Taşınmazların 7144 Sayılı Kanun Kapsamında Yeniden Değerlenmesinde Özel Durumlar

imageTaşınmazların yeniden değerlemesine ilişkin 7144 Sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” 25 Mayıs 2018 tarihli ve 30431 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yapılan düzenlemeye göre;

-Uygulamadan tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabilmektedir.

-Uygulama kapsamında sadece taşınmazların yeniden değerlenmesine imkan sağlamaktadır.

“Taşınmazlar” Türk Medeni Kanunu’nda aşağıdaki şekilde belirlenmiştir:

  • Arazi,
  • Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar,
  • Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler.

-Değerleme işlemlerinin 30/9/2018 tarihine kadar yapılması gerekmektedir.

-Değerleme işlemi ile bulunan net artış tutarı pasifte özel bir fon hesabına alınmalı ve bu tutar üzerinden % 5 oranında hesaplanan vergi; yeniden değerleme işleminin yapıldığı tarihi izleyen ayın 25 inci günü akşamına kadar bir beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairesine beyan edilerek, aynı süre içerisinde ödenmelidir. Bu ödeme kkeg olarak kayda alınmalıdır.

-Yeniden değerlemeye tabi tutan kıymetler için yeni değer üzerinden amortisman hesaplanmasına devam edilebilir. (Boş arsa ve araziler için amortisman uygulamasının yapılamamaktadır.)

-Pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışı tutarının, sermayeye ilave edilme dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen kısmı, bu işlemin yapıldığı dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin bu dönemde gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulur.

-Yeniden değerlemeye tabi tutulan taşınmazların elden çıkarılması halinde, pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışları, kazancın tespitinde dikkate alınmayacaktır.

Değerlendirme ve Sonuç:

7144 sayılı kanun ile getirilen yeniden değerleme düzenlemesi, iktisap tarihinin üzerinden uzunca bir süre geçmiş olan taşınmazların kayıtlı değerinin güncellenmesi için önemli bir fırsattır. Zira kamuoyunda uzun zamandır böyle bir düzenleme yapılmasına yönelik beklenti mevcuttu.  İktisap anında bedeli döviz ile ödenmiş olan taşınmazların iktisap tarihinden itibaren değerleme gününe kadar uzun bir zaman geçmese bile yükselen kur değerleri nedeniyle de kayıtlı değer ile rayiç değer arasında büyük farklar oluşabilmektedir. Bu durumdaki bir taşınmazın satışının yapılması halinde de yüksek kar çıkmaktadır. Uygulamadan yararlanılması halinde bu tarz sorunlarda ortadan kalkacaktır.

Taşınmazların kayıtlı değerlerinin (amortismanları ile birlikte) değerleme işlemine tabi tutulması bilançoların aktif ve pasif olarak daha güçlü görünmesini sağlayacaktır. Her ne kadar bu güç direkt olarak nakit ve benzeri bir sermaye artışı sağlamasa da taşınmazların güncel değerleri ile bilançoda yer alması varlıkların sahibi olarak bankalara karşı kredi başvurunda bulunan kurumun elini kuvvetlendirecektir.

Bu uygulama teknik iflas halinde olan kurumlar içinde önemli fırsat olacaktır. Zira hesaplanan değerleme artışı sermayeye eklenebilecektir.

Ancak bu uygulama ile birlikte aktifte meydana gelen artış kurumun (ilgili yönetmeliğe göre belirlenen aktif büyüklük sınırını aşması sebebiyle) kobi olma vasfını kaybetmesine ya da (belirlenen kriterlerden biri olan aktif büyüklüğün sınırının aşılması sebebiyle) bağımsız denetime tabi olmasına neden olabilir.

Ayrıca uygulama ile hesaplanan ve fon hesabına kaydedilen tutar sermayeye eklenmese bile özvarlık içinde yer alması sebebiyle ilişkili kişilerden borç alan kurumlarda örtülü sermaye hesabında sınırı (özel fona kayıt edilen tutarın 3 katı kadar) daha yukarıya taşıyacaktır.

 

Menderes ÇETİN

SMMM – Denetçi

Reklamlar