2017 Yılında Yapılan Yatırımlar Dolayısıyla Hak Kazanılan Katkı Tutarının Sonraki Yıllarda Kullanılması Mümkün müdür?

Vesilkalık-2

Bilindiği üzere indirimli kurumlar vergisi müessesi eski yatırım indirimi uygulamasının yerini almıştır.

Bu kapsamda ana düzenleme KVK madde 32/A ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılmıştır. Daha sonra bu bakanlar kurulu kararında muhtelif tarihlerde çeşitli değişiklikler ve eklemeler yapılarak uygulamaya yön verilmiştir.

Bu değişikliklerden biride 2017/9917 Sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Kararla yapılmıştır.

Bu karar ile 2012/3305 sayılı karara eklenen geçici 8. Madde aşağıdaki gibidir.

GEÇİCİ MADDE 8- (1) Bu Karar ve daha önceki kararlara istinaden imalat sanayiine yönelik (US-97 Kodu: 15-37) düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, 1.1.2017 ile 31.12.2017 tarihleri arasında gerçekleştirilecek yatırım harcamaları için;

  1.  Bina-inşaat harcamalarında KDV iadesi,
  2.  Bölgesel, büyük ölçekli ve stratejik teşvik uygulamaları kapsamında vergi indirimi desteğinde uygulanacak yatırıma katkı oranları her bir bölgede geçerli olan yatırıma katkı oranına 15 puan ilave edilmek suretiyle, kurumlar vergisi veya gelir vergisi indirimi tüm bölgelerde yüzde yüz oranında ve yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde yatırımcının diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına uygulanacak oranı yüzde yüz olmak üzere,

teşvik belgesi üzerinde herhangi bir işlem yapılmaksızın uygulanır.”

Bu karara göre 2017 Yılında yapılacak yatırım harcamaları için;

-teşvik belgesi üzerinde yazan yatırıma katkı oranına 15 puan eklenecek,

-kurumlar ve gelir vergisi indirimi oranı %100 olarak uygulanacak,

-yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara uygulanacak mahsup oranı %100 olarak uygulanacaktır.

Bu kapsamda haktan yararlanmak için teşvik belgesi üzerinde bir değişiklik yapılması gerekmemektedir.

2017 yılında imalat sanayiine yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamında yatırım harcaması yapılmasına rağmen yılsonunda kazanç elde edilmemesi halinde bu uygulamadan nasıl yararlanılacaktır?

Esasen (bu kapsamda) 2017 yılı içinde yeni bir yatırımın (sıfırdan) yapılması halinde aynı yılsonunda bu yatırımdan kar elde edilmesini beklemek pek mantıklı değildir. Diğer faaliyetlerden elde edilen kazancın da olmaması halinde mükellefin bu uygulamanın cezbedici yanından faydalanması mümkün olmayacak mıdır?

Böyle bir durumda nasıl bir uygulama yapılacağı hakkına ilgili kararda bir açıklama yapılmamış olsa da kazanılan hakkın kaybedilmemesi gerektiğini düşünmekteyim. Zira geçici madde ile yapılan düzenlemede hakkın sadece 2017 yılında elde edilen kazançlara uygulanabileceği yönünde kısıtlayıcı bir belirlemede yapılmamıştır. Dolayısıyla bu madde de belirtilen şartları sağlamak kaydıyla hesaplanacak yatırıma katkı tutarı ve artırımlı vergi indirimi kazancın çıktığı sonraki dönemlerde kullanılabilecektir.

2017 yılında yapılan yatırım dolaysıyla hak kazanılan yatırıma katkı tutarının toplam yatırım tutarı içinde ayrıca takip edilmesi gerektiği açıktır. Bu durum, toplam yatırıma katkı tutarının birkaç parça halinde takip edilmesi sonucunu doğuracaktır.

Örneğin, toplam yatırıma katkı tutarı şu parçalardan oluşabilir.

-2017 yılında yapılan yatırım dolayısıyla hak kazanılan yatırıma katkı tutarı,

-yatırımın tamamlanmamış olması halinde 2018 yılı (veya sonraki yıllar için) toplam yatırma katkı tutarından mahsup edilebilecek (diğer faaliyet kazançları üzerinden yararlanılacak) yatırıma katkı tutarı,

-2018 yılında kısmen yatırıma başlanmış olması halinde yatırımdan elde edilecek kazanç üzerinden hesaplanacak yatırıma katkı tutarı gibi…

Tüm bunların geçici vergi ve kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde nasıl gösterileceği, uygulamada herhangi birine öncelik verilmesi gerekip gerekmediği ise ayrı bir belirsizliktir.

