inci maddesinde ise;

            “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:

            1.İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;

            2.İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

            Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur.”

            hükümlerine yer verilmiştir.

            Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ise ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirim konusu olarak dikkate alınabileceği belirtilmekte olup pazarlama, satış ve dağıtım harcamaları genel giderler kapsamında değerlendirilmektedir.

            Buna göre, Şirketinizin müşterisi olan acenteye satmış olduğu odaların belli bir sayıyı

geçmesi durumunda herhangi bir ücret alınmadan acenteye oda tahsis edilmesinin ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup bedelsiz tahsis edilen söz konusu odaların ücretli odalarla birlikte değil de, daha sonraki bir tarihte kullandırılması durumunda emsal bedel üzerinden düzenlenecek faturada yer alan tutarın ticari kazancın bir unsuru olarak kurum kazancına dahil edilmesi gerekmektedir.

            Diğer taraftan, acentenin ücretsiz tahsis edilen otel odasından dolayı otele fatura düzenleyeceği ve elde edeceği kazancın da acentenin geliri olarak dikkate alınacağı tabiidir.

            Öte yandan, herhangi bir ücret alınmadan tahsis edilen odaların belli sayıya ulaşmasını sağlayan ücretli odalarla birlikte kullanıma sunulması halinde, pazarlama satış dağıtım gideri olarak kabul edilerek 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca kurum kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

            213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Faturanın Tarifi” başlıklı 229’uncu maddesine göre fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.

            Aynı Kanun’un “Faturanın Şekli” başlıklı 230’uncu maddesinin birinci fıkrasının beş numaralı bendinde, satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarasının, faturada bulunması gerektiği, ikinci fıkrasında da malın, bir mükellefin birden çok iş yerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir komisyoncu veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de, malın gönderen tarafından sevk irsaliyesine bağlanması gerektiği belirtilmiştir. Bu irsaliyeler hakkında fiyat ve bedel ile ilgili bilgiler hariç olmak üzere Kanun’un “Faturanın Şekli” ve “Faturanın Nizamı” ile ilgili madde hükümleri uygulanacaktır. Diğer taraftan irsaliyelerde malın nereye ve kime gönderildiğinin ayrıca belirtilmesi gerekmektedir.

            Kanun’un “Faturanın Nizamı” başlıklı 231’inci maddesinin birinci fıkrasının beş numaralı bendine göre faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi gün içinde düzenlenmesi gerekmekte olup bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılmaktadır.

            Mezkur Kanunun 232 nci maddesinde ise, “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:

            1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;

            2. Serbest meslek erbabına;

            3. Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara;

            4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;

            5. Vergiden muaf esnafa.

            Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlarda fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.

            213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 240 ıncı maddesinde, “Taşıma işletmeleri ile otel, motel ve pansiyon gibi konaklama yerleri (Kazancı basit usulde tespit edilenler dahil) aşağıdaki yazılı belgeleri düzenlemek zorundadırlar.

            C) Günlük müşteri listeleri: Otel, motel ve pansiyon gibi konaklama yerleri, odaları, bölmeler ve yatak planlarına uygun olarak müteselsil seri ve sıra numaralı günlük müşteri listeleri düzenlerler ve işletmede bulundururlar.

            Bu listelerde aşağıdaki bilgiler bulunur:

            1. Mükellefin adı, soyadı, varsa unvanı ve adresi,

            2. Oda numaraları yazılmak suretiyle müşterinin adı, soyadı ve oda ücreti,

            3. Düzenleme tarihi. ” hükmüne yer verilmiştir.

            Buna göre,  acente tarafından ücretsiz tahsis edilen otel odasından dolayı otele fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

          KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

            3065 sayılı KDV Kanununun;

            -1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi bulunduğu,

            -5 inci maddesinde ise; vergiye tabi bir hizmetten, işletme sahibinin, işletme personelinin veya diğer şahısların karşılıksız yararlandırılmasının hizmet sayılacağı,

            hükme bağlanmıştır.