Ayrıca 2017 yılında kazancın yetersizliği nedeniyle tamamen ya da kısmen yararlanılamayan yatırıma katkı tutarı yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınabilecektir.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Reklamlar

Genç Girişimcilere Sağlanan Teşvik

Vesilkalık-2193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 20 nci maddesinde; ”Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla yirmi dokuz yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilerin, faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu kazançlarının 75.000 Türk lirasına kadar olan kısmı, aşağıdaki şartlarla gelir vergisinden müstesnadır.

Bu şartlar;

  1. İşe başlamanın kanuni süresi içinde bildirilmiş olması,
  2. Kendi işinde bilfiil çalışılması veya işin kendisi tarafından sevk ve idare edilmesi (Çırak, kalfa veya yardımcı işçi çalıştırmak ya da seyahat, hastalık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak işinde bilfiil çalışmamak bu şartı bozmaz.),
  3. Faaliyetin adi ortaklık veya şahıs şirketi bünyesinde yapılması hâlinde tüm ortakların işe başlama tarihi itibarıyla bu maddedeki şartları taşıması,
  4. Ölüm nedeniyle faaliyetin eş ve çocuklar tarafından devralınması hâli hariç olmak üzere, faaliyeti durdurulan veya faaliyetine devam eden bir işletmenin ya da mesleki faaliyetin eş veya üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan veya kayın hısımlarından devralınmamış olması,
  5. Mevcut bir işletmeye veya mesleki faaliyete sonradan ortak olunmaması.

İstisna kapsamındaki faaliyetlerden kazanç elde edilmemesi veya istisna haddinin altında kazanç elde edilmesi hâllerinde dahi yıllık beyanname verilir.

Bu istisnanın, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.

Konu ile ilgili ayrıntılı açıklamalar 292 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

Ayrıca bu kapsamda indirimden yaralanmak için vergi dairesine başvuru yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

YATIRIMA KATKI TUTARININ ENDEKSLENMESİ KARMAŞASI

 

DSC_18131- Ana Hatlarıyla Yatırıma Katkı Tutarının Endekslemesi Müessesesi

07.09.2016 tarih ve 29824 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 6754 sayılı Kanunun 66. maddesi ile KVK’nın 32/A maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere; Yatırımın tamamlanması şartıyla, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle yararlanılan kısmı hariç olmak üzere kalan yatırıma katkı tutarı, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır.” cümlesi eklenmiştir. Söz konusu değişiklik 6745 sayılı Kanunun yayım tarihi olan 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısı ile yürürlük tarihinden itibaren tamamlanmış yatırımların ilgili vergi dönemine kadar henüz yararlanılmamış olan yatırıma katkı tutarlarının yeniden değerleme oranları esas alınarak endekslenmesi mümkün hale gelmiştir.

Bu uygulamanın önemli unsurları başlıca şunlardır:

  • Yatırımın tamamlanmış olması gerekmektedir. Tamamlanmamış yatırımlar için endeksleme yapılamayacaktır.
  • Endeksleme yalnızca önceki dönemlerde henüz yararlanılmamış yatırıma katkı tutarına uygulanacaktır.
  • Henüz yararlanılmamış yatırıma katkı tutarının endekslenmeye başlanacağı ilk dönem, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıldır.
  • Endekslemeye konu oran, her yıl (ayrıca her geçici vergi dönemlerinde) Gelir İdaresi tarafından açıklanan yeniden değerleme oranıdır.

2- Endeksleme Karmaşası

Peki, konu yukarıda aktarıldığı kadar açıkken, karmaşa bunun neresinde?!!

Vergi idaresi 31.12.2016 tarih ve 29935 (3.mükerrer) Sayılı Resmi Gazete ile yayınladığı 11 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 21’inci maddesi ile Yatırıma katkı tutarında endekslemesine ilişkin açıklamalara yer vermiştir.

Tebliğde ilgili kanun değişikliği aktarıldıktan sonraki paragraf metni, “Buna göre, ilgili teşvik belgesi kapsamındaki toplam yatırıma katkı tutarının yatırımın tamamlandığı hesap döneminin sonuna kadar yararlanılamayan kısmı (yatırımın tamamlandığı hesap döneminin sonuna kadar gerek diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara ve gerekse yatırımın tamamen veya kısmen işletilmesinden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanması suretiyle yararlanılan kısmından sonra kalan yatırıma katkı tutarı), yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınacaktır.“ şeklindedir.

Buraya kadar her şey yolunda iken tebliğin devamında verilen örnek ile kafalar karışmıştır. Tebliğin devamında verilen örnek şu şekildir:

“Örnek: (L) A.Ş. yatırım teşvik belgesi kapsamında 2013 hesap döneminde başladığı yatırımını 15/10/2015 tarihinde tamamlamış ve 1/11/2015 tarihinde tamamen işletmeye başlamıştır.

 (L) A.Ş.’nin yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımının yatırıma katkı oranı %50 ve vergi indirim oranı %80 olup toplam yatırıma katkı tutarı 3.000.000.- TL’dir. (L) A.Ş. toplam yatırıma katkı tutarının 800.000.- TL’lik kısmını 2013 ve 2014 hesap dönemlerinde diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına indirimli kurumlar vergisi uygulamak suretiyle kullanmıştır. Yatırımın tamamlandığı 2015 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde, diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına indirimli kurumlar vergisi uygulamak suretiyle 450.000.- TL, bu yatırımından elde ettiği kazancına indirimli kurumlar vergisi uygulamak suretiyle de 250.000.- TL olmak üzere yatırıma katkı tutarının toplam 700.000.- TL’lik kısmından yararlanmıştır. 2016 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde, bu yatırımından elde ettiği kazancına indirimli kurumlar vergisi uygulamak suretiyle yatırıma katkı tutarının 300.000.- TL’lik kısmından faydalanmıştır.

 Buna göre, (L) A.Ş. bu yatırımına ilişkin toplam yatırıma katkı tutarının kalan [3.000.000.- TL – (800.000.- TL + 700.000.- TL + 300.000.- TL)=] 1.200.000.- TL’lik kısmını, 2017 yılı için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırarak kullanabilecektir. 2017 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranının %5 olması halinde, (L) A.Ş.’nin yeniden değerleme sonrasında yararlanabileceği yatırıma katkı tutarı [1.200.000.- TL x (1 + 0,05)=] 1.260.000.- TL olacaktır.

 (L) A.Ş.’nin 2017 hesap döneminde bu yatırımından elde ettiği kazancının 2.500.000.- TL olması halinde yararlanılacak yatırıma katkı tutarı [(2.500.000.- TL x %20) – (2.500.000.TL x %4)] 400.000.- TL ve bu durumda 2018 hesap dönemine devreden yatırıma katkı tutarı da (1.260.000.- TL – 400.000.- TL=) 860.000.- TL olacaktır. (L) A.Ş. bu tutarı, 2018 yılı için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırarak kullanabilecektir.”

Bu örnek dikkatlice incelendiğinde, 2015 yılında tamamlanan yatırımın henüz yararlanılmamış olan yatırıma katkı tutar kısmının endekslenmeye başlandığı ilk hesap döneminin 2017 olarak belirtildiği görülmektedir.  Oysa kanun ve tebliğin konu ile ilgili metin kısımları dikkatlice incelendiğinde endekslenmeye başlanacak ilk hesap döneminin, yatırımın tamamlandığı yılı takip eden hesap dönemi olduğu görülmektedir. Buna örnek verecek olursak, 2015 yılında tamamlanan bir yatırımın, henüz yararlanılmamış olan yatırıma katkı tutarının endekslenmeye başlanabileceği ilk hesap döneminin 2016 yılı olacağı açıktır. Ancak bununla birlikte 2016 yılında endeksleme yapılabilecek ilk tarih, kanunun yürürlük tarihi olan 07.09.2016 tarihinden sonraki geçici vergi döneminden itibaren uygulanabileceği tabiidir.

Sonuç olarak, kanun ve tebliğin metin kısmı ile tebliğde verilen örnek arasındaki bu farklı durum vergi camiasını tereddüde düşürmektedir. Bizce, Vergi İdaresinin konuya ilişkin tebliğdeki örneği hatalıdır. Aksi halde örnek, kanun ve tebliğin metin kısmı ile çelişmektedir. Bu nedenle, yapılan hatalı örneğin bir an önce düzeltilmesi gerekmektedir.