            Aynı Kanunun, 20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

            27 nci maddesinde ise bedeli bulunmayan veya bilinmeyen işlemler ile bedelin mal, menfaat, hizmet gibi paradan başka değerler olması halinde matrahın, işlemin mahiyetine göre emsal bedeli veya emsal ücreti olacağı, bedelin emsal bedeline veya emsal ücretine göre açık bir şekilde düşük olduğu ve bu düşüklüğün mükellefçe haklı bir sebeple açıklanamadığı hallerde de, matrah olarak emsal bedelin veya emsal ücretin esas alınacağı ve emsal bedelin veya emsal ücretin Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tespit olunacağı,

            hükmüne yer verilmiştir.

            Dolayısıyla, vergiye tabi bir hizmetten diğer şahısların karşılıksız olarak yararlandırılması hizmete ilişkin hükümler çerçevesinde vergilendirilecek olup, söz konusu hizmete ait bedelin bilinememesi, bulunamaması, bedelin mal, menfaat, hizmet gibi paradan başka değerler olması ya da emsaline göre düşük olması hallerinde Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tespit olunacak emsal bedeli veya emsal ücreti bu işlemin matrahını teşkil edecektir.

            Konuyla ilgili olarak yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (l/B-10.1) bölümünde,

“Ticari hayatta, ticareti yapılan mallara olan talebin artırılması amacıyla, bir takım pazarlama teknikleri geliştirilmekte, satışı yapılan malın yanında başka bir malın ayrıca bir bedel alınmaksızın verilmesi de sıkça karşılaşılan bir pazarlama tekniği olarak ortaya çıkmaktadır. Bir malın tasarruf hakkının malik veya adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devri olarak tanımlanan teslim hükümleri çerçevesinde ticari bir işletmenin yaptığı bedelsiz teslimler de KDV’ye konu olmaktadır.

Ancak, firmaların iktisadi faaliyetini genişletme, emsal işletmelerle rekabet edebilme, üretim veya satışını yaptıkları mallara olan talebi koruma veya artırma amacıyla bir malın yanında başka bir mal verilmesi şeklinde gerçekleşen işlemlerde, promosyon ürünü açısından bir bedelsiz teslim söz konusu olmaz Zira, firmanın genişleyen faaliyetiyle bağlantılı olarak işletmede yaratılan katma değer artar.

Nitekim piyasadan satın alınan veya ithal edilen malların promosyon ürünü olarak müşterilere verilmesi, mükellefler açısından pazarlama gideri niteliğini taşıdığından, bu malların alış bedelleri gider olarak kaydedilebilir.

Dolayısıyla, firmanın yarattığı katma değer içerisinde vergilenen promosyon mallarının müşterilere verilmesi sırasında KDV hesaplanmasına gerek bulunmayıp, bu ürünler için yüklenilen KDV ise indirim konusu yapılabilir.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

            Bu durumda, bedeli mukabilinde verilen bir konaklama hizmetinin yanında verilmek kaydıyla faaliyet konunuz olan konaklama hizmetine olan talebi artırmak amacıyla bedelsiz olarak vereceğiniz konaklama hizmetleri promosyon kapsamında değerlendirilebilecek ve söz konusu hizmetler için ayrıca KDV hesaplanmayacaktır. Ancak bu şekilde hareket edilebilmesi için karşılıksız verilen hizmetlerin, bedel karşılığında verilen bir konaklama hizmeti ile birlikte sunulması gerekmektedir.

            Bu kapsamda, bedel alınmadan tahsis edilen odaların (comp oda), ücretli odaların faturalandığı tarihte kullanıma sunulması halinde söz konusu hizmet için ayrıca KDV hesaplanmayacaktır.

            Ancak, ücret alınmadan tahsis edilen odaların (comp oda), ücretli odalarla birlikte değil daha sonraki bir tarihte kullanıma sunulması halinde söz konusu hizmet KDV’ye tabi olacaktır.

            Bilgi edinilmesini rica ederim