Olcay KIRAN

SMMM & Bağımsız Denetçi

Yatırım teşvik kapsamında iktisap edilen makine teçhizatın satış, devir ve kiralamaya konu olması

Yatırımlarda devlet yardımları hakkında kararlara göre teşvik belgeleri kapsamında yapılan yatırımın kısmen ya da tamamen devri, alınan makine ve teçhizatın satış, ihraç veya kiralama yoluyla elden çıkarılması bazı şartlar dahilinde mümkündür. Bunun şartları genel itibariyle şöyledir:

1) Teşvik belgesi kapsamı yatırımların bütün olarak satışı, tamamlama vizesinin yapılmış olması ve işletmeye geçiş tarihinden itibaren beş yıl faaliyette bulunulmuş olması halinde serbesttir. Ancak, yatırım teşvik kapsamında alınan makine teçhizatın birinin veya bir bölümünün devir, satış, ihraç veya kiralanması için bu makine ve teçhizatın teminini müteakip beş yılın doldurmuş olması yeterlidir.

Tamamlama vizesi yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın işletmeye geçiş tarihinden itibaren beş yıllık süreyi doldurmamış yatırımların bütün olarak devri, teşvik belgesi üzerinde unvan değişikliği yapılmak suretiyle mümkündür.

2) Bununla birlikte, tamamlama vizesi yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın beş yılını doldurmamış makine ve teçhizatın yatırımın bütünlüğünün bozulmaması kaydıyla veya bütünü ile birlikte;

a) Teşvik belgeli bir başka yatırım için devri,

b) Teşvik belgesi olmayan bir başka yatırımcıya satışı,

c) İhracı,

d) Teşvik belgesi kapsamında temin edilen makine ve teçhizatın, üretilecek mal veya hizmetlerin teşvik belgesi sahibi yatırımcı tarafından satın alınması koşuluyla diğer bir yatırımcıya herhangi bir ücret alınmaksızın geçici olarak verilmesi veya kiralanması bakanlığın iznine tabidir.

Bu tür durumlarda satış izni verilen makine ve teçhizata uygulanan destekler geri alınmaz. Ancak, satış iznini müteakip, yatırımcının teşvik belgesini başka nedenlerle iptal etmesi hâlinde izni verilen makine ve teçhizata uygulanan destekler de ilgili mevzuat çerçevesinde kısmen veya tamamen geri alınır.

3) Beş yıllık süreyi doldurmamış makine ve teçhizatın tamamlama vizesinin yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın izinsiz satılması veya satılmasına sebebiyet verilmesi halinde konu hakkında en kısa sürede Bakanlığa bilgi verilmesi gerekir. Bu durumda, satışı yapılan makine ve teçhizat ile ilgili tahsil edilmeyen gümrük vergisi ve KDV ile varsa indirimli kurumlar vergisi veya gelir vergisi uygulanmak suretiyle yararlanılan destekler ilgili mevzuat çerçevesinde geri alınır. Satış dolayısıyla yatırım tutarında meydana gelen azalma nedeniyle kullanılabilecek azamî kredi tutarında azalma oluşması durumunda ise fazladan kullanılan krediye tekabül eden faiz desteği ile tahsil edilmeyen Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintileri ilgili mevzuat çerçevesinde geri alınır.

4) Teşvik belgesine konu yatırımlardan tamamlama vizesi ve belgede kayıtlı özel şartların vizesi yapılabilecek durumda olanlar için, yatırımcıların cebrî icra takiplerine konu olması veya iflas masasına girmesi durumunda; yatırımcı, icra organı veya iflas organı tarafından icra ile satışın veya iflasın kesinleşme tarihinden önce talep edilmesi hâlinde, Bakanlıkça teşvik belgesinin tamamlama vizesi yapılabilir. Ancak, satışın kesinleşmesi hâlinde kesinleşme tarihi itibarıyla varsa satış için gerekli süreleri doldurmamış olan makine ve teçhizata yönelik olarak yararlanılan destekler ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde geri alınır.

5) Yatırımcının ilgili kanun hükümlerine göre tasfiyeye girmesi hâlinde de, ilgili tasfiye kurulunun veya organının talebi üzerine bir önceki fıkra hükümlerine göre işlem yapılabilir.

Satış İşleminin KDV karşısındaki durumu:

Kdv uygulama genel tebliğinin II-B/5.1. bölümünde, “Yatırım teşvik belgesi kapsamında temin edilen makine ve teçhizatın, Ekonomi Bakanlığının izin ve onayı ile yatırım teşvik belgesi sahibi bir başka mükellefe, bu mükellefin sahip olduğu yatırım teşvik belgesi eki listede aynı makine ve teçhizatın yer alması şartıyla katma değer vergisinden istisna kapsamında devri mümkündür.” şeklinde hüküm bulunmaktadır. Ayrıca konu ile ilgili, İzmir Vergi Dairesi’nin 15/04/2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.35.17.01-35-02-91 sayılı özelgesinde;

Yatırım teşvik belgesi sahibi şirketinizin belge kapsamında satın aldığı makine ve teçhizatı, Hazine Müsteşarlığının (güncelde Ekonomi Bakanlığı’nın) izin ve onayı ile yatırım teşvik belgesi sahibi bir başka mükellefe, bu mükellefin sahip olduğu yatırım teşvik belgesi eki makine ve teçhizat listesinde de aynı makine ve teçhizatın yer alması ve vergi dairesinden aldığı istisna yazısını da Şirketinize ibraz etmesi şartıyla, Katma Değer Vergisi Kanununun 13/d maddesine göre KDV hesaplanmadan teslim etmesi mümkün bulunmaktadır.” denmektedir.

Olcay KIRAN

SMMM & Bağımsız Denetçi

Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Karar (2016/9495 Sayılı BKK)

26.11.2016 tarih ve 29900 sayılı resmi gazetede 2016/9495 sayılı BKK ile “Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Karar” yayınlanmıştır.

Söz konusu karara ilişkin özet şöyledir:

  • Bu teşvik sisteminin amacı, ülkenin mevcut durumda veya gelecekte ortaya çıkabilecek kritik ihtiyaçlarını ve arz güvenliğini sağlayacak, dışa bağımlılığı azaltacak, teknolojik dönüşümünü gerçekleştirecek, Ar-Ge yoğun ve yüksek katma değerli yatırımların gerçekleşmesini sağlamaktır.
  • Bu karara göre asgari 100 milyon USD tutarında yatırım yapmak üzere, yeni bir yatırım teşvik belgesi için Ekonomi Bakanlığı’na başvurulması ve bakanlıkça düzenlenecek olan bir “Destek Karar” yazısı alınması gerekmektedir.
  • Başvurunun, Ekonomi Bakanlığı’nın yatırım konusu ile ilgili olarak,

           1- Firmayı yatırım yapmaya doğrudan davet etmesi ya da

           2- Kamuya duyuru yoluyla çağrıda bulunması üzerine, firma tarafından yapılması gerekmektedir.

  • Bu yatırım teşvik sistemi, hali hazırda var olan yatırım teşvik sisteminin karakteristik özelliklerini taşımakla birlikte, ilave teşvik unsurları taşımaktadır. Bu ilave teşvik unsurları başlıklar halinde şunlardır:

1- Nitelikli personel desteği (işletme döneminde)

2- Sermaye katkısı

3- Enerji desteği

4- Kamu alım garantisi

5- Altyapı desteği

6- Kanunlarla getirilen izin, tahsis, ruhsat, lisans ve tesciller ile diğer kısıtlayıcı hükümler için istisna getirilmesi veya yasal ve idari süreçlerde kolaylaştırıcı düzenleme yapılması.

  • Kararda önemli görülen diğer bazı hususlar şöyledir:

1- Şirket hisseleri ve yatırımın devri mümkün olmakla birlikte, destek karar yazısında belirtilen süre ve koşullar çerçevesinde bakanlığın iznine tabidir.

2- Yatırımın devrine bakanlıkça izin verilmesi durumunda, devralan yatırımcı, yatırım taahhütlerini yerine getirmek koşuluyla, belirlenen desteklerin kalan kısmından yararlanabilecektir.

3- Borsada paylarını satması dışında, yatırım tamamlanmadan hisselerini devretmesi bakanlık iznine tabidir.

4- Yatırımların gerçekleşmemesi veya taahhütlerin yerine getirilememesi durumunda ve talep edilmesi durumunda, proje bazlı bu teşvik sisteminin unsurları, “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” hükümleri çerçevesinde değerlendirilebilir. Ancak varsa, proje bazlı teşvik sisteminde elde edilen ilave destekler 6183 sayılı kanun hükümleri çerçevesinde geri alınır.

Olcay KIRAN

SMMM & Bağımsız Denetçi

 

Yatırıma Katkı Tutarını Değerlemeye Tabi Tutmayı Unutmayın

 

Bilindiği üzere öteden beri devam etmekte olan yatırım teşvik uygulaması yerini indirimli kurumlar vergisi uygulamasına bırakmıştır. İndirimli kurumlar vergisi uygulaması 5520 sayılı kanunun 32/A maddesinde düzenlenmiştir.

Yapılan düzenlemeye göre kısaca; indirimli vergi uygulanması ile yararlanılacak yatırıma katkı tutarı, yapılan yatırımdan elde edilen kazanca düşük vergi oranı uygulanması ile devlete ödenmeyen kısmın toplamından oluşmaktadır. Buda indirim uygulamasının uzun zamana yayılmasına yol açmaktadır. Ancak geçen bu zaman için yatırım en başında hesaplanan yatırıma katkı tutarı hiçbir şekilde güncellenmemekte, yeniden değerlenmemekteydi. Bir başka ifade yatırıma katkı tutarı en azından enflasyon gibi bir törpüye maruz kalmaktaydı.

20.08.2016 tarihinde Meclis tarafından kabul edilerek yasalaşan ve bugünlerde Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenen 6745 sayılı Kanunun 66’üncü maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32/A maddesinde değişiklik yapılmıştır.

Buna göre yatırımın tamamlanması şartıyla, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle yararlanılan kısmı hariç olmak üzere kalan yatırıma katkı tutarı, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınacaktır.

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Daha Önce Aktifleştirilmiş Ar-Ge Harcamalarının İlgili Dönemde Aktiflerden Çıkarılarak Doğrudan Gider Yazılması Durumları

DSC_1813Ar-Ge indirimi müessesesinin birkaç önemli unsurundan biri de Ar-Ge projesinden vazgeçilmesi veya projenin olumsuz sonuçlanması durumlarında, daha önceki dönemlerde aktifleştirilmiş olan ve cari dönemde projenin sonuçlandığı tarihe kadar yapılmış olan harcamaların muhasebe ve vergisel durumudur.

5746 sayılı kanunun 3 üncü maddesinde “…Ayrıca bu harcamalar, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre aktifleştirilmek suretiyle amortisman yoluyla itfa edilir, bir iktisadi kıymet oluşmaması halinde ise doğrudan gider yazılır. Kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili hesap döneminde indirim konusu yapılamayan tutar, sonraki hesap dönemlerine devredilir. Devredilen tutarlar, takip eden yıllarda 213 sayılı Kanuna göre her yıl belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır.” hükmü bulunmaktadır. Buna paralel olarak, 1 seri no’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 10.2.6. bölümünde de “…Ancak projeden, daha sonraki yıllarda vazgeçilmesi veya projenin tamamlanmasına imkan kalmaması durumunda, kurumun Ar-Ge faaliyeti kapsamında yapmış olduğu ve önceki yıllarda aktifleştirilmiş olan tutarların doğrudan gider yazılabilmesi mümkün bulunmaktadır.”  denmektedir.

Kanaatimce Ar-Ge teşvik mevzuatımızın en önemli noktalarından biri budur. Bir Ar-Ge projesine, doğası gereği,  araştırılan ve planlanan faaliyetlerin başarısızlıkla sonuçlanabileceği henüz proje başlangıcında ihtimal dahilinde tutularak başlanmaktadır. Doğası gereği diyoruz, çünkü Ar-Ge faaliyeti mevzuattaki tanımında da yer aldığı üzere, bilimsel ve teknolojik bir belirsizliğe odaklanan özgün çalışmalardır. Çağımızda özellikle teknoloji alanında o kadar hızlı bir değişim var ki, yapılan bir ar-ge projesi  henüz tamamlanamadan eski bir teknoloji haline gelebilmektedir. Nitekim, “…Gardner Institue’un Bilgi Teknolojileri (BT) sektörü araştırmasına göre, BT projelerinin %74’ü başarısızlıkla tamamlanmakta ya da maliyet/zaman hedeflerini aşmaktadır. Projelerin %51’i bütçesini %200 oranında aşmakta ve ancak hedeflenen özelliklerinin %75’ini karşılayabilmektedir. Standish Group’un 2011 tarihli araştırma raporuna göre ise; BT projelerinin %31’i daha tamamlanmadan iptal oluyorken, %52,7’si maliyetini %189 oranında aşmaktadır.”([1]) Eski bir teknoloji haline gelen projelerin devam ettirilmesi de haliyle gereksiz hale gelebilmekte, proje tamamlandığında çöp hale gelmesi ya da bu sonucun bilinmesine rağmen projeye devam edilmesi durumunda hem ülke hem de işletme kaynaklarının israfı söz konusu olabilmektedir.  Bu takdirde, Ar-Ge teşvikinin işlevselliği büyük ölçüde erozyona uğramaktadır.

Bu nedenlerle, vergi planlayıcıları Ar-Ge konusunda başarı kadar başarısızlığı da dikkate alarak bunun mevzuatını oluşturmuşlardır. Böylece, büyük işletmeler gibi özellikle yeterli kaynağa sahip olmayan küçük işletmeler de Ar-Ge faaliyetine özendirilmekte, olumsuz sonuçlanan Ar-Ge projelerinden meydana gelen zarara devletin iştirak etmesi sağlanmaktadır.  Projelerin başarısız olması durumunda daha önce indirilen ve/veya aktifleştirilen Ar-Ge harcamaları ilgili dönemde doğrudan gider hesaplarına intikal ettirilerek, hem ar-ge indiriminden faydalandırılmakta hem de dönem gideri yapılmasına müsaade edilerek vergi avantajı sağlamaktadır. Aslında burada sanki, baktığınız pencereye göre, devlet tarafından Ar-Ge projesinin olumsuz sonuçlanması daha çok teşvik ediliyor gibi bir bakış açısı da oluşabilir. Çünkü Ar-Ge projesi olumlu sonuçlansaydı, aktifleşen tutarlar projenin sonuçlandığı dönemden itibaren 5 yılda amorti edilecekti. Oysa, proje olumsuz sonuçlanınca, proje harcamalarının tüm aktifleşenlerle birlikte ilgili dönemde tek seferde gider yazılmasına müsaade edilmektedir. Gerçi Bilim Sanayi Bakanlığı tarafından görevlendirilen hakemler, tüm Ar-Ge projelerini, olumlu olumsuz projelerin akıbetlerini inceleyip bir rapor yazıyorlarsa da, konunun bu kısmı mükellefler tarafından muvazaaya çok açıktır. Bu hakemlerin hazırladıkları raporları mükellefin görmediğini de dikkate alacak olursak, denetimlerde buraya dikkat edilmesi gerekebilmektedir. Mükelleflerin projenin sonuç değerlendirme yazılarını bu hususa dikkat ederek ve vazgeçme ve olumsuz sonuçlanma gerekçelerini ortaya koyarak oluşturmaları önem arz etmektedir.

Ar-Ge Projesinin devam etmesinin mümkün olmadığı durumlarda ve/veya projeden vazgeçilmesi durumlarında;

1- Önceki dönemlerde aktifleştirilen Ar-Ge harcama tutarlarının, aktiflerden çıkarılarak ilgili dönemde doğrudan gider yazılabilmesi,

2- Cari dönem ile ilgili harcamaların ise, dönem başından projenin olumsuz sonuçlandığı veya vazgeçildiği tarihe kadar yapılan Ar-Ge harcamaların hem aktifleştirilenlerin hem de henüz aktiflere alınmamış olanların doğrudan gider yazılması ve Ar-Ge indirimine tabi tutulması mümkün bulunmaktadır.

Ayrıca, kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili hesap döneminde indirim konusu yapılamayan tutarlar, sonraki hesap dönemlerinde yeniden değerleme oranında değerlemeye tabi tutularak devredilebilir.

Konuya farklı bir bakış açısı da İstanbul Vergi Dairesinin 06.01.2016 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-125[10-2014/428]-1112 sayılı özelgesi ile gelmiştir. Özelgeye göre, gerek işletmenin kendi talebi doğrultusunda gerekse Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından idari karar ile işletmenin Ar-Ge Merkezi belgesini iptal edilmesi durumunda, yine yukarıdaki esaslara göre daha önce aktifleştirilen Ar-Ge harcamaları ile birlikte tüm Ar-Ge harcamalarının ilgili dönem giderlerine aktarılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

Dipnotlar:
[1] 22.06.2015, http://www.turktekteknoloji.com.tr/Hizmetler.aspx?DataID=8&Baslik=Ar-Ge%20Projesi%20Risk%20Y%F6netimi

Olcay KIRAN

Bağımsız DENETÇİ & SMMM